Anasayfa

1816_3603.jpg Resimleri
 

Boğazım kurudu...


Pin It



5. Dünya Su Forumu'nun İstanbul'da yapılacağını öğrendim. Afişleri bence çok çarpıcı.




Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


chavezding (28 Mart, 2007 17:58 Çarşamba)
ekşi sözlükte gördüğüm şu fotoğrafı da etkileyici buldum;


Yalçın (settar) Pembecioğlu (28 Mart, 2007 18:03 Çarşamba)
Su Forumu ilanları temiz işler. Diesel'in fazla olumlu bulduğum "gündem yaratma" amaçlı küresel ısınma ilanlarını hatırlatsa da onlardan daha damardan bir uygulama.

Ekşi'den gelen görsel de dehşet çarpıcı!

ARTanubis (28 Mart, 2007 18:08 Çarşamba)

ekşideki görsel hakkaten çarpıcı hatta korkunç ama grand canyon gibi biryerden copy-paste olduğu için, deniz dibi havası vermedi bana sanki... tema'nınkilerde kum kullanılması etkiyi artırmış...  


pin (28 Mart, 2007 18:13 Çarşamba)
Kızkulesini Masaüstü resmim yaptım...

belki (28 Mart, 2007 18:33 Çarşamba)
küresel ısınmayla okyanus-deniz suları yükselecek tatlı su kaynakları- içilebilir sular kuruyacak diye biliyorum ben

Yalçın (settar) Pembecioğlu (28 Mart, 2007 18:46 Çarşamba)
Çok iyi bir nokta 'belki'. Muhtemelen haklısın. Öte yandan gerçekliğin halkın gözüne sokulması adına çarpıtılmasına reklamda sık rastlandığı da bir gerçek. Dünya Su Forumu'nun oluşum amacı da içme suları olsa gerek. Burada brief hatası mı var acaba, yoksa yaklaşım dikkat çekmek olduğu için mi detaya takılmamışlar? Yine de işin çarpıcılığı ve bizi böyle konuşturduğunu düşününce indirdiğim notumu geçer seviyesinde tutuyorum: C+

hopçikitangasamuray (28 Mart, 2007 19:10 Çarşamba)
tam belki'nin yazdığı hakkında bir şey yazacaktım ki kendisi aklımdakilere tercüman olmuş.

açıkçası bu durumda, bana fantazi bir görüntü dışında pek bir anlam ve korku hissiyatları yaşatmıyor

Onun yerine çölleşmeye başlayan Konya havzasına çarpıcı bir çalışma yapmak daha mantıklı olabilirdi.

Mevlana Türbesi kumların altında kalmış. Mesela yani

Saklibahce (28 Mart, 2007 21:27 Çarşamba)

valla ne yalan söylim, bilhassa bogaz köprüsünün bu hali beni cok etkiledi. Sacma ama sanki türkiyede savas olmus gibi


sadi (su geçirmez balık) tekin (28 Mart, 2007 22:13 Çarşamba)
hopçi, söylediğin olay şu anda gerçekleşmiş bi durum zaten. konyada çöllerden bildiğin kum fırtınaları yaşanmaktaymış.

skkd (28 Mart, 2007 23:11 Çarşamba)
meşhuuuuur "vakti zamanında japonlar 'haliç i temizliyelim ama çıkan altınlar bizim olsun' demişler ama bizimkiler kabul etmemiş" geyiği geldi aklıma, keşke resimlere bu ayrıntıyı da ekleselerdi, böyle ellerinde kazma kürek, başlarında baretle dolaşan japonlar filan.. 

sanırım bunlar olası bir yağmanın sonrasını anlatan çalışmalar :) 

bi de slogan olarak "konuşmamız lazım" yerine, "haluk! mutfak!" mı kullanılsaymış bu halkın bilinçaltı daha sağlıklı bir şekilde uyarılabilirmiş gibi gibi.. 
evet ben de fark ettim... oldukça iğrenç oldu..

buraKargın (29 Mart, 2007 01:10 Perşembe)
Ortak Defter'den Serhat Bayram bu haberi deftere göndermişti. Gönderdiği bilgiler şöyle: 

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi yüksek lisans öğrencisi Ozan Karakoç'un, bitirme projesi olarak hazırladığı çalışma. 

Görmek isteyenlere:
http://www.ortakdefter.blogspot.com/

Yalçın (settar) Pembecioğlu (29 Mart, 2007 01:52 Perşembe)
Haber linkini guncelledik Burak, bilgi icin tesekkurler

tiryaki (29 Mart, 2007 03:22 Perşembe)
dünya su forumu afiş yarışmasına yarışmacı olarak katılacak eserlerden birisi de bu diye okumuştum gazetede. zira bu günlerde dünya su forumuna hazırlık toplantıları gerçekleştiriyor DSİ sürekli diye biliyorum. malum bizim hemşehri sayılır veysel bey :)

melekzek (29 Mart, 2007 10:53 Perşembe)
daha once nerede gorduk bu fikri:
- Orhan Pamuk, Kara Kitap
- Nezih Kanbur: Izafiyet Teorisi. Sitesi kapanmis videosunu bulamadim, bilen birisi post ediversin....

pin (29 Mart, 2007 11:00 Perşembe)
Habire girip bakıyorum,İstanbul'da yaşayan ve çok seven biri olarak ben çok etkilendim. Konya Havzası ya da dünyanın herhangi bir yeri beni bu kadar çok etkilemezdi açıkçası. İyi bir simge ve zaten olaya simgesel yaklaşmışlar...

hopçikitangasamuray (29 Mart, 2007 11:16 Perşembe)
Mevlana türbesinin kumlar altında kalması, kurumuş bir boğaz manzarasından daha etkileyici.
Ayrıca konyayı havza olarak kullanırsan tabi görsel olarak çekici olmaz. Ha onu koymuşun, ha afrika çölünü koymuşun bişey farketmez.
ama oranın simgesine bunu uygularsan amacına ulaşırsın.
konya-mevlana
afrika-okavango deltası

bence konu gereği bilimsel olarak gerçekleşebilecek şeyler üzerinde çalışmak daha mantıklı.
Bilimsel konuysa bilimsel verilerden uzaklaşmamak lazım.
Şu iş "aaa acaba Boğaz kurursa nasıl görünür" e sadece görsel manada cevap verem bir şey
küresel ısınmayla alakası yok

Erman Sinan (29 Mart, 2007 11:23 Perşembe)
Kafama takildi (Cokta bilgim yok kuresel isinma konusunda dogrusu)
Kuresel isinmada sular yukselmiyor mu?
Neden kuruyor boyle onu anlayamadim? 
Bisey mi kaciriyorum?

sadi (su geçirmez balık) tekin (29 Mart, 2007 14:00 Perşembe)
deniz suyu başka ermancım içilebilir sular farklı. yeraltı suları çekilmeye başladı bile.

sunipeyk (29 Mart, 2007 17:14 Perşembe)
Ozan Karakoç' un bu eserleri ... sayılı Bak dergisinde yayınlanmıştı. Noktalı yerleri dolduran olur herhalde :)

bedir33 (29 Mart, 2007 20:39 Perşembe)
küresel ısınma ne kadar büyük bir sorunmuş...şimdi biz mehtaba karşı rakımızı yudumlayamayacak onun yanında balığımızı yiyemiyecekmiyiz...buradan tüm yetkililere sesleniyorum, lütfennn küresel ısınmaya bi çare bulun...

Fixx (29 Mart, 2007 22:18 Perşembe)
Onun çaresi ufak ufak "biziz" bedir

BigCell (30 Mart, 2007 08:38 Cuma)

SU FORUMUNUN İLLUSTRASYONLARI ÇOK HATALI

BOĞAZDA SU DERİNLİĞİ 1 METRE Mİ ?


hopçikitangasamuray (30 Mart, 2007 10:15 Cuma)
işte bende  bundan bahsediyorum.
dikkat çekmek amaçlı kafadan sallamasyon İllustrasyon yapılmaz.

Çalışma hiç bir şekilde

- Küresel ısınmaya dayalı bir etkiyi anlatmıyor
üstüne üstlük
- Kurumuş yeri saçma sapan bir şekilde Big'in söylediği gibi, sanki su derinliği 1 metreymiş gibi gösterip anlam karmaşası yaratıyor.

Cha'nın yolladığı resim daha mantıklı.
(BAK'da çıkınca ne oluyor onuda anlamış değilim)

bolar zortar (30 Mart, 2007 11:06 Cuma)
iyi de zaten kuresel isinmayi anlatmiyor ki bu isler. bu isler suyla ilgili problemler oldugunu anlatiyor. insanlarin su kaynaklarini hizla tuketmesinin global isinmayla cok da alakasi yok. bosa harciyoruz suyu. yani burdaki meselenin cikis noktasi zaten kuresel isinma degil. dolayisiyla kuresel isinmaya dayali bir etki anlatmamasi dogal. "su yok" demek icin de ha bogazi 1 metrede kurumus gostermissin, ha 40 metrede. ayrica bu bir dokumanter degil reklam. fikri nasil daha etkili anlatabiliyorsan oyle yaparsin. isin sahibi de derin olmayan, columsu bir goruntunun daha etkili olacagini dusunmus ki oyle yapmis... yorumu bu. bitmistir. ayrica baska birinin yogun emek harcayarak yaptigi eli yuzu duzgun islere "kafadan sallamasyon illustrasyon" diye yorum yapmadan once bi zahmet hic olmazsa altta yazan metni okuyalim.

phoenixia (30 Mart, 2007 11:16 Cuma)
bolar zortar.. teşekkürlerimle imza atmak istiyorum...

BigCell (30 Mart, 2007 12:13 Cuma)
Tartışma yaratmak istemiyorum.

Ben çalışmayı "mesleki" olarak değerlendiriyorum.

Benim için 1 metreden baktığımda bende oluşturduğu ilk izlenim önemli. O da şudur.

HATA! , Düşünülmeden yapılmış 3 dakikalık photoshop işi.

Neye göre başlattın, neye göre bitirdin o yorumunu hiç anlamadım, bir işle ilgili yorum yapma hakkına işin sahipi değil ulaştığı kitle sahiptir.

hopçikitangasamuray (30 Mart, 2007 12:18 Cuma)
Suyla ilgili problemler diyorsun, üstüne insanların su kaynaklarını hızla tükettiğini anlatıyorsun.

Peki bunun marmara boğazıyla ne alakası var arkadaşım
Deniz suyu kullanan bir teknoloji mi kullanıyoruz 
yoksa
denizlerimizi su kaynaklarımızı hunharca kirlettiğimizi mi anlatıyorsun?

Bu konuda sadece bir anafikre dayandıracak iş yaparsın.

dersin ki

Denizlerimiz kirletiliyor, insanlar acımasızca  hunharca katlediyor.
o zaman bu konseptte bir iş yaparsın

bu iş böyle bir iş mi hayır

peki dönelim

denizden su çekmeyi bunun arıtılıp tatlı suya dönüştürülmesini protesto ediyoruz.  denizlerimiz tükeniyor mu(imkansız bir şey)
demek mi istiyorsun?

Evet. bunu desen bu iş olur. Ama kimse bunu diyemiyor.

amaaaaaaa Gel gelelim

bana, SU KAYNAKLARI (içilebilir, temel ihtiyaç, Tatlı Su) ve su kaynaklarının kötü kullanımına(yer altı, yer üstü) dair bir mantalite çizip gelip benim önüme kurumuş bir deniz koyarsan; tabi ki eleştiririm.


Güzeller güzeli iç anadolu bölgemizin volkanik göllerini veya veya en basitinden van gölünde ki Akdamar klisesine yürüyen insanları trajik bir şekilde resimlersen orda durur ve ciddi bir şekilde evet probleme çok güzel parmak basmışsın derim.
Düşünsene insanlar Akdamar klisesine yürüyerek gidiyor
iste senin asıl değinmek istediğin sorunun parmak basılmış hali
.

phoenixia (30 Mart, 2007 13:30 Cuma)
neyi eleştiriyorduk... ben kaçırdım galiba..(ciddiye alıp şunu şunu falan demeyin de şimdi)
"konuşmamız lazım" demişler... ne güzel..ne hakkında konuşalım demişler.. en "ingirgenmiş" haliyle su...
peki en çarpıcı nasıl aktarabiliriz su hakkındaki endişemizi..
boğaz(en bilindik "sulu" mekan)=deniz=su...ve amanın boğaz yok.. su yok.. nereye gitmiş, niye gitmiş.. 
konuşmamız lazım demiştik..hımmm...

daha farklı anlatılabilir miydi,evet olabilirdi.. yapılan bir iş birilerince başarısız da olabilir.. ama bence su kaygısını vermesi ve dikkat çekmesi açısından başarılı...

ama linç etkisine girmemeye özen göstererek,esinlenme var mı diye sorabiliriz tabii mesela, uygunsuz gerçek afişlerini hatırlayarak....

BigCell (30 Mart, 2007 13:47 Cuma)
Sevgili Phoenixia,

Su ve boğaz çiftlemesi kesinlikle bir indirgeme örneği olamaz, bu ancak mübalaga olabilir.

Suyun indirgenme çalışması netice olarak "su ve bardak" ya da "su ve musluk" olur.

İstanbul ve boğaz senin öngördüğün kadar geniş bir kitleye hitap etmez. Sorun yaşanan konu "temiz su kaynağı" olduğuna göre.

Dikkat çekici çalışma , arka planda dev bir baraj seti görüntüsü altında ön planda kurumuş baraj yatağında top oynayan çocuklar olabilirdi. Ya da olimpiyatlarda birinci olan sporcuya ödül olarak "altın madalya" yerine bir şişe temiz içme suyu sunulmasına ilişkin bir kare olabilirdi.

Uzak gelecekte küresel ısınma ile birlikte tüm sahil kentlerinin sular altında kalacağı gerçeğini de hatırlatarak , bu çalışmayı amacından uzak , özensiz ve cahilce olarak nitelendirmeye devam edeceğim.
Son yorumum budur,
Tüm biguculara mutlu cumalar ve şimdiden iyi haftasonları dilerim.

bolar zortar (30 Mart, 2007 13:51 Cuma)
o zaman sen de Akdamar kilisesine yürüyen insanların oldugu oldugu bi ilan yap, daha iyi olsun. biz de caresiz alkislayalim seni... bu adam oturmus, dusunmus bunu yapmis. mesajini da dogru duzgun vermis, zira kendi adima gorunce ne demek istedigini(su bitiyor, konusmamiz lazim) ilk bakista, (ama yakindan bakip, metinleri de okuyarak) anladim... bunun icin en etkili buldugu, insanlarin zihninde gordukleri anda isik yakacak gorselleri, sembolik bir dille kullanmis. ben daha iyisini akdamar'i kullanarak yaparim diyorsan, lutfen yap, dunyayi kurtar.

phoenixia (30 Mart, 2007 13:54 Cuma)

şu yapılabilirdi, bu yapılabilirdi örneklerinizi saygıyla okumaya devam edeceğim tabii, ki yapılabilecek alternatifler olduğunun farkındayım.. 
5.dünya su forumu sizlere de bir brief verdiyse ve bu briefe uygun olmadığını düşünüyorsanız buradaki işlerin, o ayrı mesele...
ama bu iş bu şekilde yapılmış ve yapanın ellerine sağlık diyorum.. 
çok ayrıca; indirgenmiş kelimesi tırnak içindeydi,hala daha öyle...


c (30 Mart, 2007 14:01 Cuma)
hoş olmuş. ancak bence de ters bir durum var. eğer konu içme suyu ise denizlerin ilgisi yok. konu küresel ısınma ise tam tersi olacak her yeri su basacak. anladığım kadarıyla içme suyunun azalması ve kirlenmesi forumun teması. bu durumda görselin verdiği mesaj yanlış diyebilirim. ha, etkili mi? etkili.

Yalçın (settar) Pembecioğlu (30 Mart, 2007 14:02 Cuma)
Bu tartışmayı her iş için yapabiliriz. Maç ortada. Yeter ki yazdığımız mesajları göndermeden önce bir kez daha okuyup gereksizce gerginlik yaratacak satırları yumuşatalım. Hiçbirinizin tarzında eleştirilecek bir durum yok, ilerde de bu sakinliği korumanız dileğimi hatırlatmak istedim sadece.

bolar zortar (30 Mart, 2007 14:04 Cuma)
evet evet... zaten uzadikca uzuyor. herkese iyi calismalar...

c (30 Mart, 2007 14:05 Cuma)
ozan karakoç'un şahin karakoç'la akrabalığı var mı acaba?

bedir33 (30 Mart, 2007 14:14 Cuma)
bütün İSLAM aleminin ve bigucuların mevlit kandili kutlu olsun...bu akşam edilen tum duaların kabul gormesi dileğiyle...millet birliğimizin, dirliğimizin, kardeşliğimizin bozulmaması dileğiyle...amin
 
mersinden sevgi ve saygılarla...

BigCell (30 Mart, 2007 14:33 Cuma)
Sevgili Settar,

Zaten bigucular birbirlerini aile ferdi olarak gördüğü sürece seni endişelendirecek bir durum olmaz kanaatindeyim.

Biz burada CUMA günü enerjimizin bir kısmını "Sudan sebepler" ile harcamaya çalışıyoruz.

Yapılan yorumların tek yönlü olmaması ve farklı deneyim ve disiplinlerden farklı mesleki deneyimlere sahip insanların. (Bu terim her türlü dinozor, usta , çırak, jedi ve apprentice'i konumunda hanımefendileri ve de beyefendileri kapsar) fikir beyan etmesi ile elde ettiğimiz bigu paletinin daha renkli olacağı kanaatindeyim.

Bu siteden öğrenebileceğimiz ve de yeri geldiğinde öğreteceğimiz şeyler olduğunun bilinci ile burada vakit harcadığımızı hissediyorum.

Endişem şu yöndedir ki,  yapılan işlerin derinliğine bakmaz isek.

Bravo, şak şak şka, büyüksün, heyoo, yuppi 'den başka bir şeyin telaffuz edilmediği onlarca benzer blog sitesinden farkımız kalmaz.

Önemli olan şu ki biz burada birbirimizi biliyoruz ve bu şekilde mutluyuz.

Paletin karşı köşesindeki renk numunesini sağlayan arkadaşlarımın da aynı görüşte olduğunu hissediyorum.

"Konuşmak Lazım" dediniz.  Konuştum.

Durum budur.

ARTanubis (30 Mart, 2007 23:17 Cuma)

günlerdir ADSL sorunu yaşadığım için kendi haberime bile yorum yapamadım, mutsuzdum...

biraz önce girmeyi başardım ve ne gördüm? "Konuşmamız lazım" copyli bir afiş için paragraflar dolusu fikir alışverişi yapılmış (beğenen-beğenmeyen) ve su sorunu herkesin kafasında bir şekilde yer etmiş... amaca ulaşılmış bence bu durumda...

çok hızlıca okumaya çalıştım tüm yorumları ama farkettim ki bolar'ın fikirlerine daha yakınım sanki...(bir üstteki yorumla ilgili aklınıza gelenleri bir altta başkası söylemiş olduğunda siz de heyecan yapıyor musunuz benim gibi?)


ozan (y3k) karakoç (01 Nisan, 2007 14:32 Pazar)
Herkese Merhabalar :)

Geçtiğimiz yıl bitirme ödevim dahilinde yaptığım bu çalışmaların aylar sonra gündeme gelmesi, aldığı olumlu ve olumsuz tepkiler bana çok farklı duygular yaşattı gerçekten de.

O kadar tuhaf şeyler yazılıp çizilmiş ki bir yerlerde, şaşırarak izledim. "Küresel ısınmayla ne alakası var!" tepkileri çoğunlukta. Bu çalışmaların küresel ısınmayla gerçekten hiçbir alakası yok. Hedefi de bu değil :) Bu yaklaşım beni biraz güldürdü, çünkü "Küresel Isınma" konusu gündeme gelmeseydi afişleri sadece öğretmenlerim görmüş olacaktı.

Benimle röportaj yapan bazı yayın organları bile "2050'de boğaz böyle olacak" yazmış afişlerin üzerindeki haber başlığına... Benim ne böyle bir iddiam var, ne de çalışmalarımın küresel ısınmayla ilgisi :) Türkiye, 2030 yılında "ciddi su sıkıntısı çeken" ülkelerden biri olacakmış. Konuşulması gereken iki şeyden biri bu, diğeri de afişin iyi veya kötü, güzel veya çirkin olduğu...

"Boğaz bu kadar sığ mı, yazıklar olsun" diyenler var. Hatta "Üç dakikalık Photoshop işi" yorumunu yapanlar bile olmuş. Bunlara ise gerçekten çok üzüldüm. İstanbul'un bu manzarayla karşılaşmayacağını biliyoruz. En azından önümüzdeki yüzlerce yıl içinde. Bu bir "reklam kampanyası". Hatta okul dahilinde olduğu için henüz "sanal" bir reklam kampanyası. Reklamlarda filler uçabilir. Ama izleyip "Aa fil uçuyor, ne kadar saçma" veya "Aa fil arabada oturuyor, sakız çiğneyip hortumuyla balon yapıyor, hiç gerçekçi değil" demiyoruz.

Reklamın amacı etkilemek. Etkilemek için bazı duygular yaratırsınız. Çok güldürürseniz çok etkilersiniz, ağlatırsanız dikkat çekersiniz, sinirlendirirseniz akılda kalırsınız... Ben de 'ürkütmek' istedim. Kimbilir, belki de sular çekildiğinde rüzgarların etkisiyle kum fırtınaları yaşanacak, boğaz sanıldığı kadar derin kalmayacak... Bunları gerçekten tartışmalı mıyız?

Milliyet gazetesinin internet sitesinde bu haberin altındaki yorumlardan birinde "Hah! İstanbul çöl olmuş ama hala yağmur bulutları var, ne saçma" gibi yorumlar da yazılmıştı. Başkası da afişleri savunarak "Onlar yağmur bulutu değil, toksik bilmemne bulutları" yanıtını vermişti. Gerçekten bu tarz afiş çalışmaları böyle mi değerlendirilmeli? Bilmiyorum...
Bu arada bir de "Afiş yarışmasına katılacak eserlerden biri" söylentisi varmış. Malesef bu da gerçeği yansıtmıyor. Afişler, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Sanatlar bölümünün bitirme ödevi olarak yapılmış sanal bir reklam kampanyasının öğeleridir.

BigCell
"Uzak gelecekte küresel ısınma ile birlikte tüm sahil kentlerinin sular altında kalacağı gerçeğini de hatırlatarak , bu çalışmayı amacından uzak, özensiz ve cahilce olarak nitelendirmeye devam edeceğim."

Bu ifadelere üzülmemek, kırılmamak elde değil. Umarım bir gün biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da; yapıcı eleştiriler yöneltmeyi, herhangi bir şekilde, iyi ya da kötü, "üreten" ve "yaratan" insanlara hakaret etmek yerine onlarla konuşmayı ve bir şeyler paylaşmayı öğreniriz.

Zaman ayırıp okuyan herkese teşekkür ederim :)
Sevgilerimle,
Ozan.

Fixx (01 Nisan, 2007 16:46 Pazar)
Samimi ve güzel bi mesaj olmuş Ozan

Lucifer (02 Nisan, 2007 04:18 Pazartesi)
Çevre kirliliği ve küresel ısınma üzerine muhteşem bir değini olmuş. Ayrıca bu duyarlılığa bir çağrı olmamış aksine duyarsız insanlara arkadaştan mükemmel bir 'ayar' gelmiş.

BigCell (02 Nisan, 2007 09:22 Pazartesi)

Sevgili Ozan,

Sen de dikkat edersen haberin başlığında bunun öğrenci & okul projesi olduğuna ilişkin bir bilgi yok.  Bu bilgi sadece ortak defter sayfasında var.

Ben eleştirilerimi bu işi "gerçek" ve de "bütçesi ödenmiş ekip çalışması" olarak algılayarak yaptım.

Öğrenci ve okul çalışması olarak zaten söylenecek bir şey yok, okul ve de hele ki bitirme çalışması ise zaten her şey mübahtır. O girdiğin jüri ve senin aranda bir mevzu. Kısıtlı zamanda pandanın siyah beneklerini silip kutup ayısı olarak da kullanabilirsin. Eşşek fotoğrafına çizgiler ekleyip zebra diye de satarsın : )

Kırıldığın latifelerime gelince.

Sen zaten bu çalışmayı üniversitede kendini eğitme gayreti içerisinde yapmışsın, biz bunu bilmiyorduk, şu an biliyoruz, O yüzden o satırlar şu an senin için geçerli değil, yeter ki bu gayretin bir ömür boyu devam etsin.

Eleştirilerimizi "yapıcı" olarak göremiyor olabilirsin ama şunu unutma, biz zaman ayırıp buraya bu satırları yazıyor isek bu seni insanlara karşı kötülemek için değil, senin bu satırları okuyup değerlendirip, bir sonraki çalışmanda ya da bundan sonraki meslek hayatında karşılaşabileceğin yorum ve eleştirilere dair sana bir projeksiyon sunabilmek ve bunlara hazırlıklı olmanı sağlamak.

Hedefim ürkütmekti "ürküttüm" ve başarılıyım. Savını kabul ediyor ve sonuna kadar destekliyorum.

Zaman içerisinde şunu sen de anlayacaksın ki eleştiriyi yapıcı ve yıkıcı olarak ayırt etmek doğru değil. Daha önceki mesajımda da yazdığım gibi "bravo , harika, muhteşem mesajları" sana güç verip seni teşvik ediyor olabilir ama bunların fazlası sana yarar değil zarar verir.

Özgüvenini hayat boyu koruman dileği ile.


sadi (su geçirmez balık) tekin (02 Nisan, 2007 10:37 Pazartesi)
sevgili bigcell,

işte bu yüzdendir ki, bir habere yorum yazmadan evvel biz mümkün mertebe bütün linkleri ve alt yazıları okuyup tam olarak bilgilenip bu şekil yanlış anlamaların önüne geçmeye çalışıyoruz, yapmayanları da uyarıyouz :)))

bolar zortar (02 Nisan, 2007 11:38 Pazartesi)
gec kalmisim biraz ama, is icin ayri, yorum icin ayri tebrik ediyorum.

mezzoalto (02 Nisan, 2007 13:19 Pazartesi)
en başından beri sadece okumak ve irdelemekle yetiniyorum ama son yorumların akabinde birşeyler söyleme ihtiyacı hissettim.. öncelikle şu: ben sıradan bir tüketiciyim.. demografik açıdan A-B arası bir yerlerde seyrediyorum, pazar araştırması şirketlerinde çalışmış, focus gruplara katılmışlığım var, reklam görünce zaplamam izlerim ama yine de buradaki bir çok insana kıyasla "sadece bir tüketiciyim" ve dolayısıyla tüm değerlendirmelerimi bu eksende yapıyorum..

bence bu amacına ulaşmış bir afiş.. baktığımda "küresel ısınmanın dinamiklerini" sorgulamıyorum çünkü ben; "suların yükselmesi, boğazın daha derin olması gerekirdi, saçma" diyecek kadar "derin" değilim.. tüm sıradanlığımla bakıyor ve "aha" diyorum "sular çekilirse aynen böyle olacak, çok fena, daha dikkatli olmalıyım".. yeterince dikkatimi çekerse altında yazan metni de okuyorum, mesaj pekişiyor mu? evet.. ürkütücü bir istanbul silueti, su kaynaklarının azalıyor olduğunu söyleyen bir metin.. bir afişin bundan daha fazla ne yapıyor olması gerektiğini söyler misiniz? en genel anlamda çevreyle ilgili bir kaygı uyandırmaksa hedefi, bunu başaramadığını söyleyebilir miyiz? dolayısıyla bu afişi "üstüne siyah çizgiler çekilerek zebralaştırılmış eşek"le kıyaslamak hoş mudur?

mezzoalto (02 Nisan, 2007 14:41 Pazartesi)

ve ifade etmek istediğim bir diğer husus da bu, yani bazi bazı yorumlarda sıkça rastladığım bir "üst perdeden konuşma" hali.. 

bir şeye özensizce ve cahilce demek ne zamandan beri "latife" kapsamında yer alıyor, veya tanımadığımız insanlara böyle ortamlarda bu kadar kati ifadelerle latife yapılması ne kadar makuldür ben bilmiyorum.. ayrıca bu tip ifadelerin sadece ortaya konan ürünü değil, o ürünü bir şekilde beğenmiş herkesi bağladığını da vurgulamam gerek..

üstüne üstlük "haa bu bir öğrenci işiymiş, e zaten ha benekleri silinmiş panda, ha bu, eh jürinde bişi demediğine göre -ki onlar da işten anlamıyor herhalde- diyecek lafım yok, bi ödev bu zaten "gerçek" bir iş değilmiş.. sen bi de niye kırıldın ki, eleştiriyor yapıcı yıkıcı olarak ayırt etmemeli, ne ders çıkarırım diye bakmalısın di mi? aferin hem de gayretliymişsin, biz de bi sürü zaman sarf ettik işini yerden yere vurmak için, sen şimdi bunlardan bir feyz al, bu cici özgüveninle yoluna devam et" şekilinde tezahür eden bir sensei-çekirge tonlamasında bir söylem için iki kişi arasında 5 yaştan daha fazla bir fark olması gerektiği inancındayım.. haa 20 yıllık bir fark bile bu söylemi uygun kılar mı diyecek olursanız, bence kılmaz.. çünkü ben hali hazırda kelimenin gerçek anlamıyla öğrencim olan insanlarla bile böyle konuşmuyorum..

neticede gerçekten ama ulaşılmış; çünkü ben "ürktüm".. bundan sonra muhtemelen her haberin akabinde "şimdi ağzımı açıp bişi söylesem ne cehaletim kalır ne bilmezliğim ben susayım bari" hissiyatıyla hareket edeceğim.. dolayısıyla tabrik ederim, cidden "amacına ulaşan" bir "iş" olmuş..

mezzoalto (02 Nisan, 2007 14:50 Pazartesi)
son olarak henüz daha "time out" süresiyle ilgili sorunlarımı çözemediğimden parçalara bölerek ve hızlıca yazmam icap ediyor, yazım hatalarından dolayı özür dilerim.. ve bir de sözlerimin bazı "insanları" değil "bazı yorumları" kapsadığını vurgulamak isterim.. keza eğer bu şekilde hisseden / yorumlayan tek kişi de bensem, ben fazla hassasım, çok fazla alt metin okuyorum demektir, bir özürü de onun için baştan dilemişim varsayın..

phoenixia (02 Nisan, 2007 23:24 Pazartesi)

özür cümlesindeki gizli öznenin "mezzoalto" olduğunu düşünmüyorum...

insanız ve anlarımız birbirine uymuyor.. ve bazen, sonrasında pişman olabileceğimiz, yanlış anlaşılmaya fazlasıyla açık sözler edebiliyoruz.. herkesin böyle "talihsiz" anları olabilir diyelim...

hazır söz almışken.. y3k, gıyabında ettiğim lafı suretine söyliyim.. ellerine sağlık..:)


tospik (04 Mayıs, 2007 21:12 Cuma)


fotoşopa ne gerek var ki; gerçekleri de yeterince korkutucu sanırım.

tiryaki (16 Haziran, 2007 00:57 Cumartesi)
Soyak

ozlemceylan (29 Ocak, 2008 15:57 Salı)
kız kulesi çok etkileyici...şimdi doğru yere yazdım sanırım :)

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.