Yorumlar
BigCell (26 Haziran, 2007 08:47 Salı)ICON dergisi 6. sayı der ki (haziran)
Katolik kilisesi, Çek tasarımcı Maxim Velcovsky ve Prag merkezli tasarım stüdyosu Qubus'un kurucusu Jakub Berdych tarafından yeniden dekore edilmiş.
Çek Cumhuriyetinin Chodovice kentinde barok tarzdainşa edilmiş olan St. Barthomolew Kilisesi, arkalarına haç deseni oyulmuş 50 Panton sandalye ile döşenmiş. Velcovski "Kimse bir kilisede panton sandalyeler görmeyi ummuyor" diyor.
Genellikle camilerde görmeye alışık olduğumuz İran halıları da ısıtması olmayan taş binaya sıcak bir hava veriyormuş.
Tasarımcı bu konuda "İki dinin aynı ilkelere sahip olduğunu göstermek istedik" Diyor.
Lafın özü : Demek ki dinlerin ilkesi neymiş.
"Aman kıçınız donmasın"
pin (26 Haziran, 2007 09:09 Salı)Yere halı iki üç plastik sandalye, cam avize koymuşlar olmuş sana modern klise... Ben yemedim , siz önden buyurun.
ARTanubis (26 Haziran, 2007 09:12 Salı)süpersin BigCell, yazmaya üşendiğim bütün ayrıntıları copy-paste yapmıssın:)
halı-sandalye uyumsuzluğunu da tartışmaya açmak isterim tabi... "halı serili kilise" başlı başına bir tartışma konusu zaten...
phoenixia (26 Haziran, 2007 09:13 Salı)duvarlar özellikle mi yıkıntı desenli..
ardaerdik (26 Haziran, 2007 09:33 Salı)"oturaklar" disinda yenilikçi bisey var da ben mi göremedim?
kitsch!
BigCell (26 Haziran, 2007 09:36 Salı)Sevgili Art :)
Koydum dergiyi kucağıma başladım yazmaya, ortasında ben de sıkıldım, yarısını yazdım.
Sandalye için bi de link verelim bari literatüre katkımız olsun.
www.vernerpanton.com BigCell (26 Haziran, 2007 09:39 Salı)Phonexia yazının devamı da senin için gelsin,
Berdych, iç mekanın 25 yıldır kendi halinde terkedilmiş olan duvarlarını temizleyerek eski duvar resimlerini açığa çıkarmış. Mihrabı da restore eden Berdych, "Geçen her yıl bir iz bırakmış; sanki kilisenin önceki devirlerinin her biri bir kolaj oluşturmuştu" diyor. Kasaba belediyesinin sipariş ettiği restorasyon çalışması klise ayinleri dışında sergiler ve konserler için de hizmet verecek.
ARTanubis (26 Haziran, 2007 09:46 Salı)çok sağol BigCell yaw... oturup yazmış adam:) ben kendi haberime yazmadım bu kadar:)
bu arada haber
wallpaper'da da var...
rakunzell rakkadar (26 Haziran, 2007 09:47 Salı)cidden kiç durmuş. bi de bence adamların atladıkları şu: 'kimse kilisede plastik sandalye görmeyi ummuyor.' ama sen üstüne haçları tıkıverince sandalyeler bile kutsanıyor.. vayanasını..
mezzoalto (26 Haziran, 2007 09:47 Salı)sandalyeler süper ama katolik inancına göre dua etmeye uygun değiller.. tüm katolik kiliselerinde sıraların olmasının ve o sıraların arkalarında diz dayanacak yerler olmasının bir sebebi var değil mi? diyeceksiniz ki dua duadır, amuda kalkıp etsen bile kabul olur, eyvallah da, burası bir kilise.. burada formatın uygun olması lazım.. ayakkabıyla girilen cami olamayacağı gibi mesela..
halı da fikren güzel ama modern bir sandalye ile geleneksel bir halı fena çatışmışlar.. oysa ki arka perspektiften çekilien resimde sandalyeler, yıkık duvarlarla renk ve doku açısından bir bütünlük sağlamış.. keşke halılar da bu renk uyumunun bir parçası olabilseymiş, o zaman tam süper olacakmış..
keza tasarımcıların iki din arasında ortak gördüğü en temel noktanın "halı" olmasına da gülsem mi ağlasam mı bilemedim:D
pin (26 Haziran, 2007 10:03 Salı)Ayyy mezocum çok ciddiye aldın sanırım sen bu 'tasarımcı kişi' işini. Yok ortak gördükleri bişiii neticede tasarım yada ben bu işe daha çok styling derdim, önce tasarlamak sonra boşluğun altını doldurmaktır şöyle ki,- Yauw arkadaşlar yerlerede şöööle eski halılar atalım renk getirsin...Hııım şeyy biz dinleri şööle bir kaynaştırdıydık tek kaynaşım noktasıda halı olduydu. ayyyyy yuh derim ben ancak saçmalardan seçmeler
yecee (26 Haziran, 2007 10:08 Salı)mezzom sen çok fonksiyonlu yastık kısmını kaçırmışsın ama... Dua mı edilecek, hoop hep birlikte yastıklarımızı alıyoruus, dizlerimizin altına koyuyoruus, ama lütfen hepbirlikte hareket edelim, kilisede karmaşaya gerek yoook

mezzoalto (26 Haziran, 2007 10:28 Salı)pin'cim, ya ben ciddiye almasam tasarımcı kişi işini burada ne işim var ayol:) partide sanırım restless'e anlatıyordum, sanatsal bağlamda müzik hariç -ki oradaki yeteneğim de tartışılır;)- o kadar yeteneksizim ki, yeteneği olanlara saygı sevgi hayranlık filan:) ben çöp adam çizsem, o bile adama benzemiyor, yazımın çirkinliğini de bazılarınız bizzat gördü, seramik dersi bile almışlığım var ama nafileee nafile:)
yalnız şuna bayıldım: "tasarım yada ben bu işe daha çok styling derdim, önce tasarlamak sonra boşluğun altını doldurmaktır" yine de hepsi böyle olmuyordur yahu, veya böyle oluyorsa bile içgüdüsel bir takım açıklamaları vardır mutlaka "içimden böyle yapmak geldi, sonra bakınca şunu şunu da gördüm" gibi..
yecee'm hmm tabi neden düşünmedim ki:) hatta yastık kapmaca filan da oynanabilir:) lakin peder gelip kızmasın sonra "gürültü yapmayın burası sirk değil" diye:) ayrıca kollarımızı nereye dayayacağız söyler misin:) bin tane amerikan filmi izlemişsin, bi kilisede dua sahnesi klişelerini kapamamışsın yahu:)
tabac (26 Haziran, 2007 10:29 Salı)yastıkların dua sırasında yere konması peatik gibi gözüksede o sandalyelerde otururken altimda öle pofuduk bi yastık olmasini istiyceğimi sanmıyorum, sandalyenin ergonomisine zarar veriyor gibi geldi.
genel olarak baktiğimda ise, dini yapılarda genel eğilim, bileşenlerden hacimi ön plana çıkarmaktır. bu işte objeler insanın dikkatini topluyor. pek doğru gelmedi
avizelerimiz mavizelerimiz herşey eski....
tabac (26 Haziran, 2007 10:33 Salı)bu tarz bir çalişmayla karşılaştırılması doğru olmaz tabi ama klise denince aklima ...
tadao ando church of light

yecee (26 Haziran, 2007 10:44 Salı)tabac bu gerçekten daha etkileyici ve en azından benim kafamdaki dini mekan konseptine daha yakın bir kilise.
Bu arada St Bartolomew kilisesinin ilk fotoğrafında bir de siyah bir platform üzerine dört tane tane sandalye konulmuş, sanki bir quartet konser verecekmiş gibi. Bu hali ibadet için değil de konser ve toplantılar için tasarlanmış olmasın?
yecee (26 Haziran, 2007 10:50 Salı)mezzom sen de amma rahat ibadet peşindesin yaf, bu kadar trendy bir kiliseye gideceksen, kollarını da dayamayıver :) ayrıca amerikan filminden katalolik ibadeti dersi almayı reddediyom, italyan getir, irlanda getir :) onların da yarısı amerikada ama olsun :P
fair (26 Haziran, 2007 10:53 Salı)halılar da olmamış, sandalyeler de olmamış.. kilisenin kendi özgün tarzına uzak bir konsept bence.
phoenixia (26 Haziran, 2007 10:57 Salı)ibadet sırasında optimum bir rahatlık olmalı ki manevi dünyaya geçiş yapabilesin..
rahatlık fazlaya kaçtı mıydı önce rehavet, arkasından da uyku dünyasına geçiş yaparsın... olmaz..
tabac eklediğin kilise fotosu güzel hakkaten.. ha ortada bişi yok gibi, ama olsun haçtan ışık yayılımı bile yeter..
rakunzell rakkadar (26 Haziran, 2007 11:02 Salı)baccarat'da da saint remy kilisesi beni benden almış yegane kilisedir. ama neden bilmem yeteri kadar görseli yok webde.. olsa da ben bilmem nası eklenir zati.. hihie..
pin (26 Haziran, 2007 11:25 Salı)yalnız ben de bayıldım tadao nun işine. Tasarım budur! diesim geldi heide ruhu da var.)
pin (26 Haziran, 2007 11:26 Salı)-hemide ruhu da var:))
ARTanubis (26 Haziran, 2007 11:49 Salı)bu mudur rakunzel?? olay baccarat'da geçince yer gök kristal olabilir tabi doğaldır:)

bu arada tabac'ın "objelerin dikkati toplaması, hacmi küçültmesi" ne kadar yerinde bir tespittir yarabbim.. kilise yaptırırken tabac tasarlayacak içini, bu haber aslında bir kilise tasarımı konkuruydu...anlamadınız:)
rakunzell rakkadar (26 Haziran, 2007 11:59 Salı)(: ah ART, teşekkür ederim! evet saint remy burası. kilise aydınlatılmadığında inanılmaz bir renk cümbüşü oluşuyor. bir de her şeyden ilginci, ikonaları paul klee kıvamında çalışmışlar burada. bir de neden yine bilmiyorum din adamları fıstık yeşili kıyafetler giyiyor. ayinler esnasında yerde yuvarlanırlarken de yanlış hatırlamıyorsam yine yere bizim (!) halılardan seriyorlar..
saint remy'nin muhteşem ötesi bir de çan kulesi var. dışarıdan bakıldığında bir kilise olduğunu anlamak ise güç.
mezzoalto (26 Haziran, 2007 12:15 Salı)ışıklı olanı çok mistik ama çok karanlık.. bacarrat'taki de fazla renkli geldi:) evet ayrıca mız mız bi günümdeyim:)
tabac (26 Haziran, 2007 12:30 Salı)art, bana dışını laz mutahite yaptiripta.. sonra tabac bunun içini toparlayiver diye gelmeyin efendim. çok rica edicem.
dışınıda yaparsak hem paket fiyat yapariz sizin de işinize gelir

mezzoalto (26 Haziran, 2007 13:24 Salı)laz müteahhite kilise zaten yaptıramazsın, onlar anca grotesk camiler yapabilirler.. ankara istanbul yolu üzerinde metal kubbeli bir köy camisi gördüm, evet böyle kubbeye minareye giydirmişler "alümünyum"u parıl parıl parlıyor güneşte.. kitch kelimesi bile kifayetsiz kaldı gördüğüm eserin karşısında, keşke resmini çekseydim..
tabac, aslen art muhtemelen sana bir restorasyon-renovasyon işi önermiştir, hayatta dini bi yapıya oturup para harcayıp sıfırdan yaptırmaz, "yapılmışı var"sa düzelttirir o da akustiği iyi, içinde güzel şarkı söyleniyor diye:)
aaah ah biz bu biguya daha evvel entegre olsaydık da siz bizi [biz: koro partisinde ben-yecee-imagination (alto) - dydemoz-tinkerbell-gullusum (soprano) - ayseciginalpellayadogduguan (bas) ve sololarda artanubis (bas solo) ve leonid (tenor solo) ] harbiye st.esprit katedrali'nde, moda l'assumption kilisesi'nde mozart requiem söylerken bir görseydiniz.. veya aya irini'de mozart mass (onun solistleri dışarıdandı, biz hepimiz koroda söylüyorduk) söylerken.. özellikle art ve leonid'in soloları göz kamaştırıcıydı, "tuuubaaa miiruuum":)
bu arada özellikle st.esprit'in donizetti paşa'nın mezarını da bulundurması ve türkiye'deki sanırım tek katedral olması itibariyle papa'nın sadece burayı ziyaret etmesi gibi ilginç detayları bünyesinde barındıran güzel bir dini yapı olduğunu söylemem lazım.. herkes st.antuan'ı bilir ama st.esprit de çok güzeldir..
ARTanubis (26 Haziran, 2007 13:38 Salı)ama vitraylı mitraylı janjanlı bişeyler yapacaksın, yoksa veririm laz "mütayite"

.. sgb duyuyor musun??
dydemoz (26 Haziran, 2007 15:45 Salı)Kiliseden anlayacak kadar çok kilise görmüş, St Esprit katedralinin zangocu tarafından cepten "bak ben de Ibo Sov'a cıkıcam" diye aranmis bi insan olarak Church of Light ve Saint Remy Kilisesi etkileyici. St Bartholomew'un koltukları enterasan ama bence olmamış. Yani halının uzerinde o koltuklar tangırdar ayrıca diz cokme durumunun dusunulmemesi bana ters. Zaten benim dini yapı diyince aklıma sadece La Sagrada Familia geliyor. Fazla ihtişamlı göründü ise ya da tamamlanmış olması şartı var ise Cripta de la Colonia Güell Antoni Gaudí tarafindan yaratılmış ve bence en etkileyici eserlerden biridir. Yine de La Sagrada Familia onunde-icinde dakikalarca bakakaldigim nadir eserlerden biridir.
Size bi de bence dünyanın en enteran camiinin adını veriyim: Akçakoca Merkez Camii. Sekizgen çatılı, uzay modülüne benzeyen, kolonları olmayan cok enteresan bi yapı. fotoğrafları nasıl ekleyeceğimi bilemedim ama bi google search her şeyi halleder
rakunzell rakkadar (26 Haziran, 2007 15:56 Salı)hay maşşşallah sayın seyirciler!
bu arada mezzo bahsettiğin ışıldak alüminyum yüzey caminin bir örneği de eskiden oturduğumuz yerde vardı-batıkentte-. bu üstteki cami gb 8gendi ve hatta. bir de abartıp duvarlarını cam inşa etmişlerdi..
dydemoz (26 Haziran, 2007 16:02 Salı)İşte budur!!!
teşekkürler, teşekkürler, teşekkürler Settar!!!!!

leonid (26 Haziran, 2007 16:22 Salı)Bi de bu var: Crystal Cathedral - O.C. California, geçen ay önünden yürüyerek geçtiğim ilginç bi yer...
Hatta önündeki dev LED ekranda "Need Prayer? www.crystalcathedral.org" yazıyodu da baya gülmüştüm...

leonid (26 Haziran, 2007 16:26 Salı)Hatta Bi de:
islamabad (pakistan)'da bir cami

Mimar: Vedat Dalokay.
Aslında Kocatepe Camii için açılan yarışmada birince olan eser. Amaaa, bizim kıymeti kendinden menkul büyüklerimiz bu projeyi "fazla modern" bulmuşlar ve bakın Pakiler sahip çıkmış zamanında

rakunzell rakkadar (26 Haziran, 2007 16:37 Salı)ben kocatepe'ye pek laf ettirmek istemiyorum ama.. oranın inanılmaz güzel ve -ben ki ilgim yok xötesiyle- huzurlu bi atmosferi vardır. (avlusunun :)
gandy.phoebus (26 Haziran, 2007 17:05 Salı)mevcut Kocatepe'nin tek özelliği 'büyük' oluşudur, onun dışında utanç verici bir Sinan taklididir. Ne zaman Ankara manzarasına baksam, gözümün önüne Dalokay'ın projesini getirmeye çalışıp üzülürüm...
resim 1
resim 2 sadi (su geçirmez balık) tekin (26 Haziran, 2007 18:23 Salı)gördüm art..

görmez olaydım.. :)
mezzo, o bahsettiğin aluminyum değil tabi sac kaplama camiler anadoluda oldukça yaygındır. parmakla saymak gereksizdir.. muhtemelen kendilerine göre bir güneş ışığı korungacı şeklinde vazifelendirmişlerdir..
ARTanubis (27 Haziran, 2007 01:37 Çarşamba)konser için gittiğimizde dalokay'ın islamabad'taki camiini gezmiştim... gerçekten etkileyici bir yapı.. bu arada leonidcim görselde caminin hemen arkasında görünen dağlar da himalayaların başlangıcı, bir de oyle bir guzelliği var yani caminin...
cami bahcesindeki fıstık yeşili, cart sarı, neon kırmızı vatkalı ceketli paki gençlerin bizim sarışın kızlarla fotograf çektirmek için sıraya girmeleri ayrıca komikti... içimden bir ses o resimleri hala birşekilde kullandıklarını söylüyor
mezzoalto (27 Haziran, 2007 02:59 Çarşamba)sgb vallahi öyle böyle bişi değildi bu gördüğüm, anadoluda en bağrında dolaşmışlığım var yani.. gümüş kaplanmış gibiydi yahu veya folyoya sarılmış gibi.. çok fenaydı..
byparlak (27 Haziran, 2007 03:35 Çarşamba)Panton chair'i dayimin mobilya sirketi cikariyor:
http://whiteonwhite.dphoto.com/#/album/6673/photo/142144/
almak isteyenler $95
tabikide bu reproduction olani bu..sitesinde daha 50 ve 60 lara ayit mobileyalar var. Knoll, Herman Miller, Eames vs. Kendimiz uretiyoruz urunlerin hepsini fabrikalarimizda. Almak isteyen olursada indirim yapariz biguculara ;)
whiteonwhite.com byparlak (27 Haziran, 2007 03:39 Çarşamba)reklam gibi olmasin ama ayni zamanda spider man 3 deki mobilyalarin bir kismi bize ayitti
byparlak (27 Haziran, 2007 03:43 Çarşamba) BigCell (27 Haziran, 2007 08:23 Çarşamba)Benim merak ettiğim 25 yılını doldurup tasarım hakkı kamuya devrolmuş ürünleri mi üretiyorsunuz, yoksa aleni korsan mısınız ?
abdulaziz (creaziz) şahin (27 Haziran, 2007 18:18 Çarşamba)Kocatepe bence fiyasko, 9 tonluk avizeler kurtarmıyor o manevi atmosferi. Bu kadar yıllık mimari anlayışa sahip bir memleketin, başkentini simgeleyecek özellikler ne yazıkki bu beton mabedde mevcut değil.
Vedat Dalokay Üstad küstürülmüştür.
fair (27 Haziran, 2007 18:19 Çarşamba)9 ton diyince aklıma ice age'deki bir replik geldi:
"buz ince ama 9 tonluk sıçanla, 10 tonluk mamutu taşıyor"

mezzoalto (27 Haziran, 2007 18:21 Çarşamba)"she completes you":D
rakunzell rakkadar (27 Haziran, 2007 18:22 Çarşamba)içini bilmem ben... avlusu iyi oranın. bi de ankara her zaman mimari yoksunu bir kent olageldi. vedat dalokay fazla gelirdi buraya.. bi kalesi bi kulesi var malesef. yazık..
byparlak (27 Haziran, 2007 20:57 Çarşamba)evet kamuya devrolmus urunleri uretuyoruz..eskiden knoll'un barcelona chair'ini uretiyorduk fakat bunda 2-3 yil once knoll butun haklarini alinca uretimi durdurduk.
tabac (28 Haziran, 2007 01:12 Perşembe)bayparlak,
bütün tükkanlar amerikada, istanbulda şube açmayi düşünmezmisiniz ?

byparlak (28 Haziran, 2007 01:27 Perşembe)dusunuyoruz fakat suan degil. ilerde olur insallah
Amidala (16 Ekim, 2007 14:37 Salı)eni karşılaştığım bir camiiyi bu haber için uygun gördüm :) modern ibadethanelerden soonra bi de yazlık ibadethane... tabii ki benim şahane memleketim rize civarından, hangi şehirde bilmiyorum ama karadeniz bölgesinde (duyumlarıma göre) ...


ARTanubis (17 Ekim, 2007 01:34 Çarşamba)cabrio:)
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.