Anasayfa

2131_4231.jpg Resimleri
 

Koyverme, Oy Ver! Ünlülerle Fotoğraf Çekimi!


Pin It
Bizler 22 Temmuz'da koyvermeyeceğiz! Sen?

Daha önce de burada duyurmuştuk Koyverme, Oy Ver! projesini. 3 reklamcılık öğrencisinin hazırladığı bir ders projesi olarak gerçekten hayal ettiğimiz noktayı çoktan geçtik. Bir sürü ünlü isim tamamen gönüllü olarak Mehmet Turgut'un objektifi karşısına geçerek bize destek oldular. Hepsine teşekkür ederiz. Bakın bakalım fotoğrafları beğencek misiniz. Sonrada sitemize girip Koyverme, Oy Ver! şarkısını dinleyin. Şaşırın.

not: Fotoğraflarda yer alan Muazzez İlmiye Çığ 94 yaşında, ve projemize en çok ilgiyi gösteren kendisi oldu. Ona ayrıca teşekkür ediyoruz.

www.koyvermeoyver.com






Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


ARTanubis (26 Haziran, 2007 00:01 Salı)
bir de oy verecek kişi/parti bulunabilirse kampanya gerçekten başarılı olur

sadi (su geçirmez balık) tekin (26 Haziran, 2007 00:04 Salı)
bence olacak.. sonuçta neyin ne olduğunu biliyoruz. neyin alternatifinin ne olduğunu da...

ARTanubis (26 Haziran, 2007 00:10 Salı)
muazzez ilmiye çığ gibi büyük bir bilimkadınının desteği de bence çok önemli, bunu da kutlamadan geçmeyelim... gençlerin arasında öğretmen havasında "oy ver!! bak kime diyorum ooolum!!! sen arkadaki!! " duruşu çok hoş ve anlamlı...

bella donna (26 Haziran, 2007 00:30 Salı)
aslında oy verme koyver dedirten bir durum ya ileride bunu dememek için daha da asılmak lazım...

MioCaro (26 Haziran, 2007 01:00 Salı)
oy verelim. koyvermeyelim sonrasında da

gullusum (26 Haziran, 2007 01:42 Salı)
ilk gördüğümde de söylemiştim yine söylüyorum kesinlikle çok doğru bir kampanya ve ünlülerle desteklenmesi çok iyi bir fikir. daha fazla ünlünün daha popüler simaların çıkması gerek, gerçekten gülben ergen bebeğini hülya avşar mavi gözünü gösterene kadar oy verme kampanyasına katılsınlar....ve MioCaro kesinliklikle katılıyorum oy vermek bir başlangıç sadee, sonrasında koyvermemek önemli olan...yoksa yine aynı tas aynı hamam...

bella donna (26 Haziran, 2007 02:10 Salı)
tamam bu belli bir kesimin dikkatini çekmeye, biraz daha duyarlı olmaya yetiyor belki... ama sadece duyarlılığa davet edilmesi gereken kesim kadar bir de bilinçlendirilmesi gereken bir kesimimiz var. ne yalan söyleyeyim şu an aklımdan geçen düşüncelerle karşılaşıncaya dek bu işin bu kadar ayırdında değildim ama  birden doğu'dan korktum, kadının beline iş yükleyip insanlığını görmezden gelen zihniyetten her zamankinden daha fazla korktum...

yerinde, çok başarılı ve oldukça sempatik bir çalışma. özellikle muazzez ilmiye çığ, mehmet turgut, güven ve o bücürü orada görmek beni oldukça memnun etti... alternatif isimlerin işin içine karıştırılması hedef kitleyi daha da genişletmiş ama aynı şeyi söylemekten kendimi alıkoyamıyorum... bundan çok daha fazlası lazım bize.. çooook...

manu (26 Haziran, 2007 02:12 Salı)
ARTanubis: bir de oy verecek kişi/parti bulunabilirse kampanya gerçekten başarılı olur. isteseler onu da yapar bu gençler. vallahi ben güvendim bunlara git şuna oy ver deseler koyveremem, oyumu veririm o kişiye/partiye:)

tulû tıltay (26 Haziran, 2007 02:26 Salı)
gerçekten çok başarılı bi kampanya olmuş. tam zamanında böyle bir işe kalkıştıkları için tebrk ediyorum emeği geçen herkesi... daha da destek görmesi için elimizden geleni yapmalıyız. ünlü tanıdığı olan varsa belki yardımı olabilir.. internet sitelerinde de kampanya için bestelenmiş bir şarkı var bence o da güzel olmuş. başarılar ve koyvermediğiniz için teşekkürler arkadaşlar...

ARTanubis (26 Haziran, 2007 09:17 Salı)
çok haklısın manu... böyle projeler, üzerinde düşünülmüş şeyler görmek istiyoruz artık sanırım... çıkıp "biz yaptık, biz yapacağız hede hödö.." değil de biz böyle birşey planladık, aha buyurun timeplanı, bu da deadline'ımız, proje aşamaları da şunlar şeklinde sunulmalı...

devlet yönetiminde "memur zihniyeti" değil "özel sektörün disiplinli ve iş bitirici" zihniyetine ihtiyaç var korkarım...

off içime politik biri kaçtı, ART politika konuşmaz ki yaw??!!:)

phoenixia (26 Haziran, 2007 09:21 Salı)
dün akşam bir ara cem uzan'ın konuk olduğu programa rastladım da.. maillerle gelen alternatif cem uzan vaatlerine gülüyoruz ama adamın canlı yayında söyledikleri daha az komik değil..trajik kısmı ise kesinlikle bunlara inanacak, hap yutmuş gibi kalacak kesimimizin olması...
ben de konuşmak istemiyorum ki politika,siyaset..:)

tam yedi tane z (26 Haziran, 2007 09:34 Salı)
Mehmet Turgut da girmiş fotografın içine  Güzel olmuş, sitesinden fotograflarını inceleyin başarılı bir arkadaşımızdır kendisi bazı yerlerde çok p.s. müdahalesi olsa da güzel çalışmaları var. Duygu Dikme... ne zaman televizyoncu oldu yahu

seto bonito (26 Haziran, 2007 11:13 Salı)

" Koy ver-mesene OYVER , yarınına kendin bir yön ver! Son ver, çamura yatar arsız gözler, OY VER, yarınına kendin bir yön ver!! "  sarkıyı yapan ulas'ı da, projeyi baslatan ve bu zamana kadar boyle basarili devam ettiren arkadaslarımı da tebrik ediyorum...umarım istedigimiz sonuca buyuuuukce bi adım atarız..


leonid (26 Haziran, 2007 15:53 Salı)
Abi budur, bence çok incelikle ve güzel hazırlanmış, keşke daha çok yerde karşımıza çıksa...

Şarkıya da hassssta olduk tüm ofis

byparlak (26 Haziran, 2007 20:43 Salı)
ben oyumu bigumigu ya veriyorum

Murat (Murat Yaylagül) Yaylagül (26 Haziran, 2007 21:04 Salı)
Çok saolun yorumlar için. Daha fazla karşımıza çıksa demişsiniz. Yarın saat 14:00'de Skytürk'de canlı yayına çıkıp anlatıcaz kampanyayı.

kurtyiyenkırmızıbaşlıklıkız (26 Haziran, 2007 22:06 Salı)
Her zaman için önemli bir konu olsa da özellikle  böyle tek bir oyun bile boşa harcanması lüksünün olmadığı  bir dönemdeyken isabet olmuş , çok iyi olmuş cidden .
Bir de  Mehmet Turgut
fotograflarına ayrı bir hayran bünye olarak da ekstradan bir sevdim bu işi :)

asli (26 Haziran, 2007 22:36 Salı)
settarla viki istanbuldan bağımsız aday olsunlar :) 2045 oy garanti ehehe :)))

sadi (su geçirmez balık) tekin (26 Haziran, 2007 23:21 Salı)
2044..

ARTanubis (27 Haziran, 2007 00:59 Çarşamba)
ulu rabbim herif resmen aportta bekliyor biri bişi dese de laf soksam diye... sen trabzondan bağımsız aday ol sgbcim

bella donna (27 Haziran, 2007 01:31 Çarşamba)
o diil de art, o laf sokuyo sokuyo da ona alınanın çıktığını ben göremedim bu zamana dek. hani bu konuda oldukça da başarılı... alınan çıkmaması başarısızlığına da işaret değil.
sana olan sevgimizden faydalanıyor musun yoksa ne sgbcim 8)

mezzoalto (27 Haziran, 2007 03:12 Çarşamba)
alınanlar belki de pek seslerini çıkarmıyorlardır bellacım..

bella donna (27 Haziran, 2007 10:15 Çarşamba)
ehehe.. o da mümkündür tabii...

fair (27 Haziran, 2007 10:27 Çarşamba)
korkuom ben ondan. başa çıkmak imkansız

joeytribianni (28 Haziran, 2007 12:41 Perşembe)
Bi de MTV'nin "Vote or Die" kampanyası gibi bi şey yapılsa mesela MTV Türkiye'den beklerim böyle bi şey gençlere yönelik, temmuza denk geldiği için tatilde olup vermeyecek cok genc olucak bence

sibel (sibos) sezgin (23 Temmuz, 2007 02:06 Pazartesi)
Ünlü kullanmadıgımız tek bi sosyal sorumluluk kampanyamız yok galiba. işin ucuzuna kaçmak hakikaten bu olsa gerek

sadi (su geçirmez balık) tekin (23 Temmuz, 2007 06:41 Pazartesi)
ne laf sokması yahu.. ben oy vermem dedim sadece

alınan neden belli etmesin mezzocum burası özgür bi platform, beni de tanıdın, adam yiyen bi halim de yok.. hımmm..

mezzoalto (23 Temmuz, 2007 14:16 Pazartesi)
valla bilmiorum, gördüğün gibi burda bi grup insan senden çekiniyor "aman aman bu adam çok pis iğneliyor, şimdi gücendim desem ona da bişi der, iyisi mi ses etmeyeyim" diyen de vardır diye tahmin ediyorum; hatta ben geçmişte zaman zaman bazı konularda hissiyatımı ifade ettiysem de, etmeyip, "ay şimdi hiç sgb ile girilmiş bir polemikle cebelleşemicem" dediğim zamanları da hatırlıyorum.. o bakımdan şeettim:) "arı da adam yemiyor ama soktu mu çok fena oluyor" şeklinde bir metaforla sözlerime son verirken, zatınızı kaygılı ve tedirgin bir sevgiyle kucaklıyorum efendim (hani olur ya, "uzaktan sev" filan da diyebilirsin, kestiremiyorum, o bakımdan kaygılı ve tedirgin, yoksa sevdim mi looney toons'da 10 elmayra gücünde severim)

mezzoalto (23 Temmuz, 2007 14:17 Pazartesi)
bir de kampanya amacına ulaşmış mı, toplam seçmenden yüzde kaçı oy vermiş, kesin rakamları bilen var mı? ben temsil oranı %87ye çıktı meclisin diye okudum, sonuçlar içimi paralamış olsa da, en azından bu duruma sevindim, ama doğru mu bilmiyorum..

abdulaziz (creaziz) şahin (23 Temmuz, 2007 14:33 Pazartesi)
%87 gerçekten sevindirici bir rakam.
sevinenler, sevinemeyenleri, lütfen sevindirsin.

yecee (23 Temmuz, 2007 14:45 Pazartesi)
seçime katılım %84 oranında olmuş efendim... bence hiç fena diil...

rakunzell rakkadar (23 Temmuz, 2007 14:52 Pazartesi)
bu artışın kampanyayla sağlandığını sanmıyorum. seçim süreci boyunca medya yoluyla herkes bu uyarıyı yapageldi.

bir de ben bu konuda şöyle düşünüyorum: nasıl yönetilmek istediğine dair bir popo kımıltısı sergilemeyen insanın, yani seçme hakkını devreden insanın beyin kımıltılarının da aynı paralelde seyrettiğini düşünürsek, o adamı sandığa ite kaka yollamak pek mantıklı olmasa gerek - ki örneğini gördük-lütfedip sandığa giden beyamca ve hanımteyzeler iç paralamak/parçalamak/yarmak eylemine büyük katkı sağlayan kesimi oluşturdular..

fair (23 Temmuz, 2007 15:09 Pazartesi)
çok büyük bir kitle oy verdi ama neye yaradı? hiçbiseye. ülkemizi parça parça satan insanların eline düştük.. bizim adımıza birsürü karar alıp uyguluyorlar.. ne yazık ki azınlıktayız...

mezzoalto (23 Temmuz, 2007 15:50 Pazartesi)
"hiçbirşey" görece bir kavram.. bize göre hiçbirşeye, onlara göre herşeye yaradı.. bugün tüm gazete manşetleri "halkın muhtırası" vs diyordu.. ben de kendi adıma, daha evvel başka bir haberde söylediğimi tekrar edicem "herkes layık olduğu biçimde yönetilir".. bu halkın yüzde 45i kendisini buna layık görüyorsa; baraj altında kalacağı garanti olan partilere oy veren, bir oyu doğru basmasını becermediği için oyu iptal edilen (yaklaşık 1 milyon kişiden bahsediyoruz) veya hiç vermeyip 22 temmuz günü mavi tura filan çıkan insanlar toplamda %25 gibi bir yüzdeye sahipse, yani bu toplumun %70i benim gördüğüm hiçbirşeyi göremiyorsa, yapabileceğim hiçbirşey yok, mağduriyetlerinin tamamından kendileri sorumludur bundan sonra.. ama benim mağduriyetimin bedelini kim ödeyecek ben bi tek onu bulamadım..

fair (23 Temmuz, 2007 15:54 Pazartesi)
işte tam da bundan bahsediyordum mezzo.. bizim mağduriyetimizi kim ödeyecek.. biz üstümüze düşen herşeyi yapıyoruz ama ülkemizi hem parça parça satıp hem de soyan bir hükümeti ben kendi adıma kabul etmiyorum.. ama maalesef onlar çoğunlukta olduğu için aldıkları karara uymak durumunda kalıyorum.. hiç adaletli değil... hiçbişey bu yüzden hiçbişey.

mondo trasho (23 Temmuz, 2007 16:13 Pazartesi)

katılım oranı süper de ötesi felaket. memlekete bakıyorum. bir örnek: giresun, trabzon "fındık" diye ağladı, herkesi sinir bastı, oylar yine ak parti'ye... çok değişik bir milletiz. artık o değişiğin yerine aptalı mı koyarsınız, ne koyarsınız bilemeyeceğim.

 


rakunzell rakkadar (23 Temmuz, 2007 16:16 Pazartesi)
konuya uzak ama yine serzenişten kendimi alamayacağım bir konu da şu ki (yani bir türül deniz baykal sessizliğine gömülemiyorum şu konuda, hayret):
ka-der, meclise giren kadın mebus sayısının artışını kendi çabasının sonucu olarak duyurmuş ve bu yüzde bilmemkaç başarısının arkasında biz varız, demiş. 

mecliste çok kadın olmasının hesabının kitabının yapılmasını asla anlayabilmiş değilim. bu ülke tansu çiller görmüş bir ülke olup mebusların nicelik kıyaslamasının niteliğe dönüşmesi gerektiği an gelmiş de geçmiştir ve hatta -abartıyor olabilirim ama- meclise girmemek kadının seçimi bile olabilir; yine ve yine itelemek anlamsızdır. kadınların alayı değil ama geneli yönetiliyormuş hissiyatı vermekten hoşnuttur. bir kısmı da bunu yaşam tarzına dönüştürmüş olabilir (:

mezzoalto (23 Temmuz, 2007 16:34 Pazartesi)
mondo trasho, o fındık diye ağlayanların hepsinin gözyaşları seçime 2 hafta kala silindi, sen merak etme.. her türlü krediler aniden açılıverdi, taban fiyatlar aniden yükseltiliverdi.. fındık, göz yaşına, hüzüne, herşeye iyi geldi.. tabi "yersen":) gerçi burda kim neyi "yedi" ben onu düşünüyorum, ve işte o yüzden diyorum, "herkes layığını bulur" diye.. peh!

maniagrafi (23 Temmuz, 2007 17:13 Pazartesi)

zaten seçimde sadece rizede trabzonda oldu. herkes layığını buldu dediğin gibi.. halk seçimini yaptı.yesenizde yemesinizde.


cemgul (23 Temmuz, 2007 18:48 Pazartesi)
halk seçimini yaptı.yesenizde yemesinizde.

evet ben kimim halk kim nerdeyim ben falan oldu.

mehmet (23 Temmuz, 2007 19:52 Pazartesi)
geyik muhabbeti bunların hepsi, politikayı milletçe bu kadar sevmemizin altında geyik muhabbeti üzerinden yürütülmesi de yatıyor olabilir. mecliste kadınmış! peh her XY kromozom seti nasıl erkek olamıyosa her XX kombinasyonu da kadın değildir. kadını, erkeği sindirdik içimizde de meclis'e sokması kaldı. Işılay Saygın'ın neresi kadındı, Nimet Çubukçu'nun meymenetsiz suratını gördükten sonra kadından, kadınlıktan, çocuktan anlamadığını görmek için bakanklık icraatlarını mı beklemek lazım. dünyada da böyle, ben eminim angela merkel'in bana göre en az on onbeş adet fazladan testisi vardır. Kadınlar politikaya atılınca erkekleşiveriyolar, bana ne meclisteki koltuklarda neyin üstünde oturduğundan. Kadınlığı önce kadınlar sindirecek, sonra bize gösterecek, ondan sonra her kadının kadınlığını talep etmesi için önayak/örnek/talepkar olacak da anca belki o zaman hani. hareketlerinden testesteron fışkıran kadın görmek istemiyorum ben kendi adıma etrafta, öyle olacaksa bi zahmet girmesinler meclise. temsile gelince, demokrasi zaten başlı başına sedatif etkili bir analjeziktir, genelde kafa binbeşyüz dolaştığımızdan, "demokrasi" dedikçe birileri bi tarafımız kabarıyo kendimizi bişey sanıp, hayallere dalıyoruz, demokrasinin en güzel tanımı "azınlıkların çoğunluğa tahakkümü" olabilir belki, ötesi yalan. hükmetmek isteyen azınlık olamayınca herkes bağırıp çağırmaya başlıyo (bağırıp çağırmak demokratik bir hak çünkü). e ne olacak şimdi? hiçbişey olmayacak, hayatımızda ne değişecek, hiçbişey değişmeyecek, zira demokrasiyi oy atmak zanneden insanlar lekeli sol işaret parmaklarına bakıp bakıp "ulan ne yönettim memleketi" diye gaza gelirken zihinleri o parmakla neyi işaret edeceklerine dair ya bomboş, ya da karmakarışık. Cumhuriyet mitinglerini görünce millet gaza geldi, dev gibi organizasyonda altı çizilebilecek tek mesaj vardı "ulen aslında epey kalabalığız", e napıcak o kalabalık, "atatürk ilke ve inkı.." o ne arkadaş, ilke inkılap dediğin ne fikrin var mı? hadi diyelim biliyosun sindirdin anladın propagandaya sığınmadan iki cümleye dökebiliyo musun? dökemiyosan zerre fikrin yok, sen çık bağır çağır, iç iç memleketi kurtar. dökebiliyosan niye anlatmıyosun komşuna o zaman. ne olacak şimdi? hiçbişey olmayacak. film gibi seyredicez, arada bir gaza gelicez, içlenicez, sonra reklamlar giricek araya, konuyu kaçırıcaz. işimize gücümüze dalıcaz, onu da yalandan yapıcaz çünkü bi gün birisi gelip kurtarıcak memleketi. o birisi gelene kadar ne yapabilirim ki, oy attım, parmağım kapkara daha ne yapaydım. senin attığın gelseydi başa, girseydi meclise ne değişecekti, hiç! Yok efendim o hükümeti yönetecek de ben o zaman cesaret alıp hayatımı, yaşadığım ülkeyi, dünyayı daha güzel yapabilmek için harekete geçicem. haklısın valla, bu kaka politikacılar hiç güzelleştirmiyo hayatını yapacak bişeyin yok, artık bi sonraki seçime, duvara atatürkün resmini as arada bir ağla ona için yandıkça. üstüne kaymak da alır mısın abla? geyik muhabbeti bunlar, herkes işine dağılın.

fair (24 Temmuz, 2007 10:45 Salı)
okuduğum bir köşe yazısından alıntı yapmak istiyorum...
"Demek ki Türk milletinin yaklaşık yarısı, sokakta ve her yerde karşılaşıp konuştuğumuz veya tanımadığımız her iki kişiden biri AKP’den memnunmuş.
Neden böyle olduğu haftalarca tartışılması gereken karmaşık bir olaydır.
Bu demektir ki, işsizlik, yoksulluk, terör, dış politika yenilgileri, haksızlık, adaletsizlik, gelir dağılımı, bizim insanımızın yarısı için sorun değildir.
Esnaf, çiftçi, memur, işçi, emekli, ev kadını, öğrenci...
İnsanlarımızın yarısı durumundan ve ülkenin gidişinden memnun.
Her şey iyi gidiyor!
Milletimizin yarısı oylarını "istikrar" için kullanmıştır ve dört yıl daha her şey daha da iyiye gidecektir.
Örneğin borsa yükseldikçe yükselecek, bu yükseliş milletimize yarayacaktır!
"Demek ki biz uzayda, başka bir gezegende yaşıyormuşuz. Türkiye’nin ve toplumun hiçbir şeyini bilmiyormuşuz! Demek ki insanlar durumdan, gidişten memnunmuş.
Seçim günü uzay gemisinden paraşütle, hiç bilmediğimiz bir ülkeye indik. Burasının Türkiye olduğunu öğrendik. Ülkenin gerçeklerini, nasıl böyle yanıldığımızı da yakında inşallah öğrenmeye başlayacağız!"
İşte böyle!..

sadi (su geçirmez balık) tekin (25 Temmuz, 2007 08:39 Çarşamba)
Emin Çölaşan..

manu (25 Temmuz, 2007 09:39 Çarşamba)
Baykal'ın sözlerinden sonra CHP'ye oy verenler sanırım şu anda küfrediyorlardır. ne demek başarılıyız yüzde 1,5 oyumuz arttı ne demek ya?!

abdulaziz (creaziz) şahin (25 Temmuz, 2007 10:19 Çarşamba)
seçimden önce, sol' du
seçimden sonra, soldu
chp, artık antik sol
ödp,  romantik sol

mezzoalto (25 Temmuz, 2007 10:36 Çarşamba)

manu, inan bana CHP'ye oy veren herkes bu cümlelerin geleceğini gayet iyi biliyordu:)


fair (25 Temmuz, 2007 11:55 Çarşamba)
evet emin çölaşan (biz aramızda ona çöl ajanı da diyoruz:)

mehmet (02 Ağustos, 2007 18:39 Perşembe)
bu arada flickr tarayıcı haberi için videolarımı karıştırırken arada magnetmus'un 2002 seçimleri için yaptığı harika video çıktı karşıma, buyrun tadına doyamayın:

http://www.youtube.com/watch?v=Q72crPvP7IA

Yalçın (settar) Pembecioğlu (17 Aralık, 2007 00:15 Pazartesi)
Koyverme Oy Ver projesi Aydin Dogan Vakfi'nin iletisim ogrencileri arasindan her sene sectiklerine verdigi odulun 19.sunu da kapmis. Tebrik ederiz.

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.