Yalçın (settar) Pembecioğlu (15 Ağustos, 2011 13:30 Pazartesi)Çok iyi bir yazıydı o da, kısa ve net.
Vicdan önemli bir modern insan sorunu. İhsan Oktay Anar'ın kitaplarında Osmanlı dilencilerinin tam bir sektör gibi kabul edildikleri görülür. Bu garibanlar, bizlerin günahlarını boyunlarına alarak bunun karşılığında da küçük bir bedel talep ederler. Günümüzde ise farkındalık yüksek, her yerde bilgi akıyor ve modern birey, sadece kendini düşünerek yaşadığında mutsuz olacağından korkarak haberdar olduğu olumsuz konularla da ilgili bir şeyler yapmak istiyor. Bir kaç yüz yıl önceki dilencilik müessesesi gibi bu zamanda da yardım kuruluşları devreye giriyor bu aşamada. Yardım kuruluşları, sorun çözme yetkisi ve gücüne de haizmiş gibi konumlandırılıyorlar. Bütçemizden ayırdığımız para ile vicdanımızı da temizliyoruz. Ne de olsa diğerlerinin içinde bulundukları durum onların kaderleri, öyle değil mi?
Melih Cılga (15 Ağustos, 2011 13:58 Pazartesi)Birkaç yıl önce ekşi sözlük'te "islam'da fakirlere yardımın yeri" başlığına yazdığım bir şeyi hatırladım şimdi.
Aynen alıntılıyorum:
------
hiçbir yoksulluk, göstermelik yardımlar sayesinde ortadan kalkmaz… yardımı alan da, veren de, dışarıdan seyredip değerlendiren de, böyle bir niyet ve beklenti taşımaz: her üç tarafın da geçici olarak kendini daha iyi hissetmesinin ardından önceki duruma dönülerek, mevcut eşitsizlikler korunur…
tanrı tarafından seyredildiğine inanan insan, tabii ki etrafında yaşayan insanlar tarafından seyredildiğinin de farkındadır… seçilmiş bir yoksulun birkaç gününün güzel geçmesini sağlamak, biraz tanrıya, ama daha çok da diğer insanlara gönderilen bir mesajdır: karşılıksız ve beklentisiz yardım diye bir şey yoktur, kendi meşrebince meşru gösterebildiğin mikro-siyasetler vardır...
yoksula yardım ettiğini belli etmek, mevcut esnaf-eşraf ilişkilerinin muhafaza edilmesine ve daha da geliştirilmesine yatırım yapmak amaçlı sosyalleşme ihtiyacının ikiyüzlü bir dışavurumundan ibarettir...
en karşılıksızmış gibi görünen aile içi dayanışma girişimlerinin bile çoğunun arka planında, veren ve alan arasındaki hiyerarşi ilişkisinin korunması beklentisi vardır:
öte yandan, yardımını kabul ettiği kişiye gebe kalırmış gibi rol yapıp ama aslında hiçbir sorumluluk üstlenmeden, hemen ardından yeni ve başka birisinin yardımından daha nemalanarak hayatta kalmayı tercih edenler de, "yakalanmayan suçlu masumdur" maddesinden yararlanıp beraat ederler…
iletişim, ahlak ve siyaset köşelerinden oluşan meşruiyet üçgeni, üzerinde ayakta kalınan en basit düzlemdir…
-------