Anasayfa

566_843.jpg Resimleri
 

keşke hayat internet gibi olsaydı...


Pin It
Zip Net adlı poertalın ilanlarının başlığı tam olarak şöyle:

“If only life were as simple as navigating on the web.”
"Keşke hayat internette gezinmek kadar basit olsaydı."

Baktıkça "ah, evet!" dediğimiz kampanyalardan...






URL : www.adverbox.com/2006/05/04/zip-internet/
Kaynak:Adverbox
Kategoriler: reklam
Etiketler:

Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


sadi (su geçirmez balık) tekin (10 Mayıs, 2006 14:37 Çarşamba)
hehe basit ve eğlenceli olmuş..

alisureyyatorun (10 Mayıs, 2006 15:04 Çarşamba)
keske olsa. ama olmuyor iste :(

sadi (su geçirmez balık) tekin (10 Mayıs, 2006 15:49 Çarşamba)
aslında insanın başına gelebilecek en kötü şey olurdu bu. evet, belki basma kalıp bir söylem olacak ama bir tıkla açacağın sütyen (bikini) den ne kadar keyif alabilirsin ki? fast food yaşamlar işte.. easy come easy go..

alisureyyatorun (10 Mayıs, 2006 16:15 Çarşamba)
yok canim basit derken hani insan duzeltemeyecegi hatalar yapar. onlari bazen historyden geri almak yada ctrl-z yapmak ister ben onu soylemek istedim.

sadi (su geçirmez balık) tekin (10 Mayıs, 2006 16:19 Çarşamba)
hemen ona da itiraz.. hatalarını bu kadar kolay geriye alabilseydin, ne öğrenebilirdin? tecrübe, bedel ödeme, ödül ceza.. bence sistem mükemmel çalışıyor, keyfini çıkarmak lazım :)

alisureyyatorun (10 Mayıs, 2006 16:22 Çarşamba)
boyle diyecegini biliyordum :). bende normal oldugum zamanlar oyle diyorum. fakat bugun pek keyifsizim bu sabah kazara pot kirdim cok uzuldum. keske geri alabilseydim. maalesef tadi cikmiyor.

sadi (su geçirmez balık) tekin (10 Mayıs, 2006 16:29 Çarşamba)
anlat da hep beraber gülelim bari. senin de neşen yerine gelmiş olur böylece..

bella donna (10 Mayıs, 2006 16:33 Çarşamba)
basit ama etkileyici... çok beğendim ben.

elifbb (11 Mayıs, 2006 17:29 Perşembe)
Ben de pek sevdim bunu. Hayata dair şeylere bilgisayar göndermeleri yapan uygulamalar pek hoşuma gidiyor bu arada farkettim ki. Bu vesileyle de kendimce bir itiraf ve iç dökme gerçekleştireyim:)

Bir ay önceydi yanılmıyorsam, Ankara'da Tunalı sonunda bir billboardla karşılaştım. Halen reklamın (reklam diyorum çünkü tam olarak ne olduğunu bir türlü çözemedim) kim tarafından verildiği ya da ne olduğu belli değil. Üç uzun billboarda yayılmış bir tanıtımdı. Yazıları ve kelimeleri tam olarak hatırlayamazsam diye buraya aktaramayacağım sanırım. Ama özetle birincide "Holy Koran Ver. 1.0" başlıklı bir çalışma, üçüncüde "aradığınız her şey burada" anlamında komacan komacan bir cümle vardı. Asıl herkesin başını çevirten ve dikkatini tamamen havada kapan şey ise ikinci boarddaki windows ekranıydı. WinXP desktop'ı üzerinde bir Properties penceresi vardı sadece. Dosya adı Kuran, yazarı Muhammed gibi bilgilerden tutun da dosyanın büyüklüğü, tarihinin yer alıyor oluşu, ve beni en çok eğlendiren tarafı olarak da örneğin read-only kutucuğunun işaretlenmiş olması gibi özellikleri vardı. Tunalı'dan yaklaşık iki hafta boyunca neredeyse her gün geçtim, her gün dönüp baktım. Her gün "yahu yarın fotoğrafını çekeyim de bigu'ya atiyim, Ankara'dan bir çalışma göstermiş olalım." dedim. Ne kadar etkileyici ve kafa çevirten olduğunu burada şimdi anlatamasam da balık hafızam sağolsun bir gün bile yanıma fotoğraf makinası alamadım. Sonra bir baktım gitmiş reklam. Hiçbir köşesinde kaynağı belli olmadığından da bulamadım.

Belki alakasız kalmış olabilir:) Sadece bu bilgisayar kutusu, düğmesi, teması gibi uygulamaları pek bir seviyorken aklıma o reklamı buraya aktaramadığım da geldi de... fırk...

sadi (su geçirmez balık) tekin (11 Mayıs, 2006 17:36 Perşembe)
ancak yazarı muhammed değil ki onun. çevirmen olarak geçebilir belki ama, yazarı allah diye geçmeliydi. :))

gerçek hayat ve sanallık kamaşmasına dair:

motor kullanmaktan alışkanlık bazen yürürken de arkamdan gelene bakmak için ayna arıyorum solumda. komik oluyo.

bazen yanlış bişi yaptığımda telafi için "undo" opsiyonu arıyorum ama hüsran. gerçek hayat, kendine gel.. 

bi de bazen yaşam içinde, filmlerdeki gibi fonda çalan müzikler istiyor insan. o andaki moduna olay akışına gerilim katsayısına göre müzik istiyorum bunu. ama var mı, yok..

elifbb (11 Mayıs, 2006 17:47 Perşembe)
eheh ehöm... Evet yazar kelimesini yanlış koymuşum oraya ben. Panoda Muhammed en son edit yapan gibi bir başlıkla geçiyordu yanlış hatırlamıyorsam. Bilgisizlik ve ilgisizlikten olmuştur hata, kusura bakmayınız.
Bu arada fon müziği durumu bana da oluyor. İyiye alamet değil gibi sanki :))) Ben de bir de macera oyunu manyaklığından kaynaklanan "odadaki her çekmeceyi karıştır", "karşına çıkan herkesle tüm olası muhabbetleri yap", bulduğun dikkat çeken eşyaları envanterine kat ama envanter ne ola ki?" gibi iç sesler de mevcut :) çok fena çok...

sadi (su geçirmez balık) tekin (12 Mayıs, 2006 00:34 Cuma)
o da süpermiş elif. 

daha yaygın olarak bir de şey var.. film modunda hal tavır ve konuşma şeysi. çok derece süper bi keyiftir kendisi.. ayrıca yerli ve yabancı iki ayrı modu vardır.. süper süper..

mtekelioglu (12 Mayıs, 2006 00:56 Cuma)
cok yalın anlatmışlar, helal olsun.Hele tartıdaki göbek çok vurucu olmuş hele yaza  girerken  göbeğim olsa oturur ağlardım ben bu ilana :-)

elifbb (12 Mayıs, 2006 03:17 Cuma)
sevgili su geçirmez, özellikle sinema çıkışlarında ya da CSI Miami dizisinde yapışınca bırakmayan illet tadındaki Horatio karakterini izleyince oluyor o film şeysi. Bak o da çok fena hakkaten :)))

Bu arada yaza girerken her ne kadar bu reklamı sevmiş olsam da ağlamamak gerekir sayın mtekelioglu. Ağlamicam... Göbekli möbekli seviyorum ben kendimi... fırk... :P

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.