Anasayfa

4763_10197.jpg Resimleri
 

Pop Müzikte Kral Devrinin Sonu!


Pin It
Evet, bir neslin müzik idolü daha aramizdan ayrildi.
Ilginçtir sabah haberleri izlerken her neslin bir müzik krali, prensi, kraliçesi vs'si oldugunu gördüm. 50'li ve 60'li yillarin Elvis Presley' si, 70'lerin Beatles ve 80'lerin efsanesi Queen ve digerleri. Tabi yasça en doya doya yasadigim, birebir hayatinin bir kismindan itibaren kendi dünyama müzigiyle, dansiyla, yaraticiligiyla tahta oturttugum tek kralim Michael Jackson'di. Her sabah okula gitmeden sarelle ekmegimin üzerine pikaba yerlestirdigim triller albümünden büyük keyif duyar, rutinlesmis hale gelsede içten içe ruhumu costuran bu ayricaliktan hiç bir zaman sikilmazdim.

Evet benimde kralim Michael'di.



Onu hala dinledigim her anda sadece müziginden keyif almam, ayni zamanda çocukluguma geri döner hayatima ufak bir flashback'le bakar o heyecanlari, mutluluklari anilari tekrardan yasarim. Yani kendisi benim için sadece bir pop krali degil, ayni zamanda küçüklük anilarimin fon müzik yaraticisiydi.

Ilginçtir bu insanlarin ölüm haberlerini duyunca üzülmekten çok cesaret kaplar içimi. "Vay be sende göçtün gittin aramizdan ve sende yaptiklarinla, basarilarinla, insanlari mutlu etmenin verdigi kitlesel pozitiflikle orada hakkini çatir çatir koruyacaksin" derim.
Efsane olmak böyle bir sey olsa gerek. Düsünsenize sadece bizleri degil, tüm dünyanin her kösesinde bir mutluluk kaynagi olmak nasil büyük bir erdemdir. Evet, bir takim yanlisliklar, bir takim ahlaki olmayan iddalar var ama ne tuhaftir ki bu adam öldügünde insanlarin aklina sadece ve sadece müzigi, ritimleri, sovlari ve danslari geliyor.



Bir insan düsününki bestelerinden, figürlerine, ritimlerinden, kliplerine hatta prodüksiyonuna kadar tüm yaraticiligini dört dörtlük bir sekilde kendi basina kullanabilsin. Sasilacak durum.
Bence moonwalker'iyla yeni bir dans tarzini degil, kalbimize inen yollarin adimlarini kesfetti. Iste bahsettigimiz insan birakin müzigini bir kenara, figürlerindeki yaraticilikla bile inanilmaz oldugunu gösterdi.  Çikan her klibinde bir hikaye bir senaryo, bir efekt bir film tadini bulabilirdiniz. Sadece sarkisini söyleyen bir silüet degil, ayni zamanda insana keyifle, film izletir gibi klip izletmis bir adamdir kendisi.

Tabi tüm bunlarin disinda biraz da sitemize uygun olmasi bakimindan sunlari söyleyebilirim. Su ana kadar kullanilmis en etkili marka yüzüdür kendisi. Pepsi'yi zamaninda ihya etmis, benim bile bir dönem Pepsi içmeme vesile olmus, sahip oldugu marka degeriyle markanin bile üstüne yerlesmis tek insandir . Açikçasi Pepsi Michael'dan iyi ekmek yemistir ve su anki 2.ligini "generation next" felsefesini Michael ile bulusturmasina borçldur. Çünkü o zamanki neslin en büyük idollerinden olan, büyük bir genç kitleyi hatta devletleri pesinden sürükleyebilen Michael, zamaninin en etkili stratejisiyle markayi tam bir uyum içinde devlestirebilmistir. Ilgintir ki ondan sonra Pepsi'nin yüzü olmaya çalisanlar ayni basariyi yakalayamamis, marka degerine haber olma disinda insanlarin alisveris davranislarina pek katkisi olmamistir.

Birazcik nostalji yasayalim diye Pepsi'nin ünlü Michael Jackson reklami ve en sevilen parçalarını Viki aracılığıyla huzurlariniza çikarmak istiyorum.

Ve son laf
Bizi kader degil, sen kendi ellerinle ayirdin........





Billy Jean


Beat It

Thriller


Kategoriler: diğer
Etiketler: Michael Jackson

Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


ruprect (26 Haziran, 2009 11:16 Cuma)
taciz iddialarından sonra kendisine olan bütün sempatim sönmüş olsa da, dün gece haberi internette gördüğümde bir dakika falan kalakaldım. kendisi artık insanlıktan çıkıp (çizgi) film karakteri haline geldiğinden midir, yaşadığım yaşlanma efektinden midir nedir bilemedim. ikon böyle bişey herhal, ölümsüz olduklarına inanıyor insan. (madonna'da daha fena olucam ama o beni gömer diye tahmin ediyorum)

c (26 Haziran, 2009 11:22 Cuma)
ben hep eski haliyle hatırlayacağım.

BaRY (26 Haziran, 2009 11:23 Cuma)
Üzüldüm, çocukluğumda benim için bir süper kahramandan farksız birisiydi, MTV nin Türkiyede direkt yayın yaptığı dönemde (1991di galiba-MTV TR değil) tv nin başında şarkılarını beklerdim.3 yaşında bir çocuğun anlamakta zorluk çektiği moonwalk, onu benim gözümde inanılmaz yapmıştı.Tabiki 50 gibi erken bir yaşta ölmesi, beni şok etti ki çoğu hayranınıda şok etmiştir.Şu bir gerçek ki internetin neredeyse hiç olmadığı, tv'nin insanlara dünyanın sadece belirli bölgelerinde ulaşabildiği yıllarda, böyle büyük bir populariteyi yakalaması ve aradan geçen yıllara, globalleşen dünyaya rağmen başka bir sanatçının bu başarıyı yakalayamadığı bir gerçek.Huzur içerisinde yatsın, hayat devam ediyor.

Aygül Pembecioğlu (26 Haziran, 2009 11:26 Cuma)
ardaerdik'in dediği gibi;
"bugün herkes bir dakikaligina moonwalker yapsın"

hopçikitangasamuray (26 Haziran, 2009 11:35 Cuma)
Viki haberime kıyamadı :) 
Teşekkür ederim.

Yalçın (settar) Pembecioğlu (26 Haziran, 2009 11:41 Cuma)
Tüm Neverland vatandaşlarının başı sağolsun.

felidae (26 Haziran, 2009 12:21 Cuma)
ruprect, birebir katılıyorum dediklerine .Madonna yorumu harika !

salavat (26 Haziran, 2009 13:47 Cuma)
tanrı onu dinlemek için daha fazla sabredemedi..

mezzoalto (26 Haziran, 2009 13:50 Cuma)
ruprect+1 .. hasta ruhlu olduğunu düşünsem de eşi benzeri olmayan işlere imza atmış bir efsaneydi.. insanlık onu unutmayacak..

şahin (prodotu) özcan (26 Haziran, 2009 15:09 Cuma)

 uzun zaman önce zaten ölmüştü o. arayışını çekirdekte deyilde kabukta yapan herkesin başına gelecek hazin son. çocuk hallerini görmek ne tuhaf. ben allah olsam o na bir şans daha verirdim :) belkide vermiştir :)


big mac (26 Haziran, 2009 16:46 Cuma)
 Whowilldance`onthefloor`intheround

ARTanubis (26 Haziran, 2009 16:53 Cuma)
trendsetter ve innovatördü ama biz o zamanlar bu kelimeleri bilmiyorduk.. birileri soylese de anlamayacak kadar cok jole vardi sacimizda...

.... moonwalker dershaneyi asıp "atarici"ye gidip 3 arkadas saatler ve jetonlarca oynayıp bitirdiğim tek oyundur hayatta... nedense kotu haberi duydugumda ilk aklıma gelen bu oldu...

buraKargın (26 Haziran, 2009 17:14 Cuma)
Maykıl Ceksın'ın en çok satan albüm rekoru da sanırım bir daha kırılamayacak. En azından temennim bu.

pinaria (26 Haziran, 2009 17:40 Cuma)


Fizy'de Michael'ın anısına onun muhteşem dansını simgeleyen figürünü koymuş, üstüne tıklayınca aramada MJ yazıyor. Güzel düşünmüşler

hopçikitangasamuray (26 Haziran, 2009 17:52 Cuma)
burak, işin ilginç yanı müzik marketlerdeki çoğu albümü yeniden tükenmiş...  Şu an tam bir amerikan pazarlama çılgınlığı yaşanıyor. Tozlu depolardaki Jackson tişörtleri, bardakları, minyatürleri ıvırları zıvırları acaip prim yapacak gibi gözüküyor..

buraKargın (26 Haziran, 2009 17:59 Cuma)
Kesinlikle, bunu kullanacaklardır. Efsanelerin değeri ölünce katlanıyor. Şu an sosyal mecralarda her yerde onun adı geçiyor. Fizy'de dün aranan isim bugün 100 katına çıkmış. Yıllar geçtikçe geleneksel anma törenleri de yapılacaktır.

obiwan (26 Haziran, 2009 19:27 Cuma)
master piece...

obiwan (26 Haziran, 2009 19:28 Cuma)
main force be with you

big mac (26 Haziran, 2009 23:16 Cuma)
 google`dan bi hareket bekledim ama olmadi

msecure (26 Haziran, 2009 23:18 Cuma)
Gözlerim doldu öğrenince :(

big mac (26 Haziran, 2009 23:19 Cuma)
 itunes music storeda top album 10`da 10 MJ

big mac (26 Haziran, 2009 23:19 Cuma)
 

maral meral (27 Haziran, 2009 00:06 Cumartesi)
Allah rahmet eylesin, Allah onu affetsin. Tanımadım ama içimde iyi biri olduğunu hissettiğim için sanırım, üzüldüm. Trajik bir insan hayatı bana kalırsa. Ve böyle bir yeteneğin trajedisi çok üzücü.
Son zamanlarda yaptıkları aklının değil bence sağlığını yitirmiş bir ruhun davranışlarıydı. Ne bileyim böyle hissediyorum.
Sanki dünyada bir boşluk oldu.

Ayrıca ne anlamı var hatırlanmaların anılmaların törenlerin.. gitmişsin bir kere senin kıyametin kopmuş bir kere.

Hoaxit (27 Haziran, 2009 02:41 Cumartesi)
idoller tükeniyo.



jeffparadox (27 Haziran, 2009 15:17 Cumartesi)
Gencligimden buyuk bir parca da Michael'la birlikte oldu sanirim. Onceki jenerasyonun Beatles'i vardiysa, bizim de Michael'imiz varmis, sansliymisiz...

cemgul (27 Haziran, 2009 15:26 Cumartesi)
Beat it !

buraKargın (27 Haziran, 2009 17:28 Cumartesi)



buraKargın (27 Haziran, 2009 17:30 Cumartesi)
Viral Video Chart sonuçları inanılmaz!

Imagination (27 Haziran, 2009 21:33 Cumartesi)
gerçekten çok üzüldüm.
her ne kadar "black or white" derken kendiyle çelişip beyazlamaya çalışsa ya da çeşitli skandallarla anılsa da yaratıcı ve başarılı bi sanatçıydı ve yaptıklarının çoğu klasikleşmiş .

dün sabah BBC'nin Hindistan muhabiri "Michael Jackson'ın Bollywood üzerinde de çok büyük etkileri olmuştu" dediğinde bi anda şaşırdım. çoğumuzun Hindularla özdeşleştirdiği o danslarda bile etkisinin olması  yenilikçiliğinin ne kadar geniş kitleleri etkilediğinin ispatı sanırım. üstelik iletişim teknolojilerinin bugünkü kadar gelişmiş olmadığı dönemlerde bile..

Yalçın (settar) Pembecioğlu (28 Haziran, 2009 00:58 Pazar)
Anonim Thriller performanslarını da hatırlayalım buradaki. Bir sanatçı hayattayken bu derece klasikleşmesi çok enderdir herhalde.

Yalçın (settar) Pembecioğlu (28 Haziran, 2009 01:17 Pazar)
Bu arada Google, perşembe günü aniden yükselen MJ arama isteklerini önce bir saldırı olarak algılamış.



nick (28 Haziran, 2009 01:20 Pazar)

MTV nin Where it Went isimli bir belgeseli vardi MJ icin hazirladigi bundan  birkac sene evvel. İzlemenin tam zamanidir. Michaeli hatirlanmasi gerektigi gibi anlatan bir yapittir.

Bana kalsa Dnagerous albumunden 1 sene sonra filan gitmeliydi bu adam, Coluk cocuk hikayeleri ayyuka cikmadan, burnu dusmeden...

Herseye ragmen super bir abimizdi Michael, basimiz sagolsun.


Yalçın (settar) Pembecioğlu (28 Haziran, 2009 01:52 Pazar)
Maykıl'ın foto-biyografisi: Denver Post

buraKargın (28 Haziran, 2009 16:44 Pazar)
Adage, Jackson'ın reklam kariyerine değinmiş ve 3 filmini paylaşmış.

Michael Jackson's Brief Career in Advertising

mezzoalto (29 Haziran, 2009 00:37 Pazartesi)

bu arada mj konusu mehmet barlas'a kadar gitmiş, ve yazısından anladığım şudur ki, beyazlama olayına gönüllü girmemiş michael, vitiligo'dan muzdaripmiş, sanırım ondan sonra da parçalı veya lekeli beyazlaşacağıma tam beyazlaşayım demiş ve bu sonun başlangıcı olmuş..  sadece içtiği sekiz çeşit deve deviren cinsten ilacı bi yana koyalım, ki bir kısmını cilt kanseri nedeniyle içtiğini tahmin ediyorum, bu kadar hipokondriak bi insanın bu kadar çok hastalık ve ilaçla cebelleşmesi ne ironik.. nick'e katılıyorum, dangerous'tan sonra ölseydi, muhtemelen hem daha büyük bir efsane olarak ölmüş olacaktı, hem de insanların ağzında bu tuhaf tadı bırakmadan dünyayı terk edecekti.. bir çoğumuz neredeyse unutmuştuk, mehmet tez'in tabiriyle "kendi kendisinin karikatürü"ne dönüşen bi adamı, herkesin kendisini "garip" hissetmesi bu yüzden.. genelde bi "aa hakkaten bi maykıl vardı di mi ne adamdı, moonwalk filan, öldüğüne inanamıyorum".. bana kalırsa o öleli çok olmuştu aslında.. ve tam da bu yüzden ne olursa olsun, ne kadar efsanevi bir geçmişin izlerini taşırsa taşısın, bir elvis, bir john lennon, bir james dean olamadı, olamayacak da.. belki de konserlere çıkamadan ölmüş olması da isabet olmuştur, çünkü hayranlarını çok büyük bir hayal kırıklığına da uğratabilir, daha da fena bir sona imza atabilirdi..

yakın dönemlerin bir diğer efsanesi farrah fawcett'in ölümünün de "bi de bu oldu" kategorisinde yer alması da başka bir tartışma konusu belki de.. yine bugün gazetede okudum ki, fawcett'in yine ikonik denebilecek ve bugünkü değerler sistemi ve medyaya bakıldığında erotik bile denemeyecek kırmızı "mayo"lu -bikinili değil, mayolu- posteri, kendisine en çok gelir getiren şeymiş.. bir posterle zengin olabilecek kadar etkileyici, ölürken bile faydalı olmaya çalışan ve belki de yakın tarihin en dramatik aşk öykülerinden birinin kahramanı olan bir kadının yitip gidişinin bu denli gölgede kalmasına da üzülmedim değil doğrusu..


jeffparadox (29 Haziran, 2009 01:37 Pazartesi)
Her seyi anlayabilirim de, Elvis ve John Lennon kiyaslamasina katilamiyorum. Elvis de oyle babalar gibi gitmedi. Bildigim kadariyla cokmus, ve uyusturucuya yenik dusup gitti. Yasaminda kucuk yasta kadinlara olan duskunlugu de bilinen bir gercek. John Lennon oldugunde buyuk gunleri cok gerilerdeydi, hatta ozel yasamini ve yeni misyonlarini paylasma sekli fazlaca garipseniyordu; kaldi ki Lennon Beatles'in bir parcasiydi, tek basina Beatles gibi olamadi hic bir zaman. Bence burada efsaneyi yapan seyler ahlaki degerlerin cok otesinde seyler. Hatta daha da ileri gidip bu calkantilarin efsanenin bir parcasi oldugunu bile soyleyebilirim. Bence MJ'in en buyuk ozelligi basli basina bir 'paradox' olmasiydi. Misyonu ve yaptiklari, sarkilari ve ozel hayati hep birbirine zit oldu, yada oyle algilandi.

Buyukluk bambaska bir sey. Ahlaki buyuklukten bahsetmiyorum. "En" olmak, hatta birden fazla "en"lere sahip olmak. Amerika'lilar bu isi cok iyi yapiyorlar, cunku hayalleri ve kendine guvenleri cok ileri seviyelerde..

ARTanubis (30 Haziran, 2009 14:36 Salı)
@mezzo "ve tam da bu yüzden ne olursa olsun, ne kadar efsanevi bir geçmişin izlerini taşırsa taşısın, bir elvis, bir john lennon, bir james dean olamadı, olamayacak da.." cumlene sonuna ve sonsuza kadar katılmıyorum korkarım...  bilirsin beni cok MJ fanı filan degilim ama korkarım daha yasarken efsane olmayı basardı MJ.. 

ARTanubis (30 Haziran, 2009 14:42 Salı)
bu arada MJ in vitiligo oldugu yillardir malum zaten...

cok yaygın bir durum olsa adının "vitiligo" oldugunu pekcok insan MJ'le ogrenmis.. saniyorum bu aralar da benzer bir fenomen yasiyoruz, "vitiligo" bilinirliği hızla artacak..

gereksiz bilgi: bu aralar jeneralize vitiligosuyla en fazla dikkatimi ceken celebrity'miz mercan dede...arada bir istiklalde goruyorum, malesef basi, yuzu ve boynunun buyuk bir bolumu depigmente..

phoenixia (30 Haziran, 2009 16:55 Salı)
fanı değildim, değilim ama ben de şöyle andım kendisini...

mezzoalto (30 Haziran, 2009 22:39 Salı)
ben MJ efsane değil demedim.. ama özellikle pedofili suçlamaları, egzantrikliğin de ötesinde yarı deli halleri, ve uzun zamandır kayıp olması karizmasından çok şey götürdü.. bi çok insan için ölümü biraz da "aa hakkaten bi michael jackson da vardı bir zamanlar" oldu, arkasından yazılan methiyelerin çoğunda kaybolan çocukluğa ağıt vardı, maalesef bugünümüzün değil geçmişimizin kahramanıydı o.. öldüğü günden evvel en son ne zaman bir MJ parçası dinlediğimi hatırlamıyorum, herhangi bir yerde en son ne zaman duyduğumu da.. acımasızca gelebilir ama fikrim bu..

tims@h (30 Haziran, 2009 22:45 Salı)

Michael Jackson'ın evine ambulans çağırmak için yapılan 911 çağrı kaydı.


jeffparadox (30 Haziran, 2009 23:03 Salı)
Unutulma konusunda haklisin, en son ne zaman dinledigimi ben de hatirlamiyorum. Bunun sebeplerinden biri de artik herseyin cok daha cabuk uretilip tuketiliyor olmasi bence. Sahsen kisileri ve olaylari kendi zaman dilimlerinde degerlendirdigimde pek bir fark goremiyorum. Pedofili konusu beni kendisinden uzaklastiran konu zaten, ona diyecek bir sey yok, ama bunun sanatini veya efsanesini uzun vadede etkileyecegini sanmiyorum. Caravaggio da bir katildi mesela..

phoenixia (30 Haziran, 2009 23:41 Salı)
maykıl ceksın için acil bi ambulans dediğini duymadım sanırım...

mezzoalto (30 Haziran, 2009 23:46 Salı)
karşılaştırma kriterim şu: madonna çok daha geniş bir kuşağın kraliçesi mesela.. sürekli üretiyor, sürekli kendisini geliştiriyor, çağın müzikal akımlarına ayak uyduruyor ve üstelik bunu yaparken kendisi kalmayı da başarıyor, taklit olmuyor, eğreti kalmıyor.. eğer jackson bundan bi 10-15 sene önce ölseydi, tüm manyaklıklarına rağmen ve onlarla beraber çok daha büyük harflerle, çok daha karizmatik bir efsane olarak ölmüş olacaktı.. tüketim konusunda şu noktada katılıyorum: mj demode bir karakterdi, 80ler ve 90ların kralıydı.. o vakit tüketildi ve bitti.. ama bir yandan madonna hala üretmeye devam ettiğinden eski ürettikleri de hala dinlenmeye devam ediyor, bir la isla bonita, bir like a prayer, mj şarkılarından daha sık çalınıyor, dinleniyor..

phoenixia (30 Haziran, 2009 23:49 Salı)
madonna ile karşılaştırma yapmayalım ya, rahatsız oluyorum..;))

hopçikitangasamuray (01 Temmuz, 2009 11:01 Çarşamba)
mez mj'nin demode olmasına katılmıyorum.
Düşün ki bad, thriller, albümlerinden çok zaman sonra dangerous albümünü çıkartmış ardından gene uzun bir süreçten sonra "you rock my world" parçasını gene inanılmaz bir klip ile patlatmış ve bunu tabiri caizse ölü haliyle gerçekleştirmiştir. Ha satış rakamları hiç bir zaman thriller gibi rakamları yakalayamamıştır ama uzun süreçler arasında gene süper şahaserler yaratmıştır.

Açıkçası bu kadar sık ve uzun molalarla her yaptığını tekrardan dinletebilen sayılı kaç sanatçı vardır?
Madonna konusunda zaten ikisi eküriydi ve pop'un en parlak dönemleri bu zatların sayesinde yaşanmıştır. Bu arada sanatçı camiasının bir dönem kişisel kayış koparmaları ve özellikle cinsel hayatlarında belli bir sapkınlıklar yaşadıkları bilinir bir gerçekliktir. Madonna'da hatırlar mısınız bilmem ama bi ara seks sembolü olmuş yanılmıyorsam babasıyla çıplak pozlar vermişti (pozları hatırlıyorum ama yardımcı özneden emin değilim). Yani onunda toplumda ciddi bir seks manyağı imajı vardı :)

Neyse tanrı Madonna'yı bize bağışlasın ....

BigCell (01 Temmuz, 2009 13:40 Çarşamba)
Librarian Girl diyorum başka da bişi demiyorum.

jeffparadox (01 Temmuz, 2009 14:58 Çarşamba)
Simdi Madonna hayranlari biraz kizacak belki ama: Madonna her turlu kulture ait ne kadar belirgin imge varsa donemine gore onu alip harmanlayip icini bosaltan bir sanatcidir. Bir albumde Budist olur, oburunde Asyali, birinde Kabalaya merak sarar, oburunde Isa'yle opusur, falan filan. Pop demek populer demek ya, Madonna bunu cok iyi bildiginden populer kalabilmek icin ne varsa somurdu durdu. Hala daha ondan ekmek yiyor. O yuzden bana MJ kadar samimi gelmedi hic bir zaman. MJ kendi sanatini yapti hep, kulturlerin yuzyillar boyunca yetistirdigi ogeleri birer albumde harcamadi. Madonna cok populer sarkilar yapti, ama MJ kadar icat yapamadi. MJ hickirik soundu ile muzige yeni bir vokal anlayisi katti, moonwalk basta olmak uzere de dansiyla ozgun ve cok kuvvetli bir tarz yaratti. Insanlar Madonna'nin daha cok kliplerine ve giysilerine ozenirken, MJ'in yarattigi dansa ve sarkiyi soyleyis bicimine ozendiler. Madonna, evet, harika bir show insanidir, ama yaptigi showlar dekora, danscilara, ve kompozisyona dayanir. MJ'in showu sadece kendisine dayanir, insanlar dekor isik gormekten ziyade onun dansini seyretmeye giderlerdi. Film konusunda da MJ'in cok fazla denemesi oldu, MTV'nin ilk cikis zamanlarinda onun cektigi klipler "muzik klibi" olgusunu bir promosyon aracindan ziyade bir sanat dali duzeyine tasidi. MTV'nin populerlesmesinde MJ'in rolu kucumsenemez. Moonwalker, baslibasina bir olay zaten. Onun gibi baska bir film daha seyrettigimi sanmiyorum bu gune kadar. Objektif bakmaya calistigimda degerlendirmelerim bunlar. Ama tabi Madonna'yi benden cok daha fazla seven, asil efsanenin o olduguna inanan insan sayisi da MJ ile yarisacak cinsten. Sonucta bu tip seylerde de cogunlugun ne dusundugu onemli...

Olayin bittigi bir nokta var ki o da MJ'in en cok album satan kisi olmasi. Yeni teknolojiyle bu rekoru kirmanin imkani da yok artik. Belki de dogru zamana denk geldigindendir bu, kim bilir, ama nihayi gercek bu ne var ki...

pinaria (02 Temmuz, 2009 00:42 Perşembe)
www.facebook.com/photo.php facebookta dönen MJ videolarından biri, mutlaka izlenmeli

dasaaa (02 Temmuz, 2009 14:36 Perşembe)

madonna hayranları çok kızacak gerçi ama:

büyüklük nedir, devrime sebep olma ise madonna'nın adını bile mj ile birlikte anmak hatadır. keza imkanınız olsa da geçmişe gitseniz, mj'i müzikten çıkardığınızda müzik dünyası tamamen farklı bir duruma gider. madonna'yı çıkartın, fazla bi değişim olmaz. madonna iyidir ama dünyada devrim yaratmış mıdır?

michael jackson her adımı ile müzik dünyasını oyun hamuru gibi kolayca şekillendirmiştir ve yaptığı şekillendirme de geçici değil kalıcı olmuştur. tüm izlediğiniz videolarda, şarkılarda, müzik kanallarında, Rnb'in ve nice müzik türünün sağlam temele oturmasında, dev konserlerde, endorsement anlaşmalarında vs. adamın damgası var mı? var.

e ondan dolayı BÜYÜK kabul ediliyor zaten adam.

huzur içinde yatsın 

Yalçın (settar) Pembecioğlu (02 Temmuz, 2009 23:42 Perşembe)
Blender (Nişantaşı) mağazası vitrinini Michael Jackson anısına mesajlamış. Bir tarafta çiçekler, bir tarafta da MJ'i temsilen onu andıran giysiler, peruk ve şapkayla bir manekin var. Vitrin camında da anma mesajı. Cumartesi günü de mağaza içinde MJ çalıyordu. Hoşuma gitti.

penny (03 Temmuz, 2009 00:52 Cuma)
MJ hayatını kaybettiği zaman Graspop'taydık. Bazı denyo müzik grupları <oh be sonunda MJ öldü> dese de Slipknot cumartesi gecesi sahneden inerken Beat It çaldı ve yaklaşık 50.000 kişi çadırlarına doğru yola koyulurken Beat It söyleyerek dans ediyor, MJ'yi anıyordu. Ah be.. 

cemgul (03 Temmuz, 2009 03:08 Cuma)
slipknot beat it fantastikmiş, videosu falan var mı bir yerde?

buraKargın (03 Temmuz, 2009 16:31 Cuma)
''Fanatikleri milyonları bulan megastar Michael Jackson'ın ölümü hayranlarını derin yasa boğarken MJ Community isimli Jackson birliğinden tam 12 kişinin intihar ederek hayatını kaybettiği bildirildi. ''

Yalçın (settar) Pembecioğlu (03 Temmuz, 2009 16:34 Cuma)
penny, harbi iyiymiş. 80'lerin marka deyişiyle "kodak moment", 2000'lerin marka değişiyle "priceless".

nick (04 Temmuz, 2009 20:48 Cumartesi)
Penn caldi derken kayittan caldiyi kastediyor zannediyorum?

yani bahsi gecen olay bu ise?
http://www.youtube.com/watch?v=yGYrSsUuLSg



thinktang (04 Temmuz, 2009 22:57 Cumartesi)
O  kendi özünden gelen  güçle  gerçekten bir  marka  çıkardı. Bir iletişimci  olarak bugün 10larca  danışmanla çalıştığı  halde  bu kadar iletişim mecrasını tek bir  pamak  şıkırdatmasıyla  dize  getirecebilecek imkana sahipken hala bir tane  daha MJ fırtınası görmedik. Hem de  herkesin  boş ve alalade  gördüğü 80'lerde 90'larda yaptı bunu. Hani ünlü  reklamcı Seguela'nın kitabında bir  şöhret tanımı  vardı. MJ işte  tam o tanıma  karşılık  bir adam. Neydi o tanım? Söhretler  yıldız  gibi olmalı yakalayabilecek kadar  yakın ama ulaşılmayacak kadar  parlak ve uzak. MJ o  gerçek bir  efsane giydiği  ekstren  kostümlere ve ışıklar altnda sanki  bir  canlı  değil de  başka  bir şeymiş gibi  görüntüsüne rağmen içimize sıcak sıcak bir şeyler aktı. Öldüğünde  şunu dedim  elveda  çocukluğum, rezilce  yaptığım moonwalk taklitlerim...

ezolineyox (05 Temmuz, 2009 16:15 Pazar)
Çocukluğu elinden alınmış, çocuk kalmak için kendi elleriyle kendini iğdiş etmiş, öyle ki kendi 'harikalar diyarı'nı yaratmış, müzikte bir devrin kapanıp yenisinin açılmasına sebep olmuş, hepimize moonwalk'u bir kere de olsa denetmiş üstad... "Wacko Jacko" çoğumuzun 80'li yıllarını da giderken yanında götürdü.

Adam ne yaptıysa kendine yaptı Harikalar Diyarı'na gitmek için sabırsızlanıyormuş belli ki... Can acıtıyor.

cemgul (05 Temmuz, 2009 19:56 Pazar)
@nick
kayıt ise istemedik yahu bak mesela Raintime ve Inactive Messiah coverları nefis :)
http://www.youtube.com/watch?v=rObSwvfQcjg
http://www.youtube.com/watch?v=AYFjRBwOmR0


mezzoalto (06 Temmuz, 2009 01:27 Pazartesi)
thinktang, bu marka olma, star olma, erişilmez olma süreci zaten 80lere 90lara özgü birşey değil mi? hepimiz içinde bulunduğumuz "herşeyin had safhada erişilebilir olduğu" çağda öylesi bir star olmanın artık mümkün olmadığını biliyoruz, ki zaten belki de artık star olmanın tanımı bu değil.. artık "erişilebilir" olmanın prim yaptığı bir dönemdeyiz, o yüzden devlet başkanlarından pop starlarına herkes bilimum sosyal medya mecrasından yediğini içtiğini bile anlatır oldu..

onun da ötesinde herkes star olabilseydi zaten bunun anlamı olmazdı, ki kendisinin star oluşunu inkar edebilmek mantık kurallarına aykırı.. ama şunu da söylemeden edemicem: 80 ve 90ları hiç de boş bulmayan onlarca insan biliyorum ve bu dönem tek başına MJ'e ait değil, o nedenle 80'li yıllarımızın, çocukluğumuzun bir yere gittiği filan yok, sadece o çocukluktan bir parça eksildi o kadar..

nick (21 Temmuz, 2009 21:11 Salı)
mariachi style beat it

http://www.youtube.com/watch?v=faArbI4Fkj4


nick (21 Temmuz, 2009 22:23 Salı)
bu da cok saglammis.

Michael in  arcade  muzesi virtual olarak online.
http://www.pinsane2.com/pinorama/events/MJ_09/kr/michael_jackson_arcade_entry.html


buraKargın (21 Temmuz, 2009 22:53 Salı)
Şu güzel animasyonu da görmeden geçmeyin.

A nice Michael Jackson memoriam animation by BBDO Germany for MTV.


phoenixia (03 Eylül, 2009 23:23 Perşembe)
facebook'ta eventler açılıyor beat it performansını taxim'de de yapmak için..ben de şöyle ekliyim..:)

phoenixia (22 Eylül, 2009 15:08 Salı)
18 ekim'de haydarpaşa garı'ında yapılacak olan beat it performansına hazırlanmak isteyenler için dans eğitim videosu..
genel hatlarıyla beat it.. gerisi kişilerin becerisine kalmış..
ben heyecan yaptım..:D katılalım mı bigucak..:))
eğitim videosu..
ve http://www.beat-it-istanbul.com/

Aygül Pembecioğlu (27 Eylül, 2009 23:54 Pazar)
Beni aşar, zor geldi açıkçası beat it'in dansı : /
Onun yerine 30 Ekim'de filmini izleyelim beraber :D

buraKargın (19 Ocak, 2010 14:30 Salı)

Ballantine’s 17-18 Aralık 2009’da Çırağan Sarayı’nda düzenlenen MARKA Konferansı’nda cesur bir viral projeye adım atmış. Konferans sırasında herkes sahnede sunumu dinlerken bir anda salonu dansçılar basıyor ve Michael Jackson’ın efsane şarkısı "Beat It" ile bir anda salonun havası değişiyor.
Konferansta cilgin dans (Ballantines flashmob)
Yükleyen planballantines. - Öne çıkan müzik videolarını izleyin.

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.