Anasayfa

714_1212.jpg Resimleri
 

gözetleme deliği gerillası


Pin It
Peru'daki Papa John's pizzaları kapınızda sizi yakalıyor. 

Çalışmaları çok beğensem de; Cannes'da büyük ödül alan bu gerillada, onları sadece oraya asmakla kalmadıklarını, aynı zamanda kapıyı çaldıklarını da düşünüyorum. Sadece genelde gündüz evde olmayanlar için yeterli geri dönüşü sağlıyor mu emin değilim. 

Kendimi tüketici yerine koyunca; eve gelen kişi isem kapının bana açılması ve içeri girmek için ev sahibinden önce onu ordan yıktar atarım. Tüm espriyi mahvetmiş olurum itina ile :)

Kapıyı çalmama opsiyonlarını düşünmüyorum çünkü o zaman zaten gözetleme deliğini kullanmam. Hali ile bir şekilde beni tetikleyen bir şey olması gerekiyor.

Daha önce gözetleme deliğini mecra yapan başka bir örnek ise DVD ve yiyecek satışı yapan Bazacu.com uygulamış. Onların gerillasında ise gözetleme deliğine filmlerden ünlü karakterleri yerleştirip, elindeki o reklam ile başvuranlara DVDlerde indirim yapılmasıymış.

Türkiye'de gözetlme deliği kullanılmaz ki diyecekleri heyecanla bekliyorum :)




Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


overmars (25 Haziran, 2006 13:12 Pazar)
bizim kapımızda gözetleme deliği bile yok..

ix (25 Haziran, 2006 13:53 Pazar)
muhteşem bir iş. hayran kaldık...

fair (05 Temmuz, 2007 13:02 Perşembe)
evet zormuş bu gerilla ama yine de şirinmiş.. türkiye'de pek tutmayabilir, bazı kapılar biliyorum gözetleme delikleri yok mesela

abdulaziz (creaziz) şahin (05 Temmuz, 2007 13:38 Perşembe)
gerilla değilmi adı, şarjlı matkap alır yanına.

big mac (05 Temmuz, 2007 15:34 Perşembe)
nefismis

mezzoalto (06 Temmuz, 2007 01:50 Cuma)
gözetleme deliği olan kapılar için nefis bir uygulama ama sadece bizim memlekette değil, dünyada huysuz insan çok, hiç yok efendim "haneye tecavüz", ya da "kişisel mala zarar ziyan" filan diyerek dava açan, yahut yapıştıran çocukları kovalayan filan olmamış mıdır? her gözetleme deliği olan kapının ardı boş olacak değil ya?

sadi (su geçirmez balık) tekin (06 Temmuz, 2007 02:00 Cuma)
o kadar tahammülsüz insanların bu dünyada yaşadıklarını düşünmek istemiyorum ben.. (yani var da, bu kadar olmasınlar) o zaman posta kutusuna atılan pizza şeylerini de gidip dövelim falan.. sokakta broşür uzatanları da bıçaklarız hızımızı almışken, durmaya gerek yok..

mezzoalto (06 Temmuz, 2007 02:08 Cuma)
posta kutusuna bırakılan şey yapışmıyor o kutuya.. üstelik bir evin kapısı oldukça mahrem algılanan bir yerdir, öyle haldır huldur stickerla girişene iyi bakılmayabilir.. bu ülkede -ve pekçok ülkede- kapıdan kapıya pazarlamacıların, anketörlerin çektikleri çileyi düşününce, bu da olabilir diyorum..

sadi (su geçirmez balık) tekin (06 Temmuz, 2007 02:16 Cuma)
kapıyı çalıp içeri girmiyrosun, en fazla çekip çıkarıp çöpe atarlar, kimsenin bu espiriye dava açacağını sanmam. haneye tecavüz de yok, ayrıca mahremiyet kapının içidir dışı değil.

sadi (su geçirmez balık) tekin (06 Temmuz, 2007 02:19 Cuma)
bi de gözümün önüne getirdim de bi an için;

zil çalıyor, kapıyı bi açıyorsun karşında bi kapı.. kapı açılıyor,  bi adam çıkıyor, ve:

-iyi günler hanfendi, özhaydar kapıdan kapıya pazarlama, ben neşet.. iki dakiikanızı alabilir miyim..
-heytere beeee...

mezzoalto (06 Temmuz, 2007 02:23 Cuma)
yahu adam "ne kurcalıyon lan kapımı" deyip girişse bitti olay zaten, amma direndin be sgb'cim:) ayrıca hırsız gelip kapıyı kurcalarken yakalansa, "içeri girmedim, haneye tecavüz sayılmaz" mı diyecek.. kapı da hanenin bir parçasıdır..

üstelik "kolayı içtim aysun beni niye öpmedi" "kullanma talimatnamesinde yapılmaz yazmıyordu, kedimi mikrodalgada kuruttum öldü" diye dava açanların olduğu bir evrende yaşıyoruz

sadi (su geçirmez balık) tekin (06 Temmuz, 2007 02:33 Cuma)
amerika orası canım..

sen eve giren hırsıza nizami şarjda bulun bakalım.. adamın hırsız olduğunu bile ispat edemiyrosun.. sana bir darpta bulunmadığı sürece ceza bile almıyor.. kaldı ki ne olduğu belli bi adamın kapına bir kağıtçık yapıştırması.. lütfen ama, duygusal bakmayalım, akıl var mantık var..

mezzoalto (06 Temmuz, 2007 02:45 Cuma)
aysun davasını burda açtılar, haberin yok mu:) daha da güzeli "tüketici haklarını koruma derneği" haklı buldu dava açan arkadaşı:) little america we are:)

vallahi haneye tecavüz, gasp, darp bunlar cmuk'un sırları arasında yer alıyor, var aramızda bi dene avukat, çekirdek'cim -fair sen de avukat mıydın?- anlatsın neden öyledir, nedir ne değildir diye.. ama ben medeni kanundan ziyade yazılı olmayan, biraz da gayrı medeni kanunlardan bahsediyorum.. farkındaysan "yapıştırmasın kardeşim istemem ben" diyor değilim, çok zekice bir uygulama ama, bazı hanelerde dert alır başına bunu yapıştıracak adam işte..

mehmet (06 Temmuz, 2007 05:23 Cuma)
kapıma bişey yapıştıran adamdan rahatsız olduğumda niye tahammülsüz olacağımı anlayamadım. mahremiyet kapının içinden başlar önermesine kesinlikle katılmıyorum. aynı önermeyi yolda yürürken popona reklam yapıştıran çocuk da kullanabilir, "hey dostum mahremiyet kıyafetin içindedir, dışı sadece onu örtmeye yarayan bir paçavra, vasdıbigdiyl" önermesine karşı da tahammülsüz olurdum muhtemelen. kapının içinin ayrı mahremiyeti vardır, dışının ayrı, bahçenin ayrı, sokağının ayrı, mahallenin, yaşadığın şehrin hepsinin mahremiyeti vardır. espri güzel, ama ben kapımda istemem. kafamı çevirdiğim her yerde reklam görmekten hiç hoşlanmıyorum (bu da ayrı bir tartışma konusu). hazır burda bu kadar reklamcı varken bunu da dile getiriyim.

abdulaziz (creaziz) şahin (06 Temmuz, 2007 09:22 Cuma)
1 nisan için çok güzel fikirlerim var

tuuba (06 Temmuz, 2007 10:52 Cuma)
1 Nisan mı amaniiin tahmin edebiliyorum sanki :) hehehe

sadi (su geçirmez balık) tekin (06 Temmuz, 2007 12:00 Cuma)
mehmet biraz söylediklerimi çarpıtmışsın gibi geldi dostum..

tahammülsüzlük, bu reklamla karşılaşında göstereceğin şiddet için kullanılmış bir tanımlamaydı.

ayrıca popona yapıştırlacak ilanla kapına yapıştırılacak ilan aynı şey mi allasen. o zaman ben de aynı yoldan giderek biraz cıvıyayım;

pantolonunda gözetleme deliği varsa, haklısın, söylediklerimi geri alıyorum..

abdulaziz (creaziz) şahin (06 Temmuz, 2007 12:28 Cuma)

nısamalakay adloy relçip ,vooba


mehmet (06 Temmuz, 2007 15:02 Cuma)
ahahahah yok yok geri alma :)))) sözlerini çarpıtmak niyetiyle yapmadım o yorumu, ne demek istediğini anlıyorum, tabi ki yapıştıran çocuğa esip gürlemenin bi anlamı yok. aynı hareket 1 nisan şakası olarak çıksa karşıma günümü yapar direk, haylaz bi adam olarak yaşam alanım içinde yaramazlıkların, haylazlıkların sayısının ve kalitesinin artmasını da istiyorum. ancak burada hassas bi nüans var. Yaratıcı haylazlıklar, ayrık hareketler (sanatsal, politik ya da kültürel olabilir) dimağları zorlayan, insanları standartlaşmaktan, normalizasyondan uzaklaştıran, yaşam kalitesini artıran hareketlerdir. Lakin ticari bir metanın satış, tanıtım ve/veya promosyonuna soyunan reklamcılar sanatın yaratıcı ve fark yaratan yönünden faydalanırken, tam tersi bir amaçla hareket ederler, etmek durumundadırlar, bu yönde çalışırlar. Diesel pazardan tişört alıp onu kendi tavrı ve yaratıcılığıyla tasarlayacak kadar yaratıcı insanlar olsun istemez, en fazla rakibinin yaptığı sıkıcı şeyi giymeyecek kada yaratıcı bir tavrı olsun, bunu mümkünse kendi koleksiyonundaki parçaları kombinleyerek ifade etsin ister. bir nevi ticari meta reklamları, sanatçılara ekmek sağlarken, ondan beslenir onu büyütürken, arka planda ona karşı çalışır. burada bir sorun yok. nasıl bilimin gelişiminde en büyük sponsor savaşlarsa, sanatın en büyük sponsoru da reklamcılık ve pazarlama olmuştur. Ancaaaak, bu alışveriş sebebiyle, reklamcıların sanatsal haylazlıklara gösterdiğimiz hoşgörü ve desteği istismar etmeye kalkmaya (ki reklam biraz da istismardır) hakları olduğunu düşünmüyorum. nefis bir film seyrederken, bi anda gözünüze sokulan dandik bir ürün yerleştirmesi, kötü kokular yaymıyo mu bir anda. reklamcıların yaratıcılıklarının tükendiği yerde, agresifleşmesini bir defo olarak görüyorum. "sattırıyorum ama naaber" savunmasını da çok çiğ buluyorum, 3 kişiye satmak için 20 kişinin keyfini kaçırabiliyorlar.

ARTanubis (08 Temmuz, 2007 15:26 Pazar)
kapıyı açıyorum gözetleme deliğimde (yazınca çok pis oldu yaw:)) böyle bir şey görüyorum... gülümsüyorum.. sonra "yuh yani bu kadar da olmaz" diyorum ve bir daha o pizzacıdan almıyorum... bu kadar basit.. istismar çok özet bir tanımlama olmuş...

ferhat can (08 Temmuz, 2007 15:48 Pazar)
buna evet dersek kapı deliklerini bantlayan birisine de evet dememiz lazım. düşünsenize kapı değilinden bakıyorsunuz karanlık. açarken tırsmaz mıydınız ? (sırf demogoji olsun, tartışma olsun diye bu yönde fikir belirttim, yoksa ben gayet sevdim işi hehehehe :D)

abdulaziz (creaziz) şahin (08 Temmuz, 2007 16:26 Pazar)
kampanya dönemlerinde olabilir,eğer üzerinde cazip bir şeyler yazıyorsa kimse buna kızmaz.
"1 alana 1 bedava" gibi.

tospik (09 Temmuz, 2007 03:10 Pazartesi)
acıların çocuğu pizacı.
"ağbi, bana hiç bahşiş veren olmadı biliyor musun?"

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.