Yorumlar
cemgul (20 Ekim, 2006 11:12 Cuma)Film komedi değil ne demek "komik" ama komedi değil şeklinde bir genre var mı?
c (20 Ekim, 2006 13:28 Cuma)mizah var. kara mizah var. sanırım komik olduğunu da yazmamış eğer sonradan düzeltmediyse. cem yılmaz, filmden ağlayarak çıkacaksınız dediğine göre biraz traji-komik olmalı.
phoenixia (21 Ekim, 2006 00:05 Cumartesi)düşündüren espiri..ağlatan komedi..güldüren trajedi..gibi şeyler var..
misal, la vita e bella ya da babam ve oğlum nasıl bir kategoride bilemedim...
komedi değil ama güldürüyor da öle bişi sanırım..:?
pınar (d.p.g) gvn (21 Ekim, 2006 03:24 Cumartesi)aynı afişlerden artık baygınlık geldi 
cemgul (21 Ekim, 2006 06:37 Cumartesi)eee peki.
kargi (21 Ekim, 2006 23:05 Cumartesi)Cem Yılmaz'ın gündelik konusmalardan olusan, kesinlikle yapmayacık olmayan senaryosu bu muhtesem filmin en cok sevdigim yanı oldu.
Ayrıca (afisleri ve karakterleriyle) birazda olsa Napoleon Dynmite i anımsattı bana.
agarhasan (23 Ekim, 2006 05:27 Pazartesi)bu filme giderken hiç düşünmeden gittim.
bir daha cem yılmaz filmine giderken üzülerek
iki kere düşüneceğim galiba
dnz (23 Ekim, 2006 22:04 Pazartesi)ben filmi cok merak ediyorum. benim de minicik bi rolde oynadığım filmle cakışıyo olması bizi korkutmustu ama sanırım gora kadar ilgi görmeyecek bu seferki. gerçi bizim filmde patlamıs biraz:) biguda bizim filmi haber yapasım gelmisti ama izledikten sonra vaz geçtim:)
ferhat can (23 Ekim, 2006 23:56 Pazartesi)ben sıfır beklenti ile girip, güzel bir filmden izlemiş olmanın mutluluğu ile çıktım.
mizahını da çok sevdim. festival filmi bile olurmuş yurtdışı için. öyle de evrensel.
olumsuz eleştirim de vardır. ama yapmıyorum. mutluluk orucundayım.
Siyah (24 Ekim, 2006 11:44 Salı)Ve Türkler Doğu Avrupa sinemasını keşfeder.....
Yalçın (settar) Pembecioğlu (24 Ekim, 2006 22:48 Salı)Guzel hikaye, berbat senaryo. Skript, diyalog konularinda hala cok feciyiz. Filmde Cem Yilmaz ve Mazhar Alanson gayet dogaclama takilmislar gibi bir hava var. Yonetmeni de biraz daha emek verebilirmis. Goruntu yonetmeni iyiydi de genel olarak bir yonetmen eksikligi vardi sanki filmde. Ben ki hayatta ayrintilara takilmayan ortalama bir izleyiciyimdir, filmde sureklilik hatalari yakaladim. Cem Yilmaz sayesinde cok baymadan geciyor film ama.
Bu arada Maradona Orhan gercekten 10 numara oynuyor, tum filmde en cok sevdigim sey Maradona'ydi.
Ha bir de, cabayi takdir ediyoruz tabii :P (Phoenixia kusme lutfen ;))
phoenixia (25 Ekim, 2006 01:18 Çarşamba)ehahaha...hay allah..güleceğim vardı sebep oldun valla...:):)
film yorumu sanılmasın da..:)))
ferhat can (25 Ekim, 2006 03:38 Çarşamba)gözlükler gerçekten o kadar numaraymış. gözlükle yakınlaştırıp lens ile uzaklaştırıyorlarmış :)
tuna orhan gerçekten çok iyi oynuyor. hatta mazhar alansonun ilk sahnelerdeki mimikleri ve jestleri de çok başarılı ve komik :)
skkd (25 Ekim, 2006 12:51 Çarşamba)savaş ay filmin hikayesinin kendisine ait olduğu iddiasıyla tazminat davası açıcakmış..
sadi (su geçirmez balık) tekin (25 Ekim, 2006 12:55 Çarşamba)savaş ay da bi yerden fırlamayaymış bi kere de.. önce o öldürdüğü tavşanın hesabını versin şapkadan çıkarıcam diye..
endoplazmikreklamcı (25 Ekim, 2006 14:53 Çarşamba)Beklediğimden farklı ama güzel bir filmdi.mazhar alanson un ve tuna orhan ın oyunculuğuna hayran kaldım.Fakat ne yalan söyleyim cem yılmaz da istediğim randımanı yakalayamadım.Ayrıca Özlem tekin in rolüne dee filme girip çıkma nedenine dee hiç anlam veremedim.
Bir ara tarkan la film çevireceğini duymuştum cem yılmaz ın.Cem yılmaz Tarkan ın iyilik meleğini oynayacaktı ya da köyden gelen akrabasını..yalan oldu o proje ki buna bin basacak nitelikteydi..
Bu arada savaş ay ın gündem yaratma tekniğini basit buldum.Ufak da bir sorum var noldu o tavşanın akıbeti acabaaa??
alisureyyatorun (25 Ekim, 2006 15:32 Çarşamba)filmin baska bir afisi daha var. onu gorunce cem yilmaz i ayni tom hanks e benzettim gulme krizi tuttu.
filmi begendim. GORA'dan felaketinden sonra cem yilmaz bu filmle guzel toparlamis.
bu arada tavsani bizim hokkabaz'in babasi sabah kahvaltisinda mideye indirdi. orayi kacirmissin endo :D
birde settar su dogaclama olayi bence dogallik katmis filme. senaryoya, scripte koru korune bagli kalinca oyunculuk robota donusuyor. hangimiz normal hayatta super akici bir dilde sinema karakterleri gibi konusabiliyoruz ki. hepimiz dogaclama yapiyoruz zaten. hayatin kendisi dogaclama :)
zaten kargi'de yukarida belirtmis. gundelik konusmalardan olusuyor film. ben sahsen robot gibi konusan, haber spikeri gibi karsinindaki insana birseyler anlatan oyunculuk resmen yapmacik kaliyor.
Yalçın (settar) Pembecioğlu (25 Ekim, 2006 15:49 Çarşamba)alicim ne demogog adamsin ya! sanki skripte gore rol yapmak demek robot olmak demek... :)
cemgul (25 Ekim, 2006 16:06 Çarşamba)Evet Ali'nin burada genelleme yapmadığını varsayıyorum. Atıyorum bir Robert De Niro, bir Al Pacino birebir okur scripti, robot gibi mi oynuyorlar? Godfather filminin senaryosuna bakıp dialogları birebir takip edebilirsin. Hele despot yazar-yönetmenlerle çalışan aktörler hele bir doğaçlama yapmaya görsün yönetmen deşer valla. Ama komedi filmlerinde doğaçlama dialoglara yöentmenlerin izin verdiği bir gerçek. Bunda aktörün başarısına duyulan güven esastır. Örnek Jim Carrey.
kirmizi77 (26 Ekim, 2006 14:41 Perşembe)haha tam da bu firsati bekliyordum... filmi gittim gördüm hemen. meraktan tabi... bence o kadar da iyi degil... bi oturmamislik vardi... hikaye hep "hersey çok güzel olacak"i hatirlatti... sanki film onun bir versiyonuymus gibi geldi bana..
ama oyuncularin hakkini yememek lazim.. tek tek bakinca gercekten iyi karakterler... ayrica filmin basindaki su "retro" kisim icin görüntü yonetmeni ve sanat yönetmenini de tebrik etmek gerek... gercekten iyi is cikarmislar...
bi de yazmazsam çatlayacagim bi ayrinti vardi filmde... iskenderin babasi sait'i oynayan mazhar alanson gerçekten cok iyi... ilk basta kendisini bir donemden kalma (80'ler sanirim) kiyafetler icinde goruyoruz.. hani hanimi ölüyor o da biraz takintili biri oluyor ya... sonra efendim olaylar gelisiyor bunlar bi ekip olusturuyorlar, araya kiz da falan da katiliyor... sonra geliboluda mi ne bi sahil kasabasina balik yemege gidiyorlar.... ancak bu sahnede birden mashar alanson "sait" karakterinin kiyafetlerini giymeyi birakiyor ve gayet "tarz" bir kot pantolon ayakkabi ve uzun kollu bir t-shirtle geliyor ekrana!!!! sanki adam mfo ile sahe alacak gibi, bildigimiz mashar alanson!!! ya bu nası is hic anlamadim... ayrintida bukadar titizlenirken bu nasi kacmis gözlerinden??!!!!
filmi izlerken çok takildim bu konuya resmen rahatsiz oldum???
ix (26 Ekim, 2006 14:58 Perşembe)ne yalan söyleyeyim, beğenmedim.
diyaloglar zayıftı. filmin başı ve ikinci yarısı tabiri caizse ittiriliyordu. sanki yaparlarken birden sıkılmışlar gibi geldi bana...
not: ilginçtir G.O.R.A'yı sevmiştim...
alisureyyatorun (27 Ekim, 2006 15:52 Cuma)@settar. genelleme yapmadim meraklanma :)
@cemgul. dogru soyledin cem abi.:)
arinna (27 Ekim, 2006 23:23 Cuma)benim için on numara bi arkadaş..ondan maradona..:D...ehehehe ben filmi çok ama çok sevdim...saflığın hem trajedisini hem komedisini bence tam kıvamında tutturmuşlar...teknik hatalar olabilir ama film o derece sıcacık ki hiç takılmadım...:D
ceteris_paribus (28 Ekim, 2006 01:41 Cumartesi)Film çok komik değilmiş ama izlenmeye değer bir filmmiş. Cem Yılmaz dan stand up bekleyenler bu filme gitmesin.
Bir arkadaşın yorumu...
alemsah (lostpixels) ozturk (28 Ekim, 2006 17:30 Cumartesi)temiz ve basarılı bir film olmus. Mazhar'ın oyunculugu açık ara ile ekibin geri kalanına fark atıyor bence. Bir de benim gittigim sinemadan mı kaynaklanıyor bilemedim ama çanakkale de o yemek yedikleri sahnede color correction'ı degisti filmin ! ve bir 2 dakika dkadar baska bir renk sıcaklıgındaydı tüm ekran...
alisureyyatorun (28 Ekim, 2006 22:34 Cumartesi)lostpixels, o sahne benim gittigim sinema dada ayniydi. sanirim adamlar color correction u o sahnede gozden kacirmislar.
25t (06 Kasım, 2006 16:33 Pazartesi)web sitesi manadigital tarafından yapılan film.
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.