Yorumlar
bella donna (26 Nisan, 2006 12:47 Çarşamba)oldukça hoş görünüyor.
registereduser (26 Nisan, 2006 14:06 Çarşamba)Bence de bayağı hoş.. bayana yakışmış.
ArdA_KilavuZ (26 Nisan, 2006 14:48 Çarşamba)burnundan memnun olmayan bayanlar artik bardak suratta gezerler :)
elifbb (26 Nisan, 2006 17:25 Çarşamba)pek bir hoşuma gitti benim de. gerçi kişisel olarak düzgün ve kayak pisti burunlardan çok, ne biliyim palyaço burnu veya cadı burnu gibi bardak çeşitleri görmek istedim bir an, her ne kadar çıkış amacına aykırı da olsa :)
sadi (su geçirmez balık) tekin (26 Nisan, 2006 20:58 Çarşamba)tabi her seferinde bardağı doğru yerinden içtiğiniz sürece çalışacak bu reklam.. yoksa feci görüntüler ortaya çıkabilir..
zeyna77 (26 Nisan, 2006 22:20 Çarşamba)çok güzel olmuş.....afferin : P
Nilüferr (29 Nisan, 2006 18:33 Cumartesi) ;)bencede başarılı
fair (03 Mayıs, 2007 15:58 Perşembe)birincisi ben plastik şeylerden pek hoşlanmıyorum ikincisi sgb'ye katılıyorum her seferinde tam olarak nasıl tuttururuz ki aynı yerden içmeyi.. hıh beğenmedim işte.
tam yedi tane z (03 Mayıs, 2007 16:20 Perşembe)hem o burun ve dudak bana uymaz, şeffaf olunca zaten aynısı oluyor ve ya bıyı falan koysunlar

mezzoalto (03 Mayıs, 2007 17:17 Perşembe)ameliyat reklamı nedir yahu????

estetik ameliyatın reklamının yapılması, teşvik edilmesi, yapay güzelliğin güzellenmesi kimseyi rahatsız etmiyor mu??

bu bence muazzam derecede etik dışı bir reklam

fair (03 Mayıs, 2007 17:27 Perşembe)içki reklamı yapılıyor da estetik ameliyat reklamı mı yapılmayacak

beni rahatsız etmedi şahsen.
mezzoalto (03 Mayıs, 2007 17:52 Perşembe)nasıl ilaç reklamı yapılamıyorsa, ve zaten yapılmamalıysa, estetik ameliyat reklamı da yapılmamalı.. ameliyat dediğimiz şey tıbbi bir prosedürdür nihayetinde, ve tıbbi gerekçeler yoksa yapılmaması gerekir, her ameliyat insan hayatı için bir risk taşır.. bunu içkiyle sigarayla karşılaştıramayız, bu karşılaştırma mantığı ile uyuşturucu madde reklamları da serbest olsa olur yani..
fair (04 Mayıs, 2007 09:56 Cuma)bence yapılabilir.. bu kadar katı bakmamalıyız bence...
rakunzell rakkadar (04 Mayıs, 2007 10:46 Cuma)yani burnu böyle olmayan herkes kendini eksik mi hissetmeli anlamadım..?
mezzoalto (04 Mayıs, 2007 11:10 Cuma)güzel soru rakunzell, ben de bunu merak ediyorum.. "yapay güzelliğin güzellenmesinin rahatsız ediciliği" derken de tam olarak bunu kast ediyordum.. sürekli gözümüze sokulan "şu güzeldir, bu değildir" sınıflandırmalarından, güzellik kalıplarından nefret ediyorum

bu tip yayınlar, reklamlar yani genel olarak bu söylem insanların, özellikle de ergenlerin ve gençlerin benlik algısını ve özgüvenini zedeliyor..
yapay vs doğal güzellik konularında daha evvel de tartışılmış biguda ve çok güzel yorumlar var.. bu
dove haberine ve yorumlarına bir göz atın..
fair (04 Mayıs, 2007 11:11 Cuma)yooo ne ilgisi var ki? benim uzun bir burnum var ve seviyorum

böyle bir burnum olsun da istemezdim.. ama isteyenler olabilir niye olmasın ki? ne demişler zevkler ve renkler tartışılmaz.. boşuna çıkmaz bu laflar

mezzoalto (04 Mayıs, 2007 11:27 Cuma)o kadar basit değil.. böyle bir reklam insanın normalde memnun olduğu burnunu "çirkin mi acaba" diye sorgulatıyorsa -diğer pekçok kozmetik, zayıflama, bakım vs ürünlerinin pek çok kişide benzer sorgulamalar yaptırdığı ve kişilerin benlik algılarını zayıflattığı gibi- o zaman bu reklamın özellikle etik boyutunun tartışılması gerekir..
phoenixia (04 Mayıs, 2007 11:34 Cuma)herkes kendini nasıl iyi hissediyorsa o "kalıpta" bulunur... bunun kendiyle barışık/küs diye sınıflandırılması da çok doğru gelmiyor bana..
güzellik kavramı üzerinde ne kadar çok oynanmış olursa olsun, diğer tüm kavramlar gibi kişinin kendisinin şekillendirdiği birşey... ister dayatıldığı için,ister kendi doğal düşüncesi neticesinde, vücudunun herhangi bir bölümünden psikolojisi bozulacak düzeyde kendinden hoşnutsuzsa insan, estetik ameliyat da yaptırır.. estetikli insanlara ikinci sınıf insan muamelesi yapmama da bir sebep değil bu... sanırım mezzo'nun tepkisinin sebebi işin cılkının çıkartılması boyutları... cep telefonundan daha sık olarak, yüz/vücut şeklini değiştirecek müdahelelerde bulunan insanlar...
ama yine de bu kişinin kendi yaşam şeklidir,kendi tercihidir...
fair (04 Mayıs, 2007 11:35 Cuma)normalde memnun olduğu burnunu sadece bu reklamla "çirkin mi acaba" şeklinde sorguluyorsa zaten kendisiyle barışık olmayan insanlardan bahsediyoruz demektir... ve zaten böyle insanlar da yolda, işte, tatilde ya da başka mecralarda birilerinin burnunu da güzel bulup değiştirmek isteyebilirler.. yani herşeyi reklama yüklemek biraz fazla olur gibime geliyor...
fair (04 Mayıs, 2007 11:38 Cuma)evet işte tam da demek istediğimi pho süper açıklamış... tamamen tercih meselesidir... bunun için kalkıp reklamların etik ya da değil kısmını tartışmak biraz saçma geliyor bana.. reklamlar birşeyleri bize tanıtırlar, gerisi tüketiciye kalmış birşeydir... haa bu yüzden zarar görürsen gider mahkemede ararsın hakkını bu kadar basit... yani tüketiciler de o kadar masum değil demek istiyorum..
tam yedi tane z (04 Mayıs, 2007 13:22 Cuma)reklam dediğin zaten duyguları sömürür, gelir yanına bir şekerle aklını alır gider, alamazsada nasıl olsa alacak birilerini bulur

(yeni nesil harçlıklarını estetik için biriktiriyor peki ya siz ne için biriktirmiştiniz?)
fair (04 Mayıs, 2007 13:57 Cuma)ben kitap almak için biriktirirdim.. hala daha da durur çocukluk kitaplarım.. hepsi de nefis ilk baskılardır.. ilk baskılara bayılırım da azıcık

mezzoalto (04 Mayıs, 2007 15:21 Cuma)güzellikle ilgili kavramlarda algılarımızla fena halde oynanmaktadır arkadaşlar, ve bu algılar git gide daha fazla şeyin tüketilmesini mümkün kılan şeyler haline gelmiştir.. boşuna mı insanlar "sıfır bedene hayır" kampanyaları yapmaya, "gerçek güzellik"le ilgili tartışmalar açmaya başlıyor, insanların sadece dışına yönelik bireyler haline gelmesine ve güzel bir meta olarak konumlandırılmasına karşı çıkıyorlar?
maalesef ben bunu kişinin "kendi hayat tercihidir" kadar yalın bir biçimde algılamıyorum, çünkü eninde sonunda makyaj gibi kozmetik düzelticiler silinebilir ve değiştirilebilir şeylerken, ameliyat gibi bir müdahele kalıcı etkilere sahiptir, ve bir insanın sağlığı üzerinde direkt kalıcı etkilere sahip olabilecek birşeyin reklamı değil tavsiyesi olabilir ancak.. üstelik yedi z'nin vurguladığı gibi bunun alıcısı da kendisiyle ilgili algılarını netleştirmiş yetişkinlerden ziyade ergenler ve gençler; harçlıklarını artık içlerini güzelleştirecek kitaplar için değil dışlarını güzelleştirecek "burun" ameliyatı için biriktirenler.. kendimizle barışık olabilmemiz çok basit bir prosedür değildir, ve barışık olmayanı daha da küs kılacak bir medya yerine, kendimizi olduğumuz gibi sevebilmemizi mümkün kılan bir medyayı desteklememiz gerekir diye düşünüyorum.. bedenimizin her tarafını şapşahane bulmak zorunda değiliz, önemli olan kendimizi eksik/kusurlu gördüğümüz yanlarımızla sevebilmemizdir.. yoksa victoria beckham veya mischa barton'a benzemek için kendilerini paralayan ve benzeyemedikleri için mutlak mutsuzluklara boğulan çocuklarımıza diyecek çok sözümüz olamaz..
hakikaten hayretler içerisindeyim, estetik ameliyatın reklamı yapılan bir ürün haline getirilmesini nasıl bu kadar normalledik bilmiyorum.. hayır reklam olayı bu kadar kemiksizse, "bizlere birşeyi tanıtırlar, gerisi tüketiciye kalmış" şeylerse hakikaten ben bundan sonra extacy reklamı da istiyorum, antibiyotik reklamı da istiyorum, sigara reklamı da istiyorum.. ne de olsa zarar gören -artık ameliyat masasında mı kalmıştır, bağımlı mı olmuştur bilemem- gider mahkemeye alır tazminatını, veya rahatça "almasaydın kardeşim, bana mı sordun alırken, kendi tercihin" diyebiliriz bu insanlara..
fair (04 Mayıs, 2007 15:51 Cuma)biraz sulandırmak istiyorum durumu
yahu siz hiç duydunuz mu harçlığını burnunu yaptırmak için biriktiren birini?! yok artık diyorum ben... zaten burun ameliyatı yaptırmak cidden pahalı birşeydir... her isteyen gidip de burnunu istediği şekle sokamaz diye biliyorum ben?! yanılıyorsam düzeltin?! zaten bu tarz reklamların kitlesi tamamen farklı hepsi bu... ayrıca bütün algılarımızla her zaman oynanıyor, sadece güzellikle ilgili değil hemen hemen her konuda var bu durum.. nip/tuck izleyenler ne hissediyor bilmek istedim bir an? ben çok sevmiştim mesela.
phoenixia (04 Mayıs, 2007 15:52 Cuma)müşteri teli geldi time out oldum..:)
öz olarak şöyleydi.. biz de çocuktuk..:)) belki bu derece etkili bir medya ve iletişim ağı yoktu ama,izlediğim gençlik dizilerindeki yaşam ve görüntülere özendiğim zamanlarım da vardı... mutsuz da oldum mu,olmuşumdur...
ancak yavuz selim'in torunu olduğunu ispatlayabilecek "karakteristik" yapımı hala daha değiştirmiş değilim.. çok şükür... kimbilir belki güzel kızım diye değil, akıllı kızım diye başımın okşanması bu konuya takılmamamı sağlamıştır...
ve reklama konu bardağın çok fazla empoze edici bir tarafını görmüyorum...
ha bi saat sonra düşüncem değişir,belli olmaz..anlık öz düşüncem budur...
fair (04 Mayıs, 2007 15:54 Cuma)@mezzo: herkesin belirli birtakım hassas olduğu noktalar vardır.. bu konuda da hassas olmanı anlayabilirim... fakat ben de hemen hemen her konuda kendi düşüncelerimi bir yana bırakıp objektif olmaya çalışırım, yani bazı şeyler hakkında bu kadar katı olmaya gerek yok bence... ne var yani 50 yaşına gelince ve beğenmediğin biryerini değiştirmek istediğinde böyle reklamların bir faydası olmaz mı ki? hür iradeden yana olmakta fayda var diyorum.
mezzoalto (04 Mayıs, 2007 17:03 Cuma)öncelikle: evet estetik ameliyat için para biriktiren çok kişi gördüm.. daha fenası "karne hediyesi / sınıf geçme hediyesi / doğum günü hediyesi olarak" burun ameliyatı alan gençler de tanıyorum.. her semester tatili sonrası burnunda bantla gezen insan sayısındaki artış hiç dikkatinizi çekmiyor mu?
ve hah pho, tam da onu anlatıyordum; elbette beğenmediğin yerler olabilir, ben tüm ergenliğini akranlarından boy ve en olarak çok daha iri geçirmiş biriyim, halen de boy değilse de en bağlamında değişen birşey yok.. ama liposuction yaptırmayı aklımdan geçirmem bile.. seni sen olduğun için, içsel değerlerinle güzel buldukları için çevrendekiler, sen de kendini "yavuz selim" burnunla daha güzel buluyorsun, hatta yaptırsan o ameliyatı eminim doğal ve karizmatik güzelliğin bozulur, çünkü yüzündeki ifade değişir.. ha, seni sevenler elbette öyle de seveceklerdir, ama ne gerek var:)
bardağa gelince: bardak bu koca "yapay güzellik" denizindeki dalgalardan biri sadece ama maalesef makyaj malzemeleri, bakım kremleri kadar masum olmayan bir dalga.. nip/tucktan benim aklımda kalanlar "gerçekten" bu ameliyata ihtiyacı olan (yanık, cinsiyet değişimi, hızlı zayıflamadan aşırı sarkan bedenler vs gibi) hastalar, ameliyat parası olmadığından kasaplara bu ameliyatları yaptırıp ölen hasta hikayeleri.. güzel bir dizidir, lakin bu dizide bu bardaktan bile daha az estetik ameliyat güzellemesi yapılmaktadır; hasta hikayelerinin pek çoğunda ciddi psikolojik sorunlar vardır çünkü, keza doktorlar da ziyadesiyle problemli tipler..
ve hür iradeyle değil problemim, estetik ameliyatlar yasaklansın demiyorum.. teşvik edilmesin diyorum, ki sanırım bu ikisi arasında çok fark var.. ben ameliyatın kendisinden ziyade "estetik ameliyat reklamı"nın varlığından rahatsızım.. bir ameliyat olacak olsak, veya bir doktor seçerken womm kullanırız, sorar soruşturur; tanıdık bildiklerin görüş ve deneyimlerinden faydalanırız.. ama elinde bistüri "en şahane ben keserim kalbinizi" diyen bir adam canlandırın gözünüzde, olacak şey mi? ben 50 yaşıma gelince olur da estetik ameliyat yaptırmak istesem, reklama filan bakmam, seksen kişiye sorar soruştururum, yatıp da kalkmamak var o masadan, ve yatıp da kalkamamış tanıdıklarım da var maalesef..
ARTanubis (06 Mayıs, 2007 11:48 Pazar)mezzo'cum bu noktada "plastik ve rekonstrüktif" cerrahiyi ayrı değerlendirmek gerekiyor sanırım.. yanık, cinsiyet değişimi rekonstrüktif başlığı altında incelenirken kozmetik amaçlı nazoplasti, liposuction "plastik" başlığı altında... yani tamamen kişinin seçimine, zevkine kalmış bir durum... böyle bir bilim dalı varsa, doktorlar bundan para kazanıyorsa etik boyutta reklam yapılmasına da bu kadar karşı olmamalıyız...
bu noktada toplumun ve bireylerin entellektüel düzeyleri önem kazanıyor... ilaç reklamı ABD gibi insanların nisbeten bilinçli olduğu bir toplumda serbest... Türkiye'de ilaç reklamı serbest değil ancak bu tip uygulamalar (cerrahi, lazer) aynı kategoride değerlendirilmediği için reklam yapılabiliyor... "gelin gözünüzü çizdirin" "prostatınızı lazerle fındık kadar yapıyoruz" temalı reklamlardan ben de çekiniyorum, çünkü dünyadan haberi olmayan toplumumuz bu aptal reklamlar yüzünden prostat büyümesinin tek tedavisi yeşil lazer, gözü bozuk olanlar da lasic yaptırmak 1. seçenekmiş gibi davranıyor...
zeki, kendi kararlarını sağlıklı bir biçimde düşünerek kendisi verebilen bir millet olsak bu haberdeki reklam türkiyede de uygulanabilirdi... ama o düzeye gelmek için 40 fırın ekmek yemek gerek daha...
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.