Yorumlar
registereduser (08 Mayıs, 2006 10:19 Pazartesi)Gay konulu olan da
buradaİnsanların seçimlerine karışmak doğru değil ama bu kadar ortaya çıkmasından ben kendi adıma rahatsız oluyorum.
sadi (su geçirmez balık) tekin (08 Mayıs, 2006 12:40 Pazartesi)sonra bi de estetik değil be abicim ne o öyle.. bakma ben lezbiyenliğe de karşıyım.. yani bi anlamda özkaynakların savurganlığı olarak görüyorum bu durumu..
nick (08 Mayıs, 2006 12:49 Pazartesi)anda alttaki resimde gay versiona link vardi zaten.
Filmde sagdan soldan gay fiskirmasi bana biraz komik geldi. Hadi cinsel tercih vs filan diyoruz ama, ergenlere bu tip videolar izlettirmek de "bu da gayet dogal" i korukluyor ki, bu konuda yetkililere katilamiyciim. Yani bu filmin bi de zofili versiyonu cekilseymis, yadirgamazdim acikcasi.
Aygül Pembecioğlu (08 Mayıs, 2006 13:08 Pazartesi)Arkadaşlar size kötü bir haberim var, şansınıza bu ara Bigu'ya seks içerikli çok haber ekleniyor :)
sadi (su geçirmez balık) tekin (08 Mayıs, 2006 13:41 Pazartesi)ben bu durumdan çok rahatsız oluyorum vikicim ya.. lütfen kaydımın silinmesini talep ediyorum gerçekten yani prensip olarak bu tip yaklaşımlardan böle korkunç falan bi rahatsızlık içerisindeyim yani siteye her baktığımda yüzüm kızarıyor inanmazsın açamıyorum valla bak..
registereduser (08 Mayıs, 2006 18:03 Pazartesi)Bir de insanlara iyice benimsettiler gaylik lezbiyenlik normal bir şeymiş gibi. Her tarafı sardı alenen ulu orta.Ben normal biri olarak çok çok rahats��z oluyorum böyle şeylerden.
nick bu arada özür dilerim=)
cizel (08 Mayıs, 2006 18:20 Pazartesi)animasyon baya kaliteli olmakla birlikte konuda klişeliğe kaçılmış
amacına ulaşmış bence
hayat tos pempe görünüyor gibi ama bence tam tersi
içimi burktu gay arkadşın hikayesi....
aydise karşıyız arkadaşım...
elifbb (08 Mayıs, 2006 18:29 Pazartesi)Kusura bakmayınız, sadece doğru mu anladım diye sormak istiyorum.
"gaylik lezbiyenlik normal bir şeymiş gibi" ve "normal bir insan olarak" derken eşcinsel olmanın anormal ve tükaka bir şey olduğunu mu söylemek istediniz?
melekzek (09 Mayıs, 2006 00:02 Salı)tesekkur ederim elifbb, aklimdan gecenleri soyledin. Hele zoofili benzetmesine diyecek birsey bulamiyorum.
registereduser (09 Mayıs, 2006 00:06 Salı)Tükaka demiyorum ama anormal bir şey bana göre..
Yaratılışımızda bir bayan ve bir erkek ve onların mükemmel uyumu var.
Kimseyi seçimlerinden dolayı yargılıyıp tükaka demeye hakkım yok.
nick (09 Mayıs, 2006 00:37 Salı)Malesef geylik ve lezbiyenlik normal birsey degildir. Bu insanlarin secim hakki olmamasi gerektigini de desteklemez. Konu burada 3-5 cumle ile irdelenemeyecek kadar derin bir mevzudur, hadiseinin fiziksel ve psikolojik mutasyon gibi durumlari da mevcuttur. Travmatik ornekler de vardir, kaldi ki insan sorgulayan arayandir, bunlarin hicbiri yanlis yada dorgu olarak degerlendriilmemelidir vs vs.
Ama genital organlarin islevleri sadece biyolojik olarak incelendiginde dahi, normal olanin bir kadin ve bir erkegin birlikteligi oldugu aciktir. Bu bilimsel bir sonuctur.
Zoofili benzetmesine gelince, vurgulamak istedigim bu konuda net bir cizgi cizilemeyecegidir, evindeki hayvani il duygusal bir bag ve ask boyutunda bir hayranlik kurdugunu ve bunu seksuel birlesmeye kadar goturdugunu soyleyen birine yapacaginiz anormal yakistirmasi goreceli olacaktir.
Ya da farzedin ki komun halde yasamak isteyen 2 kadin ve 2 erkegin durumununda normal oldugunu kabullenmemiz gerekir? Evet malesef bunlar normal degildir.
Kisilerin kendi rizalari ile benimseyip yasadiklari seyler kendilerini baglar, buna tum diger insanlar saygi duymakla mukellef olsa da, bilimsel olarak benzeri durumlari normal ya da dogal kabul etmemiz mumkun degildir.
Daha acik nasil anlatabilirim bilemiyorum.
gandy.phoebus (09 Mayıs, 2006 02:15 Salı)herşey aklıma gelebilirdi, ama sevgili bigumigu'nun homofobik görüşlerin kabul görup hatta baskın olacağı bir ortam olacağı aklıma gelmezdi.
bir kaç noktaya değinmek istiyorum;
"bu kadar ortaya çıkması", "Her tarafı sardı alenen ulu orta" denmiş. bu ya "doğada ve tarihte yokmuş da yeni oraya çıkmış" anlamına gelir, ya da olsa bile "ayıp, gizli-saklı olması gereken, günah" anlamına. ilkinin ne kadar gülünç bir yaklaşım olduğu, bir miktar biyoloji ve sosyoloji birikimiyle farkedilecektir. ikincisi ise, son derece tehlikeli olup, ikibin yıllık dogmatik kurumlardan bir adım öteye geçilemediğinin göstergesidir.
"ergenlere bu tip videolar izlettirmek de "bu da gayet dogal" i korukluyor" yaklaşımı da benzer bir biçimde, ergenlere tek tip bir cinsellik empoze edilmesini tasvip eden bir görüş olup, bireylerin özgürlüklerini köreltmek ve bedenleri üzerinde tahakküm kurmak anlamına gelir. bunun kurumsal baskıya dönüşmesiyle insanlık, tarih boyunca travmatik deneyimlere maruz kalmıştır ve artık kabul etmeyecektir.
"zofili versiyonu cekilseymis" sözünü, talihsiz, tatsız ve zevksiz bir espri kırıntısı olarak görmekten başka bir seçenek yok.
bir de tabii şu meşhur 'norm' var ağızlara sakız olan...
"insanlara iyice benimsettiler gaylik lezbiyenlik normal bir şeymiş gibi"
"geylik ve lezbiyenlik normal birsey degildir"
bu yaklaşıma sahip bireylere, normatif toplum arayışında olan kurumların vardığı son nokta olarak, 1942-1945 yıllarını hatırlatmak isterim. sözümona masum terimler ardında saklanan faşizan arayışlara, çağdaş dünyanın tahammülü yoktur, olmayacaktır. bu bireyler arkaik normlarını alıp tarihteki -utanç duyulası- yerlerini alabilirler, ancak ne burada ne başka bir yerde kabul görmeyeceklerdir.
şok edici fikirler maalesef burda da bitmiyor... akıl karışıklığı ve eksik bilgiler şu noktalara da ulaşmış:
"Yaratılışımızda bir bayan ve bir erkek ve onların mükemmel uyumu var."
"normal olanin bir kadin ve bir erkegin birlikteligi oldugu aciktir. Bu bilimsel bir sonuctur"
bir taraftan 'yaratılış'tan söz edip, diğer taraftan bilimden bahsetmek, homofobinin tutarsızlıklarından yalnızca biri olsa gerek. mistik, dini ve dogmatik yaradılışçılık ve sözümona "mükemmel uyum", evrim prensiplerinin çoktan yanlışladığı inançlar olsa da, anlaşılan kimilerinin gözünden kaçmaya devam ediyor. son alıntı ise, daha temel kimi ilişkileri, bilmediğim sebeplerden dolayı görmezden gelmekte: cinselliği üremeden ibaret sayanların bu iddialarına ne kadar sadık olduklarından şüpheli olduğum gibi, hiç bir toplumsal konunun başka disiplinlerden soyutlanarak, dar bir açıyla açıklanamayacağı prensibini atlamış olmaları gerek. doğa-kültür ilişkisinde bilimsel metodoloji bu konuda işlenmesi gereken başlıca kavram.
yazdıklarımın 'amacını aştığını' düşünenler çıkabilir. ama biyolojiden etnolojiye, deontolojiden psikolojiye, estetikten faşizme, eşcinsellik hakkında atlanan, görmezden gelinen, inkar edilen ve yanlış yorumlanan bunca nokta olduğu sürece, tahammülsüzlük ve akıldışıcılıkla en keskin dille savaşmayı sürdüreceğim. basite indirgenmiş, kulaktan dolma, yeterince araştırılmamış, ve kattiyen sorgulanmamış gülünç klişeleri tekrar tekrar yanıtlamayı planlamıyorum; fakat çok disiplinli yaklaşımı benimseyerek yeni açılımlar geliştirmek isteyenlerle seve seve tartışmak isterim.
son olarak, reklamla ilgili bir saptama: reklamın esas amacı olan AIDS'e karşı savaşın 'farkedilip' ciddiye alınması için, sanırım önce tüm bu önyargı kalıplarının aşılması gerekiyor...
Erman Sinan (09 Mayıs, 2006 09:43 Salı)Filmin amacıyla konuşulnların farklı olması üzüyor beni artık..elifbb ve gandy.phoebus 'un soylediklerine katılıyorum. Asıl amacı atlayarak bazı şeylere takılmak kabullenilmeyecek bir durumdur. "bakın aids erkekten erkege de bulaşıyor" yakıstırmasını atlayıp "erkek erkek olmaz kardesim" demek yanlıs.
sadi (su geçirmez balık) tekin (09 Mayıs, 2006 10:17 Salı)sevgili selçuk,
yazdıklarına içerik olarak bir lafım yok. ancak üslubundaki farklı düşüncelere karşı tahammülsüz ve biraz da aşağılayıcı tavır açıkçası beni biraz rahatsız ediyor, ve "... çok disiplinli yaklaşımı benimseyerek yeni açılımlar geliştirmek isteyenlerle seve seve tartışmak isterim" cümleni havada bırakacak kadar da antipatik olduğunu düşünüyorum. diyebilirsin ki ne düşündüğün umrumda değil, ama bu da "seve seve" kısmıyla çelişir. sonuçta kimse seninle aynı fikirde olmak zorunda değil, ya da senin fikirlerini benimsemek. ama bence keyifli bir tartışma ortamı için senin de yazdıklarını bir kez daha okuyup, kendini yazına maruz kalan kişi yerine koymanda fayda görüyorum.
mektubuma burda son verirken küçüklerin gözlerinden büyüklerin yanaklarından öperim. (yaşlı demek temiz el demek değildir, uzatma teyzecim elini, öpmem..)
snt (09 Mayıs, 2006 11:09 Salı)Bence her halükarda "erkek erkeğe olmaz kardeşim" demek yanlış. Bunun anormalite olduğunu, mutasyon ya da hastalık olduğunu düşünsek bile bunu yüksek sesle "gerçek" olarak yansıtmak yanlış. Bazı vakaalarda doğrudur, homoseksüel seçim psikolojik bir travmaya ya da hormonel bir bozukluğa bağlıdır. Ama bunları genelleyemeyiz. Bazıları homoseksüel yaşamayı seçer. Bu popüler bir dejenarasyon hali değil, bin yıllardır tüm canlı türlerinde de görülebilen doğal bir seçimdir, dinamikleri de bilimsel olarak netleştirilmemiştir. Konu hakkında pek çok teori ve çalışma olsa da bilimin üzerinde hemfikir olduğu tek bir gerçek yoktur. Pek çoğumuz moral dogmalar ve yetiştiriliş tarzından ötürü bunu kabullenmekte zorlanıyoruz. Ama bu dogmaları bilimle karıştırmak yanlış. Eğer böyle hibrit bakış açıları ile konuyu değerlendireceksek ilk filmdeki kız da anormaldir; geçmişinden gelen bir travma neticesinde saplantıları olduğu sabittir, hatta genetik bozukluğu da olabilir, muhtemel bir xxx kromozomdur... Önüne gelen her adamla yatmayı düşünmesi ve erkekleri penis boyuna göre kategorize etmesi normal sayılamaz. Ergenlere bu tip videolar izletmek sağlıksızdır, onların aşkın seksle aynı anlama geldiğini düşünmelerine yol açar. Ayrıca siyahi bir adamla birlikte olmaya çalışması da anormaldir. Eğer bilim zencilerle beyazların sevişmesini isteseydi, onları aynı kıtada yaratırdı :)
Bu son cümle, homoseksüellik, zoofili ve poligamiyi aynı kefeye koyabilen yaradılış teorisyeni bilim adamımız nick'e ithaf edilmiştir :)
gandy.phoebus (09 Mayıs, 2006 12:13 Salı)sevgili sadi,
yazdıklarımın içerikten çok biçimiyle etkili olacağının farkındaydım, niyetim de buydu. eğer yazılmış diğer yorumları okuma talihsizliğine uğradıktan sonra yarım saat boyunca şaşkınlık ve sinirden titriyorsam, o keyifli tartışma ortamı zaten tehlikede, ve tahammülsüzlük almış başını yürümüş vaziyette olduğundandır. bunu da 'tatlı tatlı' ifade edebileceğimi, veya bunun başarılı olabileceğini düşünmediğimden, herhangi bir fikrin savunuculuğunu yapmadan (katılınacak veya benimsenecek bir içerik sunmadım), 'tavıra tavırla karşılık vermeyi' seçtim. bu sayede umarım ki hepimiz diğer bigucularla empati kurup, yazdıklarımızın tonunu, tavrını, yerini veya yersizliğini daha kolay farkedebileceğiz. bunu hissedip anlamış olmana da çok sevindim.
"Un monde est précisément ce où il y a place pour tout le monde." (dünya, tüm dünya için bir yer olandır.) -Jean-Luc Nancy
[yeri gelmişken bir de düzeltme yapayım, bir yazım hatası yanlış anlaşılmış olabilir, "çokdisiplinli" bitişik olacaktı, 'disiplinlerarası'na yakın bir anlamda yani...]
nick (09 Mayıs, 2006 14:50 Salı)Evet gene coshmushuz. Nasil algilandiini bilmiyorum, verdigim orneklerin abartili, kismen tutarsiz oldugunu da kabul edebilirm (@snt) fakat, homoseksuel iliskinin yanlis oldugunu soyledigimi hatirlamiyorum. (digerlerini bilemem kendi adima) Daha once de yazdigim uzere bu kisisel bir secimdir, belki bende ileride homoseksuel bir deneyim yasayabilirm belki de yasamam. Ama bu malesef normal degildir. Tipki bir erkekle bir kadinin anal yoldan birlesmesinin normal olmadigi gibi. Hijyen degildir, basur vb hastaliklara yol acabilir, rektumda islev bozukluguna yol acabilir, bu durumda normaldir demek dupeduz korluktur. Ama zevktir, secimdir, seksuel deneyimdir, bunlar bambaska seyler. Kimsenin bu tip secimlerinden dolayi asagilanmasi, yadirganip yargilanmasi gerektigini kastettigimi de hatirlamiyorum. Hele homofobi benzetmesi.. hehheh.
(@ghandy)
Ama konusmak tabiki guzel, bunca yazilan seyin, ust paragrafta savundugum seye alternatif ya da daha dogru bir yaklasim getirdigini goremedim. Mumkunse getirin, tartisalim. Sonucta yorumda bulunmanin amaci, paylasim, birseyler ogrenmek vs, sadece haberle ilgili ahkam kesmek degil bence.(@Erman)
Kendi gorusumden "gaylik hastaliktir" gibi bir ibare cikabilir, bu genelleme yapmak zor olsa da dogrudur, Yetiskin bir insan merak edip bu deneyimi yasamak isteyebilir, u cok dogal, ama cocuk yastaki insanin, bu tip bir egilimi olmasini, genellikle biyolojik yada psikolojik ya da vb sorunsal bir nedene baglamak ne derece yanlis olur?
snt (09 Mayıs, 2006 16:05 Salı)Nick kardeş, ben sadece son cümleyi sana ithaf ettim, gerisi yukarıdaki tartışmaların tümüne tepkimdi. Tüm yazılan çizilenler salt senin görüşün değil. Korkarım sen de dahil bigucuların bir kısmı çok düşünmeden ve çok bilmeden, çok ağır görüşler bildirmişler homoseksüellik aleyhine.
1. Üst tarafta savunduğunu söylediğin ve bizden "daha doğru bir alternatif" görüş beklediğin konuya gelirsek, şunu bilmen lazım ki senin çıkarımların "doğru bir görüş" içermiyor, bir takım önyargılar ya da çoktan tedavülden kalkmış çarpık teoriler içeriyor.
2. Gay olmak bir hastalık değildir. Elbette bazı travmalar insanın gay olmasına önayak olabilir ama aynı travma bir başkasının yazar, bir başkasının imam ve bir başkasının da aslan terbiyecisi olmasına neden olabilir. Tüm gayler travma geçirmiş değildir. Tüm travmalar gay yapmaz.
3. Eğer cahil değilsen ya da cinsel yaşamının sağlıksız olmasına neden olacak başka sorunların yoksa gaylik basur da yapmaz, AIDS de olmazsın, rektumunu da mahvetmezsin. Ve hatta inanmazsınız, mutlu bile olur gayler... Uzun, huzurlu ve mutlu bir hayat sürme ihtimalleri AIDS'den ölme ihtimallerinden de pek çoktur.
4. Çoluk çocuğa da zerre zararı yoktur etrafta gay insanlar olmasının. Bilakis dünyada milyonlarca genç gay olduğunu kabul etmekten ve sosyal tepkiden korktuğu için bu durumu bastırmakta ve duygusal olarak çok daha büyük bir hasara uğramaktadır. Hatta inanmazsınz bu hasar basur ağrısından daha beter bir acı hissettirir onlara. Ve hatta çok daha travmatiktir.
İşte korkuları yüzünden gayliğini bastırmak zorunda kalan bu zavallı insanlardan da senin gurur duyacağın rehabilite olmuş, normal insanlar çıkmaz homofobikler, terörist liderleri, Amerikan başkanları ve pop star yarışmacıları çıkar.
5. Kısaca sevgili nick, gaylerin hasta olduğunu varsayarak yaşamak gay olmaktan daha acınası bir durumdur. Yıl 2006'dır, artık kimse böyle şeyleri tartışmamalı ve kendi gibi olmayanlara saygı duymayı öğrenmelidir.
nick (09 Mayıs, 2006 16:34 Salı)Gay lik hastaliktir derken yetiskin bi insandan degil, bu konuda secim yapabilecek ongoru ve birikime sahip olmayan cocuklarin durumundan bahsetmistim. Tabi ki istisnalar olabilir.
Onyargli oldugumu da dusunmuyorum. Sadece cinsel kimlik ve secimdeki cesitlilgin her birinin ayni derece de normal oldugunu dusunmuyorum. Kabul edilebilir, dogru, saygiyi hakeden olmalari konusunda tekrar soyluyorum; tamamen ayni fikirdeyiz. Kalan kismi kendimi tekrar etmeye donecek. Yukaridan okuyabilirsiniz.
Bu cesitlemelerin hepsine herseyiyle normal diyemeyiz. Bu baglamda, enset iliskide kisilerin kendi rizasi ile secebilecegi bir iliski turudur ve normaldir diyebilir miyiz? Merak ediyorum. Dogma ve tabu sahibi olmakla itham edilen fikirlerimin siniri olmamali mi diye soruyorum.
Almanyada 2 kardes evlendi ve cocuk sahibi oldular, ccuklari sakat dogdu. Bu konunun tamamen kabul edilebilir, ve saygi duyulmasi gereken bir durum oldugunu savunmakla beraber, normal olmadigini vurgulamak istiyorum.
@snt, anal ilsiki bunyeye gore rektumda islev bozukluguna yol acabilir, cunku oradaki kaslarin calisma sekli tamamen farklidir. İstedigin doktora sorabilirsin, ben sormustum.
Yalçın (settar) Pembecioğlu (10 Mayıs, 2006 01:50 Çarşamba)bi yurt disina ciktik, almis yurumussunuz gencler?
gay'lik = anal seks = dogal degil diyen arkadaslara (kim ne dedi takip etmedim bi seferde okuyunca kabul edersiniz ki)
31 de cekmeyelim o zaman. Madem penis vajina icine girmek icin "yaratilmis" o zaman surtunerek falan bosalmak da anormal.
Ayrica, 2 kardes asik da olabilir. Bu konuda muhtesem kitaplar yazilmistir. Yetiskin olmayan biri magdur/istismar edilmedigi surece herkes istedigi gibi yasar. Burada "genclerin aklina kotu fikirler gelicek simdi" diyen sevgili bigucularin kendi ergenliklerinde akillarina en ufak "farkli" fikirler gelmemis anlasilan. Ben sapik degilim sanirim ama ergenligimde uzaylilarla bile ciftlesebilecegimi dusunmustum.
Snt'in farkli kitalarda dogan 2 insan benzetmesinin ironisi arada kaynamis. Olaya son noktayi o koymaliydi bence.
sadi (su geçirmez balık) tekin (10 Mayıs, 2006 02:15 Çarşamba)1- ben de (@su geçirmez balık) şeklinde cümlelere katılıp coşmak istiyorum.
2- bi akşam mutabık kalınan bir gay bara gidip bigumigu ailesi olarak çılgınca eğlenerek konuyu kapatmak istiyorum.
3- genel olarak tartışmaların hararetlenmesine karşı değilim. ama bence çok sertleşmemeli. sonra başka haberlerin yorumlarında gene yüz yüze bakacaz arkadaşlar. kırmayalım birbirimizi :)))
4- gaylik - lezbiyenlik ile ilgili normal-normal değil tartışmalarını çok normal bulmuyorum. :) her iki cephede de. olayın kendisini değil ama verilen tepkileri değerlendirirsek eğer, bir takım çevrelerin bunu yadsımaması, çağın içinde bir gerçeklik veya hak olarak algılaması ne kadar doğalsa, akabinde diğer bir çevrelerin de buna karşı hoşgörülü bakamaması da doğaldır diye düşünüyorum. herkesin hayata bakışı aynı olamaz. biguda bile. ne var yani arkadaşın bu durumdan rahatsızlık duyabilir. ya da duymayabilir. bence her iki durum da normal :) dört burda bitsin en iyisi..
5- dört bitti mi? beş yok o zaman..
6- selçuk sakin olsun, titremesin sinir yapmasın. gerek yok güzel kardeşim bak daha gençsin, hayat güzel, bahar geldi. bak ne güzel kızlar sokakları doldurdu. erkekler de keza o şekil. (hani burdan bi anlam çıkarmayın diye dedim bunu.. hepimiz güzeliz)
7- her şeyi de bence gereğinden fazla ciddiye almasak? olmaz mı? alalım mı? e peki madem.. demedim bişi..
8- bi piknik mi yapsak viki.
9- hiç normal değilim.
Aygül Pembecioğlu (10 Mayıs, 2006 02:18 Çarşamba)8- iş yapıyorum walla bu saatte, pikniğin "p"sinden uzağım :) içime kapandım huuhuhuh
sadi (su geçirmez balık) tekin (10 Mayıs, 2006 02:18 Çarşamba)10- ha bi de bi not. şirket serverında norton symantech bi sürü ıvır zıvır yüzünden bugün belli noktadan sonra bu habere giremedim, kelime filtresi tavan yapmıştı.. bilginize..
Yalçın (settar) Pembecioğlu (10 Mayıs, 2006 02:20 Çarşamba)Oh yandik o zaman. Viki hanim icine kapandigini soyluyorsa ben dondukten sonraki 1 hafta da hayatimiz ayni kapalilikla gececek demektir :)
Aygül Pembecioğlu (10 Mayıs, 2006 02:23 Çarşamba)hmm, walla şu anda Prag'da olanlar düşünsün hıh! hhhuhuhuhuuh terkedildimmmmm uhhuhuhu :'( itina ile başlığı mundar ederim :D
elifbb (10 Mayıs, 2006 06:53 Çarşamba)En son Pazartesi korkarak çekinerek ve son derece tedirgin olarak soruyu sordum, sonrasında yazmadım. Yazamadım. Başlığa her tıkladığımda yazılanları okudum, gandy'nin bahsettiği iç titremelerini bünyeye buyur ederek başlığı kapattım. Konuyla ilgili detayları yine teker teker açıp ya da ele alıp ya da fikir beyan edip temcit temcit yazma amacında değilim. Genelde de çok sert tepkiler veren, uçandan kaçandan içi titreyen, en önemlisi de bir başkasının "fikir beyan etmesinden" ötürü fenalıklar geçiren bir insan değilimdir. (Tanısanız çok seversiniz, valla billa :)))
Tarih boyu en çok tartışılmış konulardan birini burada yorumlarla bir çözüme getirebileceğimize, etiketlemenin ötesine geçebileceğimize, hatta bu şekilde taraflanmış bir konuda birbirimizi anlayabileceğimize açıkcası inanmıyorum. Ancak benim derdim anlamak anlamamak da değil zaten.
İlk başta sorduğum soru da (o anki ruh halimle ancak öyle bir kelime kombinasyonu yapabildim) "gayliğe karşı mısınız" anlamında değildi. Bunu kişisel olarak merak edebilirim, veya "aman tanrım inanamıyorum" gibi tepkileri kendi içimde yaşayabilirim, veya farklı bir ortamda günlerce de sürse bu konuda konuşurum da konuşurum, bunlar ayrı.
O an merak ettiğim, daha sonra da şiddetlenerek artan telaşım tamamen şöyle bir meseledir;
Fikir özgürlüğüne sonuna kadar inancım var. Ne şekilde ne içerikli olursa olsun düşünce ifade edilebilmelidir. İfade edilirken kullanılan yöntemse bence çok önemlidir. Elbette bunun kurallarını kitabını vesaire oluşturacak değiliz. Ancak bir konuda daha önce de bahsedilen "etkileme, etkilenme" ve nasıl bir kitleye hitap ettiğiniz gerçekleri göz ardı edilemez diye düşünüyorum. Biz bu tartışmayı şu an bulunduğum sigara dumanı odasında veya vikilerde çay içerken konuşuyor olsaydık eminim ki ilk yorumları yazan arkadaşlara verilen tepkiler çok daha farklı olacaktı. (Ben kendi adıma ilk soruyu hiç sormamış olacaktım, ama konuyu deli gibi tartışacaktım.)
Ancak şu anda bigumigudayız. Diğer başlıklarda yaşadığımız gibi fikir alışverişlerimiz renk ve ölçü değiştirerek zenginleşiyor, ilerliyor. Kimse adına konuşuyorum sanılmasın, ama şahsen bir internet yayınında olduğum bilinciyle yazma gereği duyuyorum bu sayfada.
Bu elbette sürekli suratım asık, basın toplantısı kıvamında, hatta mümkünse kravatım boğazıma dayanmış ceketim iliklenmiş bir şekilde yazıyorum demek değildir. Bu, monitörümden ve klavyemden öte, gerçek birileriyle iletişim kuruyorum, kuramadıklarımın da bunları okuyabilme ihtimalini hissediyorum demektir. Daha önce farklı bir başlıkta da bahsetmiştim, "aman mutlaka kurallara birebir uyalım, sakın sarı çizgiye basmayalım, mümkünse tüm olanaklarımızı kullanarak öyle bir kasılalım ki önemli olan sadece bu olsun" gibi bir düşüncem yok elbette. Ama bazı noktalara da hassas davranmak iletişimin genel sürdürülebilirliğine ve verimine yararlı olacaktır.
"gay fikrinin körüklenmesi" konusunu ne kadar güçlü düşünüyor ve savunuyorsanız, ben de her kesimden insana yayın yapan bir sayfada "Bir de insanlara iyice benimsettiler gaylik lezbiyenlik normal bir şeymiş gibi. Her tarafı sardı alenen ulu orta." ve "Ama genital organlarin islevleri sadece biyolojik olarak incelendiginde dahi, normal olanin bir kadin ve bir erkegin birlikteligi oldugu aciktir. Bu bilimsel bir sonuctur." gibi ifadeleri kat kat etkileyici, kişisel fikir belirtilmesi çizgilerinin ötesinde genel geçer bir bilginin beyanı kıvamında buluyorum. Sizin örneğinizden gitmek istiyorum; 5 yaşındaki bir çocuk (neden olmasın) bigumiguyu bir şekilde denk getirip açtığında, animasyonu gördüğünde yaşayacağı etkinin artık kaç katınıdır bilemiyorum bu tür bir cümleyi okuduğunda yaşayacaktır diye düşünüyorum. Bu etkiyi deneyimlemek içinse sanırım 5 yaşında olmak gerekmez. Konunun hassasiyetinden ve insaniyetindendir ki, aynı ifade tarzları "sarı rengi çok kullanıyorlar, iğreniyorum valla" gibi bir cümlede veya belki de bir dış mekan çalışmasına küfür kıyamet dümdüz gittiğiniz bir yorumda kullanılmış olsaydı aynı tepkileri veriyor da olmazdık. Olmazdım. Bu hassas bir konudur. Hassasiyeti, tekrar tekrar söylemekte zarar görmüyorum, diğer insani konular gibi temelde insani bir durum oluşturmasından kaynaklanmaktadır.
Etkilenme ve şaşırma sebebimse böyle ifadeleri bol bol klavye çalışması yaptığımız ve zaten bir vizyonu olma amacı taşımayacak herhangi bir sayfada değil de, ufuk açıklığından, yaratıcılıktan, ifade ve iletişim yetilerinden bahsettiğimiz bigumiguda görmek oldu sanırım.
Çok çok çok çok uzun yazdım farkındayım. Ancak hassas olduğum bir konuydu, ve kişisel fikirlerimi belirtmek istiyordum. Ancak sakin ve düzgün bir şekilde yazabilmek için Çarşamba sabahının 6 buçuğunu beklemem gerekiyormuş meğer. Yukarıda bahsetmeye çalıştığım hassasiyetten, ve o heyecan galeyanı halindeki fikir patlamasıyla yanlış bir şekilde yorum girme tedirginliğimden dolayıdır...
Tüm bunlar şahsi düşüncelerimdir. Rahatsızlık duyduklarımdır. Bir katılımcı olarak bunları belirtme gereksinimimdir. Biguda yazıp yazabileceğim de en ciddi yazıdır:) Uzunluğunluğunun kusuruna bakmayınız.
Herkese sevgiler...
nick (10 Mayıs, 2006 15:02 Çarşamba)Sanirim guzel ifadelerden biri olmus Elif in yazdiklari. bunlari konusmak, adabiyla tartismak guzel. Ama her cevapta ifade edilenlerin Homoseksuellik karsiti olarak algilanmasi garip. Ben sadece bazi kavramlari oturtmaya calisiyorum. Bunu sizlerle yaparken kendimi de orgulamiyor degilim. Hatta bu noktada pek cogunuzdan daha az fanatik oldugumu da soyleyebilirim. Farkliliklar karsisinda elim ayagim titremiyor, beynim zonklamiyor.
Gelelim bu tartismanin neden ciktigina, benim burada artik genel gecer ifade koymaktan oteye gecip, sahsi fikrimi soyledigim, "filmin gay versiyonunun cekilmesinin bunu normal oldugunu koruklemesi" cumlesidir. Burada da demek istedigim gene sizlerinin savundugunun aksine, dogru veya yanlis, herhangi bir empozisyondan dayatmadan kacinmadir. Gayligin normal olmadigini anlatan eylem ve tanitim filmleri yapilmasi ne kadar yanlissa, aksini savunan yada destekleyen bir kapmpanyanin da yanlis oldugunu dusunuyorum. Bu fikir de beni baglar sadece. Derseniz ki o zaman sexle alakali herhangi birsey empoze edilmesin? O zamanda insanlarin genel olarak kabul ettigi, ve normlastirdigi iliski biciminin kadin ve erkek iliskisi oldugunu soyleyebilirm. Malesef yobazligin da, acikgoruslulugunde bir siniri yok ve bazi degerleri kaybetmemek icin olculu bir bakis acisina sahip olmanin dogrulugunu savunuyorum.
Eger siz bana insanlar arasinadki her turlu seksuel liski cinsiyet gozetmeksizin normaldir derseniz, oturup norm nedir, dogal nedir? onu sormak istiyorum. Gandy yukarida yaratilis ve bilimselligin celiskisinden dem vurmus, bu durumda benim yaratilisa ait yada dini inanclarimi da biliyor olmasi lazim?
Derseniz ki uremek le sex i biribirine karistiriyorsun? Olabilir, buda artik daha bireysel bakis acilarina giriyor. Her ne kadar genel gecerde hicbirimiz icin boyle olmasa da seksin birincil amaci uremektir. Salgiladigimiz sivilarin ne oldugunu dusununce anlasilan o cunku.
Sonuc olarak snt nin ironik benzetmesi beni de gulumsetmis olsa da, nokta koyacak kadar isabetli bir atis degil. Bahsi gecen mevzu cinsiyetler, benim abartili :) zoofili ornegimle en fazla turler uzerine donuyor, Irklarin temelde ki fiziksel ozellikleri ayni ne de olsa. Setttar in masturbasyon ornegi de sahaneymis, ama onunda benm vurguladigim seylerle alakasi yok.
Son olarak sunlari soylemek istiyorum, gaylik, lezbiyenlik, ensest, grup sex bunlarin hepsi olsun hayatta. Renktir deneyimdir. vs. Ama normal ve dogal olan bir tanedir. bunun disindakiler deneyimlenebilir ozgurluklerdir. Normal yada dogal olmamalari bu secimlerin yerilmesi manasina gelmez ki.
PS: bu tip ortamlarda hep basima geldigi icin burayada ekleyeyim, agzimdan cikanlar ne kadar kesin olsalar da aslinda bencelerimdir. Sonucta kendi nickimin altindaki seyleri “bence soyle, yada ben boyle dusunuyorum” diye yazmak manasiz geliyor.
alisureyyatorun (10 Mayıs, 2006 15:05 Çarşamba)yahu ne yazmissiniz oku(yama)maktan basim dondu. :D
gandy.phoebus (11 Mayıs, 2006 00:10 Perşembe)maalesef 'adabıyla' olamıyor herşey. kimileri psödobilimsel argümanlarla ahkam kesebilirken diğerleri cinsel eğilimleri nedeniyle dışlanıyor, eziliyor, şiddete maruz kalıyor. bunun da ötesinde, mesele hangi toplumsal konu olursa olsun, ayrımcı nitelikteki yaklaşımlar bütünden soyutlanmış argümanlar ve sempatik tolerans sosuyla sunulduğunda açıkça ifade edilmesinden çok daha tehlikeli olmaktalar.
sözgelimi, ne zaman ki bir 'norm'dan bahsedilir, bilinmelidir ki temelinde yatanlar, bilinçsizce veya kasten, kişisel doğruları dışarıya empoze etme çabasıdır, farklılıkları yok saymak ve yok etmektir. inanç kişiye özeldir. ancak 'norm'dan sözetmek toplumu bağlar, söz hakkı doğar. bilimsel yaklaşımlar ise, belki de eleştiriye en açık olanları; örneğin cinsel işlevin çoğalmak olduğunu söylemek, alınan zevki ya yok, ya 'günah' saymaktır, ikisinin de baskıcı örnekleri tarihte çoktur.
ben ne kadar çokdisiplinli yaklaşımdan sözediyorsam, nedense o kadar parçalı argümanlar ortaya çıkıyor; biyolojik yaklaşım üreme, anal ilişki, psikolojik travma ve bunun gibi çıkmazlara sürülüyor. toplumsal yaklaşım da zaten 'insan doğası', 'norm', ve hatta 'aykırılık', 'sapkınlık' gibi yokuşlara sürülüyor. bu da yetmiyor, yeri geldiğinde kültür doğayla karıştırılıyor, bilim inançla, etik ise 'değerler'le... kuşkusuz iyi niyetli yaklaşımlar, çelişkiler içinde boşa gidiyor...
şeffaflığı ve içtenliği erdem kabul ediyorum, bu nedenle de 'politically correct' olacak değilim. 'elim ayağım' titriyorsa, daha önce yazdığım -ama sanırım anlaşılmamış, veya görmezden gelinmiş– J-L Nancy'nin prensibiyle kimi zaman yetinmeyip "hoşgörü düşmanlarına hoşgörü yok" çizgisine geldiğimdendir. ve ne acıdır ki, kendi doğrularını tekrar etmek ("Malesef geylik ve lezbiyenlik normal birsey degildir." nick, 09/05, "Ama normal ve dogal olan bir tanedir." nick,10/05) 'sorgulama' sayılırken, buna dur demek, biçimi sebebiyle 'fanatizm' sayılıyor.
nick (11 Mayıs, 2006 09:22 Perşembe)Ezilen? Dislanan? Siddete maruz kalan? kimlermis merak ettim.
Zaten kisilere gore normlardan bahseden yok ki, normlari toplum belirliyorsa, bu konuda kabul goren genel kaniyi konusmanin, ifade etmenin nesi yanlis? Gerci toplum tarafindan kaubl edilenin dogru ya da yanlis oldugunu soylemiyorum. Hele “cinsel islevin cogalmak oldugunu soylemek, alinan zevki yok yada gunah saymaktir” cumlesi, acik fikirlilik ve hosgorulu dusuncenin, olaylari gri tonlari gormeden sadece siyah ve beyaz olarak algilayabildigini de gostermis, bi nevi beni, yeni bir yasima daha sokmustur.
Ne dogal ne degil, meselesine gelince, benim baz aldigim kriter, insanin ta kendisidir, uzuvlarin calisma sekli ve amacidir. Bunun da kulturel degerlerle malesef alakasi yoktur. İnancla hic yoktur. Fazlasiyla da bilimseldir. Buradan gelecek cikarimlari tartismak durumunda kalirsak da, bunun ne acidan degerlendirildigi onemlidir, ben mantiksal bir degerlendirme yapmayi uygun buluyorum. One surulen cokdisiplinli yaklasimin, tartismanin neresine, ne sekilde, hangi acidan, monte edilmeye calisildiginin aciklanmasini yeglerim. Terim şovu ve politik laf kalabaligindan ziyade, basitce ifade edilmis, fikirleri duymak isterim.
Evet halen daha ("Malesef geylik ve lezbiyenlik normal birsey degildir." nick, 09/05, "Ama normal ve dogal olan bir tanedir." nick,10/05) soyledikleriminden farkli bir dusunceye sahip degilim, ama surada yaniliyor olabilirim, (yaniliyorum herhalde cunku israrla laflarim baska yere cekiliyor) normal ve dogal kelimeleri ile benim anladigim ve genel (ya da sizlerin) bildigi farkli olabilir mi?. Kavram kargasasi yasiyor olabilir miyim? Normal; kelime anlami olarak kabul edilebilir, alışılagelen, olağan, aşırılığı olmayan, uygun, gibi anlamlar iceriyor benim bildigim kadari ile. Dogal’ i da insan akli ve eliyle manipule edilmemis olarak ele alirsak, en azindan insan anatomisinin yukarida yazdigim 2 cumleyi destekler nitelikte oldugunu dusunuyorum.
Birseyi normal yada dogal olarak ifade etmek malesef diger alternatifleri yok saymak manasina gelmez.
caelumluna (11 Mayıs, 2006 21:27 Perşembe)merhaba,
konuyla ilgili olarak,
[Homosexual Activity Among Animals Stirs Debate] [
The Fabulous Kingdom of Gay Animals]
[
Homosexuality; Sep]
ve [
A Critic Takes On The Logic of Female Orgasm]
ilginc okumalar olabilir, bu arada belirtmek gerekir ki, hayvanlar arasindaki homoseksuel davranislar coooooooook uzun bir sure boyunca biyologlar tarafindan goz ardi edilmis, tabir yerindeyse gozlemciler gozlerine inanmak istememisler.
Ezilen, dislananlara gelince, turkiye'de birbiriyle yasamak isteyen iki kadin ya da iki erkek yasal olarak hicbir guvenceleri olmadan yasamak zorunda.
ya da cocuk evlat edinebilirler mi?
Genital organlarin islevleri sadece biyolojik olarak incelendiginde, genital organlarimizi uremekten cok cisimizi yapmak icin kullanmaktayiz. Asil bu bilimsel bir sonuctur. gandy.phoebus (11 Mayıs, 2006 21:31 Perşembe)cinsel eğilimleri şu meşhur 'norm'un dışında kalanların dışlandığını, ezildiğini, şiddete maruz kaldığını umarım kimse görmezden gelmeye çalışmıyordur.
hala yer yer bir "insan doğası" efsanesinden bahsediliyor olsa da, biyolojik ve kültürel argümanlar tükendikçe kelimelerin etimolojisi veya mantık gibi açılardan değerlendirmelere yöneliniyor, ki bu iyi birşey, çokdisiplinli yaklaşım arayışı olsa gerek. diğer taraftan, spesifik anlamlar içeren 'keskin' terimler, hassas noktalara dokunuyor olmalı ki laf kalabalığı olarak görmezden gelinmeye çalışılıyor...
ne tesadüftür ki, TDK sözlüğünün ilk tanımı görmezden gelinmiş; normal "kurala uygun" olarak tanımlanıyor. eğer amaç 'son derece tarafsız', istatistik bir yaklaşıma sahip olmak olsaydı, "alışılageldik, olağan, ortalama, tipik, sıradan" gibi kelimeler kullanılabilirdi; 'norm'un kutsal bir kavram olarak korunup sahiplenilmesi, başka niyetler olduğunu belli ediyor. sırf "aşırılığı olmayan, uygun" gibi kavramlar bile konformizm belirtirken, 'normal'in içerdiği tüm anlamlar ya farkedilmiyor, ya da yokmuş sayılıyor.
madem ki bunlar sadece birer 'alternatif' (diyelim ki öyle, ve diyelim ki 'alternatif' herhangi bir ima içermiyor), o zaman neden "ergenlere bu tip videolar izlettirmek" sorun oluyor? yok eğer ergenlere sözde 'normal' olanı göstermemiz gerekiyorsa, bu ayrımcılık değil midir, homofobi değil midir? evet evet, baştan beri inkar edieln homofobi; terimleri tartışıyorsak bunu da tartışabiliriz...
nick (12 Mayıs, 2006 09:54 Cuma)Genelde siddet, dislanma vs egilimli boyle bir bakis acisi mevcut ama bu yorum sayfasinda boyle bir durum yok. Temennimiz, her insanin benimsemese de farkliliklari kabullenebilmesi.
Onceki cevaplarina nispeten daha sahsi yorum iceren cevaplar, gelisme var bence de. Daha akademik bir lisanla yapilan salt elestirel politik cevaplar daha “normal” bir hale gelmis. :) Su da gariptir ki, Normal kelimesinin onca anlamina ragmen “kurala uygun” anlamina takilip kalinmasi, asil bana daha buyuk bir art niyet, ya da hedefe sonuca yonelik olmayan laf kalabaligi yapmaktan baska birsey ifade etmiyor. Bu sekilde gunlerce koselerdeki catlaklari sivar dururuz, duvarin ortasinda koca birdelik varken. Laf ebeliginin sonu yok nede olsa. (su an yaptigim uzere) ”””eğer amaç 'son derece tarafsız', istatistik bir yaklaşıma sahip olmak olsaydı, "alışılageldik, olağan, ortalama, tipik, sıradan" gibi kelimeler kullanılabilirdi”””. Ben hangi kelimeleri kullanmisim? Kafam karisti tekrar. Tamam o zaman normal kelimesinin algilanmasi konusunda yada tumuyle isabetli olmamasi konusunda ayrilik yasiyorsak, ve normalin, benim bahsettigim kismi az da olsa anlasildiysa, alternatif bir ifade onermeni isteyebilir miyim?
Son paragraf cok isabetli olmus bir sonuca varmak acisindan tekrar tesekkur ediyorum. Alternatif kelime anlami olarak oncelikli olana, ya da hali hazirdaki durumla esdegere sahipse, sanirim daha dikkatli kelimeler kullanmaliyim tartisirken. “Secimler” cok daha yerinde olurmus mesela. Cunku daha onceki yazilarda hep gaylik lezbiyennlik vs nin secilbilir, denenebilir ozgurlukler oldugunu soylemistim. Birincil amaci uremek olan eylemin alternatifi olabilecegini sahsen kabul edemiyecegim. Evet ben de sadece uremek icin seks yapiyor degilim. Ama dogrusunun bu oldugunu dusunuyorum. (boyle bir irade, boyle bir nefis terbiyesi varsa eger, ki bunun eger oraya cekilecekse dinle vs. alakasi yoktur.) Eger seksin zevk ozellikllerinin daha oncelikli oldugunu varsayip, bu baglamda, heteroseksuel ve homoseksuel iliskinin esdegerde oldugunu soylemeye calissak, bu bile yeterli kalmiyor, cunku o zamanda uzuvlarin islevlerine geri donuyorum? Caelumluna nin “”Genital organlarin islevleri sadece biyolojik olarak incelendiginde, genital organlarimizi uremekten cok cisimizi yapmak icin kullanmaktayiz””” cumlesine ise katilamayacagim, cunku iseme eylemi bu organlara eklenmis ikincil bir ozellik daha cok. Biyolojik anatomik vs herneyse, o sekilde genel olara bakildiginda, penis ve vajina; ereksiyon, sivi salgilama, testisler, ic-dis dudaklar vs. birincil amaci ureme-seks faaliyetine yoneliktir. Haydar Dumen gibi oldum sayenizde.
Gelelim ergenlere izletilme mevzuna, bilincaltinda yer edebilme tehlikesi olabilir, cunku kendisini, cinselligi yeni kesfeden 10-15 yaslarindaki bir cocuga, bir dayatma degilse bile, manipulatif etkisi oldugunu dusunuyorum. Hatta birakin gay clipi, cartoon bile olsa, psikologlarin porno-seks icerikli filmlerin izlenmesi icin onerdikleri yas siniri 15. Asil gay versiyondaki videoda daha cok kucuk bir cocugun durumunun resmedilmesi benim garibime gidiyor, durum tamamen gercekci olsa bile, genelleme yapilabilecek bir cinsel secim hikayesini yansitmiyor, hepimizde bulunan ostrojen-testesteron hormonlari, videodaki cocukta hormonal bozukluktan baska bir durumu ifade etmiyor? O yasta bir cocuk hangi ongoru ile kendisini hemcinslerine yakin hissedebilir ki baska? Yada alternatif senaryo, cok duygusal cok hassas bir kisiligi oldugu icin cocukluk yasaminda kizlar dalga gectigi, erkek cocuklar onu asagiladigi icin mi, gay oluyor, butun hassaslar gay mi yani nedir? Bence senaryo olarak altyapisi yeterince arastirilmamis, cozumlenmemis, yanlis tespitler iceren bir reklam senaryosu olmus bu baglamda. Evet, boyle bir videonunda bir ergen icin yanlis bir izlenim verebilecegini dusunuyorum. Hetero videonun bu tip bir dayatma- ayrimcilik – empoze eden etkisi olmadigini su sekilde savunuyorum; zaten boyle bir video olmasa da, toplumdaki genel egilim, sosyal cevreden alinan genel izlenim bunun aksi degil, o yuzden hetero videonun olup olmamasi hetero secimin dayatilmasi acisindan degersiz kaliyor. Burada homofobiklik nerede?
Ama su ilginc olabilir tartismaya deger katmasi acisindan; ergen ya da yetiskin icinde homoseksuel egilimler barindiran insanin, kendisini bastirmasi, toplum tepkisi vs den korktugu cekindigi icin, cinsel kimligini sorgulamak istememesi, gibi bir durum varsa ortada, bunun cozumu bu tip videolarin yapilip yapilmamasinda degil bence. Benim her yorumumda soyledigim “gaylik normal degil” soylemimin, bu baskiya ekstra guc verdigini de dusunmuyorum. Cunku devaminda hep farkliliklarin deneyimlenebilir ozgurlukler oldugunu soyluyorum. Ben kendi adima gay olsaydim, bu farkliligmla barisik olmaya calisirdim. Farliliktan kastimi siz israrla negatif ve dislanan bir yola cekseniz de, ben oyle bakmiyorum. Normal degil, dogal olani degil diyorum sadece.
registereduser (13 Mayıs, 2006 15:42 Cumartesi)Ben çok özür dilerim bu konunun açılmasının nedenlerinden biriyim.Burda konuşulmamalıydı. Bir çok şey söylenebilir bu konuyla ilgili ama uzatmaya gerek yok.
Ben her yazımda 'benim fikrim'', ''benim görüşüm'' gibi sözler kullandım.
Gene söylemek istiyorum.Dogal ve normal olanı olduğuna inanmıyorum.Dogma olarak kabul edilebilir ama bu benim dogmam.
Yalçın (settar) Pembecioğlu (13 Mayıs, 2006 23:28 Cumartesi)Filmleri sonunda izledim :)
Cok tatli filmler olmus bunlar ya, acaip naifler. Kimsenin bu filmleri izleyip kendi varolusuyla ilgili yargi degisikligine gidecegini sanmiyorum. Straight de gay de guzel olmus. Belki 3. bir straight erkek filmi olabilirmis ama 2 filmde de pasif cinsiyet ele alindigi icin belki ozel tercihtir bilemiyorum. Babam benim bu filmleri izlememi istemesiydi kendimi kotu hisseder ve tepki gosterirdim.
gandy.phoebus (22 Mayıs, 2006 19:23 Pazartesi)'normal' kelimesinin nasıl açılımlara sahip olduğunu gösterebilmek için, kasten en tehlikeli anlamları üzerinde durdum. 'norm' fikrini, tüm bu anlamlar birbirleriyle ilişkili olduğundan tümden reddediyorum; normatif bir yaklaşım asla hoşgörüyle bağdaşamaz. benzer bir biçimde, 'insan doğası' da kimi temelsiz varsayım üzerine kurulu olduğundan, şüpheyle yaklaşıp arkasında yatan sebeplerin 'yapımbozumu' çok daha önem kazanıyor. bu nedenle de, anatomik ve biyolojik özelliklere yüklenen anlamlar, işlevler arasında kurulan 'önem sırası', bilimsel temellere dayanmayip, yalnızca kişisel tercihler veya inançlar ile açıklanabilirler. bu da aslında, daha temel bir tartışmaya dayanıyor; evrim dinamiğine bu tür anlam ve değerler yüklemek mümkün değildir, biyolojiye bu tür kavramlar dahil etmeye çalışmak bilim dışına çıkıp yaradılışçı edebiyata girmektir.
yine de sanırım alternatif kelimesi üzerinde anlaşabiliriz, çünkü bir yandan 'matematik', tarafsız bir seçenekler ilişkisini ifade ederken, bir yandan da "alışılagelen, olağan" karşıtı bir anlam içeriyor. hatta tdk tanımına bakalım, "alternatif: seçilebilecek bir başka yol, yöntem, seçenek, şık" fikri, cinsel eğilim/yönelimleri (seçim veya tercih değil) iyi tarif ediyor...
tüm bu önyargıları aştıktan sonra, sonunda reklam hakkında konuşuyor olmak çok mutluluk verici. filmin eşcinselliğe basite indirgenmiş ve klişeleşmiş bakışının hatalı olduğu fikrine hak veriyorum. diğer taraftan, belki de bunu zaten seçtikleri karikatürize / çizgi film / 'vıcık vıcık' estetiğin bir parçası olarak değerlendirmek ve ciddiye almamak gerekir. sonuçta, snt'nin de dediği gibi, ilk filmde kızın travmatik deneyimi yüzünden her önüne gelenle yattığını bir genelleme olarak almıyorsak bunu da almamalıyız belki de. homofobi, heteroseksüel filmin varolup olmamasında değil elbette. eşcinsel temalı videoyu yapmamak, göstermemek, yasaklamak; eşcinselliği yok saymak, görmezden gelmek, inkar etmek anlamına gelir, ve bunlar da homofobinin tanımı dahilinde.
bir yandan “gaylik normal degil” derken, diğer taraftan "gay olsaydım bu farklılığımla barışık olmaya çalışırdım" diyorsun... bu çelişkili değil mi sence? toplumsal baskı yüzünden cinsel eğilimiyle barışık olmayan eşcinseller de zaten “gaylik normal degil, ben normal değilim” demiyorlar mı, bu yüzden kimileri travma geçirmiyor mu? eşcinsel olsaydın 'normal' karşılayıp barışık olacağın bu kimlik, neden şu anda 'anormal' geliyor? kısacası bahsettiğin "farklılık, çeşitlilik" ile, "normallik, doğallık" arasında, hoşgörüden tahammülsüzlüğe uzanan büyük bir mesafe var, uyarmaya çalıştığım da bu; farkında olmadan tehlikeli kavramları gelişigüzel kullanıp, sonuçlarının farkına varmıyoruz...
herşey bir yana; bir tarafta inanç ve dogmalarını marifetmiş gibi duyuran, dahası neyin konuşulacağına başkalarının adına karar verme cüretini kendinde gören kişiler varken, tüm gayretin, dikkatin ve ciddiyetin için, fikirlerin ötesinde ve herşeyden önce diyalog arayışın için çok teşekkürler nick.
nick (23 Mayıs, 2006 08:19 Salı)Asil ben tesekkur ederim, iletisim 2 kisilik malum, karsilikli paylasim potansiyeli gormesem bu basliga bu kadar mesai harcamazdim. Kimbilir belki ben bazi fikirlerimi upgrade etmeyim, ama bunlari sindirmek de sart bir yandan, en fazla buradaki birkac arkadasi monitor karsisinda titretirim yazdiklarimla, ama arkadaslik bakidir o ayri.
Normal kelimesine yukledigin anlamin, toplumsal ve sosyal kurallara ait bir kavram oldugunu varsayip, bu kelimeden an itibariyle vazgeciyorum. Dogal kelimesindeki anlamin ise inanclardan arindirilmis olmasini yeglerim, cunku inanc ve din, ispati mumkun olmayan seyler bu da bambaska bir konu zaten. Dogal kelimesine yukledigin benim anladigim elde kalan diger anlam ise evrim ve insanlarin evrim sureci ile bu durumumuza geldigimizi savundugunu dusunuyor olursam da, evrimsel olusumun, konunun yaratilis ve din bazli bir platforma oturtulmasindan farkli bir durum oldugunu dusunmuyorum. Ki sen de """evrim dinamiğine bu tür anlam ve değerler yüklemek mümkün değildir""" cumlesi ile bunu destekliyorsun yanlis anlamiyorsam. Biyolojik bazli bakis acisi ile nasi yaradilisci edebiyata giris yapildigini malesef anlayamadim. Biyoloji bir bilim dali ise, insanin sahip oldugu organ ve uzuvlarin islevlerinden yola cikarak, neden olaylara bir "dogal" damgasi vuramiyoruz. Sonucta evrim, din, yaradilis vs. bunlarin herhangi biri ispatlanabilir tezler degil, halen daha tartisilmakta. Eger burada oturup, yaradilisin sirri ve hayatin anlamini da cozmeye kasmayacaksak, biyolojiyi bir bilim dali olarak kabul edip, onun vasitasi ile elimizdeki binyillar onceki insan dogasini arastirarak elde edilen bulgulardan sonuc cikarmaya calismak, yanlis mi olur? Bence degil. Bu baglamda "alternatif" cozumunden pek tatmin olmuyorum.
"""eşcinsel temalı videoyu yapmamak, göstermemek, yasaklamak; eşcinselliği yok saymak, görmezden gelmek, inkar etmek anlamına gelir, ve bunlar da homofobinin tanımı dahilinde.""" Mantiken bu cumleyi kabul etmemek mumkun degil. Ama sonucta ortada bir eylem var, bu eylem dahilinde bir dayatma, yol gosterme var ve bunun gereksiz oldugunu dusunuyorum. Konu ile alakasiz bir ornekle aciklamaya calisayim. Mesela ben kahvemin icine bir dilim portakal atmayi seviyorum, bu kendi buldugum ya da bir yerde gordugum birsey, genele gore farkli birsey yapiyorum. Bundan keyif aliyorum, ama tutup da brosur bastirip bak portakalli kahve de nefis demiyorum, diyebilirim tabiki ama ne gerek var. Konuyla baglantisini tam yapabilmek adina da, diyelim ki fazla kahve tuketmenin zararlarini anlatan bir tanitim dahilinde, tutup da portakalli kahveyi de basrole koymanin cok gerekli olmadigindan dem vuruyorum.
Farklilikla barisik olmak konusuna gelince, bana pek celiski gibi gelmiyor, buna neden negatif bir yukleme yaptigini anlayamaiyorum. Sonucta farkli birsey yaptigimin bilincinde olur, ama guclu bir sekilde bunun arkasinda dururdum. Yarin oburgun cocuguma da bunu bu sekilde anlatmayi dusunuyorum, “yavrum bak, seksin, uremenin, biyolojinin vs. temeline bakildiginda aslinda dogali budur, ama farkli seyleri secenlerde mevcut gordugun uzere vs.”
“”"farklılık, çeşitlilik" ile, "normallik, doğallık" arasında, hoşgörüden tahammülsüzlüğe uzanan büyük bir mesafe var””” Bu cumle cok hosuma gitti, nerede ayrildigimizi, ve nerede bulusabilecegimizi ifade ediyor gibi. Sonucta anladigim kadariyla, dogal ifadesi bile, risk tasiyor. Ama demek istedigimi bakis acimi anlatabildigim icin bunun hangi kelime ile ifade edilebilecegini size birakiyorum.
Gayligi gormezden gelmek de yanlis, sonucta her gayin guclu olmayabilecegini, toplum baskisi altinda ezilebilecegini, toplumun bu konuda egitilmesi gerektigine katilmamak mumkun degil, bu videolarin boyle bir misyonu var mi diye dusununce de, bu misyonlarini fazlasiyla tamamlayip, haddini astigini dusunmekteyim.
Sevgi-saygi-afiyet. :D
gandy.phoebus (23 Mayıs, 2006 11:48 Salı)"doğal" kelimesine ilişkin yaklaşımım özetle şuydu; kültürü bir kenara bırakıp, insanı evrim sürecine dahil olarak değerlendirirsek (yani "insan doğası" diye bir şeyin varlığını kabul edersek), bu 'doğa'nın seçici/kısmî olmayıp kapsayıcı/bütüncül olması gerekir (yani hiç bir insan yapısı/davranışı bu "insan doğası"nın dışında kalamaz). bu durumda herhangi bir organ veya sistemin işleyişine, "asıl işlev", "ekstra/değişik/alternatif işlev", ve hatta "doğa dışı işlev" gibi anlamlar, değerler yüklenemez, çünkü evrim 'ideal' tanımaz, mükemmeli aramaz, tüm insani yargılardan arınmıştır (yeri gelmişken ekleyeyim; evrim, üç temel prensibiyle [yalıtım, dönüşüm, seçilim] birlikte ispatlı bir teoridir, tartışılan çeşitli küçük ölçekli mekanizma ve modellerdir).
burdan iki sonuca varıyoruz; [1] eşcinselliğe evrim dahilinde 'ulvi' bir anlam yüklemek mümkün değildir (tıpkı burun biçimlerine, gıdıklanmaya veya çekici bayanlara evrim dahilinde böyle bir anlam yükleyemeyeceğimiz gibi), dahası eşcinselliğin evrim dinamiğinin bir parçası olma ihtimalini de gözönünde bulundurmak gerekir (bu konuda tezler, araştırmalar var elbette. şimdilik, "olabilir de, olmayabilir de" ile yetinmek zorundayız). [2] biyolojide böylesi anlamlar yükleme çabası, büyük ihtimalle kültürel birikimden, özellikle de dini arkaplandan gelir; bir idealin, mükemmelin, hatta yaratanın/yaratılanın varolduğunu kabul ettikten sonra, gıdıklanmaya da allah'ın lütfu diyebiliriz, çekici bayanlara da; aynı şekilde burun biçimlerine veya eşcinselliğe de tanrı'nın gazabı demek mümkün olur...
"alternatif" kelimesinin bilimsel anlamında son derece nötr, tarafsız oluşu, kültürel anlamında "alışılan/olağan dışı" fikriyle dengeleniyor. bence makul bir orta yol. ;)
kahve örneğini sevdim, fakat ben meseleyi farklı bir biçimde görüyorum. "kahvenin içine bir dilim portakal atma eylemi" (ki bu alternatif olarak nitelendirdiğimiz davranış oluyor sanırsam), zaten yaygın bir biçimde binyıllardır tüm toplumlarda uygulanıyor, ve hatta inanır mısın, diğer hayvanlar da kahveyi bu şekilde içebiliyor! dolayısıyla zaten "portakallı kahve nefis" diye broşür yapan yok, anlamsız, gereksiz bir durum. diğer taraftan, portakallı kahveyi "şeytan icadı" falan diye yasaklamış toplumlar, ve portakallı kahve düşmanı insanlar var, ki bu da sanırsam pek hoş bir şey değil siz portakallı kahve severler için. bu durumda hakkınızı savunmak ve kimliğinizi korumak en doğal hakkınız olsa gerek, hele hele düşün ki kimi ülkelerde portakallı kahve içene idam cezası veriliyor...
tabii bir de kahve tüketiminin zararları, daha doğrusu tehlikeleri meselesi var değil mi? eh, her türlü kahve içicinin bu konuda duyarlı olması temel misyon olsa gerek bu tanıtım için, özellikle de portakallı kahve içicilerin bu risklere daha açık olduğunu gözönünde bulundurursak, portakallı kahvenin başrolde olması normal, hatta alkışlanacak bir yaklaşım değildir de nedir? bu tanıtımı izleyecek ergenlerin portakallı kahveye mi özenmesinden (ki bu da mümkün müdür ayrı bir mesele; ekranda portakallı kahve görünce kendini alakadar hissedenler önce kendilerini sorgulamalılardır tanıtım filmini eleştirmeden önce) korkulmaktadır? bu korkunun temelinde ne yatmaktadır?
mesele yalnızca "farklı birşey yapmanın bilincinde olmak" ise, bir problem yok, ancak "farklı birşey" ile "doğal olmayan birşey" arasında, anlaştığımız gibi, dağlar kadar fark var. ayrıca çocuğun zaten normal şartlarda temel biyoloji eğitimi kapsamında üremenin nasıl gerçekleştiğini öğrenecektir, bir hemcinsiyle üremeye çalışıp da düş kırıklığına uğrayacağına pek ihtimal vermiyorum da zaten. kısacası "doğal" gibi kavramları mümkün olduğunca biyoloji hocasına bırakalım, hatta araştırmacı bir birey olarak doğrularını da kendisi geliştirsin...
nick'in çocuklarının cinsel eğitimine de değindik ya, sanırım geriye hiç bir mesele kalmadı :D bu arada benim canım fena halde kahve çekti... ama portakalsız! ;)
Aygül Pembecioğlu (03 Aralık, 2008 11:30 Çarşamba)MTV'nin Staying Alive Vakfı AIDS reklamı phoenixia (03 Aralık, 2008 22:24 Çarşamba)vaaay ne habermiş bu da..:) yorumları anca okudum ve viki son eklediğin videoyu izleyebildim..
etkileyici olmuş.. aids,stay alive falan deyince fikri anlaşılmış olsa da, ekranda rastlandığında daha vurucu olur...
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.