- 41?29!, Junior Sosyal Medya Uzmanı ... (1/8)
- iGOA, New Business Developer arıyor... (2/8)
- Wanda Digital, Actionscript Develop... (3/8)
- Voden’de çok iş var! (4/8)
- Pixelplus Interactive, Jr. Dijital ... (5/8)
- 41?29!, mobil pazarlama uzmanı ya d... (6/8)
- Project House kendine hakim olamayı... (7/8)
- Eggrobot Seni İstiyor! (8/8)
Dodisi Gelene Dido
Siteye gelenleri 'Tarihteki Ünlü Vakalar, Dodi Sendromu, Dodi Türleri ve Örnekleri, İstatistikler ve Dodi Deney Merkezi' gibi sürprizler bekliyor.
Sonunda eklediğiniz resmi basit bir kullanım sayesinde dodi dudağına uygun hale getiriyorsunuz ve e-posta olarak gönderiyorsunuz. Ben birkaç arkadaşı ve kendimi dodilettim.
Hatta arkadaşımın dodidodidodidodidoğum gününü bile kutladım. :) Eğlenceli bir uygulama olmuş, tebrikler...
Kaynak: yenimecra.org
Kategoriler: dijital / viral
Etiketler: fotoğraf, ülker, çikolata, interaktif, uygulama, dido, dodi, dodisigelenedido
| Paylaş |
Yani ürünü almaya teşvik edici en ufak bir ayrıntı yok. Kulaklarımı tırmalıyor, iç huzurumu, dengemi sarsıyor, mutsuz ediyor :)
Bruce Almighty filminde Steve Carell'in haber sunarken dustugu komik durum uzerinden gelistirilmis Dido reklam filmi kendi basina komikti ama bu fikri kampanya olarak kullanmak anlamsiz geliyor. Bahsettigim sahne:
Steve Carell In Bruce Almighty - Click here for more free videos
Bu da Dido'nin ilk dodisi gelene filmi:
bir ara ne guzel off - air olmustu, yeniden basladi =/


Ama itiraf ediyorum, bu reklamların şu Dodi Sendromu'nu anlatan doktor amcalı olanına bayılıyorum. Ayrıca psikolojik vaka olmaya ramak kalmışlık derecesinde stresli, bunalımlı , böyle sanki tüm dünya üstüne geliyormuş hissine kapılınılan zamanlarda acaip deşarj edici bir şey dodidodidodidodidodiii..lemek
“Dodilemek” esprisinin hangi filmden ya da hangi reklamdan alındığı, reklamcı camiasını ilgilendirebilir tabii ki, fakat sokaktaki vatandaşın umrunda bile olduğunu sanmıyorum...
Bu reklamı sevmeyenler sevenlerden fazla mıdır bilemem, fakat kendi adıma, yaratıcı stratejisi doğru kurgulanmış, düzgün bir reklam olduğunu söyleyebilirim:
Kendi kategorisindeki rakipleri karşısında kalitesiyle, fiyatıyla, lezzet üstünlüğüyle vs. “rasyonel fayda” anlamında pek fark yaratamayacak bir ürünün, reklamda hikaye anlatma üslubuyla farklılaşmaya çalışması da gayet normal.
“Dodilemek” esprisini beğenmek ya da beğenmemek, nedeni sorgulanamayacak derecede doğal bir kişisel tercih ve kimseyi pek fazla ilgilendirmez.
Ama beğenmemenin bir adım ilerisine gidip “duygusal anlamda rahatsız edici” bulan tüketicilerin gerekçesi ne olabilir, anlamaya çalışıyorum:
Hikayenin içinde ahlaki bir kusur ya da rencide edici bir unsur mu var? Mesela normal konuşması beklenirken aniden kilitlenen ya da olmadık zamanda eli ayağı dolaşan bir arkadaşımıza gülmek ayıptır belki. Ama sanırım, reklamın çocuklara bu konuda kötü örnek olacağını falan savunan kimse çıkmayacaktır en azından :)
Bu ürün kategorisi için “verimli maden” durumunda olan “çikolata krizi” konusunu “kilitlenme esprisi” üzerinden markaya bağlamak da, yine bu kategori içerisinde “hikaye üslubunda yenilik” açısından yeterince yaratıcı bir çözüm gibi görünüyor...
Shubuo reklamları çok güzel bir seri idi. Şahsen severim kendilerini pek çok. Mazi yapıp hatırlamak isteyenler için bir kuple...
Rafineri yapmıştı yanlış hatırlamıyorsam Shubuo'ları.
Beğeni noktasında insanların illaki ahlaki veya rencide edici deneyimler yaşaması gerekmiyor . KULAKLARI TIRMALAYAN bir sesin marka vaadi açısından çekici durmadığını düşünüyorum. bu ses sadece duyusal bir rahatsızlığı değil aynı zamanda benim ruhsal psikolojimide etkiliyor.
Reklamın amacı noktasında Sıfır teşvik, sıfır marka vaadi ile bana ulaşamadığını düşünüyorum
Açıkçası şu reklamı baştan sona izleyelerin sinirlerine ayrıca hayranlık duyuyorum. (Merakını gidereyim istedim :) )
Shubuo =)
“Dodi, dodi ...” sesini rahatsız edici / sinir bozucu bulanlar olduğu kadar, eğlenceli / komik bulanlar, hatta gündelik hayatlarında bunu bir espri olarak tekrarlayanlar da mutlaka olacaktır. Birisinin kulak tırmalayıcı bulduğu ses, bir başkasına gayet sempatik gelebilir.
Böyle durumlarda ilk bakılması gereken şey, o sesin hangi “niyetle” tasarlandığı, ikinci bakılması gereken de “uygulama kalitesi”dir:
Seyircilerde bilerek rahatsızlık yaratmak niyetiyle, yani insanları özellikle tedirgin etmek amacıyla hazırlanmış bir "yabancılaştırma efekti"nden falan bahsetmiyoruz. Tam tersine, gayet basit bir espri bir hoşluk “niyeti” görüyorum ben. Tabii ki herkesin mizah anlayışı bir değil ve karşımızda otomatik papağan gibi “dodileyen” birisine herkes gülmek zorunda değil.
Karşımızda en azından düzgün bir reklam var, çünkü yaratıcı konsepti, iletişim stratejisine uygun. İçindeki marka vaadi de, Dido yemeyi eğlenceli / keyifli / insanı rahatlatan vs. bir deneyim olarak konumlandırmak haliyle. Bu vaadi anlatma biçimini “sinir bozucu” olarak algılamak, tamamen subjektif mizah anlayışımızla ve psikolojimizle ilgili kişisel bir saptama / tercih. Karşımızda espri yapmak niyetinde olan birisini ne zaman nasıl algılamak istediğimizi kim sorgulayabilir ki?..
Ama marka yöneticilerinin, yukarıda anlattığım gibi bir “farklılaşma stratejisi”ne karar verirken, “hassas psikolojili” tüketicilerin olumsuz tepkilerinin sonuçlarına katlanmayı da göze aldıklarını tahmin ediyorum. Bunun çaresi yok, her şeyi herkese beğendiremezsiniz.
İkinci aşamada teknik ayrıntıya girip de “uygulama kalitesi”ne baktığımızda, oyuncuların ses tonu, “dodileme” frekansı, hatta mimikleri vs. her zaman daha yukarıya taşınabilir, bunun da sonu yok...
@melih "marka vaadi de, Dido yemeyi eğlenceli / keyifli / insanı rahatlatan vs. bir deneyim olarak konumlandırmak haliyle" kısmına cok katılamıyorum
cok sevdigim didodan soğudum zira...
"yapiyi, ediyi" duyarlarsa anında yaptirirlar bence..
önceki haber
