Yorumlar
bella donna (26 Şubat, 2008 12:03 Salı)O şişe o kadar leziz ve cezbedici duruyor ki, yalanabilir, diyorum 8)
Polka (26 Şubat, 2008 12:05 Salı)kendi de pek leziz bir ürün
sadi (su geçirmez balık) tekin (26 Şubat, 2008 12:28 Salı)gerçekten bunu yalayacak olur mu yahu.. el değmeden hazırlandığını nerden bilelim ilanın? ya hastaruhlu biri başka biyerine sürüp öyle şeettiriyorsa onu.. ıy..
Polka (26 Şubat, 2008 12:49 Salı)e tabi yirmi kere açılıp kapandıysa onu bilemem ama sen o elindeki kokakola şişesinin içine birilerinin kötü birşey yapmadığına nasıl emin oluyorsun? Temizliğine nasıl güveniyorsun? hı?
Yalçın (settar) Pembecioğlu (26 Şubat, 2008 14:05 Salı)ben muayenehane bekleme odasında okuduğum sebil dergide görsem yine yalarım.
sanırım.
biraz abartmış olabilirim ama hijyen is a state of mind sometimes.
buraKargın (26 Şubat, 2008 14:11 Salı)Yalama olur o etiket :) Yararsız buldum. Bunun yerine şampuan promosyonlarında olduğu gibi paketçiklere konabilirdi üzüm suyu mu her neyse...
mehmet (26 Şubat, 2008 14:21 Salı)hahahah yes it is :)))
buraKargın (26 Şubat, 2008 14:38 Salı)bazı paketler sıktıkça esniyor, patlamayı beceremiyor. 'buradan açınız' uyarısını görene kadar cebelleşiyorsun :)
rakunzell rakkadar (26 Şubat, 2008 16:11 Salı)eskiden kitap sayfalarına zehir sürerlermiş, şimdi dergi sayfalarını üzümlüyolar. garip.
bi de gazeteyi yalayınca kurşun zehirlenmesi mi oluyodu insanlar noluyodu, böyle bişi vardı...?
mezzoalto (26 Şubat, 2008 16:27 Salı)"hijyen is a state of mind":) ahahahahaah

bunu facebook status'uma yazasım geldi yemin ederim:) ama sıfırdan benim aldığım dergi değilse yalamam, öyleyse de zaten hayatta aklıma gelmez "biri bi yerine şeettirmişmidir" demek, skeptik gördüm sizi sgb bey:)
ama madem yalanabilir bir formata koymuşlar, bari katılaştırıp şeker yapsalarmış ve öyle tattırsalarmış diye de düşünmedim deil:)
bu arada sushico'nun gönderdiği soya sosunu kolonyalı mendil sanıp höşürt diye açtığım gün geldi aklıma.. o koku ancak uzuun bir duş sonrasında çıktı ve uzuun bi süre oradan hiçbişi ısmarlamak gelmedi içimden:)
phoenixia (26 Şubat, 2008 21:29 Salı)fikir süper..
kokusu bile tav edebilir.. vee böylece önce sağa sonra sola sonra tekrar sağa bakılıp dilin ucuyla da olsa "sebil dergide" bile tadılır evet..:))
manyak mıyız ya.. hepatiti var,osu var busu var..
minicik, yutmadan sadece tadına baksak..:D
tamam tamam dilimi değdirmeye cesaret edememedim ama o kadar güzel kokuyo ki gidip hemen almalıyım..yeap!
:))
ARTanubis (27 Şubat, 2008 09:58 Çarşamba)dergi yalamam...
yalayana da kuşkuyla bakarım...
fair (27 Şubat, 2008 11:09 Çarşamba)yalamam, yanımda da yalatmam.
Trickster (29 Şubat, 2008 00:07 Cuma)yalamam, yalayanı da sewmem !! eheuheuee
buraKargın (29 Şubat, 2008 01:10 Cuma)yalamam, yanımda yalatanı da sevmem. yaa yaaa! :DD
tiryaki (03 Mart, 2008 23:39 Pazartesi)yalamak gerekmiyo gibi geldi bana aslında öpsek böyle french kiss hesabı filan olur ama tek taraflı yalama sayılmaz yani ne bileyim. dergi nihayetinde kabiliyeti de bi yere kadar.
Uğurkan (GoDLESS_FroG) Hafızoğlu (04 Mart, 2008 20:46 Salı)o değil de ben bu fikrin toplantıda nasıl ortaya atıldığını merak ediyorum.
- patron buldum!! İnsanlara dergiyi yalatıcaz.,
- alın bu arkadaşı.
mezzoalto (05 Mart, 2008 09:53 Çarşamba)herşeye rağmen genel öğrenme psikolojisi açısından bakacak olursak bir materyal ne kadar çok duyu organına hitap ediyorsa o kadar akılda kalıcı olacaktır.. bu anlamda görme ve dergi olması itibariyle dokunma duyularına hitap eden bir ürünün tatma duyusunu da eklemiş olması bence ilginç ve yaratıcı.. hatta muhtemelen koklama duyusu da süreçte var, çünkü gerçek ürünü koyacaklar madem, illa ki bir kokusu olacaktır..
ARTanubis (05 Mart, 2008 10:01 Çarşamba)yalayalım, yalatalım, kim kimi yalıyor derken oldu mu şimdi bu akademik yorum mezzocum yaw:)
mehmet (05 Mart, 2008 17:04 Çarşamba)burada doktorumuz varken konuşmak bana düşmez lakin tatma duyusu koklama duyusu olmadan çalışmıyor, tek başına bir duyu değli zaten o yüzden...
hatta yapılan çalışmalar diyor ki, hafıza merkezi direk koku alma duyusuna ilişik. koku duyusu körelmiş bir memeli bir süre sonra hafıza kayıpları yaşamaya başlıyor...
alelacele bir "bunları biliyor mıydınız?" oldu, bi ara döner araştırmaların bağcıklarını da bağlayıveririm yazıya belki...
phoenixia (05 Mart, 2008 21:24 Çarşamba)ya yaaa...
araştırmalarda, koku duyusu engellenmiş deneklere-insan oluyorlar- tattırılan tarçının ne olduğunu anlayamadıklarını, hatta talaş mı ne bu gibi tepkiler verdiklerini görmüştüm.. tarçının da nası keskin bir tadı olduğu düşünülürse, sadece rayihaymış halbuki..:)
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.