Anasayfa

2550_5079.jpg Resimleri
 

Marketingist 2. gün


Gözlerim yorgunluktan kapansa da bugününde notlarını yazmadan makine başından ayrılmiycimmm :)


Evettt sabah 09:00'da uyandığım için 09:30 servisine yetişmek için ayrı bir çaba sarfettim. Bugün tek servis yetmedi (biz ilk servis ile giderken yağmurda bekliyordu yarımız)

Fuar ile ilgili bugünkü mızmız şeyler:
- Yabancı konuşmacılarda çevirmen olmaması.
- AKM servisinde havalandırma yine çalışmıyordu.
- Marka Salonunda etraftaki sesler yüzünden konuşmacı yine zar zor duyuluyor, anons yapıldığında ise anonsun bitmesini beklemek durumunda kalıyorduk.



Bugün katıldığım seminerler ile ilgili notlar ise:

Etkileşimli Medikal Pazarlama 2.0
Yer: Markalar Salonu
Konuşmacı: İlkay Öztürk




Bu konuşmadan çok bahsemeyeceğim. Hedef kitlesi hiç internet bilmeyenler ve pazarlamayı takip etmeyenlerdi.

Sunumun hepsi 1 senedir her konferansta herkesin söyledikleri idi. (Times dergi kapağı resmi ve artık trend olmaktan çıkan second life sunumun içeriklerinden bir kısmı)

Siteleri ve işleyişleri bilmeyenler için çok karışık bir anlatım dili kullanıldı sunumda. Görseller az ya da küçük, çok fazla yazı yazı idi. Kısaca blog, wiki, podcast vs bunların hepsini hekim ve hastalar için kullanabiliriz, infinity olarak biz bunları yapabiliriz (müşteri olarak sizi bekliyoruz) denildi.

İlkay Bey, bigumigu'yu okursa üzülerek belirtmeliyim ki, sunumun sonuna kadar zor oturdum. Özellikle podcast ve videoları internetten yayınlamak için ışıkçılar ve kameramanlar ile gelmesi ve kameramanların zaten avuçiçi kadar kişiyiz önümüze gelip gelip durması beni delirtti.

Sunumda ismi geçen bazı linkler var onları paylaşmak istiyorum:
www.sermo.com (doktorlar için son medikal bilgiler)
www.patientslikeme.com (benzer hastalıklara sahip kişilerin bilgi alışverişi yaptığı community)
www.findyourdoc.com (doktor ve hastane bulma arama motoru)
www.bmj.com (doktorların bilgi paylaşım sitesi)
www.medbillmanager.com (kim ne kadar ödemiş, ne kadar ödeyeceksiniz karşılaştırma sitesi)



The Secret of Success with Digital Signage and Screen Advertising Netwoks
Yer: Markalar Salonu
Konuşmacı: Adrian J. Cotteriel




Günün ikinci konuşması İngiltere'den konuşma yapmaya gelen 10 sene IMB, 10 sene Intel'de çalışan ve şu anda Digital Out of Home Advertising Editörü Adrian J. Cotteriel'dendi.

Konuşma Türkiye'de bir kaç senedir aktif olan alışveriş merkezi, havaalanı ekranları, kuaför tv, eczane tv gibi mecra olan network ekran sistemlerinin tanıtımıydı.

Türkiye'de bu konuda ismi geçen ana iki isim Digiboard ve Next Generation Medya.

Konuşmacının blog adresi: www.dailydooh.com
Kendisine soru sormak isterseniz çekinmeden email atabileceğinizi belirtti ;)

Ekranlar konusunda verdiği bilgiler ise;
- Ekranlar mecra olarak sadece kendi markalarını gösterenler (teknosa gibi), herkesin reklamlarını gösteren (alışveriş merkezleri) ve de ikisinin karışımı şeklinde hayatımızda yer alıyorlar.
- Türler ise 3 çeşit
    ----- High Impact (Outdoor, billboard, stadyum, mobil, havaalanı, tren istasyonu)
    ----- Retail (Alışveriş merkezleri, atmler, kiosklar, benzin istasyonları)
    ----- Captive Audience (barlar, publar, klüpler, kuaförler, bekleme salonları, mc donalds gibi yemekçiler)

- Bu işte para olduğunu ve İlgiltere kapsamında, şu anda 127.478 ekranları olduğu
- Performansın ve araştırmaların her sektörde olduğu gibi bu sektörde de önemine değinildi.

İngiltere'de sabah alışveriş merkezlerine gelenlerin genelde kadın olduğu ve bu kişilerin rahat oldukları için fiyata bakmayıp markaya baktıkları, öğlen gelenlerin iş hayatından olduğu marka yerine fiyatın onlar için önemli olduğu, akşamüzeri gelenlerin ise öğrenciler olduğu ve hem para hem de markanın önemli olduğu belirtildi.

Doğru zamanda olunduğunda bu mecra posterden bir adım önde, tv'den bir adım geriymiş.

Bu tür ekranlarda genelde reklam aralarında yer alan en populer içerikler (ingiltere için); hava durumu ve paparazzi (e-entainment). Ara contentlerin önemini defalarca belirtti.

Bir de önerisi ClearChannel gibi büyük markalar ile savaşmak yerine niş olma konusunda çözümler bulunması (kuaförler, eczaneler vb) Onlarla boy ölçüşmeye kalktığımızda pek durum iç açıcı olmayabilirmiş :)

Başarı Hikayeniz, Kabusa Dönüşmesin!
Yer: Show TV Salonu
Konuşmacı: Emre Berk



Pazarlama Hukuğu
hakkında danışmanınıza şu durumlarda ihtiyacınız olurmuş
 
- Yaratıcı süreçlerde
- Gizli reklam ve gerilla işlerde - normalde yasak (çünkü bilinçaltına oynanıyor) ama hukuk danışmanınız size bu konuda sorun olmayacak çözümler önerebilir.
- Veri toplama, yönetim ve kullanma (yani CRM'de)
- Kişisel bilginin korunması ve izinli pazarlama (mutlaka size bilgi veren kişiye onla nasıl iletişime geçeceğinizi sorun - email, posta ya da telefon olabilir)
- Dijital pazarlama (mobil ve internet) (ör: mutlaka gönderdiğiniz emaillerde bu email listesinden çıkabileceği ibaresinin yer alması)
- Ambalaj ve ürün üzeri içeriklerde
- Çekiliş ve yarışmaya dayalı kampanyalar
- Tütün ve Alkollü İçki ve Üretici Firma Faaliyetlerinde (ör: tütün firmaları kendi logolarını kullanamıyorlar, çağrıştırıcı logo kullanabiliyorlar)
- Çocuklara yönelik reklamlar
- TV, radyo, internet yayınlarında
- iş ve haksız rekabet sözleşmeleri ve davaları (ör. şirketiniz ile aranız bozuldu ve siz işten çıktınız. o arada bir proje ürettiniz ve hatta sundunuz. işten çıktıktan sonra gidip müşteriye benim fikrim ve ben kendi ajansımı kurdum, fikirde benimdi, hatta ali veli de benimle gelin beraber yapalım dediğinizde, 1 sene dolmadıysa; bu bıraktığınız firma tarafından tespit edildiğinde hem sizin hem de iş yaptığınız o firmanın ceza ödemesine neden oluyor. Çalıştığınız şirkette ürettiğiniz fikirler o şirkete aitmiş)
- sponsorluk, celebrity sözleşmeleri
- 3.parti sözleşmeleri
- Fikri sınai mülkiyet haklar (tasarım, logo, slogan, jingle vb)
- Telif hakları
- Prodüksiyon ve yayın sözleşmeleri
- Gizlilik ve konkur sözleşmeleri (bu konu ile ilgili sizin eseriniz fikriniz, fikrinize sahip çıkın ve ne kadar o konkuru almak ya da müşteriyi etkilemek olsa dahi mutlaka konkur öncesi gizlilik ve konkur sözleşmesi yapın diyor)

Aman canım çok şey varmış düşünelecek kim düşünecek derseniz ne yazık ki hem markalar, hem de reklam ajansları, pr ajansları, new media ajansları, medya planlama ajansları kısaca kim çalışıyorsa bu konular ile ilgili sorumlu.

Yukarıdakilere dikkat edilmezse para cezası ödenir (bu büyük bir şirket için sorun değil), imaj kaybı ve reklam durdurulması yüzünden kaybınız kat kat fazla olurmuş. Tabi bir de en kötüsü olursa hem reklam ajansının hem de markanın 4 ile 8 sene boyunca kampanya yapması engel olunabilirmiş.

2006 yılında reklam verenler 8 milyon YTL ceza yemişler yukarıdaki konulara dikkat etmedikleri için. 2007 yılının 8 aydaki ceza verisi ise 5 milyon YTL.


Diğer katıldığım sunumları da ekleyeceğim bu ilk parti :)

Kategoriler: Bigumigu
Etiketler: 2007, marketingist, ikinci gün

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


Aygül Pembecioğlu (21 Eylül, 2007 22:20 Cuma)
Devamını buraya yazıyorum :)

Kişisel Marka
Yer: Büyükada Salonu (biz de burada çıkacağız)
Konuşmacı: Yasemin Sungur



Yasemin hanım, kariyer koçu. 10 sene önce 10 kişinin çalıştığı bir mini ajansı varmış. Hayatta insanların ve markaların yanında onlara yardımcı olmayı seçtikten sonra, ajansını kapatmış ve 9 senedir, kariyer koçluğu yapıyor.

Konuşmasında insanların ünlü olmadan da kişisel birer marka olabileceğini anlattı.

Kişisel Marka Formülü (ana başlıklar)
1. Hayal kur
2. Kendini keşfet tanı,
3. Hedef seç,
4. Plan yap,
5. Eyleme geç,
6. Kontrol et,
7. Gelişimini sürdür.

Sunumun hayal kurma kısmı için bunu sadece düşünmeyin, kağıt kalem ile yazın, çizin ya da kolaj yaparak resmedin denilmesi bana son zamanlarda herkesin dilinde olan "Secret" olayını anımsattı.

Kısaca yukarıdaki soruları "kendinize sorup, kendi hedef kitlenizde bilinen biri olun" dedi.

Bir de bazı yaptığı anket sonuçlarından bahsetti;

En bilinen kişisel markalar sırası ile
Sakıp Sabancı, Aydın Doğan, Hülya Avşar, Sezen Aksu...

En çok örnek alınmak istenen kişi ise
Atatürk olarak belirtilmiş.

Hayatımızda 2 adet S olduğunu belirten Yasemin hanım, kendinize güvenin ve Sorun odaklı olmayın, Sonuç odaklı olun diyor.

Kendinizi tanımlarkende:
1. En iyi yaptınız şeyler
2. Yenetekleriniz
3. Deneyimleriniz ile farklılığınızı ortaya koyun. Kötü olduğunuz konuları bırakın, onlarla sizi çekemeyenler ilgilensin, siz iyi olduğunuz konularda kendinizi gösterin diyor.

Yaptığı bir başka ankettin çıkan sonuçlarına göre insanların sırası ile şu özelliklere önem verdiklerini belirtiyor:
1. Dürüstlük
2. Güvenilirlik
3. Mesleki Yetenek / Deneyim
4. Çalışkanlık
5. İkna yeteneği
6. Farklı olmak
7. Hız
8. Hedef ve sonuç odaklı olmak
9. Fiziksel görünüm

"Hedef ve sonuc odaklı olmak bana göre daha yukarda olmalı" şeklinde de eklemesini yaptı, bunu da atlamadan iletiyim ;)

Aygül Pembecioğlu (21 Eylül, 2007 22:43 Cuma)

Pazarlama Stratejileri Tüketiciye Ayak Uyduruyor mu?
Yer: Karadeniz Salonu (fuar'ın en güzel salonu)
Moderatör: Can Çağdaş
Konuşmacılar: Hakan Şenbir, Levent Kömür, Vural Çakır



Kişisel marka konferansı bitimi katılabildğim için 1 saatini kaçırdığım için en çok üzüldüğüm panel olduğunu belirtmek istiyorum.

Konuşmacılar birbirinden değerli idi.

Konuşma sonundaki özet (varolan ve değişen akış)
1. Üretim (bu hep vardı)
2. İlişki süreçleri (satış ve insan kanakları - bu da vardı)
3. İletişim süreçleri (bu yeni eklenen kavram - firmaların en değerli varlıkları irtibarları)

Özet hariciler ise:
Araştırmalar önemli ama doğru araştırma amacı ile yapılırsa!

İsim araştırması yapmayanlar için bir kaç örnek araba markaları ile ilgili örnek:
* Chevrolet Nova - Gitmez (Meksika sokak dilinde)
* Ford Pinto - Penis
(Meksika sokak dilinde)
* Mitsubishi Pajero - Mastürbasyon yapan kişi
(Meksika sokak dilinde)

Can Bey'in hayatından örnekler:
Arçelik'te yeni bir buzdolabı yapmak için bir araştırma yapılıyor. Katılımcılar 12 grup, hepsi kadın ve ortak özellikleri ev hanımı olmaları, boylarının 1.57 ve altı (yani Türk kadını boyu) olması.

Kadınlara hayallerindeki buzdolabı sorulduğunda şu anda aktif olarak kullandığımız buzdolabının ilk temelleri atılıyor (kadınların ortak isteği kapağa sarımsak vs gibi çeşitli şeyleri koyabilecekleri gözlerin olması, sebzeliğin tek kutu değil, çift ayrı kutu olması ve buzdolabının boyunun 1.96 olması. boylarını düşününce bu komik geldi başta ama mantığı anlatınca en mantıklı boyutu istemiş kadınlar) Ve Can bey ekliyor, "müşterinizin ne istediğini her zaman bilemessiniz,  benim mühendislerim sarımsaklık kısmını nerden bilsin" dedi.(salon yıkıldı bu kısımda)

Hakan Şenbir'in araştırmalar ile ilgili anlattığı bir olay:
Bir müşterisi için yurtdışında yer alan bir reklamı burda gösterime sokarlarsa nasıl olacağını öürenmek istiyorlar. Yapılan fokus grupta katılımcılardan biri ben bu tür ilişkileri tasviplemiyorum diyor (reklamda 1 kadın 1 erkek var) Meğer katılımcı reklamdaki kastların ikisini de bayan sanmış. Hakan Bey, biz hep görüyoruz uzun saçlı küpeli kişileri ajansta, katılımcının ise alışık olmadığı için uzun saçlı erkek kastı meğer kadın sanmış ve bunu onaylamadığını belirtmeye çalışıyormuş.

Aklıma gelen yeni şeyler olursa yazmaya devam ederim :)

Şimcik azıcık dinlenme zamanı yarın yeniden Marketingist'teyiz.

11:00'de Heybeli Salonu, Serhat'ın web siteleri ile ilgili hayat kurtarıcı tiyolarında ve 14:00'de ise yine Heybeli Salonu, Selim Tuncer'in moderatör olduğu Rekabette Durumsal zeka panellerinde görüşmek dileği ile.

eferdk (21 Eylül, 2007 22:51 Cuma)
Araba örneği olarak Citroen Saxo var birde :)

tiryaki (22 Eylül, 2007 00:36 Cumartesi)
gitmiş kadar olduk teşekkürler ulu viki... fuara acaba öğrenci bileti uygulaması var mıydı, hiç araştırmadım. artık sektöre girince gideriz.

ruprect (22 Eylül, 2007 02:38 Cumartesi)
hakikaten gitmiş kadar olduk. çok mersi vikicim

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.