buraKargın (18 Mayıs, 2009 02:26 Pazartesi)Türkiye'ye ilk giriş yapan Çin markası Chery cipin reklam filminde oynayan Şafak Sezer 'i -aynı dönemde ve benzer medya kanallarında- Vodafone reklamlarında ilk gördüğümde şaşırdım. Markalar bu durumu nasıl kabullenmektedir? Sizce bu iki tip arasında bir benzerlik var mı? Yoksa tamamen tesadüf müdür?
cagatay (tortilho) karakoc (18 Mayıs, 2009 02:40 Pazartesi)@dozdenair bariz esinlenme :)
vodafone hedef kitlesinde ince ayarlar yapıyor.
Aygül Pembecioğlu (18 Mayıs, 2009 09:44 Pazartesi)Chery'de ki tipleme de Vodafone reklamındakini destekleyen bir karakter. Şafak Sezer her hali ile irite eden kişi rolune uygun olmuş :)
massattack (18 Mayıs, 2009 10:40 Pazartesi)Sanırım biz yaşlandık. Yeni jenerasyonun ilgi alanları da, sevdikleri, beğendikleri isimler de çoğu zaman bize uymaz oldu. Bunları söyleyip yaşayacağım aklıma gelmezdi ama doğanın kanunu bu.
Bu açıdan bakınca her ne kadar beğendiğim bir isim olmasa da Şafak Sezer cuk oturmuş bu çakma (artık benim için esinlenme, birazcık indirigandi falan yok) reklamlara.
Aynı anda Chery reklamlarında rol almasını ise anlayabilmiş değilim. Açıkcası sektörü iyi tanıdığım için diyebilirim ki bu gerçekleşmesi oldukça zor bir durumdur. Firmalar reklam yüzlerini paylaşmak istemezler. Bu istek sözleşmede de açıkca yer alır. Hatta o kadar katıdır ki reklamlar bittikten sonra bile bir süre pazarda pay sahibi başka bir firmayla çalıştırmazlar.
Sektörler ne kadar farklı olsa da ortak mecralarda yer alan bu iki reklamda da Şafak Sezer'in yer alması stratejik bir hata mıdır? Yoksa yeni ajansın bir an önce bir türlü başarıyı ve istikrarı yakalayamamış müşterisi Vodafone'a kendini göstermek amacıyla acele etmesinden doğan bir kargaşa mıdır bilemedim.
Bu arada ben de beğendim reklamları. İyi çakmışlar, güzel yorumlamışlar. Hem metin yazarı dışın yaratıcı ekipten kimse de yorulmamış. Oh... Etkili, hazır reklam. Daha ne olsun.
dozdenoir (18 Mayıs, 2009 11:54 Pazartesi)@Massattack lütfen, creative directorler yutdışından film indiragandi yapmak için ter döküyorlar, araştırma yapıyorlar yıllanmış arşivler kitaplar karıştırılıyor. Yeri geldi mi bir outdoor'u yerinde incelemek için brezilya'ya Rio de Janerio plajlarına kadar gidiyorlar. onlar da yoruluyor. :p
Chery işine gelince ünlü kullanımda para konuşur. Axess gibi gidip özgü namalı 5 seneliğine kapatırsınız veya turkcell gibi ali poyrazoğlunu kafeslersiniz. Ya da vodafonu gibi kurumsal olmayan reklamları yani dönemlik olacak iş için daha uygun bir fiyata anlaşır başka projelerde de kullanılmasına göz yumarsınız. Buradaki önemli nokta Selim yani şafak vodafone'nun yüzü değil diğer operetörlerin yüzüdür. Yani tellakların temizlediği 4x4 reklamındaki sevimsiz hali vodafone'a artı puan gözümde. Eğer şafak vodafone'un yüzü olsaydı o zaman başka reklamlar için anlaşmalarını iptal ettirebilirdi.
massattack (18 Mayıs, 2009 12:01 Pazartesi)Ancak şunu da göz ardı etmemek lazım, ilk defa bir Vodafone kampanyası güçlü çıkış yakaladı bu reklamlarla. Netice itibariyle Vodafone da kurumsallığı tartışılmaz büyük bir marka.
Bir konuda sana çok katılıyorum dozdenoir, bu reklamlar her şekilde Chery'e yaramış. Vodafone'u da çok etkilemiş mi? Bence hayır. Bir şey olmamış. Ama ne kadar dönemlik olursa olsun genelde anlaşmalar bu şekilde yapılıyor biliyorsun.
Amaan ne yaparlarsa yapsınlar, ikisini de kullanmıyorum nasıl olsa. =))
buraKargın (18 Mayıs, 2009 14:19 Pazartesi)Yalnız ortada şöyle bir durum var. Şafak Sezer önce Chery reklamlarında göründü. Çünkü film mart ayında gösterimdeydi. Vodafone'un ajansından fikir nasıl çıktı bilemiyorum ama Selim rolü için birini düşünürken bunu görmezden gelmemişlerdir. Çinli Chery'sini tellaklara yıkatarak uyanık bir tipi canlandıran Şafak Sezer'i daha uygun bulduklarını düşünüyorum. Zaten gerçek hayatta da
aynı arabayı(Chery Tiggo) kullanıyormuş. Artık reklamdan önce mi aldı, sonra mı verdiler, onu bilemem.
Alp (pimoka) Esin (18 Mayıs, 2009 18:41 Pazartesi)şafak sezeri kimse sevmiyo burdan bu anlaşıldı
pekii cellim'le aranız nasıl

dietcolaaddict (19 Mayıs, 2009 00:12 Salı)film çıktığından beri "seviyor muyum acaba" diye düşünüyordum, bugün karar verdim; sevmiyormuşum. amma velakin işin, taşı gediğine oturtan, doğru bir iş olduğunu düşünüyorum.
recep ivedik'e pandik atan (selam veren diyecektim ama o kültürün jargonu değil bu) cell-im tiplemesi; "roko" ve "arguman" gibi satır arası göndermeleriyle ivedik kültürünün de eleştirisi sanki...
cemgul (19 Mayıs, 2009 16:06 Salı)şafakın format tamam da vodafone kızı bu mudur, o kız geçsin nereye geçecekse tutan yok uyuzun teki ahahaha

Hüseyin (husows) Ergin (19 Mayıs, 2009 17:33 Salı)cemgül sana hak veriyorum. belki de şafak sezer kız'a uyuz aslında :)
ben de bu reklamı ilk başta çok abartıldı diye düşündüydüm. ama sonradan göndermelerinin önemli olduğu kanaatine vardım. yani yoksa reklamın pek bi esprisi yok. tarife tanıtan rutin bir konu gibi geldi bana.
cointreau (19 Mayıs, 2009 22:19 Salı)reklamları algılamakta, aslında çok temel olan ve ara sıra unuttuğumuz bir faktör var:
söz konusu markaya dair kendi deneyimlerimiz.
ben vodafone'la (telsim iken değil, sornasında, vodafone olduğunda) baya ciddi tartışmalar yaşadım; gözümde sıfırladım vodafone türkiye'yi. yani o duruma geldim ki, kazıklayacaksa beni avea kazıklasın der oldum, telsim'den de zaten hiç hazetmemiştim.
bu sonuçları doğurmuş kişisel deneyimleri olan bir insan için, o reklamlar, "acaba neyi gizlemeye çalışıyorlar?"dan öte bir merak yaratmıyor.
o yüzden, reklam güzel mi sorusunun cevabını asla objektif olarak veremeyeceğimi (vodafone örneğinde) biliyorum.
massattack (20 Mayıs, 2009 10:03 Çarşamba)@tortilho
Vay vay vay =)
Bu güzel işte.
massattack (20 Mayıs, 2009 11:31 Çarşamba)Çok kötü çocuklar yapmış sanırım. =)
tiryaki (20 Mayıs, 2009 15:21 Çarşamba) bu konuyla ilgili çok diyecek sözüm vardı. ancak taşınma sebeplerinden internet yokluğu yüzünden yazamadım. yazamadıklarımı da yazmışlar. türk toplumu bu kıza uyuz olur arkadaşım. tamam recep değiliz, recep e tü kaka diyoruz, ama bu kıza karşı içimizde de recep var arkadaşım... o kız bu bilgiç tavırlarıyla gitsin vodafoneculuk yapsın. benim gözümde vodafone u temsil eden o kız uyuz. vodafone da o kadar prestijli bir değerde değil. selim de gayet türk. recep kadar abartılı değil. fazla kıro değil. lacivert takımıyla efendi bir adam. bence yanlış sinyaller yollayan bir film bul. 80 lerde kalmasıyla genç değil ama iletişim hedef kitlesinde gençler olmayan bir film. harbiliğiyle bükemediği eli öpen bir adam.
cointreau (21 Mayıs, 2009 00:42 Perşembe)vodafone sucks demek istiyorum ben.
sevmiyorum ya, neden sevmediğimi reklamlar bazında analiz etmeye dahi gerek duymuyorum, yazdım işte daha önce de, bi ters takla durumları oluyor hep bu adamlarda, benim deneyimlerim öyle.
mezzoalto (21 Mayıs, 2009 00:50 Perşembe)uzun zamandır ilk defa ciddi ciddi operatör değiştirmeye yönlendirdi beni bu reklam (recepten beri turkcellden gidesim var ama "dövse de kocamdır" diyen kadınlar gibi nasıl bir alışmışlıksa vedalaşamıyorum bu saçma operatörle).. selim melim bi kenara, ürünü bu kadar net tanıtıyor olması çok dikkatimi çekti.. ayrıca şafak sezer'i sevelim sevmeyelim, ağzı dolu olarak konuşabilen ve bu esnada iğrenç görünmeden dediğini anlaşılır kılabilen bir adamdan bahsediyoruz, öyle veya böyle iyi oynuyor.. ayrıca "sezar salatalı kleopatra tavuğu" nedir kardeşim her duyuşumda gülüyorum:) bi tek o ciyuv miyuv yaptığı reklam olmamış, çok zorlama olmuş, ama diğer reklamlar çok ve cuk oturuyor..
bu arada vodafon reklamları çıkalı beri cherry reklamları zaten görünmüyor pek ortada, o bakımdan çok aşırı bir algı karmaşası yaratacağını düşünmüyorum..
valerie (mana) kozmonovic (23 Mayıs, 2009 03:48 Cumartesi)fikir kesinlikle çakma (türk reklamcılığının en trendy akımı).
çakma fikir üzerine iyi döşenmiş stratejik giydirmeler. yine de orijinalini tercih ederim, benim de ilk aklıma gelen o videolardı.
valerie (mana) kozmonovic (25 Mayıs, 2009 13:09 Pazartesi)ha yazmayı unutmuşum dozdenoir'e dikkatinden ve filmi bulmasından dolayı tebriklerimi iletiyorum.
lalelibelkis (25 Mayıs, 2009 14:44 Pazartesi)bi yaratıcı ekibin kalabalıklığına bakıyorum, bi de işin çalıntı olmasına... vay be...
üstelik ozan varışlı yani. bence ozan varışlı'nın gözünden kaçmış olmalı gelen fikir. nereden bilecek ki internetten bulunup önüne getirildiğini? diye iyimser bi tahminde bulunmak istiyorum :)
lalelibelkis (25 Mayıs, 2009 15:43 Pazartesi)son yorumlar şöyle:
http://www.adafter.com/2009/04/29/vodafone_dogru_yolu_buldu/comment-page-1/#comment-684
Alp (pimoka) Esin (25 Mayıs, 2009 17:01 Pazartesi)Yaratıcılık her zaman ek maaliyet getirir ama bunu burda beklemiyordum biraz hayal kırklığına uğradım.
pekkii bu işlerle ilgili biraz daha içerden konuşacak kimse yok mu? ajans belki başka sebeplerle çekinebilir işverende durum nedir? ajanslara esip yağmakla en yakınımızdakine bıdı bıdı etmekte hiç çekinmiyoruz peki ama sevgili vodafone işin kopya olması ile ilgili ne düşünüyor?
oralarda bir yetkili var mıı?
(selim demişken Şafak Sezerli cherry reklamları bütün iticilikleriyle geri döndüler fıldır fıldır dönüyorlar, en azından enim izlediğim kanallarda)
lalelibelkis (25 Mayıs, 2009 19:42 Pazartesi)thy çalıntı reklamları yayından kaldırdığını duyurdu. marka etiklerine uymaması gerekçesiyle.
aynı titizliği vodafone'dan da bekliyorum ben.
ha marka etikleri yoksa bilemem tabii ki.
phoenixia (25 Mayıs, 2009 20:21 Pazartesi)masa başında oturup tartışan çift enstantenesini ilk break up'çılar mı kullanmış..
bu enstanteneyi kullanan her iş birbirinin kopyası mıdır..
çalma ve çırpmayı esinlenmeyle aynı kefede değerlendirmiyorduk diye hatırlıyorum...
ben satır aralarında birşeyler mi kaçırdım yoksa...
durum thy vs vodafone olabilecek aynılıkta değil bence..
valerie (mana) kozmonovic (25 Mayıs, 2009 20:37 Pazartesi)yani işte dereceleri vs vs.. senin için esinlenme olabilir, ben fikri (!) bulana empatik yalaştığımda bunun "aklın yolu birdir" değil de, "arak" olduğunu anlayabiliyorum/hissediyorum falan filan. masa başında ayrılan çiftten fazlası oldugunu da görüyoruz zaten. kaldı ki reklamları ilk izlediğim an eyvah! dedim. sonra haksızlık olmasın diye videoları bulup tekrar izleyip titizlikle inceledim/düşündüm ve evet önce bahsi geçen videoların izlenip devamında filmlerin yapıldığından eminim. esinlenme sınırı yine biraz geride kalmış. (fikrin tamamı aynıysa esinlenme nasıl diyebiliyoruz ki? fikir birebir aynı sadece diyaloglar farklı)
ayrılan bir çiftten fazlası oldugunu bana düşündürten sebeplerden bazıları:
1-ayrılmaya karar veren kadın
2-ayrılmak istemeyen erkek
3-ayrılmak istemeyen snob, kendini beğenmiş mantıksız erkek.
4-benzer açılarla bir restoran, sonradan gelen yine ayrılmak isteyen kadın.
5-erkek karakter erkek karaktere çok benzer sadece bizimki biraz daha "türk" ve kıro.
6-kadınların tavırları da aynı sakin, kendinden emin, mantıklı.
7-tesadüfe bakın ki iki insan da sadece iki insanı temsil etmiyor. başka şeylere gönderme yaparak ayrılıyorlar. (onlar birer ŞEY'i temsil ediyorlar)
8-erkek argümanlar üretiyor, kadın çürütüyor.
9-sonuçta kadın terk ediyor.
10-kadın masadan çekip gidiyor, erkek arkasından bakakalıyor.
daha ne olmalı aceba? o kadar çok çalar çırpar oldular ki biz de kanıksamaya başladık. diyaloglar da aynı olunca mı hah çalıntı diyeceğiz?
valerie (mana) kozmonovic (25 Mayıs, 2009 20:41 Pazartesi)bir de THY'yi bize daha çalıntı gösteren şey o işin görselliğe dayalı bir iş olması, vodafone'daysa diyalogların ön plana çıkması. temelde fikrin bulunması kısmına gelirsek bi fark yok bence. ikisindeki emek (!) de eşit.
phoenixia (25 Mayıs, 2009 20:44 Pazartesi)derdim kanıksamak ya da kanıksatmak değil...
karıştırmak istememek... her neyse...
valerie (mana) kozmonovic (25 Mayıs, 2009 20:49 Pazartesi)yo hayır söylediğini anlıyorum. ama o noktada hisler geliyo işte. (yani kimine göre çalıntı kimine göre değil olması o hislerden kaynaklanıyo)
yani mesela selimle tarifenin üzerinde yazsaydı isimleri, hep beraber "ohaaa resmen çalıntı!" diye hemfikir olmayacak mıydık? %100 olacaktık. e ne farkı var?
ha bir de ben ana fikrin çalıntı oldugundan eminim, ama o fikre yani başkasının fikrine çok iyi giydirilmiş bir strateji oturtulduğunu, diyalogların da son derece (ikna ve netlik açısından) başarılı olduğunu en başta söyledim. ama ben yine de izleseydim "ya bu iş bizim vodafone stratejisine ne kadar uyardı" der ama bu filmi yapmazdım.
phoenixia (25 Mayıs, 2009 21:08 Pazartesi)ben de seni anlıyorum.. his diyorsun ya, bnmki de his.. işin içinde olan sizlerinki gibi değil ama..
thy ve vodafone işlerinin müşteri talebi geldikten sonra ajanstaki yansımalarının şöyle olduğunu düşünüyorum...
thy...
hah tamam..tam da geçenlerde bi reklam gördüm neydi..vıdıbıdı.. oturtalım thy menzillerini oraya..bir de uçak tamam..
vodafone...
hmm nasıl yapsak ki...(burada bilinçaltı daha önceden izlediği, bildiği videoyu bilinç üstüne çıkarmaya çalışır) satranç gibi olsun..hamle hamle olsun... biri bişi desin, öteki karşı çıksın,sonra karşı hamle gelsin... mat!
bu ara çift kullanmak da moda zati... moda geçmemişken çift kullanalım..
demek istediğim böyle birşey..:)safça olabilir..
solima (30 Mayıs, 2009 13:17 Cumartesi)nasıl denir ki?!
stratejinin takibinde kısırlıktan bu kadar türeyebilen çalıntı, çırpıntı bir reklam!
salavat (13 Haziran, 2009 15:36 Cumartesi)burdaki "selim" turkcellin "CELL" ine bir göndermemi yoksa benmi uçtum?
salavat (14 Haziran, 2009 00:08 Pazar)aslında daha önce farkına varmıştımda yeni üye oldugum için bugune kısmetmiş :)
talcid (15 Haziran, 2009 15:23 Pazartesi)selim'in önünde hem portakal suyu, hem kola olması, önündeki tabak tabak yemekler ve ağzı doluyken konuşması, lider markaya yönelik yapılmış "açgözlü" sıfatını başarılı bir şekilde ortaya koyuyor. öte yandan tarife'in önünde hiçbir şey yok. sadece bir fincan kahve var. vodafone reklam dışındaki ödevini iyi yapabilirse her geçen gün kötülüğe övgüyü daha da meşrulaştıran yüzüyle turkcell'i bir hayli hırpalayacak diye düşünüyorum.
tiryaki (21 Haziran, 2009 10:57 Pazar) o değil de bu kampanyanın devamında gördüğümüz selim gurbette filminde ısrarla mazhar alanson a benzetilmiş ama mazhar alanson olmayan ve sesi ona benzemeyen oyuncunun görevi nedir? nedendir? bir türlü çözemedim itici de buldum.
sinant (22 Haziran, 2009 02:29 Pazartesi)oyuncu ısrarla mazhar alansona benzetilmemiştir.
mazhar alansona benzediği için de o oynatılmamıştır.
öyle olsaydı mazhar alanson'un kendisini oynatmak isterlerdi.
o anda şafak sezer'in mazhar alansona benzetesi gelmiştir ve "mazhar aabi ya" demiştir. işin aslı budur.
oyuncu, lütiye faruk türünz, internetten araştırılabilir :)
Arif Emre (quenkathes) Perçin (22 Haziran, 2009 09:04 Pazartesi)Sevgili Tiryaki,
Sinant'in da dedigi gibi boyle bir caba yok, oyuncu Mazhar'a benziyor, onu oynatıp bir de Mazhar ismini verelim diye. Oyle bir gonderme yapilacak olsa zaten bir sekil "sapkasiz cikmam abi" misali bir gonderme ile bu benzerlikten dem vurulurdu. Oyle bir gonderme yapilacaksa zaten bu insan Mazhar Alanson'un kendisi olurdu.
Bu duruma duble sanssizlik diyoruz:)
mezzoalto (22 Haziran, 2009 17:09 Pazartesi)bi dakika ben anlamadım, yani oyuncu "tesadüfen" mazhar alanson'a benzemektedir, "tesadüfen" onunkine benzer bir mızıltılı ses tonuyla şarkı söylemektedir ve şafak sezer'in de içinden yine "tesadüfen" "mazhar abi" demek geldiği için demiştir, reklam yönetmeni de şafak sezer'i kırmamak için bir düzeltme yapmamıştır, yani tüm bu tesadüfler sayesinde sanki reklamda mazhar alanson oynatılmış gibi yapılmaktadır ve bizim bunu yememiz beklenmektedir öyle mi? bu çok şahane metodmuş yanlız, aslına paran yetmiosa, benzerini oynat, nasılsa millet anlamaz, anlasa da bişi demez..
Aygül Pembecioğlu (06 Temmuz, 2009 11:42 Pazartesi)Vodafone'dan Nikah Masası Yalçın (settar) Pembecioğlu (06 Temmuz, 2009 17:12 Pazartesi)Bu nikah masası filmini ben çok sevmedim. Daha doğrusu ziyadesiyle riskli buldum. 2 kampanyadır dövdüğümüz, şamaroğlanı yaptığımız Selim'i iyice itin götüne sokup çıkartınca bu filmde birden Türk mazlumu olmuş. Hani sinemamızda da tartıştığımız öküz ama halkın sevgilisi tipler gibi. İlk filmlerdeki kendine güvenen kıro gitmiş, tam bir anadolu zavallısı gelmiş bu filmde. Bu aşırı yüklenme beklenmedik bir şekilde halkın sevgilisi yapabilir ayı Selim'i. Biliyoruz ki eğitimsiz ve her şeye hakkı olduğuna inanan halkımız şişmiş özgüvenli kofti tiplerin ezildiğini görünce kolayca empati kurarak onların tarafına geçebiliyor.
dozdenoir (06 Temmuz, 2009 17:39 Pazartesi)Turkcell'den mutlusu yok şu anda heralde... Bu arada vodafone kefil mi istiyor imza atarken... (bu anlam çıkmıyor mu) kız tarife değiştiriyor ama hala cellini özlüyor... Cidden son veda olmuş. Diğer filmlerde ukala cell ile dalga geçilirken... Mazlum olmak sempatikleştiriyor.
tinca (07 Temmuz, 2009 00:48 Salı)bu nikah masası özelinde konuşmayacağım ama ta en başından beri yapması gerekeni nihayet yapmış bence vodafone. pazar ikinci ve üçüncülerinin, daha cesur ve radikal olması gerekirdi, ilk numara taşıma çıktığı zaman. çok soft ve sessiz kaldılar, vodafone da avea da. oysa ki yapmaları gereken buydu, pazar liderine sataşmak, daha cesur, daha sert ve radikal olmak. o yüzden bence doğru strateji.
nikah masası ise bence mazlumlaştırmıyor, ridukilize ediyor. filmi sevdim bilmem ama bana yanlış gelmedi.
filmlerin bazılarının biraz zorlama olduğunu düşünmekle birlikte, hala "ülkenin dört yanında çekmeyi" artı bir fayda olarak sunan turkcell'e özellikle "çözüldü o çoktaaan" göndermesi iyi bir cevap. bunun gibi bir kaç gönderme daha var takdir ettiğim.
şafak sezer de recep ivedik hamlesine iyi bir kontratak. kısacası, evet filmler çok daha iyi olabilirmiş falan ama kesinlikle doğru iş. bence çalışır. markaya da sempati kazandırır.
tek sorum, selim göndermesinin recep ivedik'e bayılan kitle için biraz fazla ince kaçıp kaçmayacağı.
çalıntı iddialarina gelince, alıntının biraz ötesine geçilmiş gibi duruyor. ve buradaki çalıntılık, ayrılık diyalogundan ötürü değil. Tamamen kurumların kişileştirilmesi ve tüketiciyle bir aşk ilişkisinde gibi gösterilmesinden kaynaklı. bu gerçekten de iki kampanyanın da özü ve birebir aynı. ne diyelim, alıştık bunlara artık.
bu arada sansüresansür için de ayrıca teşekkür ederiz :)
tiryaki (07 Temmuz, 2009 01:37 Salı)her yöne bedava sms vaadeden mahkeme reklamı araya girmişse de, bu seri gayet sempatikleşmeye başladı... ama çok ince çizgiler üstünde yürüdüğü unutulmamalı... bir de başından sonuna üstün körü bakılınca vodafone artık sıyrılıyor... en azından çabalıyor. 3g ile ilgili çalışmalarında da vodafone önde gibi gözükürken, turkcell pusuda bekliyor. avea ise tt ile ortaklaşa giriştiği işlerden, bürokratik olarak başı yanacakmış gibi duruyor... taşıma da sessiz kalma konusuna gelince herkesin elinden geleni yaptığına inanıyorum. ancak turkcell gibi avea hatlara sms atmak gibi itici agresif yöntemlerin ise verimliliği tartışma konusu.
Aygül Pembecioğlu (11 Kasım, 2009 13:26 Çarşamba)Vodafone kendi reklamlarının Selim versiyonunu yapmış.
Komik olmuş kendileri ile dalga geçmeleri :D
tiryaki (11 Kasım, 2009 16:01 Çarşamba)kız yok oldu vodafone sempatikleşti. komik olmuş, güzel olmuş, cici olmuş diyoruz neden? o uyuz kız yok da ondan :) ama bunlar süpper olmuş. her ya her.
ardaerdik (11 Kasım, 2009 17:10 Çarşamba)hahaha..
şahane olmuş..
phoenixia (11 Kasım, 2009 21:12 Çarşamba)bak vodafone şimdi gözüme girdi...
ups! gözüme girdi ne demek, zaten çok seviyordum-iş başvurusu yapmıştım da-:))
buraKargın (11 Kasım, 2009 23:58 Çarşamba)Kafamaaa yattığğğ, hoşumaaa gittiğ yaniiğğğ...
Arif Emre (quenkathes) Perçin (12 Kasım, 2009 13:26 Perşembe)Künye...
Reklamın Başlığı: Vodafone numara taşımada 1 Numara
Reklamveren: Vodafone Türkiye
Reklam Ajansı: Team Red
Yaratıcı Yönetmen: Ozan Varışlı
Yaratıcı Grup: Kutlay Sındırgı, Özgür Hamza, Merve Gezer, Jülide Demirel, Aren Selvioğlu, Bilgin Aydın
Stratejik Planlama: Hilal Betin Birecik, Arif Emre Perçin
Müşteri İlişkileri: Dilek Sezen, Canan Ayvacı, Seda Çeliktürk
Medya Ajansı: Mediacom
Prodüksiyon Şirketi: Soda Film
Yönetmen: Yücel Yolcu
Post Prodüksiyon: 1000 Volt
Ajans prodüksiyon: Ayşin Batman, Berna Öztürk, Hüseyin Bilir
Müzik: Jingle Mingle
Hüseyin (husows) Ergin (13 Kasım, 2009 15:45 Cuma)hakikaten bende tuttum bu reklamları, aslında farklı bi başlık altında, kendiyle dalga geçen reklamlarla ilgilide konuşabilirdik :)
sena (kudra) çınar (13 Kasım, 2009 16:09 Cuma)bu adam AXL ROSE'un bedenine girse bile itici bulmaya devam ederim ben. reklamlar güzel de, şu tipitop yüzünden beğenmek gelmiyo içimden. objektif bakamıyorum.
abdulaziz (creaziz) şahin (13 Kasım, 2009 16:59 Cuma)şahane çok beğendim, devamını bekliyoruz
kahkahalarım 100 desibeli aşınca, polisi aramış komşular
braincircle (13 Kasım, 2009 23:51 Cuma)ajanscanak güldük eğlendik, lakin markayı yine unuttuk. (evet, olabiliyor bu saatlerde)
vodafonun marka yüzü olmaya başlayan birinin isminin selim olması yavaştan kıllandırıyor tabi. yoksa turkcell gel bize mesajı mı var burada...
şaka len şaka.
BigCell (15 Kasım, 2009 01:09 Pazar)Tugay'lı versiyonda "sir" / "her" uyumu da şahane olmuş.
cemgul (19 Kasım, 2009 14:53 Perşembe)tugay versiyonuna kopuyoruz ahahah süper ! turkcelle iyice kıl olmaya başladım vodafone benim de kafama yattıığğğ
Yalçın (settar) Pembecioğlu (19 Kasım, 2009 15:00 Perşembe)Ben şöyle bir koku alıyorum: Vodafone kullanıcı sayısına değil, çok konuşan, para harcayan kitleye odaklanıyor. 30 milyon kullanıcı o kullanıcılardan bişi kazanmayınca bişi ifade etmiyor. Vodafone gittikçe sofistikeleşerek bizim gibi 100 TL civarı faturalar ödeyen bir kitleyi kazanmaya böylece kullanıcı başına kazancını arttırmaya çalışıyor. Bence mantıklı bir strateji.
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.