Cem Mumcu, bu hafta itibari ile Milliyet'in Cadde ekinde yazı yazmaya başladı.
İlk haftanın konuları bize oldukça yakın.
1. "Etkilenmeler" :) -- ya da artık Cem Mumcu deyimi ile
"Turgutlama"
Yazıya şu şekilde başlamış...
"Eskiden Meydan Larousse vardı, şimdi internet. artık dernlemesine bilgi olmasa bile haberdar olmak çok kolay"Cem Mumcu'ya konu olan etkilenmelerde ise "Secret"ın Türkçesi çevrisi henüz basılmadan
Nil Gün'ün "
Çekim Yasası Hayatın Büyük Sırrı" kitabını yayımlaması ve
Mehmet Turgut'un
çalışmaları.
Orjinal işler

Mehmet Turgut çalışmaları


2. Çağımızın "bir" ünlüsü SarayKızıCem Mumcu'nun konu ettiği kişi YouTube şöhreti "
SarayKızı".
Özellikle videolarındaki yeşil çiçek yaprakları ve piyanoyu çalma şekli ile bizim de çok dikkatimizi çekmiş ama bir türlü konuyu bizim siteye bağlayamamıştık. Hazır konu açılmışken, bilmeyenler için SarayKızı geliyor :))
Ve haftasonunun bombası, önerdiği kitap, müzik ve web sitesi kısmında
bigumigu yer alıyor!!!
("web sitesi" başlığında gazetenin tipografik sorunu var ama olsun :P)
Mehmet Turgut’un bir tarzı var mı bilemiyorum ya da bu bir tarz ise ismi zaten var genel olarak eklektik denebilir; günümüzde bu tanım artık çok büyük bir alanı vurduğu için bu ifadeye tepki verecekler elbette çok olacaktır. Bir yandanda bu ifade biçimi tekil bir iki örneği işaret edemeyecek kadar büyük bir kümeyi anlattığı için yani iş artık internet üzerinde yürüyen neredeyse bir kitle hareketi haline geldiği için bu kadar büyük bir kümeyi istisna bir kavramla açıklayamayız; konuyu gelişen teknolojiye havale edip görsel üretim araçlarının demokratikleşip tabana yayılması fikri ise yine aynı eklektik düşünme biçiminin konuyu açıklamacı hali olabilir; uzun lafın kısası vakayı bu şekilde açıklayamayız. Konu uzun.
Geri dönüp bazı temel metinlere tekrar bakmayı önerebilirim, gelecekte fotoğraf çekmek okur yazarlıkla denk olacaktır demişti W. Benjamin ama yine yazdığını okuyamayan bu kitleyi ne yapacağımızı sorarak bitirmişti. hem yazısını hem de konuyu belkide.
Mehmet Turgutun durumunu bu yüzden üzücü buluyorum, şişmiş şişirilmiş bir egoyla çok hızlı bir şekilde ne yapsam yiyorlar noktasına geldi, getirildi. Sonra onu şişirip yere göğe koyamayanlar tarafından al aşağı edildi. Dikkatinizi çekerim Mehmet Turguta kopyacı yaftası bir fotoğraf yayınında yapıştırılmadı yada bırakın kopyacılığı ’tarzının’, ’tarz’ olmadığı bir fotoğraf yayınında söylenmedi yine ondan o kopya işleri talep eden magazin sayfalarında söylendi yada yazıldı. Burda Meren’in yazısının kaynak gösteriliyormuş gibi yapılması meseleyi karıştırmasın; Meren. son derece itinayla yaklaşmış konuya, küçük kardeşini kollarmış gibi gayet şefkatli bir yazı yazmış; Mehmet Turgutun ipini çekmeye karar veren magazin basını olmuş.Ama bu böyledir, önce her işini gördürebileceğiniz cahil ama cürretli birini bulursunuz sonra çok ileri gittin sen diyip gerçek gücün kimde olduğunu bir aralık gösteriverirsiniz. Olay çok kısa özetiyle budur.
haa bu arada Mehmet Turgut mu? çok kısa bir cevap vereceğim bir tarzı olduğu fikrine ulaşmama yol açacak bir işini ne yazıkki göremedim. Bu yazıyı yazmadan 70 sayfalık devian külliyatının bende uyandırdığı his çeşitli ustalaradan ve fotoğraf tarihinden rastgele yaptığı alıntılarla oynayan birisi olduğu; öğrenmeye çalışırken kopya yapmak en temel yolardan biridir ama yaptığınız kopyaları iş diye milletin önüne taşımaya başlarsanız o zaman durumunuz değişir, şimdi Mehmet Turgut bu değişen durumun sonuçlarına katlanmalı.
Üzücü olan, devian sayfalarında aynı cehalette bir yeni mehmet turgutun patlamayı beklemesi ve yaptığını okuyamayan bu çocukların harcanmasının bu kadar kolay olması keşke daha erken bir zamanda birileri çıkıp bu bir tarz değil diyebilseydi.