Yorumlar
phoenixia (26 Haziran, 2007 12:58 Salı)aa boris amca...
7/24 ve ekranla dokunmatik alışveriş..nası oluyor ki.. alış kısmı oluyor da,veriş daha sonra oluyor dimi..herhal...
ARTanubis (26 Haziran, 2007 13:19 Salı)"window shopping" terimini bu şekilde hayata geçirmiş olmaları çok zekice...ancak pratik hiçbir değeri olmayan bir uygulama, hangi ralph lauren müşterisi gidip te bu şekilde bir alışveriş yapar??
boris becker de ne olmuş yaw, insan acıyor, charles bukovski gibi... belki o utanmadan sokağa çıkabilsin, gece 3te 4te el ayak çekilince gidip mağaza vitrinlerine dokunarak ihtiyaçlarını alsın diye başlatılmıştır bu uygulama...:)
moda haberlerini severim, aferin restless... ("babacanmış!! unutmadım, öcümü alacağım!!:)
restless (26 Haziran, 2007 13:41 Salı)Rica ederim Art :) bu arada "babacan" benzetmesi seni kızdırdıysa özür dileris efenim :)
ARTanubis (26 Haziran, 2007 13:47 Salı)yok yavrum, evladım ne kızdıracak... sen keyfine bak, haydi odana git uslu uslu haber yap göster abilere ablalara...

Doolittle (26 Haziran, 2007 13:47 Salı)vay be :)) süper bişi valla :)
restless (26 Haziran, 2007 13:49 Salı)ahhaha :D sizde bana agir abbi demissiniz kendimi kurtar vadisinde ki karakterler gibi hissettim bıdıları okuyunca :)
ferhat can (26 Haziran, 2007 14:08 Salı)belki geekler ralph lauren giymeye başlar biz de kareli gömlek teröründen kurtulmuş oluruz.
cengoman (26 Haziran, 2007 14:13 Salı)Olmaz kardesim öyle dokunmatik falan anlamam ben..Ürünü elime almam..denemem...hisetmem..dokunmam mıncıklamam lazım benim...Bu tür uygulamalara hiç ısınamadım nedense
mezzoalto (26 Haziran, 2007 15:09 Salı)kareli gömlek üstüne "süveter" yahut beyaz tshirt üstüne yaka hariç son düğmesine kadar iliklenmiş, altından beyaz tshirtün yakası görünen kareli gömlek.. tercihan lacivert-bej-kahverengi bazlı:) bu geek üniforması.. t-shirt üstüne kareli gömlek, gömleğin önü açık sadece hırka gibi giyilecek, tshirtte de beşiktaş sinanpaşa pasajında örneklerini sebil olarak bulabileceğiniz çizgi film karakteri- sexin formülü-hayatın anlamına dair mesajlar içericek.. bu da "mühendislik öğrencisi" üniforması..
di mi ferhatt;)
mezzoalto (26 Haziran, 2007 15:10 Salı)bi de şunu düşündüm ben: gecenin bi bakti, koca vitrine, kredi kartı numarası detaylarınızı giriyorsunuz:) yanınızda 2 evsiz, 3 tinerci, beş gaspçıyla:) hatta diyor ki abiler "hişşşt güzel abim, bizi de bi donatıver bi zahmet:)))"
fair (26 Haziran, 2007 17:15 Salı)bu tip bişi bizim ülkede zor.. hemen kötüye kullanılır.
sadi (su geçirmez balık) tekin (26 Haziran, 2007 18:06 Salı)kendini kurtar vadisi..

boris de üzücü olmuş ahakkatten.. sırf bu yüzden sporcu olmadım ben işte..
mezzo, vitrin muhtemelem kasımpaşa gibi biyerde değildir belki ha? :)
mezzoalto (26 Haziran, 2007 18:16 Salı)evet zaten şehrimin tüm gaspçıları-tinercileri ve evsizleri sadece ve "muhtemelen belki" kasımpaşa'da ikamet etmektedirler:) istiklal caddesi'nde filan hiç rastlamayız bu arkadaşlara, ha?:))
fair (27 Haziran, 2007 14:22 Çarşamba)artık memleketin heryerindeler ama.
mezzoalto (27 Haziran, 2007 14:44 Çarşamba)and the oscar goes toooo: fair:))))
fair (27 Haziran, 2007 18:15 Çarşamba)
o zaman bu şapkayı alabilirim dimi? alabilirim alabilirim he he he
tinklebell (28 Haziran, 2007 11:17 Perşembe)aslında uygulama icerik olarak degil de gorsel olarak bence gayet basarili...Alısveris icin degil de mesela insanların bazı oyunları oynayıp, sonunda icerdeki dukkandan surpriz hediye ve indirimler kazandıkları bir formata girse ne de guzel olur dimi :) bu arada turkiyede de bu isi yapmak mumkun ama inanılmazzz pahalı :(((
sadi (su geçirmez balık) tekin (28 Haziran, 2007 11:23 Perşembe)londradakinden daha ucuza malolacağı kesin. bi ara bu tip uygulamalarla kafayı bozduğumuz için biliyorum..
mezzoalto (28 Haziran, 2007 11:44 Perşembe)ahan da tinklebell yorum yazmışşş:) tekrar hoş geldiiiiin:)))
fair (28 Haziran, 2007 12:09 Perşembe)tamam peki kendi şapkama döndüm

tinklebell (28 Haziran, 2007 12:33 Perşembe)londradaki fiyatı bilemeyecegim ama turkiyedeki fiyat, (bir magaza icin) tum ay 15 mio impression ile internet yapmak ile aynı rakama geliyor diyeyim :P
tinklebell (28 Haziran, 2007 19:05 Perşembe)yani 15 mio defa insanlara internette bir banner gostermekle, bu ekrani bir magazaya yerlestirmek ayni para ediyorrrr :)))) pek bir pahali efenim peeekk
mezzoalto (28 Haziran, 2007 19:44 Perşembe)ahan da işte sen yazmasan nerden bileceğidik deil mi:) 5. yorumunu mu ne yazmışsın gülüm sen bugün, olmuştur bu iş:) hem de hep "perspektif" filan diodun ya, gördüğün üzere lazım senin perspektifin de:)
sadi (su geçirmez balık) tekin (28 Haziran, 2007 23:54 Perşembe)iyi de aynı şey mi allasen? herhangi bir sitede banner yapmakla böyle bişi yapmak bir olur mu? türkiye'de böyle bir uygulamayla çekeceğin dikkat için kaç banner gösterimi gerekir? uuu..
Imagination (29 Haziran, 2007 00:22 Cuma)iyi de banner gibi bişi, sessiz sedasız ilerleyen daha zayıf bi yöntem diil mi...mesela ben biçok banner i "görmüyorum!" bile, sayfayi açtıımda direk sayfa içeriğine odaklanıyorum, dikkatimi banner taraflarından uzak tutabiliyorum... oysa ki böyle bi uygulamayı ilk yapan olarak çıkacağın tv programları, gazete sayfaları hatta haber bültenlerini bi düşün... o kadar paraya değmez mi?
nee artık medyada haber olarak yer almak için de mi para ödenmek zorundaaa?

Imagination (29 Haziran, 2007 00:27 Cuma)bi de böyle bi uygulama heralde ancak çanta filan gibi bazı aksesuarları almak için uygun olur (hatta bence o bile biraz zorlarsan) yoksa Art'ın ""RL" müşterisi ööyle ekrandan alışveriş yaparmıymış, daha neler artık" tarzındaki tespitine katılıyorum...
bi de evet Mezzo'nun kredi kartı numarası tespitini de çok sevdim, etrafta bi evsizler ordusu olmasa bile rahatsız hisseder insan yahu...
abdulaziz (creaziz) şahin (29 Haziran, 2007 09:30 Cuma)yok bi de sesli olsaydı, tam 3. sayfa haberi olacaktı
- k a r t n u m a r a n ı z
- ş i f r e n i z
- e v e t
- p o l i s
tinklebell (29 Haziran, 2007 10:41 Cuma)evet banner sessiz sedasiz ilerleyen bir yontemdir, ama sen tek bir magazaya boyle bir uygulama koydugun zaman, (koyacagin yere bagli olarak) bir ayda en fazla 10.000 tekil kişi boyle bir uygulamayi gorebilir ama banner yaptiginda 15 mio kisinin %10'u gorse (digerleri dikkat bile etmese) bile 150.000 kisi eder. Yani ayni paraya 15 kat fazla insanin ilgisini cekmis olursun :))
Bir de boyle aktiviteler ne yazik ki Turk medyasinda yer bulmuyor, yani turk medyasi ne yazik ki sadece 'haber degeri tasiyan' bir baska deyisle icinde unlu bir insan olan konularla ilgileniyor...Ee yukaridaki ornekte oldugu gibi bu isin icine bir de unlu insan entegre ettiginde bir de ona 50.000 USD filan vermen gerekir ki, o da zaten maliyetlerini iyice katlar :ooo
Ambient medyaya ben de bayiliyorum ama ne yazik ki Turkiye'de ambientin yayginlasmasi icin finansal bazi engeller var, ama umarim zaman icinde bu engeller acilir ve cok daha yaratici uygulamalar sokaklari doldurur :)
sadi (su geçirmez balık) tekin (30 Haziran, 2007 08:25 Cumartesi)15 milyon kişinin %10'u daha çok 1,5 milyon eder aslında ama işte sorun bence daha çok nicelik değil nitelik. bu biraz da bakışaçısıyla ilgili; 1,5 milyon kişi görse noolur görmese noolur. (ayrıca elimizde 15 milyon gösterimin ne kadarının bannerı gördüğü, ne kadarının tıkladığı, ne kadarının linkte belli bir süre kaldığı, ne kadarının ürün hakkında bilgi ve sempati edindiği, ne kadarının bir saat sonra ürünü hala hatırladığı, ne kadarının ürünü satın alma kararını verdiği gibi istatistiksel bilgiler var mı?) özellikle daha 'özel' markaların, internette 1,5 milyon kişi benim bannerımı görsün demek yerine bu tip özel uygulamalar yapmasının marka için daha anlamlı ve değerli olacağını düşünüyorum. daha dikkat çekici, daha akılda kalıcı , daha özel.. ayrıca haber sıkıntısı çekip ota boka haber yapan medyanın buna atlayacağını da düşünüyorum.. ayrıca birileri bi yerden başlamalı. yoksa bu şekilde bakıp bakıp neden burda yapılmıyor diye uzun seneler iç geçiririz. sadece biraz cesaret ve öncü ruh... sanki.
ARTanubis (01 Temmuz, 2007 00:10 Pazar)sgbcim pazarlamada, yarattıgın etki -reklam gücü kadar kampanyanı bitirdikten sonra sunacağın slaytlardaki "coverage" rakamları da önem taşır malesef... global firmalarda "SADECE 50000 dolar verek 1.500.000 kişiye ulaştık" satırı globalden gelip sunuyu izleyenleri "innovative bir new media ile 7637 kişiye ulaştık" cümlesinden bin kat daha fazla etkiler...malesef bu da firmaların iç dinamiği...cesaret ve öncü ruh inan bir çok kişide var.. ama bunu uygulayacak inisiyatifi bulmak zor...
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.