Anasayfa
 

Dodisi Gelene Dido

TV reklamlarına 'Dodisi Gelene Dido' konseptiyle başlayan Ülker Dido aynı konseptle ama bu defa daha klasik görüntülerle devam ediyor. Sitesini ziyaret edenleri dodilettiren ve eğlendiren bir uygulamayla dikkatleri çekiyor.

Siteye gelenleri 'Tarihteki Ünlü Vakalar, Dodi Sendromu, Dodi Türleri ve Örnekleri, İstatistikler ve Dodi Deney Merkezi' gibi sürprizler bekliyor.
 
Sonunda eklediğiniz resmi basit bir kullanım sayesinde dodi dudağına uygun hale getiriyorsunuz ve e-posta olarak gönderiyorsunuz. Ben birkaç arkadaşı ve kendimi dodilettim.
Hatta arkadaşımın dodidodidodidodidoğum gününü bile kutladım. :) Eğlenceli bir uygulama olmuş, tebrikler...


Haber mini adres: adresi kopyala
Paylaş

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

hopçikitangasamuray (17 Ocak, 2009 14:00 Cumartesi)
Hoca bu reklamlar beni çok geriyor ya,
Yani ürünü almaya teşvik edici en ufak bir ayrıntı yok. Kulaklarımı tırmalıyor, iç huzurumu, dengemi sarsıyor, mutsuz ediyor :)

Yalçın (settar) Pembecioğlu (17 Ocak, 2009 14:29 Cumartesi)
interaktif uygulamadan bagimsiz olarak dodisi gelene dido kampanyasini ben de fazla irite edici buluyorum.

Bruce Almighty filminde Steve Carell'in haber sunarken dustugu komik durum uzerinden gelistirilmis Dido reklam filmi kendi basina komikti ama bu fikri kampanya olarak kullanmak anlamsiz geliyor. Bahsettigim sahne:


Steve Carell In Bruce Almighty - Click here for more free videos

Bu da Dido'nin ilk dodisi gelene filmi:

Link: Ülker Dido Reklamı - Dodisi Gelene Dido - Spiker


gigilicious (17 Ocak, 2009 15:14 Cumartesi)
ben sevemedim bu reklamlari ya...
bir ara ne guzel off - air olmustu, yeniden basladi =/

cemgul (17 Ocak, 2009 17:09 Cumartesi)
yahu dido çok eski bir ürün tadı da güzel değil reklamlar da uyuz evet marka hep aklımızda sağolun da hiç almıyorum çocukluğumdan beri yemem sevmem :)

Bigu Üyesi (17 Ocak, 2009 17:21 Cumartesi) #
şahsen iticiydi :) alakalı değil çok ama dan-kek diyorum:)

ozlemceylan (17 Ocak, 2009 17:38 Cumartesi)
çok itici çook..

ardaerdik (17 Ocak, 2009 18:05 Cumartesi)
shubuooooo!

Yalçın (settar) Pembecioğlu (17 Ocak, 2009 18:07 Cumartesi)

mezzoalto (17 Ocak, 2009 19:07 Cumartesi)
ailecenek tiksiniyoruz bu reklamdan.. ismi didem olanlar ekstradan tiksinmişlerdir diye tahmin ediyorum.. dodi sevdiğim bi ürün ama alasım kalmıyor bunları gördükçe.. hayır haber merkezi reklamı bile bu sonuncusundan daha sempatikti, bu süper uzattığı için zaten komik olmayan espriyi hepten itici olmuş..

kurtyiyenkırmızıbaşlıklıkız (17 Ocak, 2009 19:26 Cumartesi)
Dido'nun lezzetsel sıradanlığı gibi koskoca bi gerçeğin yanında ne yapsalar yeterli dikkati çekemeyeceklerini fark edip böyle çıldırtıcı bir reklam işine giriştiklerini düşünüyorum ben.
Ama itiraf ediyorum, bu reklamların şu Dodi Sendromu'nu anlatan doktor amcalı olanına bayılıyorum. Ayrıca psikolojik vaka olmaya ramak kalmışlık derecesinde stresli, bunalımlı , böyle sanki tüm dünya üstüne geliyormuş hissine kapılınılan zamanlarda acaip deşarj edici bir şey dodidodidodidodidodiii..lemek  

Hüseyin (husows) Ergin (17 Ocak, 2009 19:54 Cumartesi)
dodi sendromunun çözümü olarak dido yemek deniliyor ama sendromdakiler daha yemeden, gördüklerinde hastalıktan kurtuluyorlar :)

phoenixia (17 Ocak, 2009 20:58 Cumartesi)
dido'nun tekli olanını nedense yemek içimden gelmiyor ama ince ve 3 parmaklı olanı çok yiyimli ve lezzetli..

Melih Cılga (17 Ocak, 2009 21:49 Cumartesi)

“Dodilemek” esprisinin hangi filmden ya da hangi reklamdan alındığı, reklamcı camiasını ilgilendirebilir tabii ki, fakat sokaktaki vatandaşın umrunda bile olduğunu sanmıyorum...
Bu reklamı sevmeyenler sevenlerden fazla mıdır bilemem, fakat kendi adıma, yaratıcı stratejisi doğru kurgulanmış, düzgün bir reklam olduğunu söyleyebilirim:

Kendi kategorisindeki rakipleri karşısında kalitesiyle, fiyatıyla, lezzet üstünlüğüyle vs. “rasyonel fayda” anlamında pek fark yaratamayacak bir ürünün, reklamda hikaye anlatma üslubuyla farklılaşmaya çalışması da gayet normal.

“Dodilemek” esprisini beğenmek ya da beğenmemek, nedeni sorgulanamayacak derecede doğal bir kişisel tercih ve kimseyi pek fazla ilgilendirmez.
Ama beğenmemenin bir adım ilerisine gidip “duygusal anlamda rahatsız edici” bulan tüketicilerin gerekçesi ne olabilir, anlamaya çalışıyorum:

Hikayenin içinde ahlaki bir kusur ya da rencide edici bir unsur mu var? Mesela normal konuşması beklenirken aniden kilitlenen ya da olmadık zamanda eli ayağı dolaşan bir arkadaşımıza gülmek ayıptır belki. Ama sanırım, reklamın çocuklara bu konuda kötü örnek olacağını falan savunan kimse çıkmayacaktır en azından :)

Bu ürün kategorisi için “verimli maden” durumunda olan “çikolata krizi” konusunu “kilitlenme esprisi” üzerinden markaya bağlamak da, yine bu kategori içerisinde “hikaye üslubunda yenilik” açısından yeterince yaratıcı bir çözüm gibi görünüyor...


Aygül (viki) Pembecioğlu (18 Ocak, 2009 15:13 Pazar)
Melih Abi'nin anlattığı benzer ürünlerin farklılaşma konusunu şurdaki Sırma ve Swedish Fish başlığında açmaya çalışmıştım ama becerememiştim. Kısmet bu işeymiş :)

Shubuo reklamları çok güzel bir seri idi. Şahsen severim kendilerini pek çok. Mazi yapıp hatırlamak isteyenler için bir kuple...



Rafineri yapmıştı yanlış hatırlamıyorsam Shubuo'ları.

buraKargın (18 Ocak, 2009 20:43 Pazar)
Shubuo reklamlarında oynayan Avrupa Yakası'nın Laz Dursun'u 'Ömür Arpacı' ile sanırım Cem Yılmaz'lı Doritos Alaturka reklamlarının 'İhtiyarı'nı kutlamak lazım, çok iyi oyunculuk var filmde. Dido reklamlarından bu tadı alamadım. İyi oyuncu seçmenin önemi anlaşılıyor.

Şahika (serenity) Civelek (18 Ocak, 2009 21:04 Pazar)
şimdi yukarıdaki shubuo reklamınını izledim de eskiden reklamlar daha mı uzunmuş ne? şimdi reklamlar koşturuyor sanki. böyle uzun reklamı ne zamandır izlemediğimi farkettim :))

hopçikitangasamuray (18 Ocak, 2009 21:19 Pazar)
Melih abicim,
Beğeni noktasında insanların illaki ahlaki veya rencide edici deneyimler yaşaması gerekmiyor . KULAKLARI TIRMALAYAN  bir sesin marka vaadi açısından çekici durmadığını düşünüyorum. bu ses sadece duyusal bir rahatsızlığı değil aynı zamanda benim ruhsal psikolojimide etkiliyor.
Reklamın amacı noktasında Sıfır teşvik, sıfır marka vaadi ile bana ulaşamadığını düşünüyorum
Açıkçası şu reklamı baştan sona izleyelerin sinirlerine ayrıca hayranlık duyuyorum. (Merakını gidereyim istedim :) )

ghost dog (19 Ocak, 2009 00:14 Pazartesi)
gayet başarılı bir çalışma, yapanların ellerine sağlık.

knntr (19 Ocak, 2009 00:14 Pazartesi)
Dodi reklamı şuanda piyasada olan çoğu reklamdan başarılı.

Shubuo =)

Melih Cılga (19 Ocak, 2009 12:31 Pazartesi)

“Dodi, dodi ...” sesini rahatsız edici / sinir bozucu bulanlar olduğu kadar, eğlenceli / komik bulanlar, hatta gündelik hayatlarında bunu bir espri olarak tekrarlayanlar da mutlaka olacaktır. Birisinin kulak tırmalayıcı bulduğu ses, bir başkasına gayet sempatik gelebilir.

Böyle durumlarda ilk bakılması gereken şey, o sesin hangi “niyetle” tasarlandığı, ikinci bakılması gereken de “uygulama kalitesi”dir:
Seyircilerde bilerek rahatsızlık yaratmak niyetiyle, yani insanları özellikle tedirgin etmek amacıyla hazırlanmış bir "yabancılaştırma efekti"nden falan bahsetmiyoruz. Tam tersine, gayet basit bir espri bir hoşluk “niyeti” görüyorum ben. Tabii ki herkesin mizah anlayışı bir değil ve karşımızda otomatik papağan gibi “dodileyen” birisine herkes gülmek zorunda değil.

Karşımızda en azından düzgün bir reklam var, çünkü yaratıcı konsepti, iletişim stratejisine uygun. İçindeki marka vaadi de, Dido yemeyi eğlenceli / keyifli / insanı rahatlatan vs. bir deneyim olarak konumlandırmak haliyle. Bu vaadi anlatma biçimini “sinir bozucu” olarak algılamak, tamamen subjektif mizah anlayışımızla ve psikolojimizle ilgili kişisel bir saptama / tercih. Karşımızda espri yapmak niyetinde olan birisini ne zaman nasıl algılamak istediğimizi kim sorgulayabilir ki?..

Ama marka yöneticilerinin, yukarıda anlattığım gibi bir “farklılaşma stratejisi”ne karar verirken, “hassas psikolojili” tüketicilerin olumsuz tepkilerinin sonuçlarına katlanmayı da göze aldıklarını tahmin ediyorum. Bunun çaresi yok, her şeyi herkese beğendiremezsiniz.

İkinci aşamada teknik ayrıntıya girip de “uygulama kalitesi”ne baktığımızda, oyuncuların ses tonu, “dodileme” frekansı, hatta mimikleri vs. her zaman daha yukarıya taşınabilir, bunun da sonu yok...


ARTanubis (19 Ocak, 2009 14:04 Pazartesi)
quot;kurallara uygun" oldugu sürece başarılıdır demek ne derece doğru tartışmaya açık bence.. işin uzmanı filan olmadığım için böyle bir tartışmaya girmek istemem ama bu kadar kişide rahatsızlık yaratan bir reklamı sadece "hassas psikolojili" bir kaç tüketici beğenmezse beğenmesin diyerek yayınlamayı pek doğru bulmuyorum açıkcası...
@melih "marka vaadi de, Dido yemeyi eğlenceli / keyifli / insanı rahatlatan vs. bir deneyim olarak konumlandırmak haliyle" kısmına cok katılamıyorum

cok sevdigim didodan soğudum zira...


Untitled (19 Ocak, 2009 14:38 Pazartesi)
marketen "1 dido alabilirmiyim" yerine " 1 dodi alabilirmiyim" dedirten, markayı değişime uğratan kampanya...istedikleri buysa başarılı çünkü çoğu insan dodi diyor artık.

hopçikitangasamuray (19 Ocak, 2009 18:05 Pazartesi)
Valla kendi açımdan baktığımda, Dido ile ilgili hiç bir reklamı baştan sona izleyemedim. Yanızsam film aralarında sıklıkla reklamları takip ederim ama kişisel beğeniler noktasında "Dido" kelimesini duyduğum anda anında kanalı değiştiriyorum. Tamam strateji noktasında çikolatanın bünyede yarattığı mutluluk ve sakinleştirme etkisi iş yapabiliyorken, bu çeşit bir anlatımı ben KENDİMCE uygun bulmuyorum. Etrafımdaki çoğu insanın reklamı tüyleri diken diken karşıladığını hatta kız arkadaşımın ilk defa ağzından son reklamıyla küfür çıkmasına sebebiyet yarattığını gördüm. Bakın bunlar benim görüşlerim ve gözlemlemelerim. Yani reklamcı veyahut pazarlamacı dünyasının dışındaki insanların tepkileri. O yüzden yorumlarken reklamcı bakış açısıyla irdelemekten ziyade biraz daha işin dışından bakarak bir takım şeyleri yorumlarsak işin daha rahat çözülebileceğini anlayabiliriz. Çünkü bizlerin dışında hiç kimse; reklamın  yaratıcı konseptinden çıkan strateji fikrine değer vermiyor, onlara takılmıyor, irdelemiyor. Açıkçası ben,  Zap curcunası içerisinde reklamın hedef kitle üzerinde iyi bir pazar yakalayacağını düşünmüyorum. Hadi büyük konuştum diyelim, markanın algılarda kalıcılık noktasında uzun bir süre hedef kitleye hizmet edeceğini düşünmüyorum.

mezzoalto (19 Ocak, 2009 22:50 Pazartesi)
hayır çok da homojen bir kitle sayılmayacak kişisel ailesel ve işsel çevremde de şu reklamı güzel bulan bir allahın kuluna rastlamadım ki ben? herkes yüzünü buruşturuyor.. ama çocuklar eğleniyor olabilir tabi, tekrar edici yapıları genelde komik buluyorlar..

buraKargın (21 Ocak, 2009 00:55 Çarşamba)
Kaan Kaner'i de incelemek lazım, web tasarımları çok başarılı.

tiryaki (21 Haziran, 2009 22:27 Pazar)
 ülker dido'yu dodi yaptı; halley yıldızını da haller yaptı... yakında çizi'yi çiziyi, yapıyı, ediyi yapabilir.

ARTanubis (22 Haziran, 2009 16:37 Pazartesi)
cok basarili bir gozlem tiryaki:) kendi markalariyla bir alip veremedikleri var ama cozemedim:)

"yapiyi, ediyi" duyarlarsa anında yaptirirlar bence..

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz burdan giriş yapabilirsiniz.