Yorumlar
sadi (su geçirmez balık) tekin (23 Şubat, 2007 14:36 Cuma)merhaba. gene ben :)
niye zahmet etmişler canım. biz bir kravata o logoyu yapardık deliler gibin. maksat logomuz kullanılsın, ego falan..
elifbb (23 Şubat, 2007 14:41 Cuma)böyle "amatör de olursan gel profesyonel de olsan kabulüm" demeyip de profesyonel katılım olan yarışmalarda mezuniyetle falan mı belirleniyor bu iş? cahilliğimi hoşgörünüz, nedir bu işin oluru onu merak ettim :)
sadi (su geçirmez balık) tekin (23 Şubat, 2007 14:48 Cuma)ben de şimdi aynı konu üzerinde düşünüyordum. sanırım o ayrımı açık bırakmışlar bu yüzden. sanırım grafik tasarım, alaylı mektepli karmaşasının en çok olduğu ve buna en açık mesleklerden biri.. üzücü tabi.
elifbb (23 Şubat, 2007 14:58 Cuma)evet benim de kafam karıştı koşullara bakarken. (şahsen çok tuhaf açıkları olduğunu da düşünüyorum katılım koşullarının bu arada) üzücü kesinlikle.
gurelk (23 Şubat, 2007 15:04 Cuma)normalde herhangibir meslek dalına ilişkin sınırlama konuluyorsa; mezuniyet belgesi, şirket kaydı vs ya ilgili meslek odasına kayıtlı olduğunun belgelenebilmesi gerekiyor
elifbb (23 Şubat, 2007 15:05 Cuma)dur dur bişi daha sorucam kaçma :P
şimdi etrafa bakınırken çok büyük uçurumlar olduğunu farkettim tasarıma yönelik yarışmaların ödülleri arasında. ödül miktarı konuyla ne kadar ilgilidir peki? yani budunun avizeyi atlıyorum hop diye, ama telif ücreti şeklinde mi ayarlanmalıdır yoksa işin bu tarafının belirli bir çizgisi yok mudur? nedir?
Doolittle (23 Şubat, 2007 15:11 Cuma)ya beni en kıl eden şart. Mithat giyim bu yarışma koşullarını kimsye haber vermeden değiştirebilir. Ne yani ben yarışmayı kazanıcam. Yok bbiz şartnameyi değiştirdik. 1. olana ödül 500ytl mi dicek anlamadım.
tiryaki (23 Şubat, 2007 15:20 Cuma)orada sözleşmeye şu maddeyi eklemek lazım, "katılımcıların zararına olmayacak şekilde", bu ifade önemli işte. vaktiyle bi sözleşmeye böyle bir şerh koymuştum :) protesto mahiyetinde mail bomber ile baskı yapmak lazım.
fair (23 Şubat, 2007 15:47 Cuma)"katılımcıların zararına olmayacak şekilde" :) bu çok göreceli bişi... şirketler hemen bunu kendi lehine kullanırlar.. yeterki istesinler bence...
zeyna77 (23 Şubat, 2007 17:07 Cuma)burada büyük bir genelleme yapılmış. bu bizim işimize saygısızlıktır. şartlarda, katılımcı yerine grafik tasarımcı ya da tasarımcı diye belirtilmesi gerekir 
efe efeoğlu (23 Şubat, 2007 18:17 Cuma)bu gibi yarışmalarda normalde yazılan koşulları yazmışlar ancak onları tamamlayan diğer maddeleri yazmama acemiliğini yaptıkları içi ciddiyetleri bir nebze olsun kaybolmuş. ancak ödül konusunda kimsenin ağzını açmasın bence çünkü örneği verilen budun birtane ürün veriyorlar üstelik senin yaptığın tasarım üzerinden para kazanıyor. adamlar ise açık açık söylemiş 5000ytl diye türkiye şartlarında fena bir ödül değil.
ayrıca hepinizin kafasını karıştıran mithat giyim isterse koşulları değiştirebilir maddesi kimseyi korkutmasın bu standart olarak yazılan bir maddedir. eğer koşulları çıkar amaçlı değiştirirlerse şikayet edilecek kurumlar vardır ve istenirse başvurulur ve hak geri alınır. ancak bu bütün yarışmalar için geçerlidir. mesela ödül vermeye değer bir eser bulamadık sözü.
son olarakta malesef ülkemizde alaylı çok iyi tasarımcılar var. bu arkadaşları es geçmemek için bugibi koşullar genelde konuyor.
öff bugün çenem düştü. biri beni durdursun.
zeyna77 (23 Şubat, 2007 19:28 Cuma)ben kendi mesleğimde alaylıları kabullenemiyorum. tamam, insan yaratıcı olduktan sonra, okullu ya da alaylı olmak ne kadar önemli, tartışılır ama ben bir grafik tasarımcı olarak bizim meslekte alaylıları kabul edemem.
herkes kendi mesleğini yapsın, di mi? 
elifbb (23 Şubat, 2007 19:49 Cuma)kişisel görüşlerimiz çok çok farklı da olabilir, tamamen aynı şeyi de söyleyebiliriz. eğitim konusunda ise haftalarca aylarda konuşur dururuz bence :) yine de eklemeden geçemeyeceğim;
eğitimi ben de şahsen öncelikli tutuyorum. bunun türlü çeşit yöntemi ve yeri de var elbet. sadece söylemek isterim ki üniversite insana formasyon verir, meslek sahibi yapmaz. bu benim şahsi görüşüm değil, akademi denen şeyin tanımıdır. dolayısıyla "eğitimi üzerine mesleğini edinmiş insan" tanımını savunurken, sadece isim olarak okuldan çıkıp diplomasına ünvanını yazdıran adamı bir tutmayalım, ve bence buna dayanarak alaylı-mektepli konusu içindeyken en genel klişelerden biri olan "herkes mesleğini yapsın di mi" cümlesini kullanırken biraz cimri olalım. diye bir öneride bulunasım geldi :)
derininde demek istediklerimiz aynı olabilir, yine de terminoloji önemli bir şeydir ;)
zeyna77 (23 Şubat, 2007 20:07 Cuma)eğitim konusunda veya başka konuda uzun uzadıya konuşmaya gerek yok. tek gerçek vardır, her alanda bu böyledir. okuluna gitmeden de merakından bu işe yönelebilir insanlar ama bana tasarım konusunda ahkam kesemezler. böyle bir şey başımdan geçtiği için bunları söylüyorum. ben mesleğimi sahipleniyorum, yanlış anlama. istisnalar vardır mutlaka ama istisnalar kaideyi bozmaz. herkes kendi mesleğini yapsın, özünde doğru bir söz. ancak, Türkiye şartlarında malesef bu uygulanmıyor. ben gidip ameliyat yapabilir miyim ya da bir mekan çizsem ve uygulansa ne kadar sağlıklı olur? seni çok iyi anlıyorum ama ben işime saygı duyuyorum ve bu derece tepkili olmamın anlayışla karşılanacağını umuyordum. şunu da belirteyim, okulum bana meslek kazandırdı. neyse, derininde aynı düşünce vardır ama dile getirirken yanlış anlaşılmalar olabiliyor tabi. kolay gelsin

elifbb (23 Şubat, 2007 20:31 Cuma):) farklı bir şey demek istemiştim, evet birbirimizi yanlış anlayabiliyoruz...
yukardaki yorumum ne benim şu anda para kazandığım işten, ne de aldığım eğitimden kaynaklanıyor. ben "istisnalar olur" konusuna dair de söylemedim onları, ki ben kendimi istisna falan da görmüyorum, aman ha not düşmüş oliyim.
haklısın, her alanda bu böyle olabiliyor, ve emin ol ki sadece türkiyede değil pek çok ülkede çözüm aranan konulardan biri meslek icrası.
tek gerçek var mıdır bilemiyorum. merakından hobi olarak evinde ahşap boyama yapan kişileri düşünüp de yazmadım söylediklerimi. hepimizin belli birikimleri veya deneyimleri var, onlardan yola çıkarak fikirlerimizi paylaşıyoruz elbette.
yanlış anlamıyorum, mesleğini sahiplenmeni hem saygıyla hem takdirle karşılıyorum ben. ancak demek istediğim farklı bir şey ve böyle konularda önemli olduğuna inanıyorum:
herkes kendi mesleğini yapsın yanlıştır demedim. kullanıldığı yer önemlidir dedim. üniversite meslek kazandırmaz, üniversite meslek eğitiminin bir parçasıdır dedim.
alaylı-mektepli
ehil-ehliyetsiz
yani birinci aşama, eğitimi aldık mı almadık mı? aldıksa bir sonraki aşama, ehil olduk mu olmadık mı? çıktığın üniversitenin diplomasında marangoz yazıyor olması seni direk marangoz yapar mı yapmaz mı?
bildiğim tarafından daha kolay aktaracağım sanırım;
5,5 yıl inşaat mühendisliği okudum. öğrendiğim şeyler formasyondur, teoridir, uygulamanın örneklenmesidir. okul sonrasında hiçbir projede görev almadığımı, hiçbir mühendislik hesabına bulaşmadığımı söylesem, benim yarın hesaplayacağım binada oturur musun? ben inşaat mühendisliği eğitimi aldım, ancak mesleğini edinmedim. demek istediğim buydu.
meslek eğitimi üniversite, meslekiçi eğitim, deneyim ve kişisel yeti kalemlerinin hepsiyle birden olur. dolayısıyla, diğer kalemleri yok sayarak sadece üniversite üzerinden meslek değerlendirmesi eksik olabilir diye yukarıdaki yorumu girdim, yanlış olur diye değil. ben olamadım şimdi nolcak diye hiç değil :)
emin ol ben de senin mesleğine aynı saygıyı duyuyorum, ve tepkini anlıyorum. fikirlerine karşı çıkmadığımı bu yüzden bir kez daha uzun uzun söylemek istedim. anlayıştan başka bir şeyle söylediklerini karşılamam için hiçbir sebep de göremiyorum :)
zeyna77 (23 Şubat, 2007 22:16 Cuma)
teşekkür ederim elifbb. söylediklerinde çok haklısın, ben de senin görüşlerine ve mesleğine saygı duyuyorum. beni anlamana da sevindim. keşke herkes bu sorumluluğu bilse ama malesef. şartlar dahilinde her şey birbirine karışıyor işte!
Polka (25 Şubat, 2007 01:50 Pazar)Benim kafamı kurcalayan -biri dediyse daha önce ve ben atladıysam hızlıca bakarken, pardon- jürinin "akademisyen ve sanatçılardan" oluşuyor olması. (Ya da benzeri bi tabirdi.) Isim yok cisim yok, kimin belirleyecegi belli degil, muhtemelen henüz ayarlayamadılar juriyi ama bu cok amatör bi tavır. Gerçi jurisinde Namik Kemal Sarikavak gibi kendisini tipografiye adamış bir ismin bulundugu yakın tarihli bir yarismada ne cesit bir tipografi kabusunun birinci seçildigini gördükten sonra belki de pek farketmiyor kimin juri oldugu...
gandy.phoebus (25 Şubat, 2007 18:18 Pazar)toplum içinde yaşıyor ve iş bölümü yapıyoruz... özgürce ve eşitçe eğitim almak ve meslek seçebilmek temel sosyal haklardan olduğundan, meslek dallarını 'loncaların' tekeline vermek yanlış ve tehlikelidir; kimi elitist kurumlar diploma verme yetkisini ellerinde bulundurdukça bu haklardan bütünüyle yararlanamayız.
ben tasarımcı olmayı seçtim. 'sistem' bana tasarım eğitimi almama imkan tanımadığından, elimdeki fırsatları değerlendirerek yurtdışında okumaya gittim. yani hem istediğim eğitimi kendi topraklarımda alamıyorum, hem de herkeste olmayan kimi imkanlar devreye giriyor; özgür, eşit veya adil bir tasarım eğitimi olanağı yok...
bu nedenle elinde tasarım diploması bulunduran sınırlı sayıdaki kişi, bir lonca, bir tekel, bir elit sayılır. bu grup elinde bulundurduğu imtiyazları paylaşmamak için beni de dışlar, 'mühendis' elifbb'yi de dışlar, tasarım okumak isteyip de okuyamayan bir çok kişiyi de dışlar, ve sınırlı sayıda diploma vermeye devam eder.
peki bu kişiler daha mı yeteneksizdir, daha mı tembeldir, daha mı aptaldır? veya tasarım diploması elinde bulunduran herkes çok mu yetenekli, çalışkan veya zekidir? iki kişinin arasındaki fark, not, kredi, puan oyunlarıyla elde etmenin mümkün olduğu bir diploma mı olmalıdır, yoksa aldıkları eğitim ve yaptıkları iş mi?
almakta olduğum tasarım eğitimimle, kendimi kimseden üstün görmüyorum, kimsenin bu konuda bana "ahkam kestiğini" düşünmüyorum. mesleğimi 'sahiplenmiyorum'; meslek benim değil, meslek bana ait değil, bana çalışmıyor, bana fayda sağlamıyor. meslek topluma ait ve topluma fayda sağlamak için var...
zeyna77 (25 Şubat, 2007 22:32 Pazar)gandy kimsenin kimseyi dışladığı yok, bu kadar celallenmene de gerek yok. ben bulunduğum ortamda yaşadıklarıma istinaden yazdım o yorumları. oldukça geniş bir genelleme olmuş sanırım, bu yüzden de yanlış anlaşıldım, kusura bakmayın. üstelik, herkesin tasarım özgürlüğü diyorsun, benim de işimi yapma özgürlüğüm var, bir şeyi bilip konuşmak var bir de bilmeyip konuşmak var. sözlerimize dikkat ederek konuşalım lütfen. ben hiçkimseyi dışlamadım, dışlamam da. haklı olduğun bir konu var, yetenek meselesi. gsf kazananların hepsi gerçekten yetenekli mi, tartışılır. peki o okullara gitmeyenler yeteneksiz mi, bu da doğru dğldir.
zeyna77 (25 Şubat, 2007 22:38 Pazar)benim bulunduğum ortamda doğru düzgün ajans yok. genelde başka bölüm mezunu insanlar var. photoshop veya diğer programları öğrenince, tasarım yaptıklarını sanıyorlar. bize gerçekten ahkam kesiyorlar. bu durumdayken, işimi sahiplenmem suçsa, diyecek bir sözüm yok artık.
meslekler, tabiki toplum için vardır, topluma faydalı olmak için. ama sen böyle konuşursan, ben geri çekilirsem, kime neye nasıl saygımız olacak, faydamız olacak. bu kadar sert bir tepkiyi hakettiğim sanmıyorum. sen bir tasarımcıysan beni önce senin anlmana gerekirdi. ben hiçbir zaman hiçkimseyi dışlamadım.
sözlerimin her zaman arkasındayım. ama dediğim gibi bazı yorumlarım, bulunduğum ortamdan dolayıydı, tekrar belirteyim de yine taşlamaya kurban gitmeyelim. keşke şartlar yeterli olsa ve keşke hepimiz, kendi ülkemizdeki şartlarda kendi işimizi yapabilsek. ama hayat hiç de o kadar basit dğl.
kolay gelsin

gandy.phoebus (07 Mart, 2007 23:33 Çarşamba)sana yönelik değildi söylediklerim zeyna, neden alındın anlamadım. ben sistemin nasıl çalıştığını tarif ettim yalnızca, ve sen istemesen de, doğrudan katkıda bulunmasan da, çarpık bir sistem bu... buna karşı nasıl bir duruşumuz var, onu sorguluyorum.
başka bir tartışmada anlatmıştım; geçtiğimiz yaz portfolyomu basmak için beklerken, bir 'pavyon' sahibi afişlerini kırtasiyedeki bilgisayarcı çırak gence yaptırıyordu. diploma almak için boşuna mı uğraşıyorum diye düşündüm; "photoshop'çu" olmak, tasarımcı geçinmek için niye daha fazla okuyayım?
fakat bunu kendim için yapmadığımı hatırladım bunun üzerine... toplum için yapıyorsam okumam, herkesin okuyabilmesi gerekiyor, ve özgürce; "bir şeyi bilip konuşmak var bir de bilmeyip konuşmak var" diyorsun, bu ayrım nasıl yapılır, notlar ve diplomalarla mı?
mesleği bu yüzden sahiplenmiyorum işte... isteyen herkes ulaşamıyorsa, okuyamıyorsa ve çalışamıyorsa, kendi içine kapanık, çevresine sınırlar çizen, ayrımlarla güçlenen bir mesleğe dönüşür her disiplin. eğer tasarım da böyleyse, ben tasarımcı değilim, olamam da.
eferdk (30 Mart, 2007 14:35 Cuma)Yarışma Sonuçları Belli Olmuş.
Birinci : Deniz Dalman
İkinci : Berk Sürücü
Üçüncü : Ali Can Metin
Hürriyet gazetesinde yayınlanmış sonuçlar. İnternettede ilk defa biguda yayınlanıyor. :) Gazetede logoları yayınlamamışlar. Artık internet sitelerinden yayınlanmasını bekleyip nasıl logolar seçtiklerini göreceğiz.
eferdk (30 Mart, 2007 14:39 Cuma):) Ama logolar yok gazetede sadece isimler var.
eferdk (08 Mayıs, 2007 18:23 Salı)Eski konular hortlamaya devam ediyor :) Ankara amblemi tartışmasında gandy'nin yorumundan buraya geldim ve bu yapılan yarışmanın sonuçları hala gösterilmiş değil. Merak etmekteyim kazanan logoları neden göstermiyorlar diye.
Bu işin içinde bir iş var ama...
tiryaki (13 Mayıs, 2007 01:27 Pazar)geçen gazetede bir haber vardır; mithat topluluğu artık (2010 a kadar) daha pahalı mal satacakmış, daha az mal satacakmış.
bana az para bırakacak adamla uğraşmıcam mantığı ile "kahve dünyası" nın gel kim olursan ol yine gel diyen mantığını tartarak düşünmek lazım... zira bu sıralar bu "denge noktasındaki risk" gerçekten ciddi boyutlara dönüşmüş durumda...
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.