Yorumlar
c (28 Haziran, 2007 11:23 Perşembe)amerikalılar için suç işlemeden bir kez daha düşünün diyen bir kampanya olduğunu sanıyorum ben. artık sayıları o kadar arttı ki; sadece kemikler üzerine uzmanlaşanı var, bir bölümde iki vakayı aydınlatanı var...
phoenixia (28 Haziran, 2007 11:28 Perşembe)"akıl akıldan üstündür"ü göstermek, altetmek isteği de alt psikolojiler arasında bulunuyordur sanırım...
bahsi geçen dizilerden ziyade "gerçek kesit" falan gibi programlarlar,hatta bazı haber bültenleri beni daha çok tedirgin ediyor.. bilmeyene, niyeti olup da yapamayana öğretir gibiler..
ase (28 Haziran, 2007 11:33 Perşembe)csi dizileri fanı olaraktan (içlerinde bi tek miami versiyonunu sevmedim) bi cesit bilim kurgu etkisi yaratıyor bende ama daha gercek olanı.
Her bolumdeki tümevarım sureci gayet akıcı ve sasırtıcı,ipuclarını bulup birlestirmekten zevk alıyo izleyiciler bence, birilerinin öldügü gercegiyle cok ugrasmıyorlar,en azından ben oyleyim.
Erman Sinan (28 Haziran, 2007 11:46 Perşembe)CSI:Miami'yi ben cok severim. Renkleri, akiciligi filan guzel oluyor. Denk gelirsem izlerim!
Eglenceli olabiliyor. Bir amac guddugunu sanmiyorum ama izlenilebilirlik acisindan heyecan verebiliyor yer yer...
Ama su bir gercektir ki her seferinde de katil bulunur mu be abi? "Madem bu kadar iyisiniz, neden o kadar faili mechul" var demezler mi adama? Derler...
McGayver de bir bolumde Camasir Makinesinden Jet Motoru yapmisti...Hala hatirlar gulerim!
Amidala (28 Haziran, 2007 11:48 Perşembe)Amerikadaki suç oranından dolayı da el atmış olabilirler bu konuya c'nin dediği gibi... Yine sayısal hafızama pek güvenmemekle birlikte, seri katillerin %85 i Amerikada, %12 si Avrupada geri kalanı ise dünya üzerine yayılmış durumda... bizde ne vardı çivili katil mi...
Amidala (28 Haziran, 2007 11:53 Perşembe)ahan da buldum bizim deliyi

''hastaneden çıkınca tekrar çivileyeceğim"
"bana cinayetler için emirleri turgut özal verdi"
"çivi görünce dayanamıyordum, insanların kafalarına çakmak istiyordum hep"
phoenixia (28 Haziran, 2007 12:01 Perşembe)ase.. bilimkurgu gibi evet..gerçeklik gözlüğüyle bakmıyor insan pek.. erman'ın dediği noktayla da birleşince.. inanarak izlemiyor insan...
realiti programlar gibi değiller yani..
mezzoalto (28 Haziran, 2007 12:02 Perşembe)işte leonid'imin ilk ve son derece güzel toparlanmış haberiii:)
vallahi yüreğimin derinliklerinde yer alan bir hususa değindin, tüm bu adli bilim dizilerinin, suç dizilerinin ve belgesellerinin hastasıyım.. ama kendi adıma "vay anasını sayın seyirciler ahan da o cam pörtleğini nerden buldu da, analiz etti de, şeetti" noktasından ziyade -çünkü o nokta işte bana oldukça bilim-kurgu/fantazi düzeyinde geliyor, nitekim "gerçek" adli bilim uzmanları da böyle analizler yapabilen araçların olmadığını, delil toplama sürecinin bu denli steril gerçekleşemediğini, lab ve test sonuçlarının böyle hızlı gelmediğini, yani dizilerde izlediğimiz şeylerin %50sinin hikaye, kalanın %50sinin de abartı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyorlar- "suç ve suçu oluşturan öğeler, insanın nasıl suç işlediği, nasıl kontrolden çıktığı" gibi psikolojik ve psiko-patolojik süreçlerle ilgileniyorum.. bilmeyenleri korkutmamak adına söylememem lazım belki ama, seri katiller, sosyopatlar, şizofreni en ilgilendiğim konular arasında (sen kalk şimdi elmayra de adile naşit de sonra da seri katillerle ilgileniyorum de, oldu mu:P)..
bir çok insana da çok heyecan verici geliyor öldürebilen insanlar, boşuna değildir sokaktan evine davet ettiği gençlere tecavüz edip, öldürdükten sonra etlerini yiyen, kalanını da evinin zeminine gömen ted bundy, jefrrey dahmer vb tiplerin -baby face olmaları da önemli bir etmendir tabii ama- hapishanedeyken yüzlerce aşk mektubu ve evlenme teklifi almış olmaları..
biz csi:ny'ı daha çok seviyoruz -miami'den ben de hiç hazzetmedim- ve soluksuz izliyoruz ailecenek, resmen hayat duruyor evde.. düşündüm de evet phoenixia'nun sözünü ettiği "alt etme" psikolojisi de bu işin önemli etmenlerinden biri olabilir, en azından bizim için.. çünkü her bölümün finalindeki o yüzleştirme sekansında inanılmaz mutlu oluyoruz toplucana:)
gullusum (28 Haziran, 2007 14:01 Perşembe)alternatif dizi Monk'da sadece bu CSI dizileriyle kafa bulan bir bölüm vardı. elinde mavi ışık saçan bir aletle bir japon odaya giriyor, duvarda bir nesneye tutuyor "aha bu bilmem ne kılı" gibi bir şey söylüyordu:) herkes süper yakışıklı ve iyi giyimli, hatunlar full röfleli manikürlü, abiler ipek takımlı dolaşıyor ya...olmuyor olmuyor olmuyor. bu açıdan yine de en iyisi CSI NY galiba. Miami'ye gelince oooof o david caruso'yu resmen sopayla kovalayasım geliyor. Suç takip dizilerinde benim şu an için favorim num3ers arkadaşlar, millet bakımsız bilem görünebiliyor arada, daha bir gerçek gibi, dizimax tekrarlarını veriyor şu aralar, tavsiye ederim...
fekat bu dizilerin amerika'da daha "profesyonel" suçlular yarattığı da bir gerçek. çamaşır suyu'nun DNA'yı yokettiğini herkes biliyormus artık adli tabipler zorlanıyorlarmış hayli. Amerika'da seri katil olmak da zor iş be kardeşim otur dizi izle düşün komşu kızını nası kessem de millet çakmasa diye hehee:)
Türkiye'de bir de sırasıyla mobilyacıları öldüren bir adam vardı. tenhada kıstırıp kesiyordu tanımadığı mobilyacıları. küçükken bir mobilyacının deposunda tacize uğradım demişti hatta adam. Zamanında tüm 3. sayfayı kaplayacak derecede büyük olay olmuştu yaw
elifbb (28 Haziran, 2007 14:08 Perşembe)"Ne suç işlersen işle, 100 yıl önce bile içinde bulunmuş olduğun havadan bir kavanoz yanıma alır, bir iki tahlil sonrası ulaşırım sana. İşlemeyi düşündüğün suçun yanına kalacağını sanıyorsan çoook yanılıyorsun. Ha son bir şey daha... Bu teknik bu teknoloji bu güzellik sadece Amerika'da var biliyorsun değil mi?" sözlerinden sonra horatio gözlüğünü hızla takar, "hiaaaaaooooo" tadında bir çığlıkla "won't get fooled again" şarkısı girer, horatio sahneden çıkar.
mezzoalto (28 Haziran, 2007 14:39 Perşembe)o şahane bi hadise ve apayrı bi olay creaziz:) muhteşem şarkılar seçiyorlar, müzikler görüntüler süper.. onun kadar favorim bi de "without a trace" var, ona da hastayım..
bi de arkadaşlar patricia cornwell demek isterim, " hayatımın kadını kay scapetta" demek isterim.. ne zaman filme alıcaklar şu romanlardan birini yaaa:((
ase (28 Haziran, 2007 15:18 Perşembe)csi ny'da cinayet mahalinde yakalıdkları sivrinegin emdigi kanı alıp tahlil edip katili bulmuşlardı bi kez, en ucuk delildir hala benim gozumde,
csi las vegasın final bolumunu tarantino yazıp yonetmisti ki sinema kıvamında cok özel bi bölümdü,
cold case,without a trace ise delilerden cok insanlar uzerinde yogunlasıyo, onların hayatlarına dair detayları ogrenip, psikolojik profillerini cıkartarak sonuca ulasıyorlar genelde..
layni (28 Haziran, 2007 16:15 Perşembe)ben hastayım bu diziye kanıt peşinde bayılıyorum ve o kadar teknoloji burda da olsa ben kendimi bu teknoloji kullanmaktan alamam mesela:) ve katillerin genelde potansiyel bir zekaları olduklarını düşünmüşümdür hep e onun yaptığını ortaya çıkaran insanlar da ondan daha zekidir bu da bir tür ego tatmini gibi..
fair (28 Haziran, 2007 16:26 Perşembe)onu bilmem ama birara kendi aramızda kevin bacon'ın olmadığı bir film var mıdır diye konuşurduk.. hemen her filmle ilişkilendirirdik..
tinklebell (28 Haziran, 2007 19:04 Perşembe)walla CSI versiyonlarini gordukce zevkle izleyen ama 'mutlaka CSI saatinde evde olucam' demeyen bir insan olarak, uzun zamandir sunu dusunuyorum 'hangi suca CSI ekibi gider, hangisine normal bir dedektif gider?' Yaw bunun ayrimini nasil yapiyorlar ki?
Mesela; 'en fazla kan olana CSI gitsin' ya da 'arabada cinayet islendiyse kesin CSI gitsin, mutlaka koltuk ustunde sperm, meni filan bulurlar simdi bunlar' vs. mi deniyor???
Mezzocugum; bak gordun mu bir gunde 2 yorum bilem yazdim, sicaktan midir nedir :P
Leonidcigim; hazir dizilerden girmisken; bir de heroes yorumlarini alsak bak 1 aydir devam eden bir heroes haberi var, tam agzina layik ;)))
Gullucan; o dedigin profesyonel suclulardan bizim memlekette de olusmaz dimi, hani DNA'ya camasir suyu doken, amanin diyorum beeennn
mezzoalto (28 Haziran, 2007 19:42 Perşembe)aslen tinklebell'im, biguya nihayet tam teçhizatlı kazandırdığımız tayfacanım, her suça hem csi hem de dedektifler gidiyor.. dizinin temasına göre farklı perspektiflerden izliyoruz.. ortada faili meçhul bir suç varsa, csi ekibinin mutlaka gitmesi gerekiyor ki adı üstünde "crime scene investigation" ekibi onlar.. detektifler işin sorgulama, kişi araştırması, takibi gibi kısmıyla uğraşırken, csi insanları labda kıl-tüy analiz ediyorlar.. hatta mesela csi:ny'da en favori karakterlerimden biri polis dedektifi flack karakteridir, onu da yerim bennn:)
ama bu dizilerin biraz fantastik oluşunu nerden anlıyoruz, normalde csi ekibinin sanıp peşinde koşup sorgulama yapması diye bişi söz konusu olamaz, onlar teknisyen gibidir, nasıl otopsi yapan adli tıp tabibi, sorgulamaya girmiyor, sadece gerektiğinde mahkemede tanıklık ediyorsa, bunlar da öyleler.. ama bizim dizilerimize biraz hareket biraz eğlence lazım geldiğinden, kahramanlarımız sorgu da takip de ne ararsan yapıyorlar ama neyse diyaloglarda "aslında yapmıyor olmaları gerektiği" konusunda da konuştukları oluyor:)
leonid (28 Haziran, 2007 19:56 Perşembe)Bi de: CSI dediğiniz gibi adı üzerinde, Crime Scene Investigation. Yani faili meçhul olsa da olmasa da her olaya gidiyorlar. Tabii ki biz heyecanlı olsun diye meçhul olanları izliyoruz :-)) Ama işin içinde cinayet varsa, bir de Amerika'da coroner denen, bizdeki karşılığı da tam adli tabip olan bir kişi oluyor ki, bu kişi ölüm saati, nedeni gibi konularda ön raporu yazıyor. Daha sonra da "forensic pathologist" denen, bizdeki karşılığı da yine adli tabip olan kişi otopsiyi yapıyor. Bu arada CSI laboratuarı da -ki bizdeki karşılığı kriminal laboratuar- kanıtları incelemeye devam ediyor. Yani bizde aslında adli tıbbın da diğer birçok şey gibi olmadığını buradan anlayabiliyoruz. CSI, forensic pathologist, coroner, cinayet masası gibi sistemde farklı görevleri yapan birden çok dişli var orada. Ki bu konudaki bilim dalının adı da forensics. Türkçede "Adli Tıp" deniyor ama olayın aslında tababet (bakın osmanlıca konuştum) ile uzaktan yakından alakası yok. Tıp sadece insanın da incelendiği vakalarda yardımcıdır. Am biliyorsunuz ki mesela Las Vegas'ta Gill aynı zamanda böcekbilimcidir. Miami'de Horatio aslında poz kesmeyi seven yüzü de sürekli tuvalet ararcasına bakan ama gitse de yapamayacağını bildiği için sıkıntısı iyice artan bir kronik kabızdır. Yani özet: Bu dizilerde tüm sistemi birlikte görüyoruz ama olay laboratuar eksenli geçiyor. Budur :-))
elifbb (28 Haziran, 2007 21:24 Perşembe)csi sülalesi, without a trace, cold case, justice gibi dizilerin diğer "araştırıp bulalım" dizilerden farklı bir tarafı var. ve ben bu farkın jerry bruckheimerdan kaynaklandığını düşünüyorum. (avukatlık dizilerinde david e. kelley faktörü gibi ;) gerçi her ne kadar numbers, criminal minds, profiler, ve bilimum dedektiflikleri izleyip her seferinde de "yav bu birimlerin birbirinden haberi yok mu, bi buluşsalar da daha verimli olsa şu iş" desem de jerry dizileri daha bir heyecan daha kaliteli yapım şeklinde geliyor bana.
bir de nası kaptırdıysak, annem de ben de acil durumlarda suç ortamını nizama sokabilecek birikimi edindik. nerden kıl toplanır nerede sorgu yapılır kim en bir şüphelidir falan :)) gerçi son birkaç aydır greys anatomy ve house dizileri sayesinde ben dedeklifliği bırakarak tıp alanına geçmiş, her hapşırana bastonlu manyak doktor edasıyla "lupus oldun sen kesin" der bir hale gelmiş bulunuyorum. hadi hayırlısı :)
Amidala (28 Haziran, 2007 21:29 Perşembe)yaa ben tıp alemine hiç girmedim... bi scrubs bilirim

ama dediklerin nasıldır acep, onları da indirip izlesem mi acep, içime kurt düşürdün elifbb... yarın yine şirket bağlantısı felç olacak

nuhaha
elifbb (28 Haziran, 2007 21:34 Perşembe)hehehehe bildiğin gibi diil amidala, nası bi lanetse başladık bırakamıyoruz. geçen yaz tekrar bölümler sırasında gözümüz değmişti arkadaşımla, valla sezonun sonunda bir bölümde ağlicaktık sinirimizden falan :))) greys anatomy öneririm efem, house ayrı tabii aşığız kendisine heheheh
tinklebell (28 Haziran, 2007 21:34 Perşembe)himm, yani diyorsunuz ki aslında CSI'da arada bir ce eee diyen, suc alaninda uzaktan gozuken, tek tuk laf eden amcalar, aslinda diger dizilerde habire izlemeye alistigimiz aslan dedektifler ama bu dizide odak onlarin uzerinde olmadigi icin bize hayalet gibi gozukuyorlar :))) ya birsey daha merak ediyorum, bizde de adli tipcilar bu kadar cool gorunumlu mu :PPP
elifbb (28 Haziran, 2007 21:36 Perşembe)valla coolu bilemicem ama ben manken gibi bir adli tıpçı genç bayan tanıyorum. erkek adli tıpçıların da aynı kıvamda olmasını temenni etmiştim :)))) meslekten midir diyosun tinklebell? geç mi kaldık acep değiştirmek için yaf?
Amidala (28 Haziran, 2007 21:38 Perşembe)walla bizim adli tıpçımız, dedektifimiz, mit ajanlarımız nasıl acep...

cümle içinde mit dedim tüm secerem çıkarılır şimdi hee...
elifbb (28 Haziran, 2007 21:48 Perşembe)amidala saçından bir iki tel koparıp bir buzdolabı poşetine koyuver, ben gelene kadar da hiçbir soruyu yanıtlama. yoldan bir iki rulo sarı bant bir de güneş gözlüğü alıp geliyorum.
Amidala (28 Haziran, 2007 21:52 Perşembe)mavi ışığı unutma 
Amidala (28 Haziran, 2007 21:55 Perşembe)elifbb anneni de unutma, siz bi ekipsiniz

bak "ananı da al gel" demiyorum, kibarım...
aslında böyle konuşmaya devam edersem bigu için tehlikeyim galiba
elifbb (28 Haziran, 2007 22:05 Perşembe)hanfendi bir kez de sizden duyalım, buradaki kimseyi tanımıyorsunuz di mi? :))))
annem başka bir olaya baktığı için bize katılamicek, kendisini klimalar departmanına terfi ettiler, onunla cebelleşiyo
bu arada biraz karıştıriyim bakim var mı başımıza gelecek yeni bir csi olayı diyordum ki tuhaf bişi buldum. (bana tuhaf belki de)
CBS ile işbirliği içinde bir sergi söz konusu. Mayıs ayında Fort Worth Museum of Science and History içinde bir CSI sergisi açmışlar. 2.4 milyon dolar sponsorluk falan var.CSI:The Experience başlıklı bu serginin sayfası
burasııı. Sayfada sanal tur falan da var. "İnanmıyorsan gel kendin yap" gibi bişi midir nedir :)) İlginçmiş.
emireruyan (28 Haziran, 2007 23:53 Perşembe)Adamlarda buyuk ihtimal eleman acigi olustu bu tur crime scene investigation alaninda . bu sebeple once bu dizileri piyasaya surduler insanlarda merak uyandirdilar sonrada college larda 2 senelik sertifika programlari vermeye basladilar . california daki collegelarin cogunda ogrencilerin 5 te 1 i bu sertifika programini alio. tutun siz hesap edin eleman acigini ne kadar cabuk kapadiklarini. diziyi yapanlarda urunlerini satabilio. boylece Herkesler memnun durumundan
Imagination (28 Haziran, 2007 23:59 Perşembe)bunu görünce aklıma cnntürk'te yayınlanan bi belgeselimsi program geldi... bu CSI:NY ve benzeri dizilerin arka yüzünü (!) gösteren

, "hah haa size orda şipşak testi yapıp çözdük gibi gösteriyolar ama gerçek hayatta o hedehödö testin tamamlanmasi en az 6 hafta sürer teknik olarak, yaa biliyomuydunuz, bak nası da kandırıyolar sizi..." tadındaki garip bi programdı... zaten tamamını izleyememiştim ama ilginçti...
mezzoalto (29 Haziran, 2007 00:26 Cuma)emireruyan, ürünler konusunda özellikle haklısın.. annem bir amerika yolculuğu dönüşünde bin tane "güzel california" "yellow rose of texas" gibi akla zarar bütçeye ziyan t-shirtün yanında bir adet csi t-shirtü getirmişti.. hiçbir "souvenier" ürünü bu kadar beğenip giydiğimi hatırlamıyorum, hastası olmuştu herkes:)
Amidala (29 Haziran, 2007 15:49 Cuma)bugün Vatan'daki bi haber :
FBI insan kokusunu kavanozda saklıyor (hahaha başlığa bak) :
FBI "Her suçlu arkasında kanıt bırakır" sözüyle yola çıkıyor: Örneğin suçlunun olay yerinde bıraktığı koku, özel bi vakumla çekilip, kavanoza konuyor ve yıllarca saklanabiliyor. Kokunun koklatıldığı köpekler, ajanı suçluya götürüyor. 21 haftalık kursta başarılı olanlar, ajan olarak 5 bin dolar maaş alıyor.
tam sayfalık bi haber var, bi sürü konuşmuş amerikalılar, ben özetini yazdım

leonid (29 Haziran, 2007 20:35 Cuma)Bi de: Bir yetişkin erkek ortalama günde 100 tane kıl dökermiş, o nedenle bu adamların "kılla-tüyle" uğraşması baya ciddiye alınırmış CSI alemlerinde :-)
Bi de daha: Türkiye'de Adli Tıp Enstitüsü'ne dışarıdan da başvuru kabul ediliyor ve bunların %95i babalık testi imiş.
ARTanubis (01 Temmuz, 2007 01:25 Pazar)bu tür dizileri arada bir izliyorum ve fena değiller ama leonidim haber yapmış yorum yazmazsam çatlardım:)
duvarda bir leke görünce sadece ve sadece o leke için üretilmiş uzay gemisi gibi bir alet çıkarıp vooiyiiinininkkk şeklinde örnek almaları, şnorkelleri kaybolmuş beyaz deniz gözlüklerini takıp laboratuarda ahkam kesmeleri ve bilgisayarlarının biz embesiller anlayalım diye "crimes with a stain on the wall database being searched...aha found!!" filan yazması yok mu tüylerim diken diken oluyor...
mehmet (01 Temmuz, 2007 01:33 Pazar)bana da hep fifth element'in açılış sahnesindeki arkeologu hatırlatıyor. aklıma geldikçe yarılıyorum
şöyle ki: arkeolog amcamız hiyerloglifleri okurken bir tane 1, bir tane 5 okur, "a-ha der 5000 yılda bir dünyayı ziyaret edecekler". Aklıma geldikçe yarılırım.
Hastasıyım sinemasal anlatımın. keşke filmlerde yaşasak hep, büyümesek hiç. Ben Korben Dallas, yarim Leeloo olsa hep.
ARTanubis (01 Temmuz, 2007 01:49 Pazar)leeloo dallas multi pass!! multi pass!! ne şahane filmdir yarabbim o... sinemaya 3-4 kere üstüste giitiğim tek filmdir hayatta...
mehmet (01 Temmuz, 2007 01:56 Pazar)ahahaha yazacaktım, kime ne kişisel anımdan diyip eklemedim.
zamanında bir arkadaşım çok sevmediğim gece hayatında dolaşımımı kolaylaştırmak üzere bana afilli bir kart hediye etmişti. Ben gittiğim ilk kulüp kapısında kartı embesil gibi tutup, "korben dallas, multi pass" diyince bodyguardın "bu maymuna bu kartı kim verdi" bakışlarıyla, arkadaşların "yedin karizmayı" bakışları arasında kapıda kalıyodum :)))
o keyfi hiçbir karizmaya değişmem :)))
Yalçın (settar) Pembecioğlu (01 Temmuz, 2007 23:00 Pazar)5th Element benim de sinemada 'multipass' yaptigim ender filmlerdendir Art :) Diva Plavalaguna'nin sarkisini ezberden mirildanabiliyorum misal.
Amidala (01 Temmuz, 2007 23:18 Pazar)SUPERGREENNNN!!...
ARTanubis (01 Temmuz, 2007 23:57 Pazar)o şarkı lucia di lammermoor un en başarılı aryasının modifiye halidir settarcım... ben de aylarca söylemiştim:) hala da mırıldanırım arada bir...
ARTanubis (02 Temmuz, 2007 00:03 Pazartesi)mezzo yecee ve art olarak şu anda yemekl sonrası bigu geyiği yapiyoruz ve de geceyi 5th element izleyerek bitirmeye karar verdik:) sağolasın mehmet...
mezzoalto (02 Temmuz, 2007 12:17 Pazartesi)evet, saat 00.30da başlatmak suretiyle, ben izlemedim diye izlettirildim:) güzel filmmiş hakkaten, nitekim arada uyuyakaldığım oldu da ama 5. kez izleyenler cin gibi sahne takip ediyorlardı:) maalesef diva'nın aryasında -ve bir kaç sahnede daha:P- içim geçmiş, benim de bir "multipass" yapmam gerekicek lakin genel olarak şuradaki göndermeleri anlayacak kadarını izledim, art ve yecee'ye teşekkürlerimi sunuyorum:) "thrilled!"
dydemoz (03 Temmuz, 2007 15:25 Salı)Yani bu kadar bigucan bu filmlerin esasını çözemediniz mi?? Aşkolsuuun: "İYİLER DAİMA KAZANIR".
Erle Stanley Gardner, Sherlock Holmes falan okuyarak büyüyen bi kayıp tür olarak tüüüüüm bu dizileri büyüüük bir keyifle izliyor ve sonra yatağıma dünyayı kurtaran ve tüm dertlerimize çözüm bulan insanların varlığını ve bunların hepsinin Amerika'da yaşadığını bilerek gidiyorum

Favorim: House, NCIS ve yeni başlayan Medical Investigation. Ama gerçekçilik konusunda hala ER'ı tek geçerim.
fair (03 Temmuz, 2007 15:58 Salı)nip/tuck da çok gerçekçiydi.. ameliyatlar gerçekten yapılıyormuş hissini veriyordu bana.
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.