Anasayfa

1435_2782.jpg Resimleri
 

Sanatçı Boku


Merda d'artista, 1961. Piero Manzoni's ninety cans of "Artist' shit" were sold at the then-current price of gold, each with a net weight of thirty grams.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


phoenixia (09 Ocak, 2007 13:32 Salı)

-sahiplerinin gerçekte kim olduklarını nerden bilcez.. 
-ahahah...bilsek ne farkeder..törenle mi çekcez sifonu..
-hmm.. belki başka bişi anlatmak istiyodur.. misal sırf bi tablonun üstünde tanınmış bi ressamın ismi var diye tablo almaktan farksız demek istiyodur belki..belki...
-bunu şimdi uydurdun dimi..
-başka olasılığım var mı..?
:)


sadi (su geçirmez balık) tekin (09 Ocak, 2007 13:58 Salı)
bu bana, uçaktan boşaltılan tuvalet atığının irtifadan dolayı donarak düştüğü köyde, köylülerce "gökten geldi, şifalıdır" denilerek eritilip içilmesini hatırlattı..  

MioCaro (09 Ocak, 2007 14:03 Salı)
malzeme farklı amaç aynı. sanat.
ne yaparsan yap sanat oluyor. 47 yıl önce de böyle.

herhangi bir nesnenin yerini değiştirdiğimizde sanat mı olur?

favori tartışma konusu. sanat var mıdır?

sadi (su geçirmez balık) tekin (09 Ocak, 2007 14:07 Salı)
aah yaşasın.. bu konu da hit olmaya aday.. "sanat var mıdır, varsa nedir?"

elifbb (09 Ocak, 2007 14:09 Salı)
yooooo durun yapmayın haaayıııııırrr

(sonradan kimse uyarmadı demeyin ona göre :)))

MioCaro (09 Ocak, 2007 14:15 Salı)
sanatın varlığını sorgularken öncelikle biricikliğinden, aurasından söz etmek gerek. ben kendi fikrimi çekinmeden söyleyebilirim ki modernleşme ile sanatın varlığından söz etmek mümkün değildir. son çeyrekteki -küreselleşme- sürekli değişim, dönüşüm ve etkileşim içinde olduğumuz teknolojik gelişmeler de cabası üstelik...


sevgili c'ye sözünü ettiğim makalem nihayet bitti. 15'inde sunumum var. ertesinde memnuniyetle paylaşırım dileyen bigucularla...

not. üzgünüm elifbb, reaksiyon başladı bile... hikmetinden sual olunmaz ancak senin topiclerin enerjisini aldık yürüdük sanırım

Yalçın (settar) Pembecioğlu (09 Ocak, 2007 14:16 Salı)
Sanat kavramının sınırları ve kişisel görüşler

Hotel Exhibition - Richard Kern

haberinde bol bol tartışılmışlardı daha önce. Orayı okumadan burada ahkam kesmeyin diye diyorum ;)

elifbb (09 Ocak, 2007 14:19 Salı)
Hadi hayırlısı diyelim... oyh... :))

Makaleyi heyecanla bekliyoruz efenim.

Sanatın varlığı derken ister istemez genel olarak varlık-yokluğa çekiliyor insan, bir şekilde entegre değerlendirme ihtiyacı sanırım benimki. Tüm modernleşmeye ve küreselleşmeye paralel olarak sanatın varlığının her zaman insanın isimlendirmesinde kalacağını düşünüyorum. İsimlendirmenin kılık değiştirebileceğini, farklı değerler deneyebileceğini, mızıkçılık yapıp ara ara yok olabileceğini...

phoenixia (09 Ocak, 2007 14:19 Salı)
şimdik herbişeyi birbirine karıştırdım kafamda... söz "sanatı" kullanarak iletmeye çalışıcam..
bu boklarla-bok dedim ama sanat objesi olarak kullandığım için ayıp olmuyor- ilgili sitedeki bi cümle.. "bir objeye sanatçı eli değdiği anda o bir sanat eseri olur"..hatta misal olarak bu amcanın bi başka nadide çalışmasına link vermiş, o da kutu içindeki bi yumurta... (vay da vaaay)

yok yani hayır..bende oluşan,kendimce kabul ettiğim kriterlere göre bu olmamalı sanat... misal untitledfolder'ımızın yumurtalarla çalışması vardı yanlış hatırlamıyorsam.. (beni pek cezbetmediğni sölemiştim ama olsun)
evet oradaki obje de yumurtaydı ama özgündü,kendinden birşeyler katmıştı...
bokun sanat olması için sanatçının olması niye gerekiyo o zaman canım, tarlalar gübre kaynıyo.. hatta bu durumda doğudaki köylerde tezek yakılıyor olması sanata saygısızlık olsun...(tamam polemik yapmiyim):))

ek: yazana kadar link eklenmiş falan olmuş...:)

cemgul (09 Ocak, 2007 14:31 Salı)

shit happens!


MioCaro (09 Ocak, 2007 14:32 Salı)
yaşadığımız çağı eskinin değer yargıları ve algısıyla değerlendiremeyeceğimizi söylemiş Kanadalı Medya teorisyeni McLuhan. iyi de demiş bence

ben de aynı şeyden söz ediyorum. insanlık tarihi açısından bakıldığında saniyenin onda biri gibi bir zamanda değişiyor çevremizdeki herşey. modernleşmeyle birlikte hayatımıza giren bireyselleşme olgusu işte tam da bulunduğumuz noktada, sanal ortamda yerini yepyeni bir cemaate bırakıyor.

phoenixia (09 Ocak, 2007 14:50 Salı)
kişinin kendi yaşam çevresi bağlamında oluşur, doğruları, yanlışları, tanımları..bence..
değerlendirme yaparken de, geçmişin şimdinin diye değil, sürekli devinimde olan kendi kriterlerini baz alır diye düşünüyorum..
ancak tarihsellik denilen bir mevzuu var ki, nasıl yaşadığımız anı geçmişin algısıyla değerlendiremeyeceksek, geçmişi de şimdiki algımızla değerlendiremeyiz..mümkün değil anlamında değil... bir konuyu değerlendirebilmek için, zaman şartlarını iyi araştırıp,kavramak ve böylelikle analiz etmeye çalışmak ve hüküm vermek gerekir diye düşünüyorum..

yapılan bazı reklam çalışmalarını aynı mecrayı kullanmış olsalar bile, taşıdıkları farklılıktan ötürü takdir ettiğimiz gibi, kopya tabir ederek küçümsememizin altında özgün olmayışı da yok mu... benzer açıyla yaklaşıyorum bu işlere de sanırım...

MioCaro (09 Ocak, 2007 14:57 Salı)
phoenixia, yazdıklarına katılıyorum. tasarlıyoruz artık. fikir önemli, yaratıcı fikir, kral öldü yaşasın tasarım!

gandy.phoebus (09 Ocak, 2007 17:12 Salı)
mio: modernleşme ile sanatın varlığından söz etmek mümkün değildir mi, nasıl yani? [edit: settar'ın verdiği linkteki tartışmayı kaçırmışım, durun onu yakalayayım sonra kapışırız hehehe] ayrıca bkz. daha önceki sanat tartışmalarımız: Avustralya Lee de Terry'lendi Trafolar sanatla giydiriliyor Dünyanın En Pahalı Tablosu Pollock'ın

alisureyyatorun (09 Ocak, 2007 17:46 Salı)
eciniz efenim boyle sacma sapan isleri.


MioCaro (09 Ocak, 2007 18:46 Salı)
Hegel demiş vakti zamanında... şimdi kaçak zorundayım ama kısa sürede yanıtlaycağım gandy.

Erman Sinan (10 Ocak, 2007 06:29 Çarşamba)
@Cemgul:
This is the new Shit!

melekzek (10 Ocak, 2007 07:42 Çarşamba)
aganin poku ustune pok olur mu?

ozanuenal (10 Ocak, 2007 09:35 Çarşamba)
Kavram sanatçısı Sol Le Witt zamanında "modern sanat" tartışmaları sırasında şöyle demiş: Sanatçının tükürdüğü bile sanattır." 

phoenixia (10 Ocak, 2007 10:09 Çarşamba)
piero manzoni sitesinde balon içinde sanatçı nefesi de var.. "kendi nefesinden üfleyince" durumu hoş olmuş..:))

-bu çalışmada ne anlatmak istediniz..
-hmm..bir gün vadiden batan güneşin ve esen rüzgarın çayırlıklar üzerinde oluşturduğu harika manzarayı gördüm, evimin tuvaletinin arka camından...ve o anda acayip bi mutluluk,rahatlama ve huzur hissi duydum.. 
-anladım..
-sözüm bitmemişti.. sonra,yiyecek yemeği bile olmadığı için kabızlık sorunu yaşamayan insanların ne kadar da mutlu olduğunu,ama aç da olduklarını hatırladım (sosyal sorumluluk payı)..konserve kutusu şekli ona bir göndermedir...
-ımmm...

c (10 Ocak, 2007 10:18 Çarşamba)
ben hergün yapıyorum sanat. ben bunu anladım. hatta çok üretken bir sanatçıyım.

Erman Sinan (10 Ocak, 2007 10:21 Çarşamba)
Renk renk, boy boy, farkli kivamlarda diyorsun yane oylemi? :)

bear (10 Ocak, 2007 11:01 Çarşamba)
- bokunu yiyeyim ibrahim abi
-Merda d'artista,  dene istersen


cemgul (10 Ocak, 2007 11:11 Çarşamba)
"bir objeye sanatçı eli değdiği anda o bir sanat eseri olur"

ben sanatçıyım diyelim ki hergün kıçımı avuçluyorum duşta "sanat my ass" olmuyor mu o zaman? nhahaha

MioCaro (10 Ocak, 2007 14:01 Çarşamba)
gandy., uzun zamandır kendi aramızda konuşup konuşup galeyana geldiğimiz bir konu olan sanatın varlığı konusunda bilimsel düzeyde iki kelam edebilmek için yaklaşık 3 aydır, sanatın varlığından şüphe duymayan ve kendisine sonsuz saygı duyduğum bir hocamla bir makale üzerine çalışıyorum. Sonuna geldik. Şimdi kısa bir özetle sorunu yanıtlamaya çalışıcam demek isterim ama giris bile baya uzun oldu.
Hegel, Marksist Sanat Felsefesi kitabında modern çağda sanatın yozlaşmasının kaçınılmaz olduğunu söyler, bencil çıkarların kör kavgası üzerine kurulmuş bir toplum, gelişmesi doğrudan doğruya mekanik bir istekler baskısına bağlı bir toplum, -Schiller'in deyimiyle gereklilikler dünyası gerçek sanat üretkenliğini besleyecek toprak olamaz. Marcuse ise marksist estetiği oldukça iyi bir şekilde eleştirir. (Toparlamak gittikce güçleşiyor bu arada)
İçinde bulunduğumuz çağda bilindik kalıpların dışında, hatta kalıpların dışında düşünce sistemlerine ihtiyacımız var bu konuda makro bir bakış açısına ihtiyaç var sonuşta. Buraya sığdıramayacağım korkarım. Şimdi derse koşuyorum. Ancak bu konuda konuşmaya tartışmaya özellikle karşıt görüşlere açığım her zaman.

c (10 Ocak, 2007 14:17 Çarşamba)
bana da gönderecektin unutmaaaa. : )

Polka (10 Ocak, 2007 14:57 Çarşamba)
Sanatçının elledigi ya da tükürdügünün sanat oldugunu varsayalim. Peki sanatçi kimdir? Sanat yapiyorum diyen kisi sanatçi midir? Ya da yaptigini herhangi bir biçimde sanat adi altinda satabilen kisi midir? Cogunlugun karari mi gecerlidir, yoksa ister toplumsal ister evrensel  üst kurul niteliginde bir topluluk mu bu karari verir?

"Sanat üretmenin" elbecerisinden çikmasi, modernizme takilan anlayisin ardindan Duschamp'in pisuari imzalayip (S. Mutt ismiyle) sergilemesi, akabinde takip eden post modernizm ile gelen "kuralsizlik" herhangi bir kisiyi sanat üretebilir hale getirmistir. Sanat, fikrini duygusunu düsüncesini herhangi baska bir alt amaç gütmeden nesnelestirmek/görsellestirmek isteyen birinin sececegi herhangi bir medium da gerçeklestirebilecegi bir "durum"dur.

Yani mesela cemgül kendini ifade ettigini düsünerek dusta poposunu avuçlar ve bunu izleyiciye 'sanat' olarak addederek sunarsa sanat icra etmis olur.

phoenixia (10 Ocak, 2007 15:16 Çarşamba)
polka..:)) aklımdan geçmişti bu, tavuk ve yumurta döngüsüne varabilecek durum..
(yumurtadan tavuk çıktığını ya da yumurtlayan bir tavuk görmeyen kişiler için cevaplar bellidir değil mi..her ikisini de bilenler,her ikisinin de olabileceğine inanan kişiler olur...)

durumların tanımlanması kişilerin değerlerine ve tercihlerine bağlı olarak değişir..dolayısıyla herkes sanatçıyım ve bu da sanat ürünüm diye ortaya bi adım atabilir..öyle olduğunu düşünenlerce de o kişi sanat ve yaptığı sanat eseri olur...
ve bence sanatçı,insanın alt kimliklerinden olmalıdır, üst değil..

-başım dönüyo-


Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.