Yorumlar
restless (15 Ocak, 2008 12:33 Salı)Çok ilişkili olmasada bana
şunu hatırlattı.
sadi (su geçirmez balık) tekin (15 Ocak, 2008 12:51 Salı)settar benim yüksek lisansta yaptığım proje idi o söylediğin tam olarak; market arabasında direk satışın gerçekleşmesi. muhtemelen bu noktaya geldilerse, o da gerçekleşir, üzerinde çalışıyorlardır.
ferhat can (15 Ocak, 2008 13:01 Salı)tabi bunun sadece elit kentlerde uygulanabilir olması da çelişkisi olmuş.
turkhaber (15 Ocak, 2008 19:25 Salı)evet ben de düsnmüstüm bunu...
ayrica benimkinde yakindaki reyona göre icerik gösteriyordu ekraninda...
Ugur Abi (15 Ocak, 2008 21:30 Salı)Sadece bilgi için ekleme yapayım. "kasa sisteminin de olmadığı, arabanın barkod okuyucusundan geçen ürünlerin bedellerinin kredi kartımdan düştüğü" versiyon üzerine yaklaşık 10 yıldır çalışılıyor. Aslında mevcut teknoloji buna elveriyor. Yaygınlaştırmak (kart kullanıcısını bu sistemin güvenli olduğuna, kendisine kazık atılmayacağına ikna etmek) en önde gelen sorun.
Ayrıca, otomatik fiyatlama ve çıkışlarda kontrol etmenin amaçlarından biri de müşteriye hizmet değil, çalışanların arka kapıdan çıkardıklarını kontrol etmek. 6 - 7 sene önce okuduğum bir makalede, Sainsburry için bu uygulamanın yapılacağı, 150 milyon US$ tutacağı ama başabaş noktasının 2 yıldan az olduğu yazılıydı. Çiplerin ucuzlaması ile bu gerçekleşecek.
mezzoalto (16 Ocak, 2008 02:35 Çarşamba)insan faktörünü bu denli elimine etme çabaları üzüyor beni, ben öyle kasasız, reyon reyon dolaşmadığım mekanik bir alışverişi istemem ki? onun için zaten internet var, hatta internet siparişinde pek çok sebze meyveyi benden iyi seçtiklerine tanık olmuşumdur.. üstelik süpermarketlerin ürün dizilimi-sık sık reyon değiştirmesi filan zaten satılmayanı sattırmak, bilinmeyeni bildirmek üzerine değil mi? neden bir market "sadece listesindekileri sistematik olarak alıp giden" müşteri profili oluşturacak bir sistemi istemeli? yani bunun markete ne faydası var?
ayrıca sepete attığım herşey otomatik olarak düşmesin kartımdan, belki vazgeçicem çıkarken:))) cık sevmedim, ben kasiyer kızın bi yandan sakız çiğnerken bi yandan telefonda nişanlısıyla konuşup öte yandan benimle sohbet edebildiği ve eş zamanlı olarak ürün geçirebildiği market düzenini seviyorum:)
sadi (su geçirmez balık) tekin (16 Ocak, 2008 10:51 Çarşamba)bakkal öneririm sana mezzo :)
birincisi, sadece listesindekileri sistematik alan müşterinin alacakları şimdiki sistemden farklı olmayacak şekilde zaten marketin içinde dağınık olacak (hepsini sen gelmeden önce torbalara koymuyorlar) dolayısıyla sen gene dolaşıyorsun marketin içinde. yani bir nevi elektronik liste, sadece unutmaman için. listede olmayan şeyleri alma iznin hala var allaha şükür :)
ayrıca düşünsene, şimdiki sisteme artı olarak bir de reyonlarda ürünlerin önünden geçerken reklamlarını, tanırımlarını gösterebilecek, hem satış hem ek gelir..
ayrıca marketin tenha zamanlarını düşünme, metrelerce kuyrukların olduğu anlarda senin de kızın elinden telefonu alıp nişanlısına fırlatmak gelmiyor mu içinden?
son olarak da tabi ki istemediğin bir ürünü geri koyabiliyorsun, listenden düşüyor.
Trickster (23 Ocak, 2008 05:43 Çarşamba)normal alışverişin tadını reyonlar arasında kaybolmanın ve ürünleri eline alarak inceleyerek almanın tadını ben daha çok sewiyorum :) hatta bakkal amcayı da :)
Yalçın (settar) Pembecioğlu (23 Ocak, 2008 11:53 Çarşamba)Trickster, ürünler arasında kaybolmak ve bakkal amca arasında bir tercih yap önce, çünkü ikisi oldukça farklı deneyimler :) Bu aleti kullanınca listende olmayan şeyleri alman yasak olmadığı için markette dilediğin gibi gezip istediğin ürünleri elleyebilirsin de ;)
Trickster (23 Ocak, 2008 12:12 Çarşamba)sanırım virgül yanlış yerde oldu. şöyle açıklayayım. hani markette reyonlar arasında kaybolma durumu ve ürünleri elime alıp arkalarını okuma durumu. Şimdi bu durumu biraz daha abartırsak da bakkal amca durumu oluyor :) onun için hatta dedim bunun bir derece üstü bakkal amca yani :) tabii ki ikisi farklı deneyimler :)
Yalçın (settar) Pembecioğlu (23 Ocak, 2008 12:24 Çarşamba)Bakkal amcadan, rahmetli dedemin hesabına yazdırıp, tic tac'in 80'lerdeki Türk versiyonu olan Koska şekerleri aldığım çocukluk günlerimi hatırlattın bana... :)
Trickster (23 Ocak, 2008 12:56 Çarşamba)aynen budur :) 30larına yaklaşan her Türk gencinin en sewdiği muhabbetlerdendir. Akide şekeri, şokella, leblebi tozu, gazoz, turbo sakızları ve daha tonlarca şey ayrıca herşeyin her bakkalda olmaması da güzel birşeydi bence :) Hayatımızın bu kadar kolaylaşmaması ve böyle şeylere zaman harcamak herhalde daha güzeldi. Bunlar bile bir sosyalleşme vasıtası idi :)
mezzoalto (24 Ocak, 2008 10:52 Perşembe)o dediğini ben hala yaşıyorum settar, aynı apartmandaki 24.cü yılımız, ve apartmanın karşısında o bakkal da 24 yıldır duruyor.. ahmet amca gitti oğullara bıraktı, hepsi hala "laz bakkal" -ama harbi lazlar yani, mercimeğe "mersimek" diyen cinsten- ve hala veresiye defterimiz var.. üstelik sevinç bakkaliyesi para bozarken mızıldanmayan, hatta "yaa taksiye param kalmamış 10 ytl alabilir miyim" diyebileceğin, mebzul miktarda şaşkınlığı da bünyesinde barındırmasına rağmen olmasa ne yaparım bilemediğim bir şey oldu benim için sırf o rahatlık nedeniyle bile taşınmayabilirim.. o dediğin kasiyer kız da aynen bizim mahalledeki orta sınıf market zincirinin kasiyeriydi, kimse de kafasına bişi atmazdı senem'in çünkü her halükarda tanıdığım en multi-tasking insandı, telefonla konuşmazken ondan daha verimsiz çalışan kasiyerler gördüm "devasa market zincirlerinde"..
ben insan faktörünü seviyor, trickster'e katılıyorum ve o koska şekerleri malatya pazarı'nda bulabileceğinizi de ekleyerek sözlerime son veriyorum:) hala varlar:P
mezzoalto (24 Ocak, 2008 18:31 Perşembe)yok ağlama yav, pis media cart demioruz ki, daha geleneksel metodları seviyoruz sanırım sadece.. media cart o kadar da korkunç bişi deilmiş, ben kasiyersiz sistem istemiyorum sanırsam,ama arabada bi yandan barkod okusun, ürün fiyatı hakında net fikir versin, bi yandan reklam izletsin filan olur yani.. ama beni avare edebilir böyle bi sistem, kendimi "aaa ben bunun reklamını çok seviyorum yahuu" diye bir rafı bloke ederek reklam izlerken bulabilirim, kasiyer yerine benim kafama atılabilir bişiler:) bi yandan da çocuk oyalayıcı olarak da iyi olabilir tabi:)
sadi (su geçirmez balık) tekin (25 Ocak, 2008 02:09 Cuma)yok ben duygulandım o bakımdan..
ayrıca her medya kendi reklam tarzını oluşturur.. sana o ekranlarda tv reklamları göstermeyeceklerinden eminim.. :)
sadi (su geçirmez balık) tekin (13 Kasım, 2009 14:43 Cuma) uygulama geliyor demek içinbence henüz çok erken.. üzerinde çalışıyrolar.. daha bunu marketlere satmanın yolunu bulacaklar da ikna edecekler de falan filan.. migroslardaki kasiyersiz kasalar bile hala yardımsız kullanılamıyor.. :)
Yalçın (settar) Pembecioğlu (13 Kasım, 2009 15:04 Cuma)en azından butik zincir marketler fark yaratmak için deneyebilir. migros'a giremez ama real'e girerse rekabet avantajı yaratabilir.
yoksa market aldığımız şeylerin toplam bedelini son ana kadar bilmememizi tercih eder daha çok mal satabilmek adına.
phoenixia (26 Aralık, 2010 02:16 Pazar)böyle bir haberimiz var mıydı?
ya da migros-iphone işbirliği ile barkodtan migros fiyatını öğrenebildiğimiz
buna benzer bir haber?
Yorum yapmak için
- sisteme
kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan
giriş yapabilirsiniz.