Yorumlar
ARTanubis (12 Mayıs, 2008 17:15 Pazartesi)Hmm cok ilginç gerçekten...
(settar haberi yapıp ilk yorumu da kendi yazar ya özendim ben de:))
Yalçın (settar) Pembecioğlu (12 Mayıs, 2008 17:21 Pazartesi)Allah iyiliğini versin e mi :) tam gergin bir ofis anında güldürdün beni.
Fikir kağıt üzerinde güzel de aklıma 2 sorun geldi hemen. Biri maliyet problemi, diğeri de olası bir kaza sonrası elektrik sistemleri olmadan nasıl açılacağı.
Sitede yazıyor mu acaba bunlar? Bir de tasarımcı bigucular ne diyecek merak ettim doğrusu.
YTSEJAM (12 Mayıs, 2008 17:22 Pazartesi)abi koptum yukarıdaki yorum harika olmuş haaahaha
rakunzell rakkadar (12 Mayıs, 2008 17:31 Pazartesi)(((: ilahi hakikaten!
bunun 'bizde olsa'sı da olsa.. (:
Volkan ATAY (12 Mayıs, 2008 18:22 Pazartesi)arabaların kapıları olmadığında ne kadar çirkin göründüklerini tecrübe etmemize olanak sağladı
ferhat can (12 Mayıs, 2008 19:51 Pazartesi)volkanatay belki de bu kapıların kaybolacağı düşünülerek dizayn edildikleri içindir.
bence çok başarılı. işlevsel olarak çok fazla sorun çözüyor.
ama ben bayadır görüyorum bu kapıları, hala bir ses seda yok. patent sahibi çok mu fazla para istiyor acaba ?
msbekil (12 Mayıs, 2008 21:50 Pazartesi)Hmmmm...Beğendim!!

Uzun vadede tutacağını düşünüyorum. Ayrıca araç estetiğine yeni bir boyut getirecektir. Settar, bahsettiğin probleme karşı mekanik bir opsiyon olacaktır mutlaka. Yalnızca elektronik sisteme bağlı olması yanlış olur zaten. Akü de bitebilir sonuçta.
ARTanubis (12 Mayıs, 2008 22:21 Pazartesi)mekanik olarak nasıl çözülebilir ki?? arabanın altındaki bölmeyi anahtarla açıp çatır çutur kapı mı çıkaracağız??
belki de "yassı paketlere" koyar bagaja yerleştiririz...
dasaaa (12 Mayıs, 2008 22:50 Pazartesi)sütunları kaldırmanın getirdiği zayıflamayı engellemek ve çarpışma anında enerji aktarımını sağlamak biraz pahalı olsa dahi güvenli bir şekilde yapılabileceğini düşünüyorum. zaten ürün tasarlansın mühendislik çalışması elbette yapılır. di mi? sanırım bu fikrin tasarımını satıyor amcam. yani mühendislik kısmı tam anlamıyla çözülmüş değil (güvenlik hede hödö)
ancak "kafadan koparma" yöntemi ile yaklaşırsak hareket mekanizması hariç kalanının kompozit olması sanırım sorunu çözecektir. hele ki carbon fiber gibi bi polimer malzeme ile birlikte kaza esnasında kapının kırılması ve enerjiyi absorbe etmesi sağlanılabilir. veya petek doku bir çelik/alüminyum içerik ile darbe dağıtılır ve darbe geldiğinde kapının açılmasını sağlayacak mandalların kapıyı yanlardan serbest bırakması gibi bir sonuç düşünülebilir.
sanırım bunların hepsi maliyetli çözümler olacaktır fakat daha ucuz, iş gören ve güvenli fikirler de vardır (diye umuyorum)
çok hoş olmuş..
msbekil (12 Mayıs, 2008 23:02 Pazartesi)Artanubis,
işte tasarımcı denen arkadaşlar bu noktada yeniden devreye giriyor, ve sana öyle bir çözüm sunuyor ki "vayy be, ben bunu hiç düşünememiştim" diyorsun. Tasarım böyle bir şey işte, sen yeter ki bagajında yassı paketlerle dolaşma :)
Scar Tissue (12 Mayıs, 2008 23:28 Pazartesi)istanbul trafiğinde çilekeş durumların olduğu malum. bu meşhur trafikte hele biri bir yamuk yaptıysa, feci solladıysa , makas attıysa size , "bak gelmimmm oraya" deyişinide ardına yapıştırıyoruz :D
ardından da bu kapı sistemi ile hızlı bir şekilde inip adamı da şaşırtıp herhalde bir güzel benzetiriz gibi geliyor bana :D
ARTanubis (13 Mayıs, 2008 00:10 Salı)sağol msbekilcim tasarım konusunda aydınlattığın için, iyi oldu boşa taşimiim kapıyı bagajda:))
dasaa süper yorum eline sağlık...
scar tissueda "bizde olsa" olayını mükemmelliğe ulaştımayı başardı, aferin:)
tiryaki (13 Mayıs, 2008 00:35 Salı)bu arada iki kapı aynı anda açılsa ne olacak? bir de bunlar gerçek değil sanırım; bilgisayarda yapmışlar, "ahanda bu benim fikrim" diyor heralde.
kardeşim ben bütün çocukluğumu 2000li yıllarda araba kapılarının yukarı doğru açılacağı hayaliyle yaşadım. kimse benim çocukluk hayalimle oynamasın. hem olmaz bu, esnek bi malzeme lazım ona. sevmedim ben.
hem in bin yaparken paparazziler filan suyunu çıkarır bunun.
mezzoalto (13 Mayıs, 2008 01:40 Salı)yalnız dasaa tam göbeğinden girmiş konuya, polimer, kompozit, çelik, petek doku, enerji absorbsiyonu filan "evet evet bir mühendis konuşuyor değil mi" dedim okurken:) bizim aile de baksa bunları derdi herhalde.. lakin ben petek dokudan sonra koptum, bana bu kavram tek bir şeyi çağrıştırıyor sadece:)))))
tasarıma gelince: özellikle birşeyler yerleştirmeyi kolaylaştırması açısından süper bir çözüm olmuş..
sadi (su geçirmez balık) tekin (13 Mayıs, 2008 02:07 Salı)kapı açılacağı zaman arabanın altının da temiz olması lazım.. bi taş, kaldırımın kenarı vs. gibi bişeyin üstüne geldin mi o kapı açılmaz.
amerikada çok sorun olmayabilir tabi. hiç bir amerikalının arabasını kaldırıma çıkaracağını sanmıryoum parketmek için.
kaza, elektrik arızası vs. durumunda tabi ki bi yolu var bu kapıları açmanın. manuel şekilde içerden müdahale edilebilir diye düşünüyorum. bence sorun bu değil..
burda esas söylenmesi gereken şeyin belki de tasarımın psikolojik yanı, etkisi. neden alternatif kapı açma yöntemlerinin yaygınlaşamadığını düşünmek lazım belki de yüz yıldan fazla bi zaman içinde. tıpkı artık teknolojinin direksiyon olmadan otomobili kullanma imkanı sağlayabilmesine rağmen, insanlığın direksyonsuz arabaya hazır olmadığından uygulamaya geçememesi gibi.
bazı alışkanlıkları, belki de ritüelleri değiştirmek gerçekten çok zor.
sadi (su geçirmez balık) tekin (13 Mayıs, 2008 02:10 Salı)mezzodan ilhamla; belki sıteyşınlarda ve dörtçarpıdörtlerde bagaj kapağı için daha mantıklı olabilirmiş?
fair (13 Mayıs, 2008 10:00 Salı)ilginç ama estetik değil bence.. gerçekten de birtakım alışkanlıkları değiştirmek zor. sgb haklı. kapı görünmeyince bişey eksik gibi oluyor. arabanın arka koltuğunda bisürü şeyini bırakanlar için iyi değil. mesela benim için

ARTanubis (13 Mayıs, 2008 15:24 Salı)sgb çok güzel bir noktaya değinmişsin.. teknoloji olmadığından değil alışkanlıkları kırmak zor olduğu için bazı değişikliklerin yapıl(a)maması çok önemli bir konu.. station'lara bagaj kapısı olarak kullanmak çok zekice.. halk yavaş yavaş alışmış olur..
Yalçın (settar) Pembecioğlu (13 Mayıs, 2008 15:40 Salı)1988'de tanıtılan ve seri üretimi de gerçekleşen
BMW Z1'de bu kapıdan vardı. Türkiye'de de Beşiktaş'ın eski futbolcusu Feyyaz almıştı sanki bir tane koyu yeşilinden.
ARTanubis (13 Mayıs, 2008 15:46 Salı)hiç kapı yapılmasa bile inilip binilebilen bir arabada bu kapı türü "kullanışlı" değil "janjanlı" imajı veriyor:)
abdulaziz (creaziz) şahin (13 Mayıs, 2008 21:22 Salı)bizde olsa akaryakıt reklamı yapılırdı bu araçla ya da sadece kapıyla.
bizde olsa polat abim kullanırdı
bizde olsa gurbetçi yaRenBi lerden biri klibinde kullanırdı.
bizde olsa kapı yalama olur, kapanmazdı.
espirimate (14 Mayıs, 2008 00:50 Çarşamba)bu kapı bizim rajona ters, kavga esnasında sinirli bir şekilde kapıyı açıp inme şansın yok. Bütün karizmayı çizer bu kapı valla, sonra bunun harita cebi de yoktur. Haritayı nereye koyucağım? he ?
Settarcım, z1 süper fantezi bir arabadır, 1989 yazında (tarihini bile hatılarım ) bir alamancının Z1'ine binmiştim. Herif bütün gün arabaya inip binip duruyordu. Şahin S lerin bile olmadığı bir zamanda, nasıl baktığımızı anlamışsındır herhalde
Yalçın (settar) Pembecioğlu (14 Mayıs, 2008 09:53 Çarşamba)espirimate, ben de İzmir Enternasyonal Fuar'ında görmüştüm ilk defa. Duygularını çok iyi anlıyorum :)
gullusum (14 Mayıs, 2008 22:41 Çarşamba)yağmur çamur oldu mu rezil olur döşemeler ayol! içine içine yağıveriri valla sağanak! (içimdeki ev hanımı uyandı tutun beniii)
biz de olsa
biz arabadan inene kadar arka koltukta, canta, torba, bebek ne varsa alıp giderler
yan arabanın sürücüsünde de bu kapıdan varsa feci halde benzetilmek söz konusu olabilir
Imagination (19 Mayıs, 2008 01:22 Pazartesi)hımm çok şık olmuş, bi zarafet katmış bence...
ayrıca arabayı parkettikten sonra kaldırım fazla yüksek olduğu için kapının açılamaması sorunsalını da çözmüş... sıkışık park yerlerinde kendi arabanın kapısını açarken yandaki arabayı çizmemek için çaba harcama ve hatta bazen bu yüzden yarabaya sürünerek binme zahmetini de
ortadan kaldırmış.
ancak benim bu tasarımla ilgili aklıma takılanlar:
mesela soğuk kış günlerinde o kapı açıldığında içerisi buz gibi olur birden... brrr :) (evet çok üşüyen bi insanım :)) ya da yazın klimanın etkisini de yok edebilir bi anda, neyse..
bi de Güllüsümüm yağmur çamur ve arka koltuktakilerin çalınması konusundaki yorumlarına çok katılıyorum...
(evet "granada" bi tasarım görünce dayanamadım yorumladım :P )
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.