Anasayfa

4676_9971.jpg Resimleri
 

Ariel-İşkence


Pin It
İlk bakışta insan hakları örgütlerinin yaptığı ilanlar geldi aklıma. Arielin ilanları çoğu zaman şaşırtır beni severim. Bu da hoşuma gitti.Renk ve ışık kullanımı özellikle.


Künye:
Advertising Agency: Saatchi & Saatchi, Mumbai, India
Creative Director: Juju Basu
Art Director / Illustrator: Sandeep Poyekar
Copywriter: Amit S Acharekar
Photographer: Amol Jadhav





Kaynak:coloribus
Kategoriler: reklam
Etiketler: iskence, ariel

Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


mezzoalto (25 Mayıs, 2009 15:22 Pazartesi)
bu reklam beni acaip rahatsız etti.. işkence gibi bir insanlık suçunun bir tüketim metasına malzeme olması fikrini çok çok talihsiz bir deneme olarak görüyorum.. ayrıca yakası suya bastırılan gömlek haricinde nasıl zorlama benzetmeler yapılmış belli değil.. yanlış, çok yanlış..

dozdenoir (25 Mayıs, 2009 15:39 Pazartesi)
Belki de india için yeterince zorlama değildir bu işkence sahneleri. Etkilendim. Giysilerinize işkence yapmayın arielle yıkayın çarpıcı verilmiş. Ayrıca 3 yöntem de elle çamaşır yıkamada kullanıldığı için ekstradan başarılı gördüm. Uyduruk görsellere gidilmemiş elektrik verme gibi... Kurumsal bant da, daktilo fontu da leziz olmuş.

valerie (mana) kozmonovic (25 Mayıs, 2009 15:53 Pazartesi)
son ikisindeki tat ilkinde yok. son iki zaten oldugu gibi kullanılmış, ilkini biraz zorlamışlar. ve evet ilki konusunda mezzo'ya katılıyorum. son ikisi bi aksiyon filminden alınma sahneler gibi de algılanabilir ama ilki daha bi ezici, rahatsız edici, zavallı duruyor.

Alp (pimoka) Esin (25 Mayıs, 2009 16:11 Pazartesi)
mezzo al bendende +1

ben biraz daha ileri gidip bu tür 'sarkastik' (kendince espri yapıyor çünkü şaptikler) yaklaşımların apaçık suç olan yada incitici içerikleri andavallı bir normalleştirmeye yaradığını düşünüyorum.(şakası bie olmaz katagorisine tecavüz ve intiharı da eklemek isterim ayrıca)

bu iş, su ile boğma işkence yönteminin tartışıldığı Obamanın açıklamıyciimm diyerek hayal kırıklığı yarattığı günlerde bu 'normalleşmenin' zihinlerde ve günlük hayatta kendine nasıl yer bulduğunu gösteriyor.

yandaki sıraya göre ikinci fotoğraf inanılmaz derecede ürkütücü ve tüyler ürpertici bence.

hem yahu fotolarda olan bitenin ne alakası var deterjancılıkla ezilenlerin kurtarıcısı ariel mi? ariel solcu mu oldu?

cagatay (tortilho) karakoc (25 Mayıs, 2009 17:34 Pazartesi)
@mana pimoka ve mezzo ... el ile yıkama yöntemlerinden vurarak ( ülkemizde taşa vurulur ) çitileme yöntemi anlatılmış ilk resimde. 3 resimde halihazırda kullanılan ve kullanıldığı sırada resmini çekseniz (1. resim de iteleme var kabul ) aynı kareleri yakalarsınız. Ki yıkayan bilir bu yöntemleri( ben bildiğimden değil :)  ),e hedef kitlede bu teyzeler. Hindistandaki teyzelere sormak lazım çeken bilir :)

massattack (25 Mayıs, 2009 17:35 Pazartesi)
Birazcık işkence kelimesine hassas olduğumuz için sanırım  bizi rahatsız etti. Oysa ilanlarda "giysilerinize karşı acımasız olmayı bırakın" teması işlenmiş. Yani babadan(burada anneden daha doğru olacak) kalma yöntemler içerisinde sopayla dövme, çamaşır suyuna basma, kaynatma gibi şeyler mevcut.

Hindistan'da maalesef bu durum her an karşınıza hala çıkabiliyor.

Bence o kadar da kötülenmeyi hak etmiyor mezzo ve pimoka. =) Üzüldüm sanki kendi işimmiş gibi siz öyle söyleyince. =)

braincircle (25 Mayıs, 2009 19:04 Pazartesi)
oba. hemen baktırıyor kendine, incelettiriyor, 'hmm'latıyor. özellikle ilk fotonun ışığı müthiş.

valerie (mana) kozmonovic (25 Mayıs, 2009 19:44 Pazartesi)
tortilho aynı şeyi söylemişiz ki :) yani ben beğendim zaten. ilki biraz zorlama, diğer ikisindeki etki onda yok dedim :)
pimoka diyecektin herhalde? işleri sevdim, ama ilki en son sıraya geçer, o pek olmamış. ve evet işkence demiyor zaten.

cagatay (tortilho) karakoc (25 Mayıs, 2009 20:15 Pazartesi)
mana muhalif tavrın bilinçaltımda yer etmiş :D değiştiriyorum hemen pardon :)

valerie (mana) kozmonovic (25 Mayıs, 2009 20:25 Pazartesi)
aaa biz muhalifleşmiş miydik seninle ya :) hiç hatırlamıyorum. bilseydim beğenmedim derdim :P


cagatay (tortilho) karakoc (25 Mayıs, 2009 20:32 Pazartesi)
daha muhalifleşmedik senle :) ama bende muhalifleşmek isterim ilerde birgün :D izlediğimiz,okuduğumuz kadarıyla biliyoruz sizi  :)

valerie (mana) kozmonovic (25 Mayıs, 2009 20:55 Pazartesi)
anladım arkadaşlarınla muhalifleştim anlaşılan :)
valla kişisel değil :) ama bi şeylere katılırsın bi şeylere katılmazsın. ne yazık ki tartışmadan korkar bi nesliz. burada tartışır yarın bi partide laylaylomlaşırız :)

cagatay (tortilho) karakoc (25 Mayıs, 2009 21:14 Pazartesi)
yok be :D arkadaşlarımla da muhalifleştiğin yok takılıyorum ben :) düşüncelerini senin gibi sonuna kadar savunanları görmek zor bu vakitte demem o :)

mezzoalto (25 Mayıs, 2009 21:37 Pazartesi)
söz konusu olan cruelty kelimesiyse de referans verilen kavram işkence değil mi? gömleğin yakasının bastırılış tarzı "annelerimizin, teyzelerimizin gömlek yakası bastırması" gibi mi, birinin kafasını suya bastırmak gibi mi.. pimoka hissettiğim rahatsızlığı çok güzel ifade etmiş: normalleştirme.. burada normalleştirilen kavram işkence, kelime olarak aynen böyle geçmese de ve bu kavramın deterjan satmak için kullanılması fikrini kabul edilemez buluyorum.. ayrıca kusura bakmayın hiç mi suya çamaşır bastıran, taşta çamaşır döven insan görmedik, resimlerdeki renkler, tonlamalar, çamaşırların suya konuşu tamamen işkence teması üstüne (hatta ilk resimde çamaşır temizleniyor mu kirleniyor mu acaba?), "zor koşullarda çamaşır yıkamak / çamaşıra haşin davranmak" üstüne değil.. amaç o olsa yüzlerinde zorlanan, yorgun, acı çeken ifadeli teyzeler, açık havada -hani hindistanda öyledir diyoruz- çitileye çitileye çamaşır yıkardı, taşlarda çamaşır döverdi, görsellerde de onların ezip büzdüğü çamaşırları görürdük.. aa ama pardon, öyle olunca işkence gibi bir kavramı kullanarak ajite etmiş, dikkat çekmiş, insanları konuşturmuş olmazlardı değil mi..

phoenixia (25 Mayıs, 2009 21:42 Pazartesi)
çamaşırlara eziyet etme, ariel kullan diyor..
evet.. direkt diyor, güzel de...
çizgisini biraz aşmış... gönderme yaptığı yerdeki asıllarını hatırlatıyor çünkü...

story (26 Mayıs, 2009 16:31 Salı)
nedense görüntülerden irkildim...
aynı slogan başka türlü de verilebilirdi belki, sanki, yani...

jeffparadox (27 Mayıs, 2009 15:10 Çarşamba)
Siddeti normallestirmesi yorumuna ben de aynen katiliyorum. Ticari veya sanatsal acidan bir degerlendirme yapmiyorum, sonucta insanlarin ilgisini cekmek isterseniz bunu yapabileceginiz bir suru grotesk ve rahatsiz edici oge kullanabilirsiniz. Iyi de nereye kadar?

En basit ev urununun bile reklaminda insanligin en buyuk sorunlarinin sok degeri var diye bu kadar kolay resmedilmesi toplumlarin buna ne kadar alistirildiginin bir gostergesi. (Dolayli yoldan da olsa resimler iskenceyi cagristiriyor.) Bana en komik/aci gelen sey ise en kanli ve vahsi gorsellerin rahatca dolasabildigi bir medyada argoya, sigaraya, ickiye, cinsellige (pornografi degil) ve kufure karsi yurutulen amansiz savas. Dogru, icki icip opusen insanlari gostermek yerine, beyni parcalanmis cesetlerin canli savas goruntulerini genclere ozgurce sunmak, gelecek icin daha ahlakli ve saglikli beyinler yetistirmemize yarar (!)

Bu malesef dunyanin genelinde varolan bir sorun. Adam oldurmeye yarayan silahlarin oyuncaklari kucuklere her bicimde satilabiliyorken, bir vibratorun buyukler tarafindan alinabilmesi bile problemlidir bu dunyada. Hem de biri adam oldurmeye, digeri ise zevk almaya yariyorken!

Toys 'R Us da vibrator satilmasini onermiyorum tabiki, anladiniz ne demek istedigimi...

massattack (27 Mayıs, 2009 15:24 Çarşamba)
Ben hala bu konuda bir bakış farklılığı oluştuğunu düşünüyorum.

Bahsedilen konu, reklamlarda suç teşkil eden unsurların meşrulaştırılıp sorun yokmuş gibi verilmesi üstüne. Sonuna kadar aynı fikirdeyim bunu savunanlarla. Çok da hassas ve güzel bir nokta. Ancak buradaki tema çamaşır yıkama teknikeri.

Yani bir spor ayakkabısının reklamı verilmiyor ki. Ya da beyaz eşya reklamı değil ki (hoş bizde beyaz eşyaların dövüldüğü reklamlar da mevcuttu). Zaten kullanılan yöntemlerin üstünden çamaşır yıkama konusuna dinamik katılmış, çamaşırlar kişileştirilmiş.

Atıyorum, bir çiçekçi reklam olarak çarmıha gerilmiş begonyalar, elektiriğe bağlanmış laleler ya da suya bastırılmış gelincikleri konu edip altına da bitkilerinize işkence etmeyin, gelin bizim markanın gübresinden alın bilmem ne dese bütün tepkileri doğal karşılayacağım. Ama burada durum halihazırda mevcut uygulamalar üstünden işlenmiş.

jeffparadox (27 Mayıs, 2009 16:10 Çarşamba)
Arada bir nuans farki oldugunu inkar etmiyorum, zaten "dolayli yoldan" dedim bu sebeple. Benim yaptigim daha genel bir elestiri. Bu kampanyaya ozel degil. Ama bu da nasibini aliyor, cunku is yapilirken "iskence" eyleminin referans alindigi, ve izleyene bu sekilde bir duygu aktarilmaya calisildigi gun gibi ortada. Gelebilecek tepkilere karsi "ama biz onu degil bunu kastetmistik" kilifi bu calismayi kurtarmaya yetebilir belki, ama sorunu mesrulastirmaya yetmez. Zekice yapilmis bir cakallik. Akilli ve vurucu bir reklam kampanyasi. Tamamen zararsiz mi? Supheliyim...

Bu kadar gergin ve vahsi zamanlarda (yada bir dunyada) yapilmamis olsaydi, ise karsi cok daha fazla hosgoru gosterebilirdim sahsen. Cok daha komik de bulabilirdim. Ama dalgasi gecilen sey her gun gozumuzun icine sokularak gercekte de yapiliyorsa, bu konuda biraz daha hassas olmak anormal olmasa gerek.

phoenixia (27 Mayıs, 2009 16:25 Çarşamba)
toys r us kalmadı artık.. toyiki var.. ve orada vibratör satılabilir.. bu minvalde bigu'da da epey eleştirdiğimiz bir reklamı vardı..

yine serbest çağrışımla aklıma bir ikea reklamı geldi..
çocuk vibratörle uçak/arabaymış gibi oynuyordu...

ekliyim..evet..

phoenixia (27 Mayıs, 2009 16:28 Çarşamba)

söz konusu linklerin işkenceyle alakası yoktur...

şurada toyiki, burada ikea..


jeffparadox (27 Mayıs, 2009 16:53 Çarşamba)
Toys 'R Us hala var, Turkiye'deki baglantisi ticari amaclarla isim ve yon degistirdi sadece.

Vibratorlu reklami goremedim, kaldirilmis gozukuyor, izledigim diger ikisi gayet guzel reklamlardi. Toyiki reklaminda ise rahatsiz eden sey cinsellikten ziyade bizim kulturde varolan bir cinsel abuklugun yeniden resmedilmesi. Bir cok cocuga travma yasatmis olabilecek bir (artik gelenek mi diyim) seyin, cocuklara urun satmak icin pazarlanmasi firmanin yaraticilik kapasitesini goz onune seriyor. Hos, bunu degistirdikleri logolarina bakarak da gorebilirsiniz zaten, reklam falan izlemeye gerek yok...

Bir logo yaptirmak kac paradir allahaskina...

cleanclothes (27 Mayıs, 2009 16:59 Çarşamba)
su; epeydir trendy bir sosyal sorumluluk... küresel ısınmayı herkes kendince (ilgisi kadar) elbette ki biliyor... 
bulaşık makinesi için; elde yıkamanın daha çok su harcadığına dem vuruluyorken, makine tavsiye ediliyorken... sosyal bir sorumluluk duygusu da kaşınıyor... 

çamaşır için; bir başka sosyal sorumluluk duygusu kaşınmış... kampanya, elde ve makinada yıkama farkının anlatımı ise çok güzel olmuşlar...
fakat pack-shot bir deterjan markası... çamaşırlarınıza kaynar sularda ya da sopalarla döverek eziyet etmeyin ariel kullanın mı diyor...?  yoksa ariel markası çamaşırlarınızı makinede yıkamanızı öneriyor mu diyor...?

öyle ya da böyle yaşasın cleanclothes :)


mezzoalto (27 Mayıs, 2009 17:48 Çarşamba)
massattack, hala ısrarla diyorum ki "işkence ile elde çamaşır yıkama metodları arasında zorlama bir bağlantı kurulmuştur çünkü kimse çamaşırları da böyle elde yıkamaz, ne yaka öyle suya bastırılır, ne bu kadar kirli ve kapalı bir zeminde dövülür (halılar bile sokakta yıkanır biliyorsun) ne de kaynayan kazana atılacak çamaşırın yarısı suya sokulurken yarısı havada kalır" yani çamaşır elde de böyle yıkanmaz...

massattack (27 Mayıs, 2009 17:56 Çarşamba)
Şimdi Hindistan'ı içinden görmüş ve tecrübe etmiş biri olarak diyebilirim ki bu konuda yanılıyorsunuz. =)

Nerelerde neler yapıyorlar inanamazsınız mezzo.

Ha elbette bu söylediklerim gettolarda yaşanan bir gerçek. Neticede marka gettolardaki insanları değil en azından çamaşır makinesi sahiplerini hedef alıyordur. Velev ki öyle bile olsa clean'in dediği gibi marka burada elde yıkama üzerine mi yoksa çamaşır makinesinde yıkamaya yöneltmeye mi yoğunlaşıyor çok net değil.

Ben sevdim yahu gelmeyin üzerime. =)

mezzoalto (27 Mayıs, 2009 17:59 Çarşamba)
şiddet ve işkence çok fazlasıyla hassas olduğum bir konu, o nedenle geliyorum üstüne mass:) hani herkesin bir zayıf noktası, yumuşak karnı vardır ya, benimki de bu.. içinde vahşi dövüş sahneleri var diye fight club'ı izlemeyi reddeden, estetize şiddet kavramını şiddetle reddettiği için henüz bir tarantino filmini baştan sona izleyememiş ve aslen izlemeye çalışmaktan da vazgeçmiş biriyle konuşuyorsun, öyle böyle değil yani:) art'ın tabiriyle "fazla naif"mişim:)

massattack (27 Mayıs, 2009 18:12 Çarşamba)
=) Anlıyorum. Susuyorum o yüzden artık. =)

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.