Anasayfa

2943_5915.jpg Resimleri
 

Bak Dergisi | 11 Yayında!


Pin It
Bak Dergisi, yeni yılı ve ikinci yaşını birlikte kutladığı 11. sayısıyla beğeniye sunuldu.

338 sayfalık görsel sanat içeriğine ulaşılabilen sayıda 9 adet özel röportaj, bir kitap tanıtımı ve çok sayıda grafik tasarım, fotoğraf, illüstrasyon ve resim çalışması yer alıyor.

Bak Dergisi'nin 11. sayısının konukları; illüstratörler Alberto Cerriteno, Si Scott, Damla Saraç, grafik tasarımcılar Craig Ward, Nazario Graziano, Inka Jarvinen, Dado Queiroz, yönetmen Ozan Açıktan ve fotoğraf sanatçısı Phillip Toledano.

Öte yandan derginin gelecek sayısının konusu da belli oldu. "Kırmızı" temalı 12. sayıya çalışma göndermek isteyenlerin, www.bakdergisi.com adresinden ayrıntılı bilgiye ulaşmaları mümkün.



Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


msbekil (24 Ocak, 2008 11:45 Perşembe)
Dergi bedava dağıtıldığından mıdır nedir, şimdiye dek çıkmış bütün sayılarını indirmeme rağmen henüz bir tanesini bile şöyle sindire sindire inceleyemedim, yoksa internetten dağıtılan bir dergi için oldukça kaliteli bir içeriğe sahip. En azından ticari kaygılarla yayımlanan bazı dergilerden daha üstün.

msecure (24 Ocak, 2008 13:42 Perşembe)
Ben severek okuyorum bu dergiyi. Valla tebrik etmek lazım ücretsiz bir yayın bu kadar güzel yayınlıyorlar.

pixelmadewonders (24 Ocak, 2008 14:57 Perşembe)
Bence sindire sindire incelemen gerek, 9. sayıda NorthKingdom duayenlerinden reportaj vardı gerçekten harika, bakalım 11. sayıda neler var ;)

p.concept (25 Ocak, 2008 11:12 Cuma)
Türkiye'de ilk olmanın verdiği ilgiyi, gerçekten güzel değerlendirdi ''Bak''... Evet, belli bir ticari amaç gütmeden yapılan yayın anlayışına göre, kaliteli bir dergi... Ancak son sayılarına doğru kalitesinde bir düşüş görüyorum. Her şeyden ziyade derginin belli bir formata oturması, bence güzel bir olay değil! Sanırım artık bazı değişiklikleri yapmanın zamanı geldi...

altan (25 Ocak, 2008 13:09 Cuma)
Sayfa çevirme efektinden nefret ediyorum. Dümdüz niye yapmıyorlar bilmem.

ozan (y3k) karakoç (25 Ocak, 2008 15:30 Cuma)
Ben de neden bir türlü yapıcı eleştiri yapamıyoruz, bilmiyorum...

Yalçın (settar) Pembecioğlu (25 Ocak, 2008 16:10 Cuma)
y3k, her sayıyı haber yaptığımız için bol bol övgü ve yapıcı eleştiri de yer almıştı hatırlarsan. Mesela ben tekrar övmeye gerek duymadım daha önce de yazdığım için :)
(10, 9, 8, 7, 6, 5, 4, 1)

YTSEJAM (25 Ocak, 2008 16:38 Cuma)
sayfanın çevrilmesi konusunda opsiyon sunulmalı bence de...hem pc'de hem de mac'de sistemi zorluyor ayrıca daha fazla...

ozan (y3k) karakoç (25 Ocak, 2008 17:44 Cuma)

İllgin için teşekkür ederim sevgili Settar. Eleştiriler her zaman övgülerden daha değerlidir benim için. "Yaşasın ne çok övgü aldı" yerine "Şunlardan şikayet edilmiş" diyebilmek, birçok anlamda çok daha önemli.

Demek istediğim şu; Bak Dergisi, Türkiye'de üretilen, Türkiye'de yayınlanan bir dergi. Yanıbaşımızda... İlk günden beri her ortamda dile getirmeye çalıştığım gibi, benim değil senin, altan'ın, YTSEJAM'ın, pixelmadewonders'ın, herkesin...

Daha iyi yerlere gelmesini, bize daha çok hitap etmesini istiyorsak, "yapıcı" eleştirilerle bu hamuru şekillendirebiliriz. 

Eleştiri konusunda yaptığım "eleştiri" şu ki, bizler, konu ne olursa olsun eleştiriyi kötüleyip üste çıkmak gibi görüyoruz. Tabii sevgili altan'ın yazdıklarına yaptığım bir yakıştırma değil bu, genel anlamda söylemeye çalışıyorum.

Yabancı ülke forumlarına girdiğimizde, en komik sorunun bile sayfalar dolusu cevabı var. "Farenin okunu nasıl sağa taşırım" sorusuna "Fareyi düzgün bir yüzeyde sağa doğru sürükleyin" yanıtını alabiliyorsunuz. Bizdeki yanıt ise "Daha onu bilmiyorsun bu forumda ne işin var arkadaşım!"...

Bunun çok derin örneklerini defalarca gözlemlemiş olduğunuzdan eminim. Birçok eser paylaşımı sitesinden, birçok topluluk sitesinden bu nedenle soğudum ve ayrıldım. Bu şekilde anlatmaya, eleştirinin nasıl yapılması gerektiği yönünde nacizane fikirlerimi paylaşmaya çalışmama rağmen malesef düzelmedi ve korkarım düzelmeyecek.

Sözü daha fazla uzatıp vaktinizi almadan, kısaca toparlamam gerekirse;

- Dümdüz niye yapmıyorlar bilmem

yerine,

- Sayfa çevirme yapısı hem sistemimi zorluyor, hem de sayfalar arasında hızlı ilerlememi engelliyor. Buna bir çare bulunabileceğini umuyorum

demek, sizce de daha doğru ve yararlı değil mi?

Teşekkürler ;)
Sevgiler...


sadi (su geçirmez balık) tekin (25 Ocak, 2008 17:58 Cuma)
hayat ne tuhaf vapurlar falan.. 

(sadece içimden geldi söylemek istedim, kimse üstüne alınmasın) 


Yalçın (settar) Pembecioğlu (25 Ocak, 2008 18:03 Cuma)
Seni üzen eleştirinin yapıcı olmadığını savunmuyorum. Hatta o yorumla ilgili de değildi benim yanıtım. Daha önce nice güzel yorumlar yazıldığını hatırlatmak istemiştim.

Öte yandan yazdıklarında müthiş bir şekilde haklısın ve çok da güzel ifade etmişsin derdini. Bırak yapıcı eleştiriyi, iki satır yazıyla kendini ifade edemiyor insanlar. Yazım hatalarına dikkat çekiyorsun, titizlikle suçluyorlar; günün sonunda YouTube gibi yerlerde yorumları şöyle bir okuyunca insanların artık kendilerini yazıyla ifade etmekte gittikçe zorlandıklarını görüyorsun. 16 parantezli smayliler, kelimelerin son harfini 6 kere tekrarlayarak anlam güçlendirmeye çalışmalar vs.

Bir yandan da yukarıda alındığın eleştirinin derginin bir okuyucusundan geldiğiin dikkate almalısın. Bilmemkaç MB dokümanı indirmiş ve dergiyi incelemiş birinden bahsediyoruz. Eleştirisinin tarzı biraz kırıcı da olsa hedef kitlen içinde yer alıyor.

Dergi ticari olmadığı için amatör yaklaşım doğal aslında ama yine de işe biraz daha profesyonel bakarsanız daha mutlu çalışırsınız.

Güzel bir konuya değindiğin ve özenli yazdığın yorumun için teşekkürler.

ozan (y3k) karakoç (25 Ocak, 2008 18:20 Cuma)
Zaman ayırdığın için tekrar teşekkürler sevgili Settar. Güzel sözlerin ve önerilerin için de...

Konuyu Bak Dergisi için ele almadım aslında. Hep olur ya, yazım hatası içeren bir başlık görüp altına nazikçe uyarını yaparsın, sonra yorumlar yağıverir... Orası bir anda "Türkçe korunmalı mı yoksa yerden yere vurulmalı mı" başlıklı bir tartışma ortamına dönüştürülür. Uyarıyı yapan kişi, ortaya çıkan bu durumu tasvip etmese ve konunun amacından sapmasından rahatsız olsa da, "suç" ondadır :) "Herkes istediği gibi yazar, ona ne"dir hatta malesef...

Biraz bunun gibi oldu bu başlık da :) O nedenle özrü borç biliyorum...

Bak Dergisi'ni amatör ruhun heyecanı, ama onun ötesinde profesyonelliğin gerekleri üzerine kurduğumu düşünüyor ve öyle algılandığını umuyorum. En başında da belirttiğim gibi, olumsuz eleştiriler, her zaman övgülerden daha değerli. Burada Bak Dergisi'ni olumsuz yönde ancak yapıcı biçimde eleştiren 50 ayrı paragraf görsem, hiçbir rahatsızlık veya üzüntü duymadan, büyük bir ilgiyle, hatta keyifle okurum. Sanırım anlatmaya çalıştığım ancak cümlelerin arasında kaybolup ifade etmekte zorlandığım şey şu;

Bak Dergisi'nin yapımında herhangi bir çıkar amacı yoktu, 2 yaşını doldurdu, hala da yok. Bak'ın amacı; bir grafik tasarım dergisi bile bulunmayan, en büyük reklam ajansındaki sanat yönetmenlerinin "illüstrasyon" sözcüğünü doğru yazmak bir yana telaffuz bile edemediği, istisnasız "herkesin" bir anda tasarımcı, hatta sanatçı olduğu ülkemizde, görsel sanat icracılarını, diğer ülkelerdeki meslektaşlarıyla yakınlaştırmak, dünyanın neresinde sanatçıların nasıl yaşadığını görmelerini sağlamak, belli bir konunun farklı ülke sanatçıları ve sanatçı adayları tarafından nasıl yorumlandığını göstererek bir ölçüde "ilham kaynağı" olabilmekti.

Yazım yanlışı olan bir başlığın altına nazikçe uyarı yazısı yazmak, yapıcılıktan uzak eleştirileri yapıcılığa davet etmek, ... Bütün bunlar hep aynı şey için; daha iyi bir ortam, daha sağlıklı bir sanat çevresi, daha iyi yetişmiş, daha kişilikli, belki de en önemlisi, "dünyaya bir şeyler verebilecek, hayata bir şeyler katabilecek" bireyler olarak büyüyebilmemiz.

Bundan hepimiz ve hepimizin çocukları da yararlanacak. Öyleyse birbirimize sahip çıkalım, birbirimizi doğru yönlendirelim. Amacımız karşımızdakinden daha üstün olmak değil, hep birlikte "en iyi"yi bulabilmek olsun.

msbekil (25 Ocak, 2008 21:49 Cuma)

y3k,
Dergiyi basılı formatta yayımlamayı düşünüyor musunuz?


ozan (y3k) karakoç (25 Ocak, 2008 23:14 Cuma)
> msbekil 
Bu konuda oldukça güzel talepler ve ciddi teklifler var ancak basılı yayın için geniş ve donanımlı bir kadronun gerektiği kanısında olduğumdan şimdilik hayata geçirmeyi düşünmüyorum.

İlginiz için teşekkür ederim :)
Sevgiler.

byparlak (26 Ocak, 2008 01:50 Cumartesi)
y3k, gercekten ne yaptigini biliyor. Bundan 2-3 sayi once bende bir yorum yapmis dergi hakkinda ve hemen ardindan ozel mesaj atip nedenini sormustu..ilgilenmisti..bu davranisindan dolayi kendisine ve yaptigi ise cok buyuk saygi duydum.

Hoaxit (26 Ocak, 2008 04:08 Cumartesi)
Arada bakamadigim cok sayi oldu benimde ancak dergi bu kadar sayfayi bir araya getirip 'BELEŞ' (Bu unsur cok önemli) önümüze seriyo... Icerigi kenara atalim 338 sayfanin bir emegi var... Herseyi bir kenara birakip Tebrik etmeyi bilmek gerek....

Varsada dergiyle ilgili büyük sorunlar eminim yapimcida bunun farkindadir. Görsel anlamda kalitesini saglamis, disiplinide gayet yerinde iste daha ne istiosunuz? öpünde basiniza koyun...


altan (27 Ocak, 2008 22:32 Pazar)
Sevgili y3k. Önce iyi niyetimi bildirmek isterim. Dergi hakkında yazdığımda kötü bir şey yok. Kötü hissi yaratan cümlemin "nefret" kelimesi içermesi. Bu kelime olumsuz bir duygu uyandırmış. Oysa işin nefret kısmı benle ilgili. Zaten milletçe de olumsuz eleştiri paranoyağı olmuşuz. Yılmaz Erdoğan'ın bir televizyon programında belirttiği gibi: Türk seyircisi filmin neresinde çuvallayacaklar diye seyrediyor. Bu beklentinin de haklı bir nedeni var. Çünkü yıllar boyu çok kalitesiz Türk filmleri seyreden izleyici büyük bir güvensizlik duygusu içinde. Biz de sürekli olumsuz eleştiri altında kalmaktan gelen eleştiriyi hep bu yönden karşılamaya alışmışız galiba. Benim nefret ettiğim şey dergi değil. Aksine dergiyi takip ediyorum ve her defasında bir iş göndermeyi düşünüp, sonra hayat gailesi içinde unutuyorum. Taa ki yeni sayı gelene kadar. Sonra da hayıflanıyorum bu sayı da kaçtı diye. Lakin dergi için bu eleştirim gerçekten ciddi, çünkü bence bu "sayfa etkisi" görselleri zedeliyor. Alt yapı olarak PDF tavsiye edebilirmiyim? E-dergi destekçilerindenim. "Bak niye basılı değil?" diye hiç sızlanmadım. Bana göre son derece kolay ulaşılır bir yöntem. Yukarıda yazdığım eleştiri de kötü değil. Nefret hissetme kısmı beni ilgilendiriyor, samimi itirafımdır. Bu alt yapıyı kullanan tüm dergilerde bu his içindeyim nedense. Dergiyi ilgilendiren kısım ikinci cümlemde, "Neden düz yapmazlar bilmem?" Umarım hislerimi anlatabilmişimdir. Bigu altında hiç bir zaman tatsız yazı yazacağımı sanmıyorum. Bu ortamları korumasını bilenlerdenim. Bak dergisi de korunacaklardandır. Birileri bir şeyin ucundan hiç bir ticari kazanç elde etmeden tutmuşsa kıymetini bilmek gerekir.

cemgul (27 Ocak, 2008 23:04 Pazar)
sayfa çevirme efekti teknik bir konu, derginin kendisine bir eleştiri olarak alınmamalı. Birçok e-dergi var aynı sayfa çevirme tekniğini kullanan. Artzmania ve vector magazine de en az bak dergisi kadar başarılı yabancı örnekler, onlarda da sayfa çevirmeyi aç-kapat opsiyonu olduğunu hatırlamıyorum.

Bak ülkemizde görmeye pek alışık olmadığımız bir titizlikte ve kalitede kotarılıyor, tebrik eder başarılarının devamını dileriz.

ozan (y3k) karakoç (28 Ocak, 2008 14:33 Pazartesi)
Sevgili Altan,

İlgin ve nazik açıklaman için teşekkür ederim. Bu ortamda bulunan, bir şeyler üretmeye çalışan, toplumdaki aynı olumsuzluklardan aynı şekilde etkilenip rahatsız olan bizler, ne yazık ki bu refleksi yaşıyoruz. Başından beri ifade ettiğim gibi, tepkimiz olumsuz yönde eleştirilere değil, yapıcılıktan uzak eleştirileredir. 

Belki bu, bizim için toplumsal bir sorun olmasa, yani (bunu söylemekten hiç hoşlanmıyorum ama) Avrupalı veya Amerikalı gibi eleştiri yapmayı bilen bir kitle olsak, söylediklerini ben de anlatmaya çalıştığın gibi algılayacaktım. Ama bizde yerleşmiş olan ve harika bir örnekle dile getirdiğin "Bakalım filmin neresinde çuvallayacaklar" mantığı, kurunun yanında yaşı da yakıyor malesef.

Eleştirin, gerçekten düşünülerek yapılmış her eleştiri gibi çok anlamlı ve projenin üreteni için son derece önemli.

Bu noktada kişisel tercihler ortaya çıksa da, bu, eleştirinin değerlendirilmeyeceği anlamına gelmiyor elbette. 

Sayfa çevirme yapısı içinde çeşitli animasyonlara, videolara, ses etkilerine ve bunun gibi ek öğelere yer vermek de mümkün. Encore'da ve New Web Pick'te zaman zaman rastlandığı gibi... Ancak ben bu duruma hiçbir zaman sıcak bakmadım. Çünkü amacım bir "dergi" yaratmaktı. Gerçeğe olabildiğince yakın bir dergi... PDF'yi denediğimde de birçok şeyden rahatsız oldum. Okurlara bir program indirtme zorunluluğunun yanısıra, iki sayfa yanyana geldiğinde arada bir boşluğun oluşması, ekran çözünürlüğüne göre sayfa boyutunun büyüyüp küçülebilmesi, ... Bütün bu durumlar, "gerçek bir dergi okuyor olma hissi"ni ortadan kaldırıyordu bana göre. Öyleyse daha gerçekçi, bu hissi daha güçlü yaşatan bir yapı olmalıydı. Sayfa çevirme sisteminin de nedeni buydu. Dikkat ederseniz büyüteç özelliği bile kullanılmıyor. "Kuşbakışı" ise sonradan ve tam anlamıyla "yoğun istek üzerine" konmuş bir eklenti. Özet olarak amaç; basılı olmayan basılı bir dergi yaratmaktı. İlk sayısının üzerinden 2 sene geçmesine rağmen bugün hala onlarca ülkenin sanatçısından veya sanatseverinden "Derginizi hiçbir kitapçıda bulamadım, acaba nasıl edinebilirim, abone olmam mümkün mü" içerikli e-postalar alıyor olmak doğrusu beni çok mutlu ediyor :)

Tekrar ilgin ve açıklaman için teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde sayfaları çevrilebilen dergi yapısının 'yanında', PDF sürümünü de üretme yolunda bazı denemeler yapacağım. Gelişmeleri birlikte takip edelim ;)

Sevgili Cem Gül,

Güzel sözleriniz için teşekkür ederim. Altan'ın eleştirisini derginin kendisine yapılmış bir eleştiri olarak düşünmedim. Ama derginin kendisine eleştiri yapılırsa bunları da büyük ilgiyle okuyup değerlendireceğimden şüphe duyulmamasını isterim.

Bak, hepimizin dergisi. Çünkü hepimiz için var. Bana sizden daha fazla şey kazandırmıyor. Hepimiz birlikte kazanıyoruz, ülkemizin sanat çevresi kazanıyor, yurtdışındaki meslektaşlarımız ve sanatseverler (malesef) şaşkınlık içinde "Aa bunu Türkler mi yapıyor, yok canım" diyorlar... Onlara bir şekilde varlığımızı kanıtlamış oluyoruz. Ne kadar çok şey katarsak o kadar çok kazanacağız. Bu yüzden eleştirileriniz, önerileriniz ve somut katkılarınız hepimiz için çok önemli.

Tekrar ilginize teşekkürler ;)
Sevgiler.

ozlemceylan (29 Ocak, 2008 15:20 Salı)
ergiyi takip ediyorum..begeniyorum..okuyorum :)


sadi (su geçirmez balık) tekin (29 Ocak, 2008 19:30 Salı)
olmayana ergi gibi mi :)

ozlemceylan (29 Ocak, 2008 22:08 Salı)
hayır klavyenin basmadığı d gibi :)

Fixx (30 Ocak, 2008 08:27 Çarşamba)

yok, yok, daha çok bigu sayfa editör işlemcisinin yorumun ilk harfini bazen yemesi gibi :P


Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.