Anasayfa

4686_9983.jpg Resimleri
 

Anadolu Sigorta - Köstebek Tahir & Sincap Necmi


Pin It
Anadolu Sigorta'nın Köstebek Tahir ve Sincap Necmi reklamlarını, Kristal Elma sinema kategorisinde gördüm. Pek beğendim, saygı duydum, hayran kaldım.

Oyuncular, müzik süper!






Ajans: TBWA
Prod: Depofilm, Burçak Bakla, Ender Sevim
Yönetmen: Eralp Vardar
D.o.p: Özgür Eken
Online: 1000Volt
Telecine: James Norman, 1000volt
Kurgu: Artun Topçudere
Müzik: Mert Tünay
Ses: Erkan Cigit
Cast: Meltem Gemici, Depofilm




Kategoriler: reklam
Etiketler: Anadolu Sigorta

Pin It

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar


Yalçın (settar) Pembecioğlu (26 Mayıs, 2009 13:52 Salı)
Ajans: TBWA
Prod: Depofilm, Burçak Bakla, Ender Sevim
Yönetmen: Eralp Vardar
D.o.p: Özgür Eken
Online: 1000Volt
Telecine: James Norman, 1000volt
Kurgu: Artun Topçudere
Müzik: Mert Tünay
Ses: Erkan Cigit
Cast: Meltem Gemici, Depofilm

Yalçın (settar) Pembecioğlu (26 Mayıs, 2009 13:53 Salı)
Eralp eski bigucu bu arada :) Buradan tekrar tebrik etmek istiyorum kendisini, filmler gerçekten çok iyi.

sena (kudra) çınar (26 Mayıs, 2009 13:59 Salı)
 çok eğlenceli yapmışlar gerçekten... bi o kadar da farklı olmuş bakalım ödül alıcak mı...

cleanclothes (26 Mayıs, 2009 14:05 Salı)
jingle mingle mert tünay'ın kattığı brooklyn funk lezzeti de olayı dolapdereden çıkartıp universalleştiriyor ki olay öyle bi olay... filmin iki versiyonu da, yönetmenin senaryoya nefis katkılarıyla pırıl pırıl parlamış...

cleanclothes (26 Mayıs, 2009 14:16 Salı)
bir de şu var... sucukları tavada cızır cızır kızartıp üzerine sapsarı yumurtayı kıranlar için, bunu bulabilen var bulamayan da var tartışması yapılan bir bakış mevcutken...

gün döndü hırsızların iyice hero oldukları bir hal oldu... artık tüketiciye birşey yap yapmalısın yap yap yap yapmazsan nolur bak gibi kafasına gözüne vuran taktikten uzaklaşılmaya başlandı; bu iyi...

olayın faili hırsızları herolaştırmak tüketiciyi yeterince irrite ediyordur, ben irrite oluyorum her defasında... fakat hırsızların kendi gözünden bakılabilirse empati anlamında... ve sosyal sınıfları da bu bakış sırasında dikkate alınırsa... yeterince gaz verilmiş de oluyor sanırım bizzat kendilerine ve ekiplerine...

geldi yine yaz ayları... şunun şurası 2-2,5 haftaya tüm okullar kapanır, sınavların bitmesiyle en fazla 3-4 haftaya şehirler yine boşalır... kapılar kilitlenir herkes gider yazlığa... şeehirde kalanlar da sıcaktan zaten camlar açık uyurlar... işte reklam yapılacak en güzel zaman...

lokum gibi bir strateji üzerinden gidiliyor çok beğeniyor ama bir o kadar da irrite oluyorum... sucukta olduğu gibi sigorta yaptırabileni var, yaptıramayanı var... yaptırmak lazım çünkü fırtına geliyorum diyor...

iyi seyirler...

dmode (26 Mayıs, 2009 14:42 Salı)
daha dün düsünmüstüm su filmleri bulsam da eklesem diye..cok basarılı, etkili ve filmin her anında sigorta olayını hatırlatan reklam..tek bir problem var oda hırsızlık cok güzel, havalı rahat para kazanılan bir istir..yani sigorta kesin yaptırın ama hırsızlığı da kötü görmeyin gibi olmus..

karaasa (26 Mayıs, 2009 14:43 Salı)
sonunda ikisinin karşılaşması çok iyi olmuş birde sokak jargonu çok gerçekçi



nick (26 Mayıs, 2009 14:48 Salı)
hirsizlar fazla sepmatik olmus, heheh, abi yap sigortani iste, biz de vicdan yapmadan takilalim baba gibi.  2 reklam daha izlesem gdip ben vericem anahtari herife.. heh.

Ancak reklam  Anadolu sigortanin degil, sigorta sirketlerinin reklamini yapiyor.


sadi (su geçirmez balık) tekin (26 Mayıs, 2009 14:49 Salı)
 harika reklamlar.. üstelik ev sigortası o kadar ucuz ki.. inanamazsınız.. yaptırmadığınıza değmez.. 


cleanclothes (26 Mayıs, 2009 14:56 Salı)
nick; komili'nin "zeytinyağı bir tabiat mucizesidir. demesi, kendine yontmaması unutulur değil yıllardır... ortaya söylemek herkesin sebeplenebileceğinden gram endişe etmemek pazar lideri edasıdır... anadolu sigorta pazar lideri mi bilmiyorum... bu da biraz öyle sanırım, oldukça cesaretli...

sadi (su geçirmez balık) tekin (26 Mayıs, 2009 15:48 Salı)
 ayrıca yıllar sonra ilk defa adam gibi bir reklam yaptılar ki arabadan inip şakır şakır göbek atan ailenin izlerini üzerimden atabilmiş değilim.. 

dozdenoir (26 Mayıs, 2009 16:18 Salı)
Buram buram guy ritche kokan enfes işler... O çekti deseler yerdim. Işık ton efektler güzel. Cast ise şahane tek başına gidiyor. durup durup izliyorum. Küfür içermeden argonun en iyisini yapıyorlar. Anadolu gençleri çok iyi yakalıyor.

dozdenoir (26 Mayıs, 2009 16:28 Salı)
he burada müzik biraz fazla benzemiş gibi geldi bana...
snatch soundtrackten geliyor Cross The Tracks(We Better Go Back)

story (26 Mayıs, 2009 16:34 Salı)
Bayıldığım reklam !! çok sevdim, her gösterildiğinde sonuna kadar izliyorum..ayrıca oyuncular çok iyi , mimik ve tavırları çok başarılı...

buraKargın (26 Mayıs, 2009 16:49 Salı)

Gerçekten 10 numara filmler olmuş. Kime sorsam bu filmi hatırlıyor ve sonuna kadar izliyor. Tipler bana ayrı ayrı Aynalı Tahir ve Fırlama Necmi'yi hatırlattı :) Aynı sokaklarda dolaşmaları ve farklı hırsızlıklar üzerine yoğunlaşmaları da iyi kotarılmış. Bakalım çelik kapı firmaları ve alarm sistemi şirketleri bu duruma ne diyecek. Çünkü reklamda sen ne kadar korursan koru hırsızlar bir yolunu bulup evine ya da arabana girecekler diyor. İyisi mi sigorta yaptır, kafan rahat olsun. Rakiplerini bilmiyorum ancak ödül alır, almazsa başarı belgesi alır. Neden sinema kategorisinde yarışıyorlar, onu anlamadım. Ne güzel TV'de sigortacılık ve diğer finansal hizmetler kategorisinde kıyasıya çekişme olurdu. 


Aygül Pembecioğlu (26 Mayıs, 2009 16:57 Salı)
buraKargın belki tv'de de vardırlar, ben henüz 1. dvd'nin ortasındayım :))

Tüm kategorileri izlemedim.

buraKargın (26 Mayıs, 2009 17:07 Salı)
Hmm, birden fazla kategoride aday olunuyor mu viki? Aynı filmle ikisini de alırsa abes olmaz mı biraz?

jeyar (26 Mayıs, 2009 17:18 Salı)
 çok başarılı, oyunculuk çok çok iyi.
İnsanlar bir reklamı severlerse onun markasını gayet net hatırlıyorlar bence. 

cemgul (26 Mayıs, 2009 17:36 Salı)
bence de çok eğlenceli reklam ama hangi sigorta olduğunu maalesef hatırlamadım.

"hani şu sigorta reklamı var ya..." şeklinde bahsediliyor.

mezzoalto (26 Mayıs, 2009 18:34 Salı)

ben bu reklamın sincap necmi versiyonunu tvde 3 kez yakaladım, üçünde de ne dediklerinden bir kelime bişi anlamadım, fazla hızlı konuşuyorlar, ve arkadaki müzik çok bastırıyor konuşmayı.. alarm, kilit, kapı vs gibi seçebildiğim kelimelerden yola çıkarak bir sigorta reklamı olduğunu tahmin etmek mümkün elbette, lakin araba alarmıyla kolbastı oynuyoruz noktasında "höh!" diyor insan, hırsızın mal sahibiyle dalga geçmesine bir güzelleme de olmasın yani di mi.. bir de hiçbir şey sigorta şirketlerine güven duymamı sağlayamayacak sanırım.. okuduğum, dinlediğim hemen tüm hikayeler sigortacılığın "naapsak da zararınızı tazmin etmesek, para bize kalsa" üstüne kurulu olduğunu söylüyor, bu algıyı kırabilecek bir reklamı da nasıl çekerler bilemiyorum..


Yalçın (settar) Pembecioğlu (26 Mayıs, 2009 18:55 Salı)
Mezzo, bankalar da para dağıtmak için değil, gelir elde etmek için varlar. Ama hizmetlerini kullanıyoruz. Kredi kartı borcundan sorunlu olanlara sorarsak bankacılık düzeni de onları soymak için yapılmıştır. Oysa o kartların limitlerini kullanıp kullanmamak birey tercihi. Sigorta yaptırırken de pirimleri olabildiğince küçük tutup sonra bir kaza olduğunda "aa" demek garip geilyor bana. Sigorta şirketi de diğer tüm şirketler gibi kâr etmek için var, sosyal kurum değil ki? Ayrıca özellikle otomobil kazalarında kaskoların nefis bir şekilde ödeme yaptığını biliyorum. Kazayı yaptığında raporu alıyorsun, kalan işleri servisle sigorta acentası hallediyor. Ev sigortaları hakkında bilgim yok.

sertanarig (26 Mayıs, 2009 20:39 Salı)
 supper ya bayıldım özellikle "aaa ama hırsızlara yol gösteriyo" denmiyo espiriler çok güzel hazırlanmış ama hakikaten ben de baktım o kadar anadolu sigorta logosuna da sonuna inip yorum yazana kadar aklımda kalan sadece sincapın alarm çalarken oynamasıydı :) sanırım reklam 3. ye etkisini gösterir :P

bella donna (26 Mayıs, 2009 21:01 Salı)
Ne hikmetse bir saatte kaç araba soyabilir misiniz türevi olan soruyu işittiğim an Anadolu Sigorta olduğunu anladım ve bu kadar kolay tanımış olmaktan ötürü direkt sevdim 8)

mezzoalto (27 Mayıs, 2009 00:46 Çarşamba)
settarcım bu bankacılıktan oldukça farklı bi çalışma alanı -ki bankalara veya kredi kartlarına güven duyduğumu da söyleyemeyeceğim, insanların boşluklarından yararlanma eğilimine sahip kurumların -mesela saçma sapan koşulları 5 puntoyla ve anlaşılmaz dille yazıp, 3 saniyede imzalatıp sonra da sözleşmemiz var diyen kurumlar- hiçbirine güvenmiyorum.. yine de kredi kartı kullanırken sigortadan daha fazla kontrole sahip olduğumu hissediyorum.. kar amaçlı olmak başka, sömürü amaçlı olmak bambaşka birşey.. ben zaten bedavaya hizmet dağıtsınlar demiyorum, ama ödenen paranın karşılığının alınabildiğine inanmıyorum.. eğer o küçük primlerle yapılan sigortalar hiç bir işe yaramayacaksa o zaman bankalar ve benzer kurumlar "bakınız azzıcık primle size "yaşam" sigortası, "kaza" sigortası" yapıyoruz, süpper olanaklar sağlıyoruz" demesinler..

geçenlerde annemin ev kredisi alırken gaza gelip salt kendisine değil hepimize yaptırdığı yaşam ve kaza sigortası poliçesi geçti elime.. özetle poliçeyi okuduğumda bende uyanan duygu "çok spesifik koşullarda ölür veya sakat kalırsam para alabilicez sanırım"dı.. geçen sene kurumsal olarak hizmet aldığımız sağlık sigortası kurumu, beni şişman olduğum için sigortalamayı reddetti mesela, ki tamamen bedava olmayacaktı zaten bana, primleri kısmen ödeyecektim ve ödemem gereken meblağ hiç de küçük değildi.. ama o bile yetmedi sigorta şirketine, ve bana biraz daha fazla prim koşuluyla sigorta almamı dahi önermediler.. hayatta kilomdan dolayı kendimi aşağılanmış hissettiğim 2-3 enstantane varsa biri de odur.. otomobil kaza sigortaları daha standart bir sistematikle çalışıyorlardır belki bilemem.. ama geçenlerde sigortacı bi arkadaşla bireysel emeklilik üzerine konuşurken vardığımız -onun da maalesef onayladığı- nokta sigorta şirketlerinin genel anlamda para vermemek üstüne kurulu olduğuydu, öyle koşullar giriyor ki işin içine "pes" dedirtiyor insana..

çok dolmuşum kusura bakmayın, uzattım gene..

kagan (27 Mayıs, 2009 08:28 Çarşamba)
Borani, sözünü ettiğin filmin yazarı benim. 1994 Kasım-Aralık'ta yayınlandı, 7. Kristal Elma'da ödül aldı film. Artık ortada ne Emek Sigorta ne de Terra Nova var, onun için de Anadolu Sigorta filmine ses çıkaran yok. Bence benzerlik rahatsız edici. Ama artık herkes kanıksadı işlerin biri birine "benzemesini". Buyrun burada izleyin. www.youtube.com/watch

nick (27 Mayıs, 2009 09:25 Çarşamba)
aha fikir gayet arakmis.

Hatta Emek sigortanin reklami cok daha basarili.  Hirsizlar hirsiz gibi en azindan, reklamdaki adamlar film karakteri degiller, hirsizlar bildigin ...  Bahsi gecen mevzu, reklami izlerken arabami calanlarla gobek atmak yerine beni tedirgin ediyor. Emek Sigorta logosu da super bir zamanlama ile  cikip gayet de aklimda kaliyor.

Gec bir tebrik gonderiyorum buradan Kagan' a..
Asife edelere de ayrieten tesekkur.

miss impossible (27 Mayıs, 2009 10:18 Çarşamba)
Hatta aynı zamanda hırsızın konuşması fikri, Anadolu Sigorta konkurunda başka bir ajans tarafından sunulan bi fikir. Tamam, bazen böyle piştiler olabiliyor habersiz.
Ama...
Her 5 dakikada bir şu oluyor, her iki saatte bir bilmem kaç ev soyuluyor istatistikleri de aynı sunumda yer alıyordu...
Enteresan... Konkur fikirleri tescil mi ettirilmeli acaba sunuma gitmeden önce????
Konu hırsız filmi ve sigorta olunca da ayrıca bi garip...


dozdenoir (27 Mayıs, 2009 10:25 Çarşamba)
Abbow film cidden aynı çıktı. Sadece prodüksyon zengini çıktı - ki müziği de arak snatch soundtrack'inden.
E ne olduk şimdi... ne diyeceğiz...
öncelikle Kagan'ı tebrik ederim. Bu işlere itiraz edilmezse ödül alır yeniden.  Boroni ve Tbwa arasında kıyasıya bir maç var gibi... bu sefer borani şık bir gol attı...

cleanclothes (27 Mayıs, 2009 10:38 Çarşamba)
bu konularda türkiyede sadece güzellik kraliçelerine verilen taç, gerçekler yarışma sonrası da ortaya çıksa geri alınıyor...

http://www.kristalelma.org.tr/ diyor ki itirazlar için son gün 25 mayıs pazartesi... bu tarih çizelgesi ödül törenin 16 haziran gecesi yapılabilmesi için yapılan bir programdır... bağlayıcılığı vardır ama yoktur... 25 mayıs tarihi geçtiyse artık herşey mübah değildir...

bugün 27 haziran oldu bile diye; 25 haziran artık tarih olarak geride kaldı ve giderek daha da geride kalacak diye... sektördeki tüm bu benzerlikler, alafortanfuniler, esinlenmeler, farkında olmadan ezberden taklitler, alıp bozup versiyon yaratmalar, çalın ama belli etmeyin diyen kreatif direktör efsaneleri yaşamaya devam edecek... bu bir bayrak yarışı, kim kimin yanında çalışıyorsa onun ahlak değerlerinden etkilenecek...

kreatif bölümde çalışan nice insanlar biliyorum ki; etraf kendi ajansı hakkında feci şeyler konuşuyorken, içerisinde olmanın verdiği manipülasyon ve vefa ile duymazdan gelebiliyor tepkisiz kalabiliyorlar... ta ki o manipülasyondan kurtulana kadar... kurtulamayanları da var...

joe bunu yaptıysa biz de yapabiliriz; http://www.joelapompe.net/

bigumigu'daysak ve fikrimizi burada paylaşabiliyorsak... çakmaları da paylaşabileceğimiz bir www.chak-ma.com neden yaratılmasın...


Aygül Pembecioğlu (27 Mayıs, 2009 10:42 Çarşamba)
cleanclothes joe'nun mantığında ohadiyorum.com da afişe ediyorduk bir ara çok fazla çalıntı iş gelince bigumigu'ya ;))

Dur hatta güncelliyim ben ohadiyorum'u :)


cleanclothes (27 Mayıs, 2009 10:52 Çarşamba)
söz uçar, yazı kalır... yazı uzun olur okunmazsa, resim kolaydır hep... ohadiyorum...süpermişsiniz...:)

jeyar (27 Mayıs, 2009 15:31 Çarşamba)
 'çakma' 'çalıntı' 'esinlenme' hassas konular...
bazen de gerçekten aklın yolu bir olabiliyor. (lütfen hemen saldırmayın) tamam bilgi çağı ve pek çok işe ulaşmak mümkün ama her şeyi takip etmek de mümkün değil. biz de bir ilanımızı çekmek zorunda kaldık mesela kristal elmadan ve itiraz edilen işi hayatımızda görmedik. (bizden 6 ay önce yayınlanmış) yaftalanmamak için geri adım atıyorsun mecburen. 

anadolu sigortayı yapanlar da 10 yıl öncesinin işini hiç bilmiyor olabilirler. kristal elma almış bir işi bilmeleri gerekir miydi? en azından kreatif direktörlerinin evet.

miss impossible (27 Mayıs, 2009 16:38 Çarşamba)
 jeyar.

böylesi piştiler olabiliyor zaten. bilenin, farkedenin itiraz etmesi gerek sadece.

massattack (27 Mayıs, 2009 17:04 Çarşamba)
Öncelikle kagan sizi tebrik etmek isterim. Ellerinize sağlık. Bu habere post göndermek için özellikle bekledim çünkü nedense böyle bir şey çıkacağını biliyordum. Hatta bazı dış kaynaklı reklam sitelerinde biraz mesai de harcadım. "Çakma" diyemeyeceğim ama ana hatlarıyla soyguncuların, hırsıların ağzından yazılmış metinlere rastlamak mümkün.

Anladığım kadarıyla artık bir itiraz için de geç kalınmış. Ama THY işindeki gibi sağlam bir tepkiyle belki de "takdir, hak edene" yani kagan'a verilebilir. Bu arada bir kez daha tebrik etmek istiyorum kagan'ı, borani çıkıp da bahsetmeseydi belki de hiç konusunu bile açmayacaktı. Mütevazilik büyük bir erdemdir diye düşünüyorum.

@mezzoalto
Yazdığınızı okudum ve çok sinirlendim. O şirketin adını afişe etmelisiniz. Böyle bir şirket politikası hala mevcut olamaz günümüzde. Benim kız kardeşim de kiloludur. Hatta bu konuda hassastır bile diyebilirim. Eğer böyle bir uygulamayla karşılaşsaydı çok ağır bunalım yaşayabilirdi. Bunun peşini bırakmayın derim.

Her kilolu insan potansiyel kalp hastası ya da şeker hastası değildir. Eğer sigorta talebinizi sağlık durumu bahane edilerek geri çevirdiyseler derhal tam teşekküllü bir sağlık merkezinden rapor alıp firmayı dava etmenizi tavsiye ederim. Kişisel tazminat olarak değil, sosyal sorumluluk olarak görün bunu lütfen. Kaldı ki kişisel olarak da düşünebilirsiniz, bu sizin en doğal hakkınız.

mezzoalto (27 Mayıs, 2009 17:36 Çarşamba)
massattack teşekkürler, biraz bağırdım çağırdım filan ama sonuçta ortada kurumsal bir anlaşma söz konusu olduğundan, kurumu da zor durumda bırakır mıyım diye düşündüğüm için -o vakitler naif bir biçimde kurumsal aidiyete sahiptim, sağolsunlar müteakip süreçte onu da yok ettiler- üstüne gitmedim, zaten kurum da bu sene başka bir sigorta şirketiyle çalıştı ama inan başvurmayı düşünmedim bile, bu sene benzer bir muameleyi kaldıramayabileceğim için sanırım.. keşke geçen sene ruhen ve fiziken kendimi daha sağlıklı ve mutlu hissettiğim dönemde dediğini yapsaydım, aklıma gelmedi doğrusu..

massattack (27 Mayıs, 2009 17:38 Çarşamba)
En azından emsal olurdu diye düşünüyorum mezzo.

mezzoalto (27 Mayıs, 2009 17:43 Çarşamba)
haklısın, ama çok zaman geçti üstünden.. öte yandan tekerlekli sandalye kullanmak zorunda olan bir engellinin engellilere uygun bir otobüse binmek için orta kapının açılması talebine "seninle uğraşamam şimdi, engelliysen otur evinde" diyen otobüs şöförüne karşı açtığı davayla 2 yılı aşkın bir süredir uğraştığı düşünülecek olursa, bu ülkede bişilerin birilerine emsal olması çok da kolay ve olası değilmiş gibi duruyor..

massattack (27 Mayıs, 2009 17:47 Çarşamba)
Ama en az o otobüs şoförü kadar suçlu olduğumuzu biliyorsun değil mi? Destek için ne yapıyoruz. Kurumsal platformlarımız yok. Komünitelerimiz yok. Birlikten kuvvet doğar ilkesini uygulamaya çevirebileceğimiz hiçbir nokta yok. Sadece engellilerin kendi içlerinde yaşatmaya çalıştıkları bir kaç tane girişim var. Bu kadar reklamcı, reklam yazarı, yaratıcı ekip, desinatörüz ama gerilla yapmıyoruz. Aslında sosyal platform deyip durduğumuz bu yerleri daha efektif kullanabiliriz.

Şu anda aklıma bir site fikri geldi. Yapmaya da kararlıyım. =)

nick (28 Mayıs, 2009 08:27 Perşembe)
Mezzo aslinda mass dogru der, ileride sigorta olayina girersen, illa ki avga et. Sigorta sirketlerinin kendilerini koruma amacli olarak hasta insanlara yuksek prim uygulamasi yeni degil ama potansiyel ya da olasilik hesabi cok abes.

misal ben diyabetim diye, essek prim cikarttilar bana, iyi de kardesim, diyabetime nasil baktigimi  ettigimi biliyor musun? gerek sismanliktan, gerekse diyabetten olsun, hasta gecmsinde alakali bir komplikasyona ya da, alakali bir hastaliga sahip degilse, o zaman neyin hesabini yapyorsun cakal?

konuya donersek; bizim sirket de tbwa ile calisiyor, bazen cok sisirme isler geliyor, tabi holdinglerde  pazarlama departmanindakiler, reklamdan grafikten bi haber adamlar olunca yedirmek kolay oluyor.

bir de sunu gordum, sayet bi ajansta amerikan aksanli dublaj turkcesi ile konusan kreatif hatun varsa, o ajans tirttir... hic sasmadi valla. :)

@Jeyar;

kusura bakma ama, hepsini takip etmek zor, o yuzden pisti olduk hikayesini ben pek kabul etmiyorrum, basili ilanda cok fazla urun var, takip etmek cok zorlasabilir, ama tv reklami daha farkli, 80ler reklamlarini bilmeyen bir ajans olmasin.

Kaldi ki bu konuda patent ofisi benzeri sirketlerden destek alabilirsiniz, bizim sektorde var, reklamcilik sektorunde de illa ki vardir. Abarttigin kadar zor ve icinden cikilmaz bir durum degil kisaca..


kagan (28 Mayıs, 2009 10:41 Perşembe)
Konu tartışılmaya devam ediyor. Bir iki ekleme yapayım dedim.

Kristal Elma itiraz süresi geçmiş olabilir ama jürinin bu işi değerlendirme dışı bırakma yetkisi var. Bir jüri üyesinin itirazı yeterli. Ben bir-iki yıldır reklamcılık dünyasından iznimi almış olduğum için ulaşabilir miyim bilmiyorum ama çevrenizde jüri üyesi varsa bu benzerliği ilgilerine sunun.

Nick'in kreatif kişiyle ilgili saptamasına bir ekleme yapayım. Yaratıcı yönetmenin üstlenmesi gereken pek çok görevden  birisi de "ajansın hafızası" olmaktır. Eğer yönetmesi kolay diye veya başka nedenlerle çoluk çocuğu general yaparsanız; dünyanın nereden gelip nereye gittiğine dair bir fikriniz olamaz. Günlük cinliklerle günü kurtarmaya çalışırsınız.

Hadi diyelim bu benzerlik iyi niyetli; ama  o zaman da özrünüz kabahatinizden büyük. Tanımadığın bir sektörden müşterin varsa aç Kristal Elma arşivini hangi işler yapılmış öğren.

Ama ben iyi niyet olduğunu hissetmiyorum ve Kristal Elma arşivinin bu vakada başka niyetle kullanıldığını düşünüyorum.

cleanclothes (28 Mayıs, 2009 10:52 Perşembe)
 mümkün mantıklı ben deniyorum bu yolu... her ne kadar jüride i. gürpınar da olsa bile...

ironique (28 Mayıs, 2009 13:49 Perşembe)
Netice itibarıyla tbwa bu filmlerle kristale katılıyorsa zaten bir fiyasko söz konusu değil mi?

Bahsi geçen Emek Sigorta filmi zaten 1995 yılında kristal elma almışsa ve yarışma komitesi tarafından reklamlar özgünlüğüne göre değerlendirmeye tâbi tutulmuyorsa ne diyebiliriz ki!

Aygül Pembecioğlu (28 Mayıs, 2009 15:48 Perşembe)
DVD'lerde ilanlarını da keşfettim! (hala tüm dvdleri izleyemedim, artık ileri sararak gidiyorum :P)

Buyrun Anadolu Sigorta ilanları:






Giant_Robot (28 Mayıs, 2009 17:29 Perşembe)
 @viki

Bu ilanlar hırsız filmlerinin ilanları değil.
Kobi filmlerinin ilanları (balıkçı, patatesçi)

afrasyabb (28 Mayıs, 2009 17:33 Perşembe)
Eğlenceli bir reklam filmi fakat yine de hırsızların bey olarak anılarak yaptıkları işleri sempatik bir şekilde gösterilmesi bu işi yapanları yüreklendirmesi bakımından düşündürücü buluyorum.

cleanclothes (28 Mayıs, 2009 20:08 Perşembe)
kristal elma itiraz jürisi; anadolu sigorta hırsız kampanyasına legal itiraz süresi dahilinde itiraz edilmiş...

fakat ajanstan gelen cevap; benzetilen emek sigorta işlerinin 94-95 yılları gibi yayında olduğu ve o tarihlerde anadolu sigortayı yapan ekibin portakalda vitamin olduğu...

ve hatta ajansın CD'nün bile sektöre 99 yılında katıldığı cevabı oldukça tanıdık geldi bana...

bu potakalda vitamindi metaforu yine bir PC kampanyası ile olmuştu "her eve bi PC" başlığının pisipisi resmiyle birleşmiş halinden yapılan lay out'un aynısı yine yapılmıştı yıllar sonra...

ve aynısı var denildiğinde de "- o ilan yayınlandığında ben askerdeydim" cevabı gelmişti... :))

başarı belgesi verirler bu tip durumlarda, sus payı olarak...
niyeyse...

konu benim için kapanmıştır...




nick (28 Mayıs, 2009 20:32 Perşembe)
ahaha kristal elma da chakma cikmish heheh.

ister portakal ister vitamin. suresi mi var bu isin ?

Giant_Robot (29 Mayıs, 2009 00:56 Cuma)
Böyle bahane mi olur? 95de yayınlanmışsa ne fark eder..
film aylardır kristal elma arşivinde online olarak bulunuyor:
http://www.kristalelma.org.tr/arsiv_detay.asp?kazananID=657

Böyle saçma bahanelerle bu filmi diskalifiye etmemek Reklamcılar Derneğinin ayıbıdır...

mezzoalto (29 Mayıs, 2009 00:59 Cuma)
demek ki neymiş: doğum yılınıza yakın bir reklamı retro metro ayağına aynen kopyalarsanız, o kopyalamaktan sayılmıyormuş.. süper fikir, o zaman böyle böyle ben bile reklamcı olabilirim sanırım, iş sağlam internet taramasına bakar:) hem 45bin tl de istemem, onda birine yaparım, buradan reklamcılar derneğine selam ederim;)

massattack (29 Mayıs, 2009 10:26 Cuma)
Yakinda bir reklam cekecegim. Uludag gazozlari icin olabilir mesela. Gazozu icen sevimli bir cocuk var, pipetle tum siseyi bitirecek, sonra da son damlayi da alabilmek icin daha cok hupletecek, sonunda da blop diye sisenin icine giriverecek.

Tutar mi? Odul alir miyim?

Aygül Pembecioğlu (29 Mayıs, 2009 10:31 Cuma)
İlanlar haklısınız bu işin ilanları değil (geç yanıt dönüyorum özür). Yeni haber eklememek için buraya eklemiştim :))

Aygül Pembecioğlu (29 Mayıs, 2009 10:35 Cuma)
Mass, "10 yüz baloncuk yuttum" da diycek mi? :)

igor mortes (29 Mayıs, 2009 11:43 Cuma)
Nedense daha önceki işlerde "Hırsızlık bu" diye ortalığı birbirine katan cemgül jeffparadox burakbirer gibilerinin sesi çıkmıyor. yoksa konu "tamamen duygusal" mıydı:)

exit (30 Mayıs, 2009 10:13 Cumartesi)
Emek Sigorta reklam filmi yayınlandığında portakalda vitamin olabilirsin. Daha önce yapılmış olabilir mi diye araştırmak aklına gelmemiş de olabilir. Tüm iyiniyetimizle bunlara eyvallah... Ama böyle bir şey ortaya çıktığında tamam, bu iş önceden yapılmış, biz portakalda vitamindik, bilmiyorduk, yapan abilerimizin aklına sağlık, biz de işimizi çekiyoruz demek yerine ya biz portakalda vitamindik kardeşim nerden bilebiliriz ki, hem bizim kreatif direktörümüz bile 99'da girdi sektörü demek nasıl bir savunma anlayışı oluyor.

Fikri gerçekten kendileri bulmuş olabilirler.  Gerçeği ne yazık ki işi yaratan ekip dışında kimse bilemeyecek. Ama hiç olmazsa dürüst davranıp daha önce bu kadar benzeri yapılmış bir işi yarıştırmak doğru olmaz, noktasına kendi kendilerine gelebilseler, o zaman samimiyetlerine inanılır hale geliriz.



Uğurkan (GoDLESS_FroG) Hafızoğlu (08 Haziran, 2009 07:02 Pazartesi)
İlk defa bir çalıntı fikir durumunda bigucanlara katılmıyorum.
Ortak nokta ne fikirlerde?

1 - Konuşan bir hırsızımız var, ve konuşanlar hırsız olduğu için konumuz ne kadar kolay soyabildikleri.
2 -  yok.

Birinci film ( kronolojik olarak  ) 94 yılında ve -kimse alınmasın ama- kötü. daha sigortacılık sistemi yerleşmemiş bir toplumda sigorta'nın ne işe yaradığını değil emek sigorta'nın hasarı karşıladığı çıkıyor sadece.

İkinci filmdeyse burada da bahsedildiği gibi, sanki sigorta şirketlerinin ortak bir kampanyası gibi hissediliyor film ve çok daha kaliteli/özenle seçilmiş diyaloglar var.

İlk filmde hırsızın gözlerine yerleştirilen mozaikle " bu adam sokakta karşınıza çıkar, ama tanırsınız falan diye kimliğini gizledik " anlamı verilirken ikinci filmde " bakın bu adamlar sizinle trene biniyor, sizin yanınızda geziyor, sizinle aynı dili konuşuyorlar - ki bazen konuşamıyorlar, immoblizer diyemedi adam - ve siz burada eğlenirken onlar size zarar veriyor olabilirler" diyor.

Sadece tek bir noktası ortak diye " çalıntı bu, ayıptır, terbiyesizliktir" demek erken davranmak olur.

Az önce (ki yaklaşık 5 saat oluyor bu benim az öncem araya NBA maçı girince ) en iyi/kötü 5 reklam şarkısı haberinde nick'in verdiği ilk linkten Mercedes reklamını izleyince aklıma direkt  Shell'in Ferrrari F1 arabalı reklamı geldi. İkisinde de zaman değişiminde araçların değişimi var. Koskoca Mercedes'in Shell'den fikir çaldığını düşünmüyorum ve sanmıyorum ki Shell tarafı ve taraftarları da  öyle düşünsün. Sonuçta fikir aynı gibi durabilir, hâtta ve hâtta Anadolu Sigorta reklamını yapan ekip bu reklamı daha önce izlemiş olabilir. Ekip "Biz bu fikirle bu reklamdan kat kat güzel bir reklam çekeriz" demişse ortada hırsızlık değil en fazla esinlenme vardır. Öyleyse de tebrik ediyorum arkadaşları (benim tebriğimi ne kadar sallarlarsa artık ) çünkü Emek Sigorta reklamından kat kat kaliteli bir iş yapmışlar.

Olaydan alakasız not: Saat 1 de yorumu yazmaya başlayıp araya maçı sıkıştırıp, Hidayet'in çabalarının yetersiz kalmasına üzülüp uykusuzluğuna rağmen gelip yorumu tamamlayan bana da Okan Bayülgen dış sesli kocaman bir alkış veriyorum kendi kendime. Ardından kahvaltı için huzurlarınızdan ayrılıyorum.

cleanclothes (08 Haziran, 2009 11:54 Pazartesi)
 godlessfrog_ dediklerin konusunda sadece emek sigorta için yaptığın yorum hakkında, başkalarına yapmayın dediğin haksızlığı emek sigorta'ya senin yaptığını söylemek istiyorum...

1984 yılı hakkında, sigorta'nın hasarı karşılıyor demesini, o dönem tüketicinin beklentisinin belki de bu olduğunu bilmiyoruz... ödül almış olması onun tüketicisiyle 4/4 buluştuğu anlamına gelmiyor, kristal elmanın içeriği o değil... fakat döneminin iyi işlerindendi emek sigorta... hala onun daha iyisi olarak anadolu sigorta beğeni topluyorsa bu fikrin eskimemişliğini gösterir...

bu arada hiç benimsemediğim laf  "bugünkü aklım olsa"dır... o zamanı o zamanın şartlarında, bu zamanı da bu zamanın şartlarında değerlendimeli...
emek sigorta işi kötü bir iş değil...

Uğurkan (GoDLESS_FroG) Hafızoğlu (08 Haziran, 2009 13:41 Pazartesi)
Emek Sigorta'nın filminin kötü oluşu öznel yaklaşımım benim, şu anki anadolu sigorta filminden kötü bence. Zaten karşılaştırmam da ikisi arasında. 1994'de Kristal Elma'yı hakederek aldığına da eminim. Şimdi de TWBA hakediyor bence kristal elmayı, rakiplerini bildiğimden değil, çalıntı olmadığını düşündüğümden.

dozdenoir (08 Haziran, 2009 15:36 Pazartesi)
hadi konuya pişti dedik aynı fikri düşünmüşler... Bütün prodüksyonun guy ricthie'nin snatch filminden esinlenmesi müziğin neredeyse aynı olmasının neresi özgünlük o da mı pişti oldu. Konu özgün değil prodüksyon özgün değil neye ödül vereceğiz en iyi reklam senaryosu diyaloğu mu? (ben de beğendim filmleri ama bu sefer de elma almayıversinler) 

mtunay (03 Temmuz, 2009 18:10 Cuma)
 Herkese merhaba,

Ben Mert Tünay. Bu reklamların müziğinin bestecisi ve müzik yapımevi Jingle Mingle'ın kurucusuyum.
Bu yorumlara tesadüfen rastladım ve okuduktan sonra siteye üye olup ufak bir not düşme ihtiyacı hissettim. 

"Müzik şurdan arak, burdan çakma" gibi yorumlar bana biraz tuhaf geldi. Filmler nasıl ayan beyan "Snatch" filmine gönderme yapıyorsa, müzik de aynı şekilde "Snatch" soundtrack'inden bir parçaya gönderme yapacak şeklinde düzenlenmiştir. Bu zaten gizlediğimiz bir durum değil.

Kaldı ki, söz konusu parçayla bizim müziğimiz arasındaki tek "net" benzerlik, polis sirenine benzer bir şekilde çalınmış elektronik bir synthesizer'dır. Bunun dışında tüm müzik incelenirse, tamamen farklı besteler olduğu, melodiler arasında en ufak bir benzerlik olmadığı duyulabilir. Elbette "Snatch" göndermesi açısından "funk" tarzı içinde ve nefesli sazlar-gitar-bas-davul orkestrasyonuyla bilinçli bir şekilde aranje yapıldı.

Özetle, müzik "araklanmış" değildir.

Teşekkürler.



Uğurkan (GoDLESS_FroG) Hafızoğlu (12 Temmuz, 2009 22:34 Pazar)
Özetle, "reklam" "araklanmış" değildir.
Met Beye de bilgilendirmesi için teşekkür ediyorum ve bu kadar kaliteli bir yapımda yeraldığı için tebrik ediyorum.

dozdenoir (13 Temmuz, 2009 10:09 Pazartesi)
Mert Tünay'ın 2008 yılında reklamcılar derneğinin dergisi ara sıra'da çıkan çok güzel bir yazısı vardır. "Reklam arsızları mı, reklam hırsızları mı?" diye. (şans eseri geçen gün okudum) Kendi yazdıklarını bir kez daha okursa sanırım müziğin ne kadarının esinlenme, ne kadarının gönderme, ne kadarının arak olduğu anlaşılacaktır. Yoksa işin kalitesine laf söyleyen yok. Özgünlüğüne var...

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz ana sayfadan giriş yapabilirsiniz.