Anasayfa

2145_4255.jpg Resimleri
 

'Türk Tasarımı' Kimlik, Söylem ve İdeoloji


Pin It

'Turk Tasarimi' Kimlik, Soylem ve Ideoloji
ITU Endustriyel Tasarim Toplantilari VIII
.
icon dergisi isbirligiyle

---
29 Haziran 2007, Cuma 14.00
ITU Taskisla, Salon 127
.
Program
.
Acilis
.
I. Oturum: 14.00-15.30
Tasarimda Kimlik, Soylem ve Mesleki Ideoloji

Ilk in Milano'dan Fesorient'e: Turkiye'de Ulusal Tasarim Soylemi
Harun KAYGAN, Orta Dogu Teknik Universitesi

'Colde Dolasan Penguenler': Turk Tasarimcisinin Evrilen Meslek Ideolojisi
Ali O. ILHAN, ITU

Dunyadaki Turk Tasarimcilardan Cagdas Urun Tasarimlari: 90'lardan Gunumuze
Gokhan KARAKUS, e|medya

Ara: 15.30-16.00

II. Oturum: 16.00-18.00
.
Panel: Mesleki ve Ulusal Kimlik Perspektifinde"Turk Tasarimi ve Tasarimcisi"

Ali BAKOVA, Tasarimci, Istanbul
Hakan ERTEM, Marmara Universitesi
Sertac ERSAYIN, ETMK Istanbul Subesi
Mehmet ISTEMI, Tasarimci, TunaOfis, Istanbul
Tanju OZELGIN, Tasarimci, Istanbul
Adnan SERBEST, Tasarimci, Istanbul
.
Panel yoneticisi: Alpay ER, ITU 

Etkinliklere katılım ücretsiz ve tüm dostlarımız davetlidir.

Kategoriler: tasarım
Etiketler:

Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


Siyah (29 Haziran, 2007 19:00 Cuma)
Daha yanlarında çalıştırdıkları insanlara sıgorta yapmayanların ideolojisindenmi bahsediyoruz....

nick (29 Haziran, 2007 19:38 Cuma)
geyik.

jesuss (29 Haziran, 2007 19:46 Cuma)
evet birbirlerini kötülemekten başka bişey yapmayan sürekli diğerinin işinde gözü olan iş dışında başka herşey yapan kitle. bi de onların ideolojisi.

BigCell (29 Haziran, 2007 22:34 Cuma)

Gittik gördük katıldık,

Zaten panel ve sunuşların konusu bahsettiğiniz konulardı, Tasarımcılar birbirleri hakkında ne düşünüyor ne yapıyor üzerine.

Tek el ile tutulur ve değerli sunuş sevgili Ali İLHAN'ınki oldu.

Diğerleri yüzeysel ve gereksiz idi bana göre. Şunu bir kez daha gördüm ki piyasada çalışmamış akademisyen bir şey öğretemiyor, Onun bir şey öğretemediği de piyasada "Endüstri Ürünleri Tasarımcısı" kimliğinin değerini düşürüyor.

Sevgiler , saygılar.


mezzoalto (29 Haziran, 2007 22:52 Cuma)
ya konuyla direkt ilintili değil ama çok doğru bir tespitte bulundun bigcell, her alanda değil ama özellikle uygulamaya yönelik alanlarda piyasada çalışmamış hocaların aktardıkları sadece teorik düzeyde kalıyor, ve çok yetersiz oluyor.. işletme-hukuk-insan kaynakları yönetimi -reklam-iletişim veya eğitsel tasarım.. gerek aldığım gerek verdiğim derslerde gerekse öğrencilerin talep ve beklentilerini değerlendirdiğimde ortaya çıkan tablo bu.. ben mesela eğitim psikolojisi anlatırken nispeten daha az sıkıntı yaşıyorum ama sınıf yönetimi anlatıyorum ama hayatımda bir tane ilköğretim sınıfı yönetmişliğim de yok.. elimde sekiz dokuz model var, veriyorum bilgiyi, veriyorum datayı lakin çocuklar "o öyle olsa böyle mi olurdu" , "ben meslek lisesinden geliyorum, bizim 'haydar' modelimiz vardı " (haydar: kızılcık sopası tadında bir fiziksel şiddet gereci. cetvel olur, oklava olur, ebonit çubuk olur, ne olursa..) "halamın bıyığı olsa amcamla olan durumu.." gibi bir sürü soru sorduklarında ancak yarısına sağlıklı cevaplar verebiliyorum.. 

lakin, işin öteki yönünde, ben zaten ilköğretim okulunda hocalık yapsam, masterı nerde nasıl yapıcam, veya doktorayı? akademik kariyerle pratik-profesyonel kariyer bir arada pek yürümüyor, eh o olmaksızın hocalık yapmana da sistem müsade etmiyor -ki bu iyi bişi bir yerde, yoksa çiftliğe dönerdi okullar-, yani bu işin içinden çıkmak çok zor.. 

bir de piyasada çalışmış ve ordan aldığı parayla sağladığı yaşam standardını düşürmek istemeyen akademisyen ruhlu kişinin ikilemi var ki, o apayrı bir tartışma konusu olabilir..

BigCell (29 Haziran, 2007 23:38 Cuma)
Mezzoalto bizim değindiğimiz bundan bir katman ayrı yerde.

Şöyle ki,  TIP konusunda Proflar sürekli ameliyata girdikleri için hem kendileri aşmıştır, Öğrencisini de ameliyatta eğittiği için zaten hem eğitim süper, hem gelişim süper. Hem de bilginin geçerliliğpi süper ve güncel.

Hukuk konusunda da Proflar aynı zamanda zaten avukatlık lisansına sahip ve baroya kayıtlı,  Özel şirketlerin danışmanı olarak o şirketlerin tüm hukuksal sorunlarını çözer halde olduğu için onlar da aktif.

Ama gel gelelim konu üretim, ürün ve tasarım olunca. Bizdekiler FOSSSSSS.  Her sene tüm sanayi , tüm üretim teknolojileri vs değişip literatüre yeni şeyler katılıyorken onlar halen 1950 lerden bahsedip o zamandan sandalye tasarımını veriyolar derste örnek olarak.

Hoca ahşap sandalyenin zartı zurtunu anlatıyor, sanayide çalışan tasarımcı gaz enjeksiyon ile tek parça kalıptan sandalyeyi nasıl çıkartırsam ayakları kırılmazın derdinde 20gr ABS ile.

mezzoalto (30 Haziran, 2007 10:40 Cumartesi)
tıbbı özellikle saymadım, sözünü ettiğin sebepten ama hukukçuların tamamı için söylediğin husus geçerli deil.. hadi hukukçuları da rezerve ettik diyelim, yine de pek çok alan için, mesela mühendislik, mesela iletişim, aynı şey geçerli.. piyasayla iş-proje yapabilen mühendis akademisyenlerin gündemi takip edebilmesiyle, sadece yayın yapan akademisyen, gündemi literatürden takip edebildiği kadar edebilmesi aynı sonucu doğurmuyor.. yani aslında farklı katmanlardan bahsetmiyoruz, temelde aynı şeyi söylüyoruz.. sana en basitinden eğitim bilimlerinde bile böyle bir sorun mevcut diyorum.. boğaziçi'nde yüksek lisans'ta hala daha basım yılı 1976 olan bir marketing-advetising kitabından ders anlatan bir hocadan bahsediyordu bir arkadaşım, bir prof üstelik bunu yapan..

ama benim senin katıldığım yorumuna eklediğim boyut şu ki: ikisi bir arada da pek zor oluyor, çünkü yök'ün akademisyenlik kavramına eklediği ve zorunlu kıldığı boyutlar-görev ve sorumluluklar var.. onları ifa ederken piyasaya iş yapmak, en azından gerçek bir profesyonel gibi iş yapmak zor.. profesyonelsen de akademide kendine anlamlı bir yer bulman zor.. yani konu "peeeh bu hocalar da oturdukları yerde, dünyadan habersiz ders anlatmaya çalışıyorlar bize"den biraz daha komplike onu söylemeye çalışıyorum..

jesuss (30 Haziran, 2007 13:02 Cumartesi)
daha önce verdim örneği de tekrar vermek istiyorum. şu an buradaki grafik bölüm başkanı zamanın da mac de çöp tenekesini yok edebilmiş bir kişiliktir. bu onunla alay ettiğim analmında değil. ne kadar komik olduğu anlamında da değil. bi yerlerde takılı kalmış insanların elinden çıkan eğitimin ve yanlış iş ahlakının sonuçları etrafımızda. işin kolayına kaçıyoruz ve mutluyuz. az para alıp şikayet ediyoruz. biribirimizi kötülüyoruz. ne kadar haklı olsakda...

BigCell (30 Haziran, 2007 13:20 Cumartesi)
mezzoalto : Katılıyorum.

ARTanubis (01 Temmuz, 2007 01:15 Pazar)
bigcell'cim tıp adına yorum yapma bence.. kongrelerde konuşma yaparak "derin bilgilerini paylaşan" profların illa bu alanın uzmanı olduklarını mı sanıyorsun???

abdulaziz (creaziz) şahin (01 Temmuz, 2007 11:35 Pazar)
bigu ansiklopedik anlatımlar serisi  | 4. cilt  | s.326

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.