Yorumlar
Bilirkişi Raporu (03 Aralık, 2008 15:17 Çarşamba)Reklamcılık sektörünü nasıl güzel özetlemiş :)
ruprect (03 Aralık, 2008 16:14 Çarşamba)veri nays.
(resme tıklayınca büyüğü neden açılmıo ühü)
ardaerdik (03 Aralık, 2008 17:24 Çarşamba)hedef kitlesi "pinokyo" sanirim :)
baburcum (03 Aralık, 2008 18:03 Çarşamba)reklam kokusunu daha iyi hissetmek için olsa gerek
boyaciciragi (03 Aralık, 2008 18:05 Çarşamba) ya da noel babanın geyiği "kırmızı burunlu rudolph"lar oluşturmak istiyor da olabilirler:))
malum önümüz noel:D
Aygül Pembecioğlu (03 Aralık, 2008 18:08 Çarşamba)artık tıklayınca resmin büyüğü açılıyor :P bugün unutuyorum hep büyüklerini açtırmayı ühü :)
@ardaerdik: çok güldüm yorumuna :)))
meriç (zalambodont) kara (04 Aralık, 2008 07:43 Perşembe), Stajyerlerin bu tükenmez çilesi ne zaman sona erecek ya rabbi...
Volkan ATAY (04 Aralık, 2008 10:54 Perşembe) TDK, "Burnunu sürtmek" terimi için şöyle bir açıklama getirmiş;
"sıkıntı çektikten sonra daha önce beğenmediği bir durumu kabul etmek, gururundan vazgeçmek."
Sözkonusu kıvama getirilen yaratıcı birey, uzun vadede orta düzey ya da üst düzey yönetici olacağında burun estetiği mi yaptıracak, eski halini alabilmek için?
seyhan (spell) kaya (04 Aralık, 2008 12:35 Perşembe)Kendi kendime sordum;
Mediacat gibi tam sayfa ilani tuzlu sayılabilecek bi dergiye stajyer bulmak için iyi bi ilan vermiş, piyasaya göre güzelde müşterileri olan, uzaktan pek bi yaratıcı gibi de duran bi ajansın web sitesi nasıl bu kadar kötü olur?
fekat cevap bulamadım :( bide size soriyim dedim
YTSEJAM (04 Aralık, 2008 15:27 Perşembe)Hemen cevap vereyim:
Stajyer falan alınacağı yok çünkü. İlan ödül için yapılmış. Yoksa nerde görülmüş böylesine bir "stajyer" ihtiyacı. MediaCat'ten tam sayfa ve özel üretim ilanla stajyer arar, stajyere bırak maaşı, çalışacak bilgisayar bile vermez. Gerçekten aranıyorsa da o başvurulardan değil, tanıdıklardan alınacaktır o kişi de yüksek olasılıkla. Site olayı da şöyle: siteyle aldıkları ödül, site işi yapmadıkları için onlara müşteri sağlamaz. Bu yüzden de üzerinde durmazlar fazla. Siteleri olduğuna dua etmek lazım Türkiye şartlarında.
hopçikitangasamuray (04 Aralık, 2008 15:54 Perşembe)İlan sırf önümüzdeki yarışmalar için yapıldıysa kafamda tuhaf şüpheler birikti.
Acaba ödül koparabilir miyiz diye neden kendilerini öne sürüyorlar. Tamam yurtdışındaki yarışmalarda ajansların bu tür çalışmalarını görüyoruz ama aynı zamanda kendilerini başka kategorilerde onlarca işleriyle temsil edebiliyorlar. ya da bahsi geçen ajansın müşterisi bol ama iş yoğunluğu ajansların portfolio larında referans kirliliği yaratan türden zayıf olduğu için yarışmaya sokacak çalışmayı bulamadılar ya da markalarına "hadi bir yarışmaya katılalım" teşvikin de bulunup elleri boş döndüler. Açıkçası ben hayata girmemiş (benim için bu ilan hayata geçmemiştir) ürün veya hizmetin birebir çogul kitleler üzerinde temsil edilmediği ve geri dönüş olarak müşterisine fayda sağlamamış bir çalışmayı yarışmaya ancak birden fazla işimle beraber sokardım. Aski olduğunda gerçekten yukardaki şüpheler bana mantıklı geliyor. Tabi arkadaşların günahını almamak lazım kırmızıya kaç iş sokmuşlar sadece bu çalışmayla mı katılacaklar bunların kritiğinide yapmak lazım
Yalçın (settar) Pembecioğlu (04 Aralık, 2008 23:51 Perşembe)Hemen suclamayin. Odul icin yapilan hayalet ilanlar dandirik dergilerde yayinlanir. MediaCat'te cikan reklam ajansi reklami, markalara "bak ben ne kadar yaraticiyim" demeye yarar. Dolayisiyla, evet; stajyer ilani olmasina ragmen hedef kitlesi stajyerler degil, hayir; bir odul ilani degil.
Aygül Pembecioğlu (04 Aralık, 2008 23:52 Perşembe)ay ay unuttum, çok özür dilerim, haberin kaynağı biricik kocacım
settar. işinin arasında resimleri çekip gönderdi. huzurlarınızda ona kocaman teşekkür ederim :)
YTSEJAM (05 Aralık, 2008 15:03 Cuma)kırmızı ve felisten sonra bu başlık altında tekrar buluşuruz settarcım :)
Volkan ATAY (05 Aralık, 2008 19:52 Cuma)iyi de dostlar bu mesleğin felsefesi tribünlere oynamak üzerine kurulu ki zaten...
ha bu arada herkese iyi bayramlar
Yalçın (settar) Pembecioğlu (06 Aralık, 2008 19:10 Cumartesi)ytsejam, odulluk ilan soyle olur: diyelim elimizde hedef kitlesi aslinda super cahil olan bir urun olsun. ajansimiz da bu urune super sofistike, olaganustu yaratici bir is yapsin ama anlamak icin boyle bir kac dakika bakmak gereksin ilana. musterinin zerre isine yaramasin bu ilan, ajans musteriyi "odul alcaz" diye ikna etsin ve dandirikos bir mecrada 1 kez yayinlatsin. odul icin yapilmis ilan -etik olarak dogru bulmadigimiz versiyon- budur bence.
Pazarlamacilarin, reklamcilarin okudugu bir dergide cikan her turlu reklam ajansi ilani dogru hedef kitleye oynadigi icin kendi icinde bir pazarlama amacina da hizmet eder; ajansin tanitimi.
bu ilan odul alirsa bravo derim, haketti derim. o kadar. ajans kendi reklamini yapiyor sonucta, isin icinde gercekten reklam var.
hopçikitangasamuray (07 Aralık, 2008 14:57 Pazar)Settar seninle aynı görüşteyim ama bir ajansın sadece müşteri bulamadık veya müşterimiz yanaşmadı, bare biz kendimiz adına bir reklam yapalım da yarışmaya katılalım mantığı da bana saçma geliyor. Tabi Wunderman'ın kaç işle girdiğini bilmiyorum ama sadece bu işle bir yarışmaya girip ödül beklentisine girmesi saçma.
Kime ne anlatmaya çalışıyorsun ki, bu işin en değerli kısmı müşterine yapıp hedef kitleler üzerinde çalışmayı kabul ettirebilirliğindir. Hayır bide bu insanlara sorsan yarışmaları asla ölçümlenebilir bir başarı referansı olarak görmez, verir veriştirir, küçümserler. Bu ne perhis, bu ne lahana turşusu.
Dışarıda buna çok örnek var ama adamlar onlarca işin yanında bu tarz çalışmalarını da yollayarak bir manada olaya "bu kadar çalışmanın içinde terzi kendi söküğünüde dikmeye çalışıyor" mesajı veriyorlar. Zaten senin başta bahsettiğin gibi katılım koşullarının çivisi çıkmış. Her gelen kendine göre yeni bir kural eklemiş, her gelen katılımcı parasından daha fazla kar etmek için saygınlığı başarı seviyesini gevşetebildiği kadar gevşetmiş. Tabiri caize folloş olmuş. Hatırlamıyor musunuz bi ara yayınlanmamış bir çalışmanın ödül aldığını tartışıyorduk. Arvişinizde vardır. Yani durum bu noktaya gelmiş reklamın asıl mantığını bırakın sözlük anlamına bile ters gelecek bir amaca hizmet edilmeye başlandı. Ha sevgili abilerimiz diyor ki "işte senede bir toplanıp hoş beş yapıyoruz. Tamam ok ama bunu yaparken de gece sonunda "şerefsizler yayınlanmamış işi yarışmaya sokmuşlar bir de üstüne ödül almışlar yuh" " aaa öle deme x zten öbür x in kankası" "boşver ya zaten jüri deki x o markanın pazarlama müdürü kime verecektiki" gibi arkadan bi ton konuşup yalancıktan rol kesmeye gerek yok. Madem bi araya gelmek istiyorsun düzenle temalı bir parti herkes en azından gırgırını eğlencesini yapasın gece sonunda yapılacak maksimum dedikodu "aa selim'i gördün mü x ajansın müştemi selinle çıktılar vayyy şeklinde olsun :D uauheuhaue
buraKargın (07 Aralık, 2008 18:14 Pazar)Burnunu sürtmenin yanında ikinci mesaj daha kuvvetli geldi bana. Eğri büğrü yerlerini gel de düzeltelim diyor. Yani neredeyse stajyerden para istenecek bir duruma götürülmüş. Daha ne istiyorsun, ustalardan iş öğreniyorsun işte, o kadar! Başarılı buldum amacı ne olursa olsun...
hopçikitangasamuray (08 Aralık, 2008 12:33 Pazartesi)Burak bence çok acımasız düşünüyorsun :)
Stajyerden para istenecek duruma zaten gelindiğinin gösterilmesi ki biliyorum mübağla yaptın ama gerçekten kötü bir şey. Yani ne iş ahlakına ne toplum ahlakına ne de istihdam kurallarına uyan birşey. Ama olay öyle bir noktaya geldi ki bazı mübağlarımız neredeyse gerçekleşecek. Tabi sektör dediğin zaten yol geçen hanı. Bugün bir mediacat'e bir marketingtürkiye'e baktığımızda her gün yeni yeni açılan ajanların basın bültenini okuyoruz. Ve hepsi de aynı şeyleri söylüyorlar. "markalarımzın hedef kitleleri doğrutusunda etkili ve çözüme yönelik fakat yratıcılıktan uzaklaşmayan reklam çalışmalarıyla bimnene bimnenne" hep aynı lakırdılar. E şimdi şu karmşanın içinde maaşları türlü bahanelerle ödemeyen, sigortanı senden gizli düşük gösteren vb çakallıklarla reklamcı geçinenlerin içinde kimin ne niyetle bu işi sahiplendiğine şüphe ediyorsun.
Ve ayrıa açıkçası usta olayı bana artık çok soyut gelmeye başladı. Şu ana kadar ustalar olarak tabir ettiğmiz kişiler zaman zaman ordan burdn yabancı kampanyalardan arakladıkları fikirlerle iş yapmata. Bu durumda kim kime göre usta. Bu sektörde geçirdiği yıllar açıkçası ustalık noktasında bir şey ifade etmiyor. Az çok yürü ya kulum noktasında kimin kimlere destek olduğunu çok iyi biliyoruz. Birbirimizi kandırmayalım. Bu her sektör için geçerli. O yüzden Wunderman veya x bir ajans buradaki insanın ustalığı çok soyut olarak ortada kalıyor.
Çünkü bizim yaptığımız iş çok farklı.
Hesap kitap formül kullanmyoruz. Belki sen usta tabir etiğin adamdan bir kaç gömlek daha üstünsün. O yüzden benim, Türkiye'de ustalık noktasında oldukça şüphelerim var. Kimi zaman işin künyesini gördüğümde hadi bu yazar bu art director bunu yaptı da neden kreatif direktör "ya çocuklar siz ne yaptınız" deyip olabilitesi her türlü tezat olan işe ok verebiliyor ya da süper fikirler dönerken adam size güvenmeyip bare eşşeği sağlam kazığa bağlayalım deyip yurtdışından kampanyayı copy paste yapıp künyeye adını yazdırabiliyor anlamıyorum.
Bunu küçük çapta ki ajanslar değil, reklamcılık manifestosu yazmayı kendine hak görebilmiş, her gün orada buda usta imajıyla yaratıcılık konusunda okuduğu kitaplardan alıntılarla açıklamalarda bulunanlardan görüyoruz.
Bilmiyorum. Ne varsa biz gençlerde var ama diliyorum ki biz aklımızı kolaya alıştırmayalım sıkıştığımızda alıp yapıştırmayalım müşterimizi ikna edebilecek yetilerimizi geliştirelim falan filan.
buraKargın (10 Aralık, 2008 17:47 Çarşamba)hopçikitangasamuray , Kerem :) sen de haklısın. Ama ben usta lafını 'tecrübe' maksatlı kullanmıştım. Yani reklam kitaplarında anlatılan bierebir emek veren ve yanında çalışan çırakları marangoz misali sahiplenen ve yol gösterenlerden bahsetmiyorum. Ben de öyle birini görmedim henüz. Ancak iletişim bölümünden ders aldığım senelerde işletme öğrencisi olmama rağmen iletişim öğrencilerine oranla daha donanımlı olmamı yaptığım stajlara borçluyum. 3. sınıfa gelmiş reklamcılık bölümü öğrencileri medya planlamasının ne olduğu, reklam senaryosunun nasıl yazıldığı, markaların stratejilerinin neye dayandığı..vb konusunda sadece teorik bilgiye sahipti. Pratikte durumun ne kadar farklı olduğunu sektörden akademiye geçen hocamız ve yorumlarını sınıfta paylaşabilen birkaç kişi anlayabiliyordu. Bu durum bana hangi bölümde olursa olsun üniversite öğrencilerinin yazlarını nasıl geçirdiklerinin önemini vurguladı. Staj konusu da bu yüzden önemli. Burnunu sürtmek, sana verilen zaman diliminde fırsatı avantaja dönüştürürken yaşadığın süreçtir. Beyin fırtınasını katılabilmektir. Heyecanını yenebilmektir. Fotokopi çekerken ve slogan yazarken aynı azmi gösterebilmektir. Her yapılanın geri dönüşü var sektörde, buna inanıyorum. Acımasız değilim aslında, kurtlar sofrasında rekabetsever ve umutperest diyelim :)
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.