Anasayfa

4405_9320.jpg Resimleri
 

Adidas // imkansız yoktur konkuru!


Pin It
Volontaire  Stockholm'da varolan minik bir ajans.

Bu ajans kocaman bir işe gönül koymuş.

Amaçları:
Adidas'ın küresel olarak işlerini 3 haftada ajanslarına kazandırmak.

Neden?: Çünkü Adidas'a göre, imkansız yoktur!

Hazırladıkları web sitesinden gün gün Adidas konkuru için neler yaptıklarını görebiliyorsunuz.

Ekipleri
:
Malin Berg, 22
Henrik Bohman, 23
Elisabet Fischer, 24
Berghs School of Communication 1. sınıfında okuyanlar

Adidas virali mi diye düşünmeden edemedim açıkçası. Ne dersiniz?





Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


Aygül Pembecioğlu (18 Mart, 2009 12:17 Çarşamba)
marka olsam proaktif olduklari için etkilenirdim. umarım fikirleri Adidas'ı almak için yeterli olur.

dozdenoir (18 Mart, 2009 14:05 Çarşamba)
ben çok ısınamadım bu işe.
imkansız yoktur konsepti adidasın değil adidasın işlerini yapan ajansa aittir. Getirdikleri bu yaklaşım başka bir reklam ajansının getirdiği mantığın devamını getirmektir. Arkasında kalmaktadır. hatta web site ismi bile bu lafın altında kalmaktadır. Yaptıkları işler de çok çarpıcı bir yan göremedim maalesef ama iyi niyetlerinden dolayı bir viral bütçesi verilebilir.

big mac (18 Mart, 2009 16:10 Çarşamba)
 sevgili bigu....

big mac (18 Mart, 2009 16:11 Çarşamba)
" . "

big mac (18 Mart, 2009 16:16 Çarşamba)
doz...
imposibble is nothing... adidasin son donem en buyuk kampanyalarindan biri ve tumuyle adidasa aittir hic bi sahis veya kuruma ait degildir..ve adidasla birlikte halen yasiyo baska bi ajansin bununla ilgili calismasi sakincali bi durum degil aksine cook coook cooook faydali bi durumdur,.. bence..

big mac (18 Mart, 2009 16:18 Çarşamba)
 viki..
bunun bi urun satisi artirmasini beklemek gerekir mi.. kendi basina?? sadece markanin gucunu artirmayi amaclasa mesela..

Yalçın (settar) Pembecioğlu (18 Mart, 2009 16:47 Çarşamba)
big mac, dozde haklı bence yahu. adidas telifini ödeyip ajanstan tüm işlerin haklarını almış olsa da sonuçta adidas için yeni bir yaklaşım değil, başka bir ajansın başarılı yaklaşımını "uygulayarak" bir şey yapıyorlar aslında...

parlak bir işlerinin olmaması da cabası. aslında adidas'ı almak değil, seslerini duyurmak amaç muhtemelen, fakat bu işlerle "bad pr" oluyor daha çok...

dozdenoir (18 Mart, 2009 16:47 Çarşamba)
imposibble is nothing  nasıl tamamen adidas'ın oluyor. Gerçekten konu hakkında yaptığım araştırmada böyle bir bulguya rastlayamadığım için soruyorum. Bu adidasın son zamanlarda kendilerinin bulduğu bir slogan mı yoksa 2004 yılından beri kullandığı ve bir ajansın önerdiği bir söz mü? tamamen adidasa adanmış olsa bile bu cümleyi yazan bir yaratıcı yok mudur? Zaten halihazırda yaratıcı işleri gayet güzel sürdürüyor ajanslar. Bu gençlerin aynı slogan çatısı altında yapacakları bir farklılık kazandırmaz gib geliyor. 

Viral konusunda da bence şöyle bir olay var. Bu adidasın değil, ajans olan 3 kafadarın viral ödevi olabilir.  (tbwa olayında yanıldığım gibi bunda da yanılabilirim tabi ama söylemesem de içimde kalacak :p) 

big mac (18 Mart, 2009 16:52 Çarşamba)
 evet parlak isler yok... ve evet sanirim ajans kendi promosu icin boyle bi ise kalkismis..

ama ajans telif vs.. onlara katilmiyorum .. impossible is nothing'in creative leri kim ben bilmiyorum bilen varsada yazsin... "impssibble is nothing" adidas equipmente aittir. onun o ajansta kalmasi diey bisi dusunemiyorum...ajans kendini kapatsa nolucak biticekmi.. markaya ait bisey yapiyosun ve satiyosun artik o senden cikmis oluyo.. yani anlayamiyorum o logolasmis durum tabiki biri tarafindan yapidi ve o bununla gurur duyabilir ama artik adidasa aittir..

Yalçın (settar) Pembecioğlu (18 Mart, 2009 16:53 Çarşamba)
big mac: impossible is nothing, 180 Amsterdam adlı ajansın işi.

big mac (18 Mart, 2009 16:54 Çarşamba)
 bakiyorum..

dozdenoir (18 Mart, 2009 16:56 Çarşamba)
Sorun sloganın telifi değil zaten. Daha önce 180 amsterdamın yarattığı başarılı bir işin altına sığınmak.

big mac (18 Mart, 2009 16:56 Çarşamba)
 cok kati bakiyosunuz gibi geliyo// bide ben konuyu bastan yanlis anladim biraz...

Yalçın (settar) Pembecioğlu (18 Mart, 2009 16:57 Çarşamba)
hatta basın bültenini de buldum burada.

Aygül Pembecioğlu (18 Mart, 2009 16:59 Çarşamba)
ciyaaakkk!!! big mac parça parça yazma lütfen. dedim noluyor 12 yorum var diyor ana sayfada.

Yalçın (settar) Pembecioğlu (18 Mart, 2009 17:00 Çarşamba)
katı bakmak değil, şöyle anlatmaya çalışayım bir de;

bu minik ajansın yaptığı şey "yaratıcılık" konuşulan bir işte daha en baştan diğer ajansın daha yaratıcı olduğunu etmek. "

"180'in fikri o kadar süper ve sana o kadar yakışıyor ki, ben de o fikre dayanarak karşına çıkıyorum" demek.


big mac (18 Mart, 2009 17:01 Çarşamba)
 evet bu guzel bisi diilmi.. yorumlamak denilen seyi ben seviyorum sanirim hep... muzikte onda bunda vs. yani 180 de is basarili olsa "vay be ne guzel oldu bu." dese..

Yalçın (settar) Pembecioğlu (18 Mart, 2009 17:02 Çarşamba)
o zaman zaten çok yaratıcı fikir bulmuş bir ajansla çalışıyorsa adidas (bu minik ajans onu demişti ya), niye o ajansı bıraksın peki? :)

Aygül Pembecioğlu (18 Mart, 2009 17:03 Çarşamba)
ben 20 yaşında olsam cesaret edemeyeceğim bişi yaptıkları ve hırsları, kendilerine inandıkları için sevdim.

viral konusunda sadece marka kendinden bahsettirmek içinde böyle bişi yaptırmış olabilir diyorum. Keza reklam ajansı sayfasında bişi yok :P

big mac (18 Mart, 2009 17:03 Çarşamba)
 niye biraksinki tonla ajansla calisiliyo zaten... ilk aklima gelen 1stavemachine mesela bu isle kimse kimseyi birakamaz.. 180 nin basili isleri filan da mustesem...

Yalçın (settar) Pembecioğlu (18 Mart, 2009 17:28 Çarşamba)
big mac, bi yorum yazıyosun, bakıp cevap yazıyorum. sonra o yorumu editleyerek güncelliyor, genişletiyorsun :) bu durumda yukarıdan aşağıya okunduğunda benim aslında ilk yazdığın şeye yanıt verdiğim de anlaşılmıyor tabii. senden ricam, aceleyle yorumunu yayınlamak yerine kararını ver, metni kendi içinde onayla, öyle yayınla. ya da yeni bir şey gelirse aklına -viki kızsa da- ayrıca yaz :) özellikle altında o yoruma yazılmış bir yanıt varsa...

big mac (18 Mart, 2009 17:36 Çarşamba)
 ama yok tamam haklisin. ilk yazdigim yorum cook sacma geldi sonradan onu silmek zorunda kaldim..

big mac (18 Mart, 2009 17:37 Çarşamba)
 puahah firca yedim..

Yalçın (settar) Pembecioğlu (18 Mart, 2009 17:52 Çarşamba)
affetmem ;)

phoenixia (18 Mart, 2009 23:42 Çarşamba)
ikilemde bıraktınız yau..:)

impossible is nothing, ajansının adidas'ın yönergeleri doğrultusunda adidas'ın felsefesine uygun olarak ortaya atılmadı mı.. evet-yanlışsa düzeltin-

adidas bu felsefeyi ürünleriyle beraber yaşamın içine sokmadı mı..evet-yanlışsa düzeltin-

bu felsefe kapsamında yapılan reklam çalışmalarında çabanız ve hayallerinizin büyüklüğü önemlidir, azmedin ve yılmayın düşüncesi güdülenmedi mi.. evet-yanlışsa ne yapacağınızı biliyorsunuz..:)

bu felsefe bir ajans tarafından sloganlaştırıldı diye bir başka ajanscığın bu felsefeyi benimsediğini göstererek "boyundan büyük işlere" kalkışması ve adidas'ın kapısını çalması bence tuhaf değil, adidas'ın verdiği mesajın özüne uygun...

mantık olarak yanlış gelmedi bana.. yaptıkları sunumun doygunluğunu falan öte yana koyarak düşününce hoş geldi hatta...

hopçikitangasamuray (18 Mart, 2009 23:57 Çarşamba)
iş gayet kolay;
içerden yetkili ve sağlam bir adam bulsunlar, her kampanyadan %20 komisyon versinler, üstüne güzel bir saat, ipek gömlek vs alsınlar, işin içinede biraz kırbaç, biraz da jartiyer kattın mı bak bakalım bu kadar kasmalarına gerek kalacak mı

ARTanubis (19 Mart, 2009 21:15 Perşembe)
adidas reklaminda da eva mendes oynasin!!

mezzoalto (19 Mart, 2009 21:28 Perşembe)

ve art şımarır:)


big mac (20 Mart, 2009 02:58 Cuma)
 haha...

xbander (20 Mart, 2009 22:43 Cuma)
big mac, neden yorumunun arkasında durmadın anlayamadım. yazdığının bir kısmı gayet doğru. adidas 180'e o işin briefini de, parasını da vermiştir, ajans da o işin ekmeğini afiyetle yemiştir, bu slogan artık adidas'ın mülkiyetindedir. bu sloganı kullanarak ister viral yaparsın, ister gerilla yaparsın, istersen de ajansın olayım der türkü yakarsın. mcdonalds'dan nike'a kadar pek çok ürünün uluslararası sloganı çeşitli mecralarda, taşak geçmek de dahil, değişik şekillerde kullanılmıştır, hepimiz gördük duyduk.
bu şuna benziyor, cp+b süper bir subserviant chicken yaptı, artık kimse webcam ai yapmasın, yaparsa etik değil. dediğinizin aksine başka bir ajansın bunu kullanarak komik bir ai yapması, hadi burger king bizi seç bak biz daha iyi gıdaklıyoruz demesi bence son derece gırgır olurdu.
mesele zaten adidas'ın bu ajansa bakıp hmm evet sanırım bunlar daha iyi demesi değil. çocuklar tercih edilmeyeceklerini zaten biliyorlar. sitede çok çarpıcı bir iş çıkarmak zorunda da değiller. adı üstünde viral bu. maksat fikir olarak ses getirmesiydi, getirdi de. o gencecik halleriyle fazla da kasmadan adı sanı duyulmuş bir ajans oldular ve bana kalırsa impossible'ı bir anlamda nothing yaptılar.
sanırım viralin ne olduğunu unutuyoruz ve işin esprili yanını kaçırmaya meylediyoruz bazen.

Yalçın (settar) Pembecioğlu (20 Mart, 2009 23:11 Cuma)
Reality check gibi girdin konuya xbander :)

Viral nedir konusunda kastırık bir yaklaşımda bulunduğumuz doğru olabilir. Reklama mantıkla yaklaşmak çoğunlukla saçma görünüyor, kesinlikle haklısın. Exper reklamına "bilgisayar zıplar mı ki öyle hiç" diye yaklaşmak son derece hatalıdır.

Ayrıca bu veletlerin viraline zaten haberi yaparak verilebilecek en büyük desteği vermiş durumda olduğumuzu da unutma ;) Ama diğer yandan iyi yaratıcılıkla iyi uygulamacılığı da ayırma gereği hissettim.

verdiğin örnekler de şu açıdan tehlikeli; bir yöntemi tekrar tekrar kullanmak etik olarak sorun değildir. en fazla kötü fikir ya da başarısız strateji denilebilir. webcam'li proje yapmak, resmini çek gönderli kampanya yapmak, kafa yerleştirmeci kampanya yapmak vs. ilan konusunda da "ürünü başka bir şeye benzeterek makro çekim yapmak" geyikleri hiç bitmez mesela. bunlar çok iyi fikirler olmasalar da etik olarak yargılanmamalılar.

fakat bir iş stratejisiyle, fikriyle beraber alınırsa (MARKA'nın örneklerinde olduğu gibi) onlara aynı yaklaşımı uygulayamayız. orada yaratıcılık parasını kötü uygulama için veren pazarlamacının bütçesini doğru harcayıp harcamadığı sorgulanmalıdır.

bu arada ajans işi müşteri için yapar. fakat o işin sahibi müşteri değildir. adidas işlerin yaratımına verdiği paranın yanısıra ayrıca bir de fikri telif (hayvanlar gibi) ödemediği sürece 180'i bırakıp da impossible kelimesinin adını bile anamaz. sonuna kulp bile koysa 180'e telif ödemek zorundadır. bu konular sözleşme detaylarında çözülür genellikle. fakat fikri haklar konusunda "eser" denilen şeyin sahibi yaratıcısıdır. ajans durup dururken boşu boşuna telif ödeyip fikrin telifini almaz, ancak o ajansı bırakacak olursa bu konu gündeme gelebilir, o zaman da genellikle o telifi ödemek yerine yeni ajansın fikriyle hareket etmek daha heyecanlı ve maliyetsiz görünür.

xbander (21 Mart, 2009 00:45 Cumartesi)
her reality check'imin arkasından siz çıkıyorsunuz sevgili settar :)

işin esprili kısmını yine es geçip etiğe hukuğa dalmışız. bu çocukların yaptığı şey bu tür telif, bütçe, pazarlama vs konularını kaldıramayacak hafiflikte. güzelliği de orda bana kalırsa.
hani bunun ilk sahibi konusuna gelirsek. ajans ve müşteri arasındaki anlaşma sona ersin, mahkemeler davalar olsun, isterse fırtınalar kopsun, bu sadece ajansı ve müşteriyi bağlar. tüketiciye sorduğunuzda impossible is nothing adidas'tır ve bu böyle kalacaktır. ve bu yavru ajans da abisi olan bir ajansın bulduğu sloganı utanmadan sıkılmadan güzelce kullanmış. işin etik kısmını boşver. sonuçta slogan adidas'a ait. adamın telif parası olduğuna göre durum böyle. tartışılacaksa eğer genel olarak fikrin orijinal olmaması tartışılabilir, ama başka ajansın sloganından yola çıkması değil. bence tabi.
şu rekabet ortamında özgün bir fikir bulup müşteriye kabul ettirip afilli bir ajans olmayı senelerce bekleyeceğine kestirmeyi kullanmışlar. burada da örneğini gördüğümüz türden tepkilerden korkmamışlar. neyse.
madem veletlerin haberini yaparak verilebilecek en büyük desteği verdiniz, öyleyse ben de veletlerin aziz bilgesi olan bir büyüğümüzden alıntı yaparak verebileceğim en büyük desteği vereyim.
"fear leads to anger. anger leads to hate. hate leads to suffering." nothing impossible is ;)
sevgiler, yoda.

Aygül Pembecioğlu (06 Nisan, 2009 16:46 Pazartesi)

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.