Yorumlar
BigCell (27 Haziran, 2007 13:41 Çarşamba)Konu ile ilgili ciddi yorum :
İ T Ü Endüstri Ürünleri Tasarımı mezunu ve aynı bölümde yüksek lisans derslerini almış birisi olarak (master tezini teslim etmedim) sizi şu konuda uyarmalıyım ki reklamında pohpohlanan süper bir eğitim vermeyi öngören tezsiz yüksek lisans programı benim görüşüme göre süper bir balondan ibarettir.
Belirtilen program Taşkışla binası içinde bir oda olmak dışında taşkışlada verilen tasarım eğitimi ile uzaktan yakından ilgili değildir.
Bu tezsiz yüksek lisansa kayıt olan tasarım temeli de bulunan arkadaşlarım da vakti ile beni dinlemediklerine pişmanlar, zamanlarını ve paralarını boşa atmaktan başka bir şey ellerine geçmedi.
Aklı selim olan her kişi şu vaadlerin 3 dönemde (1.5 sene)gerçekleştirileceği vaadinin doğru olamayacağını bilir.
grafik tasarım, video ve oyun tasarımı, dijital simülasyon, eğlence endüstrisi, endüstri tasarımı, mimarlık gibi birçok disiplini kapsayan eğitim,
Bu programı bitirmek üzere olan arkadaşlarımın gelip de, "abi asetata lazerda çizgiler bastık, projeksiyonla duvara yansıttık bak ne kadar süper bi iş oldu gibi sözleri halen kulağımda çınlıyor.
Programda eğitmen listesinde çoook değerli isimler var (Cüneyt Özdaş gibi.), Ama ilgili sürede yeterli bir şey aktarılabileceğine ben şahsen inanmıyorum.
mezzoalto (27 Haziran, 2007 13:57 Çarşamba)pincim maalesef ben de hevesini kırmak istemem ama sakın sakın sakın diyorum.. bu programa kaydolmaya çalışırken bir tam senesini kaybeden, mülakatı geçip, tüm koşulları tamamlamış olmalarına rağmen "yok bu dönem az başvuru oldu, alamıyoruz gelecek dönem alırız" "aman bu dönem de yeterli başvuru olmadı, bi de ingilizce belgeniz hemen lazımmış, siz sınavı da alın, seneye gelin kesin alıcaz" cevaplarıyla şapşırıp kalmış ve neticede "başlarım itü'ye deee" diyerek, bizim okulda aşağı yukarı aynı miktarda para vererek master yapmaya karar vermiş bir kaç öğrencim var... hatta sana bu dönemin başında çocuklara kesin kayıt yaptırtıp ondan sonra da "kusura bakmayın açamıyoruz bu sene" dediklerini -evet kesin kayıt ön kayıt değil, çocuklara neden dava açmadınız diye sordum, sıtkımız sıyrıldı dediler-, sonra oradan başka bir üniversiteye başvurmak için belgelerini geri almaya arşive gittiklerinde "öyle bir program yok, belge filan yok bizde" cevabı aldıklarını ve adamları güç bela ikna edebildiklerini, programda hali hazırda kayıtlı öğrencilere yeni öğrenci alamadıkları için ders açamadıklarından çocukları mezun edemediklerini (o grupta da bir mezun öğrencim var ordan biliyrum), ve tüm bu itü'ye hiçbir şekilde yakışmayan rezaletler silsilesinin programın enstitü ile kavgalı olması (veya program koordinatörünün enstitü müdürüyle tam bilemicem) gibi şahane bir sebepten kaynaklandığını söylersem belki seni asap bozucu bir süreçten korumuş olurum.. mimar sinan'da ve yıldız'da da benzer programlar var, direkt onlara git bence, hiç üzülüp yorulduğuna değmez..
sadi (su geçirmez balık) tekin (27 Haziran, 2007 14:06 Çarşamba)bir haberimizin daha böylece sonuna gldik sayın seyirciler. yeni bir haberde tekrar birlikte olmak dileğiyle esen kalınız.
mezzoalto (27 Haziran, 2007 14:16 Çarşamba)settar kötü bişi demez zaten aslında ama içine biraz sgb kaçmış bugün, bakma sen:)
(hakikaten direkt sgb diye okudum, sonradan baktım settarmış yazan:D)
tabi bir programı böyle "hayıııır uzak duuur" diye hiçleyince tartışılacak bişi kalmamış da haber bitmiş gibi oldu ama aslında "türkiye'de akademik ortamlardaki cadı kazanı süreci ve bireysel çatışmaların mağduriyetinde öğrenci" konulu bir panel de sürdürebiliriz burdan.. marmara'dan tam da böyle bir sebeple arkama bakmadan kaçmış biri olarak, denizde kum bende anekdot..
BigCell (27 Haziran, 2007 14:21 Çarşamba)İşin özü şu ki,
Bu program İTÜ'nün akademik yapısından çok uzak.
Eski rektörün emekli olmadan önce okula kazık çakmak amacı ile kurup kendisini de başkan seçtirdiği bilişim vakfı gibi bişiyin açtığı kurs türevi bir olay.
Logoya arı koydum İTÜ kalitesinde oldu denemesi + başarısızlığı.
Taşkışlada gaspettikleri odayı önce SGI ile doldurup sonra da yurt dışından gelen misafir eğitmenlerin iyi de bunlarla ne yapıcaz ki şaşkınlığı üzerine her SGI'ın yanına bir PC kasası koydukları komik yer.
Yıllık binlerce doları çöpe atmak için rulet masasına en iyi alternatif.
vs. vs. vs.
rakunzell rakkadar (27 Haziran, 2007 14:22 Çarşamba)aslında ben senin yazını okumadan evvel iş öğrencide bitiyor girizgahlı bir metin tıslamıştı beynim mezzo.. ama okul girişe imkan vermiyor ki öğrenci kassın.. sakat..
mösyö settara bişi diyemiycem.. mıyyy ıramak istedim.. ((:
pin (27 Haziran, 2007 14:25 Çarşamba)Yaaa arkadaşlar tam anlamıyla yıktınız beni. Aslında çok ta yüksek ideallerle başvurmamıştım, ama bahsettiğiniz konuların hepsini tanıtım toplantısında kendileri de söylediler. Asıl amacım çalışırken aynı zamanda da akedemiden kopmamak. İkinci öğretim olduğu için cezbetti beni. Bir de çalışırken insan kendisi zaman ayırıp belirli projeleri gerçekleştiremiyor, belki onları yaparım dedim. Açıkçası Yıldız'da bilgisayarda mimarlık gibi bir bölüm var ama beni hiç cezbetmedi,Mimarsinanın da açıkçası teknik üniv olmayışından
ve bildiğim kadarıyla 2.öğretim yüksek lisans programı yok. Ama bu yorumlarınızı da yetkililerle paylaşıp çekincelerimi dile getirmek istiyorum.
Yorumlar için teşekkürler
YTSEJAM (27 Haziran, 2007 15:10 Çarşamba)
meriç (zalambodont) kara (27 Haziran, 2007 15:14 Çarşamba)üç okul var:
bilgi
bilkent
yeditepe.
bu kadar.
sabancı da olabilir.
YTSEJAM (27 Haziran, 2007 15:16 Çarşamba)
mezzoalto (27 Haziran, 2007 15:19 Çarşamba)zalam, 3 okul var derken?:))
mezzoalto (27 Haziran, 2007 15:22 Çarşamba)YTSEJAM, dediğim gibi benim "herşeye rağmen" buraya girmeye niyetli öğrencilerim vardı ama kesin kayıt alıp sonra kayıtları geri verdiler yahu çocukların ellerine.. daha bundan rezil rüsva bir durum olabilir mi bir okul için? benim vakıf üniversitem, 2 öğrenci için ders açarken -ki inanın bana bu öğrencileri hazırlıkta kalmaya ikna etmek veya o sınavdan geçirmemek, okul açısından çok çok daha ekonomik olacakken- koskoca itü 15 öğrenciye program başlatamıyor.. baştan verme o zaman izni di mi ama..
pin (27 Haziran, 2007 16:02 Çarşamba)oooof iice kafam karıştı oysaki herşeyi planlamıştım. Şimdi naapıcamm? off işler de çok yoğun zaten ....
mezzoalto (27 Haziran, 2007 16:45 Çarşamba)pin'cim kısmetine engel olmayalım elbette, sen şansını dene, bakarsın arası düzelir program koordinatörüyle enstitü müdürünün, veyahut birinden biri değişir, işler yoluna girer.. bu kadar da kolaycana olabilir yani bu işler.. bigcell'in dediği konu da sürecin bu kadar katastrofik olmasında etken: eski rektörün metazori açtığı bir enstitü olduğundan bilişim enstitüsü, problemin başlama noktası çok daha eskiye dayanıyor..
zaten benim oturup bunu irdelesek daha iyi olur dediğim konu da bu: bireysel husumetlere hiç alakası olmayan insanları karıştırmak.. beni ankaraya master için taşındırmış -ve iyi ki de öyle yapmış, sayelerinde bir odtü diplomam da oldu- bir zihniyet bu, hatırladıkça tiksinti geliyor içime.. ve maalesef hemen hemen her üniversitede ama özellikle de devlette görmesi çok muhtemel bir yaklaşım..
pin (27 Haziran, 2007 18:12 Çarşamba)Belki de kısmet demeliim. Neticede illede yapmam gereken bir durum deel iii bir şirkette ii bir statüde çalışıp gidiyorum, altım kuru keyfim yerinde senin anlayacağın. Ama işte bazı tasarımcı kişilerde ne yapsam hangi kursa gitsem şunu da denesem bunu da yapsam gibi saplantılar olio ki bende de epey var, belki okul dönminde de herşeye atlamış olmamdan kaynaklanıo bu, neticede iş ortamının monotonluğu beni sıkıo kaşınıom yanee. Bu arada diğer üniversitelere de baktım benzer bölümler var, bakalım deneyelim görelim Mezzocuuumm:))
tiryaki (29 Haziran, 2007 00:03 Cuma)işletme iktisadı enstitüsünde mba programına katılın gelin sallayın ütüyümütüyü... bu arada, sgb haber sonu esen kalınız fln...cık cık
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.