Yorumlar
BigCell (28 Kasım, 2008 09:26 Cuma)TV reklamını gördüğüm günden beri merak ediyorum.
"Üzümün ağaçta yetiştiğini zanneden nasıl bir gerizekalıdır ? "
Aygül Pembecioğlu (28 Kasım, 2008 09:50 Cuma)Reklam filmini internette bulan varsa haber versin, çok merak ettim (ben izlemedim)
Bu arada Cappy'nin, 3 boyutumsu billboard çalışması da
Elmaaltshift'te haber olmuştu.

firat® (28 Kasım, 2008 10:28 Cuma)Kanyon'un önündeki raketin üstüne de dallar koymuşlar.
Aygül Pembecioğlu (28 Kasım, 2008 10:34 Cuma)Kanyon yakınında olan var mı? :))) Resim isteriiizzz, resim isteriiz :D
afrasyabb (28 Kasım, 2008 11:02 Cuma)Bakırköy istasyon caddesinde gördüğüm Cappy ağacı.Akşam ve cep telefonu ile çekildiğinden çözünürlüğü iyi değil.

karaasa (28 Kasım, 2008 11:07 Cuma)tüh sabah çengelköye doğru yürürken raketini görmüştüm keşke fotoğraflasaydım:)
Aygül Pembecioğlu (28 Kasım, 2008 11:10 Cuma)@afrasyabb: Gece de olsa gayet güzel görünüyor çalışma. Ellerine sağlık eklediğin için :))
@karaasa: Pazartesi günü yürürsen isteriz o zaman :))
karaasa (28 Kasım, 2008 11:17 Cuma)her sabah yürürüm yollarım (bu arada sadece limonlar kalmıştı onlarda yukarda diye. Bende koparmak istedim sonra bigucuya yakışmaz diye vazgeçtim)
antinkuntin (28 Kasım, 2008 11:23 Cuma)bostancı deniz otobüsü iskelesinin karşı kaldırımında hem raketi hem de bahçesi var arka arkaya.
buraKargın (28 Kasım, 2008 18:01 Cuma)'Doğadan aldığımız izinle' mi? 'Doğanın değerini bilenlere' mi? Bir slogan karmaşası ya da değişikliği var sanki...
gigilicious (28 Kasım, 2008 20:06 Cuma)ilk yayinlarindaki soylemi 'Dogadan aldigimiz izinle' idi.
Ancak bir uyari aldilar sanirim. Artik 'DOganin degerini bilenlere' soylemi ile devam ediyorlar.
Her ne kadar uzum agacta yetismese de, bence fikir gayet guzel...OOH calismalarini ise baaya baaya begeniyorum...
Aygül Pembecioğlu (28 Kasım, 2008 20:17 Cuma)Cappy'nin ajansını bilen var mı? Outdoor çalışmalarını ben beğendim, reklam konusunda tv başında pineklesem mi diye düşünüyorum :P
Web konusunda
bir şey yapılmamış olması kötüymüş :( Bari en en en kötüsünden reklam filminin gösterildiği film teaser sitesi gibi afilli bir şey olsaymış, bir kontak butonu filam, bişiler. Reklam filmindeki sloganı taşıyan hiç birşey yok sitede...
Bilirkişi Raporu (28 Kasım, 2008 21:23 Cuma)Elbette ki üzüm ve çilek ağaçta yetişmiyor, ama reklamcılıkla ilgilenen ve reklamcılık sektöründe olan insanların bunu demesi sizce de garip değil mi?
Yani biz de biliyoruz Vodafone 3G reklamındaki gibi kitaplık, tv ve sevgilinin katlanıp cebe sokulamayacağını. Savunduğumuz yaratıcılığa ne oldu o zaman?
Bilirkişi Raporu (28 Kasım, 2008 21:28 Cuma)Bu arada geçenlerde bir yazı okumuştum, cappy yeni logosuyla artık global olarak reklam kampanyaları yapacaklarmış. Youtube'da gezinirseniz bu temada yapılan benzer çalışmaları görebilirsiniz.
Youtube kapalı olduğu için gördüklerimi buraya ekleyemiyorum, tunnel'lerden birisi yardımıyla bakabilirsiniz reklamlara:)
BigCell (28 Kasım, 2008 21:31 Cuma)truduttore :
Çocuk ansiklopedisi hazırlayan bir yayınevinin "orman" kelimesi karşısında uzun uzun çamlardan üzümler sarkan bir illustrasyon yaptıklarını görmüştüm.
Meğerse tüm ekipte üzümün ağaçta yetişmediğini bilen bir allahın kulu yokmuş.
Sevgilinin katlanıp cebe sokulması ayrı bir şey bilgiye aç küçük nesle böyle fotorealistik bir çalışma yapmak ayrı bir şey.
Bak bakalım bunu izleyen çocuk yaın öğretmeni üzüm ağaçta yetişmez dediğinde ona ne cevap verecek.
"DOĞADAN" kelimesi başlı başına bir trademark olduğu için artık o kelimeyi kullanamıyorlar.
Bilirkişi Raporu (28 Kasım, 2008 22:07 Cuma)@BigCell
Peki aynı çocuk babasına gelip "anasınıfından çok sevdiğim Merve'yi katlayıp cebime sokmak istedim, ama canı çok yandı denerken ve bana tokat attı" derse ne olacak?
Biliyor musunuz bana neyi hatırlattınız? Küçükken resim dersinde, güneşi mavi renkle boyadığımda ilkokul öğretmenimin güneşin rengi sarı demesini hatırladım birden. Ondan sonra da hep sarı çizdim güneşin rengini.
Merak etmeyiniz, çocuklara bişey olmaz, çünkü zaten "Winks, Narnia, Harry Potter, Spider Man" dünyası ile gerçek dünyayı ayırt edebiliyorlar, nasıl ben küçükken sarı güneşle mavi güneşi ayırt edebiliyorsam.
ironique (28 Kasım, 2008 22:29 Cuma)2003 mirinda konseptini yeniden ısıtmışlar.
gigilicious (29 Kasım, 2008 03:38 Cumartesi)@viki
cappy'nin kreatif ekibi bildigim kadariyla ogilvy..
medya ajansi universal mccann
OOH calismalarinin universal imzali olmasi gerekiyor...
Aygül Pembecioğlu (29 Kasım, 2008 15:44 Cumartesi)veee sonunda az evvel izledim. Ağaçta her türlü meyve vardı. Çilek, üzüm, elma, nar, portakal vs. Tek ağaçtan tüm meyveleri alma fikri masalsı bir anlatım oldugundan sevdim açıkçası :)) Beni rahatsız etmedi.
mezzoalto (30 Kasım, 2008 00:25 Pazar)traduttore_traditore üzgünüm ama üzümün ağaçta yetişmesinde güneşin pembe mavi filan olmasındaki masalsılık, ne bileyim narnia veya harry potterdaki gerçeküstülük veya bir insanın katlanıp cebe konmasındaki bariz fantazi yok, dolayısıyla pekala yanıltıcı olabilir (ki öğretmenin çok sıkıcı bi insanmış o ayrı:P).. keza kendisini süperman sanıp camlardan atlayan çocukların olduğu bir dünyada çocukların gerçekle hayali sandığın kadar net ayırt edebilecek bir kapasitede olduklarını iddia etmemiz mümkün değil, hele de görülen şey gerçeğe bu kadar yakınken.. ağacın altına ufak bir bahçe yapılıp üzümler çilekler de oradan alınabilirdi..
mesele bu değil tabi aslında.. reklamda beni iten bişi var ne olduğunu tam çıkaramadığım.. ürünün kendisinin pek güzel olmamasından kaynaklanan bir durum olabilir, bence cappy meyve suları -%100 portakal olanı hariç- şekere kesmiş sıvılardan başka bişi değil.. o yüzden bu doğallık söylemi bana sanırım üzümün ağaçtan koparılmasından daha da sürreel geliyor..
BigCell (30 Kasım, 2008 01:05 Pazar) Bilirkişi Raporu (30 Kasım, 2008 01:47 Pazar)Her şey karıştı, neyi savunduğumu bile toparlayamıyorum artık:)
Mezzoalto, şöyle anlatmaya çalışayım, tdk'dan copy paste yaptım anlatabilmek için:)
masal: Genellikle halkın yarattığı, hayale dayanan, sözlü gelenekte yaşayan, çoğunlukla insanlar, hayvanlar ile cadı, cin, dev, peri vb. varlıkların başından geçen olağanüstü olayları anlatan edebî tür.
gerçeküstücülük: Aklın, geleneklerin, alışkanlıkların denetiminden uzak bilinçaltı gerçeklerini yansıtan yani bilinen gerçekle bağını kesip kendince bir gerçek yaratmak amacını güden edebiyat ve sanat akımı, sürrealizm.
fantezi: 1. Sonsuz, sınırsız hayal, fantazya. 2. Gerçeğin ve olanağın dışında olarak hayalin serbest işlemesi ve böylece meydana getirilen eser.
Sen yukarıdaki kavramların farklı olduğunu söylüyorsun. Ben ise, kavramlar farklı da olsa çıkış noktalarının aynı olduğuna, yani varolmayan, hayale dayanan bir şeyi betimlediklerine inanıyorum. Bu yüzden de nasıl Harry Potter bir hayal ürünü olup varolmuyorsa, ağaçta çilek ve üzüm yetiştiğini düşünmenin veya Vodafone'daki gibi tv ve kitaplığı katlamanın da hayal ürünü olduğunu savunuyorum. Bu yüzden de üçüne de "yaratıcılık" etiketi yapıştırıyorum.
Bu düşünce de başka bir sorunu ortaya çıkarıyor? Yaratıcılık sınırlanırsa yaratıcılıktan çıkmaz mı? Yani Spider Man ve Harry Potter'ı izleyip camdan atladılar diye veya çocuklar tarafından yanlış anlaşılacak diye üreten insanlar kendilerine ket mi vursunlar? Başka çözüm yolları elbet ki vardır ama benim aklıma gelmiyor şu anda.
Haa, hangisi çocukları daha fazla etkileyecek, zarar verecek dersen, Harry Potter, Spider Man derim başka bişey demem yani:)
mezzoalto (30 Kasım, 2008 18:35 Pazar)bu kavramların birbirinden farklı olup olmadıklarını tartışmıyoruz değil mi, tanımlardan da farklı oldukları gayet net anlaşılıyor çünkü.. ve keza benim bu kelimeleri seçmemdeki sebep anlatmaya çalıştığım şeyi daha iyi anlatabilmek yoksa hepsini topluca "nerede mavi güneşteki naiflik, yaratıcılık, ne bileyim heyecan filan nerede üzümün ağaçta yetişmesindeki tuhaflık" cümlesiyle de özetleyebilirdim.. kısacası ben burada bir yaratıcılık göremiyorum, hele de tv katlayıp cebe koymakla ağaçta üzüm yetiştirmek hiçbir şekilde aynı "yaratıcılık" etiketi altında yer almıyor benim algımda.. üstelik reklamı tekrar izleyince fark ettim ki en çok vurgu da çilekle üzüme yapılmış.. ağaçta yetişmeyen iki meyveye.. reklamı hazırlayanlar "cappy bir ağaç olur her meyve o ağaçta yetişir" türünden sempatik bir fikirle yola çıkmış olabilirler ama işte buna odaklanabilecek bireylerde algı sıkıntısı yaratıyor, artı üniversite düzeyinde bile "tavuk kuş mudur değil midir uçar mı uçmaz mı"yı tartıştığımı hatırlıyorum da geçen sene öğrencilerle, bu süper basit mesajların son derece yanıltıcı etkiler bırakabileceğini de göz ardı edemiyorum işte..
bunun yanı sıra insanların kendilerine hayal kahramanları bazında ket vurmaları, çocukların hayal güçlerini kösteklemeleri taraftarı elbette değilim, ama hayır bence harry potter'dan daha zararlıdır üzümün ağaçta yetiştiğini sanma riski, harry'nin bir hayal kahramanı olduğunu elbette öğrenirsin ama bigcell'in örneğinde olduğu gibi koskoca bir adam olup üzümün nerede yetiştiğini bilemeyebilirsin:) 30 küsur yaşında olup da narın ağaçta, domatesin toprakta (yani fidede) yetiştiğini bilmeyen insanlarla karşılaştım maalesef..
reklamda beni rahatsız eden şeyi de sanırım buldum: hamaset.. bir meyva suyuna bu kadar anlam yüklenmesi, böyle didaktik bir üslupla ifade edilmesi sanırım itiyor beni..
sadi (su geçirmez balık) tekin (30 Kasım, 2008 21:05 Pazar)uf negzel yazdıydım da salaklığımdan gitti hepsi..
neyse.. bugün ortaköyde gördüm o ağacı.. tek tek anlatamıycam ama öğrenci projesi olsa daha iyi bişiler çıkardı.. keşke böyle rezaletinaltına imza atmasa cappy de hiç yapmasa daha iyi.. resmen ben utandım.. paranız mı yok üç kuruş daha verin.. hayır nasıl onaylanıyor onu da anlamıyorum ki o işler.. göz var yani.. bidemanzaraya doğru koymuşlar ki.. iyice fena..
phoenixia (30 Kasım, 2008 21:38 Pazar)puffff...
roman gerçekçi mi olmalıdır ve roman gerçekliği nedir bunu tartışalım bir de.. eksik kalmasın..
bir insan 30 yaşına gelip hala süpermenin var olabileceğini neden sanmıyor ve fakat buna rağmen hangi meyve nerede yetişir bilmiyorsa-hatta bilmiyor olabilir de bu bilgiye ulaşmaya çalışmadan işi bitirip gitmeye bakıyorsa hala bu bilgi çağında-kusura bakmayın bunda başarısız/ başarılı bulduğunuz reklam uygulamalarının falan suçu/etkisi yoktur.. o kişinin kıtlığıdır...
buradaki açıkhava uygulaması hoşa gitmiştir, gitmemiştir.. o ayrı mevzuudur.. zannımca.. kanımca.. nazarımca..
mezzoalto (01 Aralık, 2008 12:38 Pazartesi)pho, eğitimci olarak önermene karşı çıkmak durumundayım.. evet belki şu anda 30 yaşında olup da temel hayat bilgisi edinimi kıt olan insanların kıtlığı reklam ve medya uygulamalarından kaynaklanmıyor ama son 10-15 yıllık zaman zarfında doğup büyüyenler için tv-internet ve bilimum medya organı önemli bir bilgi edinim mecrası, buralardan verilen mesaj ve anlatımlar da deli gibi reklam izleyen çocukların zihninde önemli bir yer teşkil ediyor..
ya neyse bunu burada uzun uzun anlatmaya gerek yok.. sonuç itibariyle ben burada puffflanacak bişi göremiyorum, bu öfleyip püfleme halini de yadırgadım açıkçası.. bazıları için önemli olmayan detaylar başka perspektiflere sahip başka insanlar için önemli olabilir, bunun gerçekçilik gerekli midir değil midir tartışmasıyla da ilgisi yok, formasyonunuzun hangi detaylara odaklanmanıza neden olduğuyla alakası var.. nasıl bir açıkhava uygulaması biri için korkunç ötesiyken bir diğerinin onaylayıp uygulattığı birşeye dönüşebiliyorsa, bu da öyle bir durum, başka yerlerden bakınca başka şeyler görmek mümkün olmasa zaten çok sıkıcı olurdu herşey..
phoenixia (01 Aralık, 2008 21:15 Pazartesi)son söylediklerini baz alarak, bnm pufflamamın da doğal gelmesi gerek o halde.. neyse laf ebeliği yapmaya gerek yok.. :)
anlattıklarının sadece formasyonla ilgisi yok mezzo.. senin anlattığın, endişe duyduğun şeyleri başkaları da biliyor, görüyor.. ancak bu endişeleri baz alacak olsak reklamcıların, filmcilerin işlerini bırakması gerek...
fikirlerin, bakış açılarının farklılığı bir zenginliktir..bunun tersini de söyleyen yok.. ama söylediğin ve savunduğunun tersine, yorumlarında, herhalde bahsettiğin eğitimci kişiliğinin yoğun etkisiyle, çoğu zaman peki hocam tavrı bekliyor gibisin.. bu şekilde olmadığı zamanlarda, dikte ediciliğin ve didaktikliğin yoğunlaşıyor..
puffflamam bu yüzdendi...
üzgünüm,karşımdakinin bunu yamultmayacağını hissettiğim zamanlarda, patavatsızlık düzeyinde düşündüklerini söyleyen biri olabiliyorum bazen...
mezzoalto (01 Aralık, 2008 22:59 Pazartesi)pho ben kimseden onay, peki, kabul ve saire beklemiyorum, buna ihtiyacım yok.. olsaydı fikirlerim eleştirilmenin çok ötesinde parça pinçik edildiği için küsüp gittiğim seferlerin sonrasında geri gelmezdim değil mi.. ben fikrimi ortaya koyarım, beğenen katılır, beğenmeyen katılmaz kendi fikrini söyler ama mümkünse öfleyip püflemeden.. evet didaktik olabilirim doğrudur ama nasıl dikte edici olabilirim söyler misin? kime neyi dikte ediyorum, hatta daha düzgün ifade etmek gerekirse kime neyi ne sıfatla, hangi hiyerarşik farka istinaden dikte edebilirim şu ortamda?
o ilk paragraf olmasaydı bu tartışmaya hiç girmiyor olacaktık farkında mısın bilmiyorum.. senin argümanların fikrin sana aittir, ben bunu yargılamıyorum, burun kıvıran tavrı yadırgıyorum sadece.. işte bu yüzden de bana senin "puff"laman doğal gelmiyor.. haa bu da belki herkesin bilip gördüğünü tekrar etmektir ama ben de düşündüklerimi söylemek istedim.. bu konuda yazacağım son şey de budur, konunun dağılmasına katkıda bulunduğum için üzgünüm, reklamla ilgili söyleyeceğim herşeyi de söylemiştim zaten..
gojeko (01 Aralık, 2008 23:55 Pazartesi)benim universitede bir ogrencim ciddi ciddi "amerika avrupa birliğinin başkanı" demişti. sizce bu masalsı mı? hayalgücü mü nedir?
nilinrengi (13 Aralık, 2008 02:38 Cumartesi)ben reklamı özelliklede ortaköyde caminin hemen yanıbaşında duran cappy ağacını çok beğendim..en çok merak ettiğim ise ordaki meyvaların nasıl oluyorda hepsinin çalınmadan kalması:)
özellikle ağaçları yapan,yapımlarına emek harcayan kişileri tebrik ediyorum..böyle bir ağacı el emeğiyle yapabilmek çokda kolay olmasa gerek..acaba hangi firma yaptı bu ağaçları???
üzümün ağaçta yetişip yetişmemesinin bilinmemesi sebebiylede başkalarını "gerizekalı" olarak isimlendiren kişiyide ayrıca kınıyorum..toplum olarak en büyük hatamıza tepkimizi belli ifade etmeyi beceremeyişimiz sanırım..argoyla tepki belli edilmez..
emrekoni (14 Aralık, 2008 22:12 Pazar)ya siz neyi tartışıyorsunuz?
bir reklamın gerçekçiliğini mi yoksa ağaçta üzüm yetişir mi bu ne ya düşüncesi ni mi? o adamlar hiç bilmiyolar değil mi üzümün çileğin ağaçta yetişebileceğini.
belki zor belki değil ama biracık araştırıca cevabı var zaten her sorunun.
ordaki ağaç senin benim bildiğimiz bir meyve ağacı değil. o ağaç cappy nin kendisi. kendi şirket bünyesi. osmanlının soy ağacı gibi. adalar kendi bünyelerinde taze meyveleri barındırdıklarının mesajını veriyor.
hayır ürünü savunduğumdan değil ama bu adar basit düşünmeyelim...
sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Aralık, 2008 00:25 Pazartesi)doğaldır tabi herkesin bir objeye baktığında farklı şeyler görmesi.. kimi bakar mükemmel der, çünkü o kadardır onun algısı, normaldir, daha fazlasına ihtiyacı yoktur belki de.. kimisi de baktığında işin nasıl uyduruk, nasıl baştan savma yapıldığını görür, onun da algısı bu kadardır, gereklidir, işi budur.. ve belki de bu kimisi "boşver canım kimse anlamaz zaten" ve "olduğu kadar işte" zihniyetine sinirleniyordur.. olamaz mı yani..
emrekoni (15 Aralık, 2008 00:41 Pazartesi)birşeye mükemmel denmesi, algıyı mükemmellikle kısıtlamak olarak dile getirildiğ için ben susuyorum.
nilinrengi (15 Aralık, 2008 17:45 Pazartesi)bende ni konuda kişisel görüşümü tekrar belirtmek istiyorum..tamam üzüm ağaçta yetişmez veya yetişir bu ayır bir konu..bu bir reklam ve bu reklamda vurgulanmak istenen nokta capyy ve meyvalar..dolayısıyla toplumu yanıtıyorsunuz vs laflar bence biraz gereksiz..
bu arada metrocitye giden kaldırımlarada koymuşlar..bence çok güzel:)
meyva yemeyi seven insanların eminim iştahları kabarcak:)
Bilirkişi Raporu (15 Aralık, 2008 23:44 Pazartesi)Kimse tv reklamı hakkında birşey dememiş. Ben cappy'yi harbi çok seviyorum galiba, reklamını da çok beğendim

At arabası ile bulut getirmeleri, sonra güçlü bir adamın bu bulutu üfürüp ağacın üstüne getirip yağmur yağdırması, sonra da küçük bir kızın gelip kavanozunu açıp ağaca güneş vermesi çok güzel ve fantastik bence ya

Reklamını gördükten sonra üzümün ağaçta yetişmesi hak getire, adamlar bulutu at arabası ile güneşi kavanozla getiriyorlar

Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.