Anasayfa

432_565.jpg Resimleri
 

mart playmate'i siz olabilirsiniz


Pin It
Grey Arjantin’in bu eğlenceli çalışmaları Playboy için yapılmış olmasına rağmen çalışmaların hedef kitlesi kadınlar. Yaratıcı uygulamaların bir ayağında kadınlar tuvaletlerinin kapı arkalarına, duşların içi gibi yerlere profesyonel fotoğrafçı görseli yerleştirilmiş ve duşta yıkanmakta olan kadının kendisini bir Playmate gibi hissetmesi istenmiş.

Diğer çalışma da Playboy kapağı şeklinde bir plaj havlusu. Bunun üzerine uzanan her bayan, Playboy’a kapak olmuş gibi görünüyor. Başlıklarda “Mart playmate’i ben olabilirim” yazıyor.




Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


ix (28 Mart, 2006 14:29 Salı)
playboy havlusu tartışmasız çok güzel.

msecure (29 Mart, 2006 10:39 Çarşamba)

Havlu hakikaten çok güzel :) 

Bu ara resimlere ulaşılmaya çalışıldığında forbidden uyarısı alıyorum.


Fatalite (29 Mart, 2006 15:08 Çarşamba)
O havlulardan almak lazım :D

sadi (su geçirmez balık) tekin (29 Mart, 2006 23:23 Çarşamba)
arkadaşlar havluların türkiye distribütörlüğünü aldım.. site üyelerine uygun fiyattan satışlarımız vardır. kredi kartına da böleriz. (havluyu değil)

fair (15 Haziran, 2007 11:43 Cuma)
sgb hala o havlulardan kaldı mııı

rakunzell rakkadar (15 Haziran, 2007 11:59 Cuma)
kısaca: yirvenç.. yivrenç bir erkek fikri.. yyyy...

rakunzell rakkadar (15 Haziran, 2007 12:00 Cuma)
bu site beni feminist yaklaşımlara itmeye başladı. ahaha!

sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Haziran, 2007 12:06 Cuma)
rakrak, yivrenç bir erkek fikrine dehşet bi kadın ilgisi var dikkatini şekerim yannız.. bi sürü sipariş aldım daha şimdiden :)

rakunzell rakkadar (15 Haziran, 2007 12:50 Cuma)
mühh.. arıtılmak istiyorum şu hallerde bu dünyadan..

Aygül Pembecioğlu (15 Haziran, 2007 13:19 Cuma)
yahu bir sabah haber eklemedik siteye hemen eski haberlerin altında toplaşma olmuş :P SGB seni agresif gördüm sanki ;)

sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Haziran, 2007 13:22 Cuma)
agresif mi? ben mi? aşkolsun! ne agresifliğimi gördün..

kurtyiyenkırmızıbaşlıklıkız (15 Haziran, 2007 13:29 Cuma)
hedef kitleye kadınlar değil de kadınımsılar desek daha bir uygun sanki ..
kim ister ki gerçekten poz vermeyi , yer almayı öyle bir dergide ; hangi düzgün bünye haz edebilir ki kendini kapağında görmeye öyle o derginin ve kim kendine yakıştırabilir ki bu kadar düşmeyi de karşısındaki bir foto. sayesinde başka bir şey kalmamış gibi onun hayalini kursun da öyleymiş havasına girsin de mutlu olsun da falan fila ..


phoenixia (15 Haziran, 2007 13:38 Cuma)
kırmızı başlıklı kızcım nerelerdesin sen..:)
ama yani sen böyle sorunca "ben!!!" diye el kaldırasım geldi...:))

kurtyiyenkırmızıbaşlıklıkız (15 Haziran, 2007 13:53 Cuma)
[ kendimi bilime adadımdı - geri döndüm :)) ]
inanmam ama ona 'ben ' dersen ..

mezzoalto (15 Haziran, 2007 14:08 Cuma)
valla benim de "benn!" diye el kaldırasım geldi.. eninde sonunda elbette ki fiziksel olarak yapabilecek görünümde olsam ve biri gelip "hadi o zaman hakkaten poz ver" dese bile yapmak isteyeceğim bişi olmazdı ; ama yine de hepimiz beğenilmek ve arzulanmak istemiyor muyuz kadınlar olarak? kozmetik-iç çamaşırı-bol dekolteli kıyafetler-fetiş tetikleyici seksapelde ayakkabılar.. lütfen bunları sadece kendimiz kendimizi beğenelim diye yaptığımızı söylemeyelim; onun bile bir "beğendirme" arzusu taşıması bir yana, hem çok klişe hem de pek gerçekçi bir söylem değil..

eh playboy, playmate, hatta fhm filan gibi dergilerde gördüğümüz kadınlar da içten içte bu beğenilme arzusunu taşıyorlar, yani soyunmaları sadece sanatsal (!!) veya duygusal (!!) nedenlerden değil.. ben bunu şahsen bir "düşkünlük" olarak da görmüyorum.. koskoca sinema sanatçıları hatta 70 yaşındakı yıldız kenter, düştüğü için mi çıplak pozlar veriyorlar, yoksa kadınsı bir ispat, bir arzulanırlığı sürdürme kaygısı mı söz konusu?

kurtyiyenkırmızıbaşlıklıkız (15 Haziran, 2007 14:17 Cuma)
beğenilmek isteği ile playboy vb.  onun türevi dergilerde yer almak bence çok da bağdaştırılabilcek şeyler değil özünde .. yani elbette beğenilme isteği bi noktada gerçek onu reddetmek mümkün değil ama bu isteğin sonucu da neye hizmet ettiği belli bir dergide boy göstermek değil , olmamalı  ..
bu isteği , kendisini bu dergilerde sergilettirebiliyors
a bir kadına bence o kadın elinde vücudundan başka bir şeyi olmayan ,  komplexli ya da elde ettiği barıları varsa da ondan tatmin olamamış - kendini bir yerde göremeyen bir kadındır ki egosunu tatmin yoludur bu da onun için bir nevi diye düşünüyorum ben .
neden  bu yani? beğenilmenin , takdir edilmenin başka yolu mu yok ki ..


rakunzell rakkadar (15 Haziran, 2007 14:20 Cuma)

ya yapmayın nolur deliriciim ya! niye elin adamı sizi arzulasın ya? nedir bu haz odaklı üreme yatkınlığı ya da tam tersi? birinin bize bakması neden ruhumuzu okşuyor? bedenimizi biz mi inşa ettik?  giyinmek, renklerini seçmek, stil oluşturmak, zart etmek iletişim aracıdır, tamam, laf yok.. ama arzulanmak iletişimin neresinden geçiyor ya da neden geçiyor? 
mezzo ya sen etikçi abla değil miydin ya noldu üüüüüü...? hani pıtırcık saflığı, hayallerim..


meriç (zalambodont) kara (15 Haziran, 2007 14:21 Cuma)
memeli olmadığım için olayı anlayamıycam. ama playboy güzeldir. playboy candır.

mezzoalto (15 Haziran, 2007 14:57 Cuma)
ehe, süper, çok sevdim, evet ben etikçi ama aynı zamanda da gerçekçi ablayım:) kadın bedeninin alakalı alakasız mecralarda meta olarak kullanılması söz konusu olduğunda etik-women pelerinimi giyip "hiyaaaayt" olabiliyorum aynı sizler gibi, ama şimdi playmate veya playboy bir nedir? soft-porn erkek dergisi.. bu derginin varoluş amacı bellidir, o dergiye neden poz verildiği, o pozları içeren derginin neden alındığı da bellidir.. alanın da verenin de razı olduğu bir durum söz konusu.. yani bu tip dergileri ben "kadın vücudunu metalaştırmak, ve kadını sadece cinsel nesne gibi göstermekle" suçlayamıyorum, çünkü tüm pornografi ürünleri gibi -kadınlar veya erkekler için olabilir- amacı zaten bu: salt cinsellik..

ama buralara sadece 5. sınıf yıldız adayları poz vermiyor bildiğiniz üzere, bazen kendi halinde bir banka memuresi, polis, avukat; bazense kariyerinin doruğundaki bir dizi veya film yıldızı da poz veriyor.. bu noktadaki nedensellik beğenilme arzusu; haa herkeste bu kadar radikal, egosentrik, masif beğenilme arzusu olmayabilir, ama şunu düşünelim: playmate kadını hiç tanımadığı erkeklerin hayallerinde seviştiği kadın olmak adına soyunuyor.. sonuçta bizler de giyinir, süslenir, bir imaj yaratırız kendimize.. bizim de primer değilse bile nihai hedefimiz gerek hem gerek karşı cins tarafından beğenilmek değil midir, ve beğeninin varacağı en son noktada cinsellik yok mu? yani biz de direkt veya dolaylı olarak bir takım insanların hayallerinde olmak istemiyor muyuz? kimimiz bunu zihinsel donanımlarını sergileyerek yapıyor, kimimiz fiziksel, herkesin elinde herşey yok maalesef:) ama sonuçta hepimiz biraz tehşir etmek isteriz kendimizi, bunun illa ki çıplak olmasına gerek yok, sözle bile olabilir..

ve rakunzell'cim sonuçta tüm adamlar elin adamı, sen o adamı hayatına almaya karar verene dek.. giyinmek, veya soyunmak, ne kadar giyinik olacağına karar vermek, elbette iletişimin bir parçası ama o iletişim cinsel kimliğimizden bağımsız ayrı bir modül değil ki? cinselliğinin ne kadarını iletişim süreçlerine dahil edeceğin de son derece bireysel bir tercih.. sen ne kadar "umurumda değil kimsenin beğenmesi" desen de hoşlandığın birine daha güzel görünmek istemedin mi hiç? "güzellik" de cinsel kimliğimizin bir parçası değil mi?

pıtırcıklık tamam, severim hepinizi "alllaaahııımm" nidaları arasında ama bir de insan doğası felan filaaan:P

rakunzell rakkadar (15 Haziran, 2007 15:16 Cuma)
mezzo, karşı çıkmıyorsun böyle bir dergide böyle bir poza, tamamsın, haklısın. ama böyle bir derginin var oluşu ve böyle bir dergide poz veren/verebilecek kadınların günden güne artışı, bedenin metalaşmasını artırmıyor mu? ya da kadının beyni olduğunu unutturmaya çağırmıyo mu?
çıplaklık, doğada vardır ve aşağılanacak da bir şey değildir. ama bu ve benzeri -erkek için yapılmış- (ki kadın için yapılan örneklerini de onaylamıyorum ben) tüm dergiler, programlar vsler çıplaklığı da insanlığı da alçaltıyor gözümde..
bir de şu var: o yolda yürüyen 'herhangi kadın'lar, çeşitli meslek gruplarından kadınlar, beğenilme arzusunda soyunmanın sonucunda neyini beğendiriyor dersin? kendini mi? hiç sanmam. adamın hatırladığı sadece x'in bilmemneresi olacak zannımca..
bilmiyorum.. bir kadın olarak kendini teşhir edeceği varsa bile insanların, bunu daha incelikli, ZEKİCE, ve sanatsal yapabilmeliler.. 
yoruldum sanırım yazmaktan. bi de fotoşoptan nefret ediyorum.. (:

sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Haziran, 2007 15:28 Cuma)
arkadaşlar, playboya poz vermenizi isteyen yok, usulca bir havlunun üzerine süzülüyorsunuz sadece, komik bişi bu.. eminim bir çok playboy havlusu üzerine uzanan kadın kişisi gerçekten playboya poz vermeyecektir. bunlar farklı şeyler, farklı psikolociler, farklı olaylar.

kurtyiyenkırmızıbaşlıklıkız (15 Haziran, 2007 15:28 Cuma)
rakunzell rakkadar a sonuna kadar katılıyorum  ..

ve bir de şey şu beğenilme isteği ve
akabindeki durum ve psikolojisine filana gelince :
en korkunç boyutu da o ya zaten olayın  bi yerde ; hiç tanımadığı erkeklerin hayalinde seviştiği kadın olmak ..
erkeğinin beğendiği , ona özel olan değil de bi ton erkeğin ortak noktası olmak .. ..........
....... ya da olmamak. işte bütün mesele bu - diye de bağlıyıveriyim 

rakunzell rakkadar (15 Haziran, 2007 15:33 Cuma)
bence çok farklı değil sgb. sadece izleyici kitlesini daraltıyor havlu.. üzerinde oturanı 'hayallerine ortak edebileceği bir diğer kişi' haline getiriyor.
ve tamam sustum. harikalar diyarına gidiorum ben.. sniff..

Yalçın (settar) Pembecioğlu (15 Haziran, 2007 15:38 Cuma)
mesela bu havluya yatmış erkekler de çok komik bir malzeme çıkartabilir :) hakkaten de gayet mizahi ve zekice bir çalışmadan toplumsal ders çıkartma noktasına gelmişiz. People vs. Larry Flynt diyorum size.

sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Haziran, 2007 15:38 Cuma)
peki o zaman saçını tarayıp makyaş yapma güzel güzel giyinme, etek boyuna dikkat, dekolteye dikkat, bakışlara dikkat.. ben gene de beğeneceksem seni beğenirim, havlunun üzerine yatsan noolur yatmasan noolur.. bırakın biraz kendinizi yahu, hayatın tadını çıkarın.

peki sen denize nasıl giriyorsun? teknik olarak yani?

rakunzell rakkadar (15 Haziran, 2007 15:45 Cuma)
mösyö sgb bilerek anlamazdan geldiğinize inanmaya başlıycam..biraz -size göre belki fazla- muhafazakar göründüğümün farkındayım ama ben herkes kapansın kimse süslenmesin demiyorum. tüm bunların ambalaj haline geldiğinde -pazarlama- rahatsız edici olduğunu söylüyorum.
bu havlu da afiş ve afişe etme görevini üstleniyo 'ürün'ü!
değil mi chesire? 


sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Haziran, 2007 15:57 Cuma)
ahaha.. estafırıldak canım biz de porno yıldızı falan değiliz abartmaya gerek yok da :))) demem şu ki, hayallerine ortak etmek istedikten sonra bir kiişi bir diğerini, havluya ne gerek demeye çalışıyordum aslında.. konu çok elastik, genişlemeye uygun, hani nerelere gideriz burdan, o maksatla biraz şeettirdim. yoksa bişi anlamadığım ya da anlamazdan geldiğim yok.

Amidala (15 Haziran, 2007 16:48 Cuma)

bu havlu kendini teşhir değil de espri amaçlı diil mi... yani plajda, denizde, havuzda bikini ile yüzüp dolanırken sorun yok da playboy havlusunun üzerine uzanıp işe espri katmak mı sorun...   ben isterim bu havludan, arkadaşlarla toplaşıp kızlı erkekli pozlar da verir, sonrasında bakıp bakıp güleriz de :))


rakunzell rakkadar (15 Haziran, 2007 16:53 Cuma)
evet.. ve fakat nedense bazılarımız gülmüyor. bi kısmımız anlamıyor, popülasyonun yüzde xlik bir kısmı su bulunmayan, yüzülemeyen, plajsız bir gezegene kaçmak istiyor..

sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Haziran, 2007 16:56 Cuma)
populasyonun o kısmı neden böyle bişi istiyor merak ettim

rakunzell rakkadar (15 Haziran, 2007 16:58 Cuma)
su geçiriyodur belki.. bilemiycem..

Amidala (15 Haziran, 2007 17:20 Cuma)
mesela ben The Fifth Element filmindeki sudan oluşan gezegene gitmeyi isterim... bi süre sonra mutasyona uğrayıp solungaçlarım çıkınca da farklı bi yaşam formunda hayata devam etmek değişik bi deneyim olur

rakunzell rakkadar (15 Haziran, 2007 17:27 Cuma)
bilmem.. ben waterworld bilirim.. toprağa muhtaçlık falan.. madmax'i de waterworld'e tercih edesim geldi an itibariyle.. allak bullak oldu herşey..
bu arad fifth element neydi? tahta mı? ımhh.. ayy suss rakkurukki.. suss...

fair (15 Haziran, 2007 17:33 Cuma)

eski haberi buldum çıkardım ama derin boyutlara gelmiş birden.. bence de rahat bırakalım kendimizi.. bence gayet de esprili olur plajda havlunun üzerinde yatarken.. nolcak hayatı bu kadar ciddiye almıyorum ben... ne kadar az ciddiye alırsak o kadar iyi arkadaşlar.. rahat bırakın kendinizi


mezzoalto (15 Haziran, 2007 17:35 Cuma)
"demem şu ki, hayallerine ortak etmek istedikten sonra bir kiişi bir diğerini, havluya ne gerek demeye çalışıyordum aslında.." sgb, sanırım ilk kez bu kadar hemfikiriz ve aynı şeyi söylüyoruz, başkası olsa "kurban kesicem" derdim, ama sen olduğun için "salatalık, domates" filan kesicem sanırım kurban olarak.. tam olarak aynı şeyi söyledim yukarıda, ama ben genelde 4 cümleyle söylediğimden güme gitmiş olabilir...

rakunzell'cim sormuşsun ki: "ama böyle bir derginin var oluşu ve böyle bir dergide poz veren/verebilecek kadınların günden güne artışı, bedenin metalaşmasını artırmıyor mu? ya da kadının beyni olduğunu unutturmaya çağırmıyo mu? " cevabım hayır olacak.. bu dergiler için zaten beden metadır, kadın veya erkek.. ve bu dergileri de tamamen bu dürtüyle ediniriz, güzel -harbiden güzel- bir erkek gördüğümüzde ilk düşündüğümüz şey beyni mi oluyor, yatak performası mı kuzum allahaşkına, söyletme şimdi beni:D maalesef id böyle bir mekanizma, hepimiz soyumuzu en güzel şekilde sürdürmek adına bizim için fiziksel anlamda en çekici olanına gitmeye eğilim gösteriyoruz.. aşktan filan bahsetmediğimi vurgulamama gerek yok değil mi, tamamen cinsel haz ve fiziksel çekimden bahsediyorum.. 

sözünü ettiğin metalaştırma süreci, gazetelerin 3. sayfa veya arka sayfa güzelleri, ana haber bültenindeki bikinili plaj haberleri, dondurma reklamındaki oral sex göndermeleri, sadece erkekleri ilgilendiren ürünlerde bile kadın bedeni kullanılması gibi durumlarla pekişiyor.. daha fazla kadının fiziksel olarak beğenilmeyi, zihinsel beğenilmeye tercih ediyor olması da bu medya ve toplum tarafından pompalanan "mutlak güzellik" algısının bir sonucu.. kadınlar bilinçli veya bilinçsiz olarak en çok ve en sık güzel olanın kazandığını idrak ettiklerinden, güzelliklerini tescillemeye, pekiştirmeye, vurgulamaya çalışmakla meşguller; öyle veya böyle.. ama playboy veya playmate sebep değil sonuç ve üstelik, bir suçlu zinciri varsa, o zincirin en sonundaki en zayıf üyesi..

bir de erkekler sandığımız kadar aptal değiller, lise tarih hocalarının adını veya evlilik yıldönümlerini hatırlayamazken, çek veya fin asıllı tuhaf isimli modellerin isimlerini gayet güzel ezberleyebiliyorlar:) yani o kadınların "kendilerini" hatırlıyorlar evet, sadece x bir çift meme değil akıllarında kalan.. daha incelikli teşhirlere elbette itirazı yok kimsenin, lakin herkesin bunu tercih etme gibi bir zorunluluğu olmadığı gibi, bunu tercih eden herkesi de "düşük" olarak yaftalıyor olmamalıyız bence.. (aynı pho gibi konuştum şimdi ben)

Amidala (15 Haziran, 2007 17:47 Cuma)
konuyu nasıl böyle dallı budaklı hale getirebiliyorsunuz  ayakta alkışlıyorum...  mezzoalto son günlerde senin bu destansı yorumlarını okumaktan ofiste pek bişi yaptığım söylenemez... annemin pembe seri kitapları gibi kendine bağlıyon...

rakunzell rakkadar (15 Haziran, 2007 18:01 Cuma)

memeleri birbirinden ayırabilmek için her birinin sahibinin adını ezberlemek zorunda kalmak acı birşey tabi.. 
sevgili mezzo, ne demek istediğini anlıyorum ama üzülüyorum resmen.. yani mtvde popo sallayan kızla şu dergidekinin farkı yok, plajdaki de arada bi yerde işte.. ve bir değil ve on değil  yüzbinlerce kadın, bu eylemden zevk alıyo. inanılmaz birşey bu benim için.. sorun şu ki dergiler küçük bir temsil içinde olsa da bitmiyor bu yönlendirmeler. bayağılık içindeki teşhir, seni, beni ve birçok o'nu etkiliyor. 
yani 'herkesin bunu tercih etme zorunluğu olmayışı' benim özgürlüğümü kısıtlıyor öte yandan.
herneyse. ya çok karanlıkta kaldım, ya basmıyo kafalarım..bu konuda daha fazla konuşmama kararı alıyorum (: 
katılımınız için teşekkürler.. bir dahaki oturumda, yeni bir konumuzla tekrar birlikte olma ümidiyle sayın seyirciler..


sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Haziran, 2007 18:22 Cuma)
bi de şöyle düşün, memeleri birbirinden ayırt etmeye çalışıyoruz.. bi de hiç bir memenin birbirinden farkı olmasaydı ya? esas bu acı olurdu.. oysa o sadece bi meme değil, falancanın memesi. yani falancadan bağımsız düşünülemez, bişii ifade etmez.. meme, salt meme değildir artık, o kendini aşmıştır, hakikate ermiştir. sonuç olarak bunlar boş işlerdir; meme rulez..

kurtyiyenkırmızıbaşlıklıkız (15 Haziran, 2007 19:38 Cuma)
ee bu düşük diye etiketleme olayı benimki oluyor sanırım sevgili  mezzoalto'nun dediği .  şöyle düzeltiyim  ve
benim o dediğim kim kendine yakıştırabilir bu kadar düşmeyi cümlesini  gene bence diye bitireyim en iyisi  - gerçi cümle başında demişim ama olsun bi daha diyeyim -. tabiki de herkesin kendi tercihidir öyle ya da farklı olmak , ben kimseye niye böylesin diyemem karşıma çıksa o dergide yer almış birisi bile . ama hiç bir gerçek de hiç birşey de onun benim gö
zümdeki yerini değiştiremez . nihayetinde bu bakış açısıdır , herkes olaya aynı yaklaşmak zorunda da değil ayrıca herkesin doğruları , değerleri farklılık gösterebilir bu gayet doğal da işte olayı herkese mal etmemeli öyleyse , tüm kadınlar bu ilgiye ihtiyaç duyar kendini ispat & herkese arzu ettirme  çabası içindedirler gibisinden genellememeli diye de düşünüyor ve ekliyorum ben ...

ve sessi
zliğe bürünüyorum pıt diyerekten mecburiyetten çünkü yoruldum ctrl+v usulü harf harf metinler yaratırken bozulan dandik  klavyemlen

ps . : sgb ,sen de nirvanaya erdin ,aştın olayı , başka boyuta geçtin an itibariyle bakıyorum da

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.