Anasayfa
1487_2907.jpg Resimleri
 

kış güneşi bi başka parlar..

Uzun zaman sonra içimde coşku patlamaları yapan bir iş, bir hareket bu. Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin tamamen halktan bağımsız ve tepeden inme şekilde gelip Ankara'nın simgesi olmuş Hitit Güneşi'ni toprağa gömme girişimine karşı çok eğlenceli bir tepki, muhtemelen Ankaralı gençlerin işi. Ben çok sevdim. Görünenin çok ötesinde harika bir başkaldırı. Çok daha kuvvetlenerek artmasını diliyorum. Kendilerini de -her kim iseler - buradan kucaklıyorum.

URL : bigumigu.com...
Kaynak: mail olarak elime ulaştı
Kategoriler: Bigumigu
Etiketler: gerilla, logo, sticker, hitit güneşi, ankara, belediye
Haber mini adres: adresi kopyala
Paylaş

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

Yalçın (settar) Pembecioğlu (20 Ocak, 2007 02:17 Cumartesi)
Bir de bir sürü renk var galiba... Sağlam bir iş.

elifbb (20 Ocak, 2007 02:19 Cumartesi)
Seviyoruz, destekliyoruz, her yerde görmek istiyoruz adeta

lulu (20 Ocak, 2007 03:19 Cumartesi)
nerden bulabiliriz ki bunları ben de gönüllüyüm bu konuda.en çok rahatsız olanlardan biri de benim durumdan.

Fixx (20 Ocak, 2007 10:01 Cumartesi)
Ohaaa, çok doğru bi nokta valla. Kaynağını bilen var mı? elif? Desteklemek isteriz.

cemgul (20 Ocak, 2007 10:35 Cumartesi)
amblemi ben öğrenciyken yapmıştım. Çok  hakaretler işittim onun yüzünden zamanında. Ama üstünden 12 sene geçmesine rağmen hala bu sembolün kullanılmasına ben de üzülüyorum.

Fixx (20 Ocak, 2007 10:45 Cumartesi)
Ayrıca şu anda kullanılan amblemi de belki bilmeyenler vardır:

Ankara Büyükşehir Belediyesi

gandy.phoebus (20 Ocak, 2007 10:47 Cumartesi)
eğlenceli bir çalışma, keşke sistematik bir biçimde her yere uygulansa! cemgul, sanırım Dr. Frankenstein'ın hissettiklerini paylaşmış olmalısın, "aman tanrım, bir canavar yarattım!" bu noktada belki de tasarımcının sosyal sorumluluğu ve konjonktüre ayak uydurmasının etik olup olmadığı tartışılabilir. bu ambleme dair, Selim Tuncer blogunda güzel şeyler yazmıştı; "bu amblemi, öncelikle grafik sanatı kriterleri açısından değerlendirirsek, ne soyutlama becerisi ne denge ve oran ne de temsil yeteneği bakımından bu kriterlere uygunluğunu iddia edebiliriz. Estetik değerler açısından üç bin yıllık Hitit uygarlığı mirasının yanına bile yaklaşamayan bir simge form yaratamadıktan sonra, doğrusu, bunun hukuki tartışmaları benim için hiçbir anlam ifade etmiyor."

gandy.phoebus (20 Ocak, 2007 10:55 Cumartesi)
ayrıca Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin İ. Melih Gökçek sultanlığı oluşunu "Ankaralılar seçti, oylarla başa geldi" diye açıklamaya kalkmayı son derece naif buluyorum. Din sömürüsü rüzgarını arkasına alıp, kömür ve aş rüşveti dağıtarak topladığı varoş oylarıyla işgal ettiği bu konum, kamuya borç, kendisine servet olarak geri döndükçe, demokrasiden ve oylardan bahsetmek gülünçleşiyor...

cemgul (20 Ocak, 2007 10:56 Cumartesi)
amblemin zaten grafik sanatı kriterleri açısından savunulacak bir yanı yok, sorun ise hala orada olması bunun nedeni de güzel olması değil, politika.

sadi (su geçirmez balık) tekin (20 Ocak, 2007 11:03 Cumartesi)
burada olayın hukuki tarafından eski tarihli bir haber var. dört senedir yargı kararlarına karşı giriştiği mücadele takdire şayan gerçekten İ.Melih'in.

sadi (su geçirmez balık) tekin (20 Ocak, 2007 11:08 Cumartesi)



Yalçın (settar) Pembecioğlu (20 Ocak, 2007 11:14 Cumartesi)
Ankara'da bu gerilla çalışmayı görenler fotoğraflarını çekip buraya eklemeye devam etsinler derim ben. Bu şekilde bir farkındalık yaratıp konuyu tekrar gündeme getirebiliri en azından belki de...

gandy.phoebus (20 Ocak, 2007 11:21 Cumartesi)
belediyecilik keyfi bir biçimde amblem değiştirmek değildir, aş dağıtmak ise hiç değildir. meseleyi "o insanlar" ve "bir azınlık" diye görmenin, İ. Melih Gökçek politikalarıyla örtüşmesi bir yana, Ankara'nın herşeyden önce kamu yararını savunan, duyarlı, şeffaf ve saygın bir yönetime ihtiyacı var. inanıyorum ki bu sticker çalışması da böyle bir perspektifte değerlendirilmeli.

cemgul (20 Ocak, 2007 11:37 Cumartesi)
Sadık Karamustafa'nın o zamanki değerlendirmesi çok haklıydı, hatalı ve gereksiz olan amblemin şekli değil bunu değiştirme fikriydi. Amblemin bir hata olduğunu ve üstünde hiçbir hak iddia etmediğimi de gazetelere söylemiştim sonraları. Sorun benim veya senin yapmış olman değil amblemin değiştirilme arzusuydu.

gandy.phoebus (20 Ocak, 2007 11:53 Cumartesi)
"varoş oylarıyla" ayrımcı politikalar mekanizmasını işaret ettim, doğrulamaya çalışmadım, ve eminim ki sen de çalışmıyorsundur, ne de olsa en çok senin canın yanmış sayılır bundan, Ankara'dan sonra... Bu tip eylemlerin çoğalması dileğiyle!

cemgul (20 Ocak, 2007 12:05 Cumartesi)
Ben de öyle bakmadım hiç ancak bu ayrım bu sorunla birlikte ortaya çıktı o dönemde.

elifbb (20 Ocak, 2007 12:09 Cumartesi)
Öncelikle, İ.Melih Gökçek ve şu anki Belediye yönetimi "Ankara'nın yönetimi" değildir. Belediyedir. Ancak belediye görevlerini anlamaktan yoksun, bir belediyenin ne işler yapması gerektiğini bilmeyen, yaptığı işleri tamamen keyfi uygulamayı bir hak sayan, seçildiği günden beridir de Belediyesinde yaşayanlara savaşını hıncını nefretini hiç çekinmeden ifade eden bir Belediye Başkanı, bir Büyükşehir Belediyesi, bir İ.Melih Gökçek'tir.

Amblem değiştirilmeye çalıştığı sıralar, azınlık değil, aksine çok tepki görmüştü cemgul. O yüzdendir ki Ankara'da uygulanmaya başlaması da uzun bir süreye yayılmış, Sıhhiye heykelinin olayıyla bütünleştirilmiş, hatta diyebilirim ki bu kadar haksızca şehir sembolünü değiştirebilmesine rağmen Melih Gökçek'in korkarak yaptığı tek olay olmuştur. Yürüyüşleri, katıldığımız kalabalıkları, konuşmaları, tepkileri hatırlıyorum. Kesinlikle azınlık değildik, uzun süre de olmayacağız.

Seçilme işini hala yanlış değerlendiriyoruz gibime geliyor. Kim ne sebeple seçmiş olursa olsun veya seçen insanların öncelikli ihtiyacı ne olursa olsun... Rüşvetle, tamamen adam kayırarak, hiç çekinmeden hiç utanmadan hiç düşünmeden uluorta şehri satın alarak Belediye Başkanı olunmaz. Öyle olunan Belediye Başkanlığından Belediye diye bir şey beklenemez. Bu adam, Ankara'ya yaptığı her işle, açıkladığı her fikriyle, sarfettiği her sözle Ankara'ya bela olmaya devam etmektedir o kadar. Şehir dışından da bu kadar yanlış görülebilen, içini anlatmanın bu kadar zor olduğu, derdin kendisinin politik değerleri aşıp yaşam değerlerine sadeleşmesi durumunun bu kadar zor aktarıldığı bir şehir halindeyiz.

Ve bu kullanılan amblem artık tamamen İ.Melih Gökçek ve Belediyesinin yanlışlığının, yetersizliğinin, yasadışılığının, umursamazlığının, terbiyesizliğinin, yüzsüzlüğünün, ve Ankara'da yaşayan "çoğunluğun" yarasının, sıkıntısının, derdinin, çaresizliğinin sembolü haline geldi. Hitit stickerları ve benzer ifadelerin başarılı olmasını diliyorum.

cemgul (20 Ocak, 2007 12:22 Cumartesi)
Bu amblemin bir şehir amblemi değil belediye yönetimi amblemi olduğunu da dile getirdim ama gazeteler bunu yazmadı. Amblem kavgası sürdükçe popülaritesi arttı.

elifbb (20 Ocak, 2007 12:48 Cumartesi)
Azınlık Gökçek ifadesidir ve yanıltıcıdır evet, ben de o yüzden vurgulama ihtiyacı duydum. Tepkinin boyutunu ya da değişim sürecini de sana karşı yazmadım cemgul, bağlayınca o da geldi peşinden. Ki zaten bu konuda şahsen karşı olduğum tek bir adam var, onun dışında kimseye karşı bir durum yok. Yani yazdıklarım senin yazdıklarından yola çıksa da hitabım genele :)

Tepkinin resmileştirilemiyor oluşu yukarıda bahsettiğim Belediye tuzaklarından, ve tepkisi giderek yorulan çünkü hiçbir sonuca ulaşamayacağını hisseden bir şehir insandan kaynaklanıyor. Umarım bu tür hareketler Ankaralıları tekrar uyandırmayı, kendine getirmeyi, sarsmayı, ajite etmeyi başaracaktır.

Geçici olsun olmasın, Büyükşehir Belediyesi amblemi ne amaçla çıkarsa çıksın, sonrası böyle gelmemiştir. Yayılma, kullanılma, uygulanma süreci eylemlerden veya tepkilerden kaynaklı değil, tamamen zorlama yöntemiyle olmuştur. Buna bu saatte kadar verilen en güzel tepki bu stickerlardır. Çünkü bu adam Belediye amblemini geçici bir yönetim sembolü değil, bir şehrin, üstelikte kendi kimliğine sembolüne karakterine sahip bir kentin amblemi haline getirmeye cüret etmiştir.

Yani yapılan amblem (tasarım, çıkış niyeti veya cemgul sorgulaması olarak yazmıyorum zaten) geçici ve yönetimsel amaçla değil tamamen politik ve kin dolu bir hırsla Ankara'nın her yerindedir. Amblem kavgası sürmediği, kişilerin kendi yorgunluklarından bıkmadığı, şehrini fıskiyeden, şelaleden, beceriksiz yapılanmadan, yetersiz belediyecilikten, yerel yönetim yoksunluğundan çıkartmadığı sürece bu durum devam edecektir.

cemgul (20 Ocak, 2007 12:59 Cumartesi)
teşekkür ederim hassasiyetini çok iyi anlıyorum. Ben çok suçlandım, kendi öğrenci arkadaşlarım ve hocalarım bile bana değil gazetelere inandılar, sonra amblemi çizen kişinin önemi kalmadı bir süre sonra.

elifbb (20 Ocak, 2007 13:49 Cumartesi)
Suçlu diye adlandıralım mı bilemeyeceğim ama (:P) Ankarayı bu hale getiren kişiye çevrilmiş vaziyette zaten sanırım hepimizin parmağı. İlk başlardaki bulanıklığın, çelişkilerin veya insanlardaki "acaba kim ne nerede" arayışının da kalmadığını düşünüyorum bu konuda. Hassasiyet de paylaştıkça değerleniyor güçleniyor sanırım :)

Yalçın (settar) Pembecioğlu (20 Ocak, 2007 15:08 Cumartesi)
Ajansta jpeg'ini yaptırdım. İsteyen alıp istediği renkte, istediği yerde kullansın diye ;)


Polka (20 Ocak, 2007 20:56 Cumartesi)
Yukarılarda bi yerlerde, gandy.phoebus'un alıntıladığı Selim Tuncer yazısında gene benim ayracım olan bi tanımlama kullanılmış. "Grafik Sanatı Kriterleri". Buradan bir kez daha yinelemek isterim ki denge, oran soyutlama kavramları temel tasarım'a ilişkin kavramlardır. Grafik Sanatı diye birşey olmadığı gibi, grafik sanatı kriterleri diye birşey de yoktur.

İ.Melih'e şahsen ben de kıl, gıcık ve ne gerekiyorsa oluyorum, ankara nın içine .ıçtığını düşünüyorum, (bkz. meclis kavşağı) kendisini bizzat rendelemek istiyorum. Tüm bunlar, (rüşvet, hile vb her ne ahlaksızlığı da içinde barındırıyor da olsa) bu kişinin seçildiği acı gerçeğini değiştirmiyor.

Ankarada yaşadığım süre içerisinde oturduğum Koru Sitesi'nde yanlış hatırlamıyorsam 1999'daki belediye seçimlerinde koru sitesinden İ.Melihe sadece 3 oy çıkmıştı. Zatialileri de ordaki seçmenleri aşağılamak için "Zaten ben oraya kilise yaptıracağım" demişti.

Amblem meselesine gelince, Cem'in kendisi yaptigi amblemin bu vakte kadar süregelmesinden duydugu rahatsızlığı dile getirdikten sonra bence bize bu konuda birşey söylemek düşmez.

elifbb (20 Ocak, 2007 21:55 Cumartesi)
Bir Belediye Başkanının seçim sonrası yaptığı uygulamalar seçilme gerçeğini değiştirir. Yaptığı uygulamaları, yaptığını iddia ettiği gelişimi nasıl ortaya koyduğu bulunduğu görevin gerçeğini değiştirir. Bireysel olarak duyduğumuz rahatsızlığın ötesinde, yerel yönetim olarak bu adamın toplumsal yaşama, yasaya, insan haklarına, kente gösterdiği saygısızlıklar benim senin hepimizin tepki gösterme şeklini ve gerçekliğini değiştirir. Bu stickerlar gibi tepkilerin de bu gerçekliğin değişmesinden, değişmesi gerektiğinden ortaya çıktığını düşünüyorum.

Ankara doğduğumdan beri yaşadığım yer. Ankarayı doğduğumdan beri sevmedim. Ancak burası yaşadığım yer. Ve ben validen, emniyet müdüründen, millekvekilinden, kent kurultayından bahsetmiyorum. Belediye yerel yönetim elemanıdır. Sandıktan çıkmaya devam etmesi gerçek olsun olmasın, hizmet talep etmek, kentinize yapılan müdahalelere tepki göstermek, bu tepkileri şekillendirmek en öncelikli haklarınızdan biridir. Bunun politik bakış açısıyla da, siyasi ideolojilerle de ilgisi yoktur. Kent sembolünün değiştirilip, üzerine başka anlamlar yüklenmesine, yerel yönetim ambleminin kent amblemi haline getirilmesine, bunun tamamen yerel yönetim anlayışı dışında bir yaklaşımla yapılmasına, yasal haklarınızın çiğnenerek dayatılmasına, ve tüm çabalara rağmen sonunda ama adam seçiliyor diyerek geri çekilmeye karşıyım. Gerçeklik değişsin değişmesin. Bu adam benim yaşadığım kente her geçen gün koca bir sirk muamelesi yapmaya devam ettikçe gözlerimi kapatabileceğimi sanmıyorum. Herkesin tepki gösterme göstermeme hakkına da sonuna kadar saygı duyuyorum.

İ.Melih Gökçek'in Ankara'da becerdiklerini saymakla bitiremeyiz sanırım. (Polka emin ol Akay kavşağı sütten çıkmış ak kaşık kalacak bu gidişle, o haline ve rezaletine rağmen) Ama konu kent amblemi ve stickerlar ile bu amblemin protestosu ise, ve daha önce de geçtiği gibi, amblemi tasarlayan kişi değil şu an sembolü olduğu durum karşı olunan şey ise zaten kimsenin kişisel olarak Cem'e bir şey dediğini sanmıyorum. Tam tersine, kendisinin de bu konudaki fikrini bu şekilde söylüyor olması ancak olumlu karşılanabilir diye düşünüyorum. Amblemin tasarımı üzerine konuşsak bile, farklı başlıklarda paylaştığımız gibi, ortaya konan tasarımların eleştirilmesine de açık olacağımızı tahmin ediyorum.

Bu konuda çenesi düşen biri olarak, amblem meselesinde tasarım çerçevesinde değil, sembolist çerçevede tepki gösterdiğimi söylemek istiyorum. Tıpkı kullanılan stickerların rengini, şeklini, orjinaliyle ilişkisini irdelemediğim gibi :) Dolayısıyla, şimdiye kadar değiştiremiyoruz dediğimiz gerçeğe karşı belki en somut ve güzel yaklaşımlardan birinden bahsederken, birbirimizi yanlış anlayalım istemem. Şahsen yukarıdaki yorumlarımda ve belli ki bundan sonraki yorumlarımda (:)) savunduğum şey tamamen kent sembolünün şehir yaşayanlarına ait olması gereğidir. Stickerlarla amblemin kapatılmasını da bu yüzden destekliyorum, ve bekledikleri başarıyı elde etmelerini umuyorum.

MioCaro (20 Ocak, 2007 22:24 Cumartesi)
güzel gerilla!... nihayet birileri birşey yapmaya başladı.
herkes katılmalı. ankarada yaşayan, ankaraya yolu düşen kim varsa. çıktıları alıp, çıkmaz yapıştırıcılarla yapıştırmalı yere göğe.
Atatürk bulvarı o haldeyken, bütün kavşaklar, yollar birbirine o kadar girmişken, ayrancıdan tunalıya gitmek için ya çankaya çıkmak yada kızılaya inmek gerekiyorsa i.melih 'ukome' (doğrusu bu mu emin değilim/ bildiğim kadarıyla belediye komisyonlarından biri) kararıdır! diyerek başkentte at koşturuyorsa, şehrin her yanını korkunç yapılar, kitch heykeller kapladıysa bu, bugüne kadar sessiz kalanların (bizlerin) kabahatidir.
Söylenmek değil tepki vermek gerek bence artık. Çoğunluk memnunsa dahi yapacak bişeyler olmalı diye düşünüyorum.

phoenixia (21 Ocak, 2007 00:37 Pazar)
özetle bu...
"..Belediye yerel yönetim elemanıdır. Sandıktan çıkmaya devam etmesi gerçek olsun olmasın, hizmet talep etmek, kentinize yapılan müdahalelere tepki göstermek, bu tepkileri şekillendirmek en öncelikli haklarınızdan biridir. Bunun politik bakış açısıyla da, siyasi ideolojilerle de ilgisi yoktur.."
ve bu..
"....amblem meselesinde tasarım çerçevesinde değil, sembolist çerçevede tepki gösterdiğimi söylemek istiyorum. Tıpkı kullanılan stickerların rengini, şeklini, orjinaliyle ilişkisini irdelemediğim gibi :) Dolayısıyla, şimdiye kadar değiştiremiyoruz dediğimiz gerçeğe karşı belki en somut ve güzel yaklaşımlardan birinden bahsederken, birbirimizi yanlış anlayalım istemem...."

elifcim kırpma yaparak aldım ama özellikle imza atmak istedim bunların altına...:)
girişim harika bişi..:)

mug (21 Ocak, 2007 02:40 Pazar)


Ankara'da yaşasam koşa koşa katılacağım bir hareket,yapan arkadaşlara bravo diyorum bir tepki bu kadar güzel ifade edilir,Ankara gibi tarihsel bir altyapıya sahip bir şehrin o amblemle temsil edilmesi sinir bozucu(amblemin grafik tasarımı açısından değerlendirmesine girmeye gerek bile yok),Ankara'nın imgesi cami değil Hitit Güneşi'dir...


registereduser (21 Ocak, 2007 12:58 Pazar)
Ben daha yeni bakma şansı buldum bu konuya. Bu kadar tarih kokan topraklarda özümüzü ve tarihimizi reddederek nereye kadar ilerleyebiliriz. Umarım güzel bir şekilde sonuçlanır dava.

sadi (su geçirmez balık) tekin (21 Ocak, 2007 14:45 Pazar)


istanbul'da da beter bir durum söz konusu ancak nedense bu kadar aleni ve ön planda değil. 

diğer haberi gördüm, izmir logosu.. ama izmir ne istanbul ne ankara, karıştırmamak lazım..

phoenixia (21 Ocak, 2007 15:28 Pazar)
geç uyandım afyonum hala patlamamış olabilir ama, su geçirmez balık, verdiğin logo ulaşım biriminin(iett) logosu değil mi, istanbul'un logosu yukarıdaki logoda e ve t harfleri üzerine oturtulmuş olan zati...
(tarihsel ve oluşum sürecini bilmiyorum ama, iki hisar,7 tepe ve sultanahmet idi dimi onlar)

neyse konuyu dağıtmiyim... efenim ankara'da yaşamak gerekmiyor, yani çevrenizde hiç mi ankaralı arkadaşınız yok, kulağına fısıldayıverin..-yok da olabilir tabii- mail atıverin... o da olmadı settar'ın jpegini alıp çalışma masanıza yapıştırın...soran birileri çıkar illa...:)

sadi (su geçirmez balık) tekin (21 Ocak, 2007 15:35 Pazar)
(anlayışı gösteriyorum fhi, yoksa hangisi istanbulun logosu hangisi iett'ninki, özelikle de kocaman yazarken görebiliyoruz)

elifbb (21 Ocak, 2007 15:59 Pazar)
hitit2

hitit4

hitit6

hitit8

hitit9

fake (22 Ocak, 2007 14:51 Pazartesi)

yıllar sonra gelen bir tepki... yapıştıranların öpüyorum yanaklarından. istanbula göçmüş bir ankaralı olarak (english man in new york) uzaktan da olsa destekliyorum. ankaradaki arkadaşlarıma da duyuracağım derhal durumu. yaşasın hitit gerillaları! :)


Buğra K. (24 Ocak, 2007 11:55 Çarşamba)
İzmir haberini görüp de bunu görmemek ayrı bir gariplik :) Gerçekten kutlamak lazım yapanları. Daha da yayılsın. İ. Melih tabiki kararından dönmez ama insanlara gerçeği hatırlatmak açısından yararlı olacaktır. Bir de her baktığımız yerde o amblemi görmekten kurtuluruz :)

tutulaylaylom (24 Ocak, 2007 23:11 Çarşamba)
yazılanların tamamını okumadım ama iki logoya da  bakınca  hitit güneşi  estetik olarak daha güzel. bir de anadolu nun  200  civarı medeniyete beşiklk etmesine de atıfta bulunuyo. ideolojik düşüncelerle hayatımızın sığlaştırılmasına güzel bir örnek bence.

gandy.phoebus (28 Ocak, 2007 02:06 Pazar)
Selim Tuncer blogunda son gelişmelere ve buradaki tartışmaya değinmiş.

MioCaro (28 Ocak, 2007 02:48 Pazar)
'günümüzde sanat'ın varlığı makro bir araştırma konusudur. birileri dünya düzdür diyor diye hala öyle olduğunu düşünmek saçma olur. 

diğer yandan, gördüğünde insanın kör olmayı dilediği bunca kötü sembol varken etrafta, tasarımcısının bile beğenmediği bir işin bunca yıldır tasarım boyutunda eleştirilmesi ise popüler taraflılık uğruna yapılmış, abesle iştigaldir. habere konu olan tepki gibi bir tepki, fikir geliştirmedikçe, gerçekleştirmedikçe yaşadığınız topluma karşı olan bireysel sorumluluğunuzu yerine getirmiş sayılmazsınız.

gandy.phoebus (28 Ocak, 2007 03:47 Pazar)
MioCaro: * tasarımcısının "bile" beğenmiyor oluşu benim estetik yargıma bir etken olamaz, spectator olarak bu çalışmayı hür irademle değerlendirme hakkım olsa gerek. kaldı ki "bile" ne demek merak ediyorum, en çok tasarımcının mı eleştirme hakkı var, yoksa yıllardır her gün görmek zorunda olduğu için Ankaralıların mı? * bu amblemi tüm ideolojik ve politik bağlamın dışında da başarısız ve çirkin buluyorum; bu noktada söyler misin 'popüler taraflılık'tan kastın nedir? diğer taraftan İ. Melih Gökçek yönetimine açıkça düşmanım da; sence sırf o getirdi diye mi amblemini her fırsatta, hatta tasarım boyutunda "bile" eleştiriyorum? * "etrafta bunca kötü sembol varken" gördüğümde kör olma önceliğimi, kentimi -dolayısıyla beni- temsil eden ambleme veriyor oluşum yanlış olmasa gerek... senin görünce kör olmayı dilediğin öncelikli kötü sembollerin nelerdir? * habere konu olan tepki, zaten estetik cephede verilen bir savaş değil mi? İ. Melih Gökçek yönetiminin bunca çarpık ve yolsuz uygulaması varken, sadece sembolik değeri olan bu amblemin hedef alınması, tasarım boyutunda getirilen bir eleştiri değil midir? * son olarak, İ. Melih Gökçek yönetiminin tasarımsız ve plansız uygulamalarını eleştirenler ("eleştirmekle kalıp tepki, fikir geliştirmeyenler"), o veya bu şekilde topluma karşı sorumluluklarını yerine getirmiş sayılmıyor mu? eleştiriyle eylemin ayrımını nasıl yapmaktasın?

cemgul (02 Şubat, 2007 16:56 Cuma)
gandy.phoebus güzel konuşuyorsun da bu neye yaradı şimdiye kadar? Konuş, 1 sayfa daha yaz, üşenmiyorsun farkındayım. Fikrini çok açık ifade ettin tekrar tekrar, hür iradenle değerlendirmeni de yaptın çokta iyi anladık teşekkür ederim, birçok konuda seninle aynı fikirdeyim...

 


gandy.phoebus (02 Şubat, 2007 17:55 Cuma)
malesef "güzel" konuşmak veya "üşenmeyip" yazmak bir ölçüt değil eğer savunduklarımı ne derece uyguladığımın hesabını herkesin huzurunda vermem gerekiyorsa... en azından kentimden binlerce kilometre ötede yaşarken, sorumluluğumu inkar etmeyip elimden geldiğince ilgi ve emek gösterdiğime inanıyorum. diğer taraftan bunun takdirini birilerinin yapmasına gerek var mı, emin değilim. amblemin neden hala orda olduğunu -ve hatta nasıl oraya geldiğini-, seçimle, oyla, icraatle açıklama kolaylığına kaçmamak lazım. sorumluluğu başkasına atacaksak siyaset yapmanın ne anlamı var zaten? halbuki bunda herkesin sorumluluğu var; İ. Melih Gökçek'in de, ona oy verenin de, sol oylarını bölenin de, cemgül'ün de, on yıl boyunca pek bir şey yapmamış benim de. ama bu süre zarfında göz ardı edilemeyecek miktarda yazıldı çizildi, ve bugün görüyoruz ki Kuğulu Park'ı korumak için harekete geçilebiliyor, Dikmen Vadisi'nde yaşayanlar haklarını korumak için ayaklanabiliyor, ve hatta birileri sembolik ve estetik temellerle bu sticker yapıştırma eylemine girişebiliyor. bunları yok mu sayalım? senin için sadece o amblemi sahiden değiştirecek kudret ve desteğe sahip kişi mi kayda değer bir iş yapmış olacaktır, o anı hazırlayan aktörlerin hiç mi önemi yoktur? ben burada kimseyle çatıştığımı, İ. Melih Gökçek yönetimiyle mücadele etmek yerine kendi aramızda didiştiğimizi, birbirimize girdiğimizi düşünmüyorum. zaten bireysel ölçekte sürdürmenin imkansız olduğu bir mücadelede, birlikte tartışıyor, ortak açılımlar, anlayışlar, tanımlar aradığımız inancındayım. kişisel ve kısır bir saldırıyla "içimi döküp rahatladığımın" düşünülmesi ise üzücü olduğu kadar, aynı fikirde olduğumuz bir çok ortak noktayı zayıflatmaktan başka bir işe yaramaz diye korkuyorum. "yeni ve bilmediğimiz şeyler söylensin" diye, sihibazlar, büyücüler ve falcılar beklentisinde olmak, birisinin çıkıp da mucizevi bir biçimde Ankara'yı kurtarmasını beklemek de pek inandırıcı değil. dahası, bir yandan yapılanları küçümseyip, diğer yandan üstün güçler tarafından kurtarılmayı beklemek yerine, elimizdekilere gerçekçi bir bakışla neyin etkili olabileceğini görmekte yarar olsa gerek. ve inan hepimiz kendi ölçeğimizde -ve sanma ki sadece bigu kapsamında- işler yapıyoruz, bunların da büyüyüp daha büyük yankı yaratması belki de an meselesi. eğer bir önceki yorumumu kırıcı bulduysan, özür dilerim. ama adına Ankara dediğimiz bu düğümde, hiç kimse masum değilken, öncelikli kişisel hassasiyetlerimizi birbirimize karşı kullanmanın bir anlamı olmadığını düşünüyorum. sevgiler!

cemgul (02 Şubat, 2007 18:33 Cuma)
Didişme ya da birbirine girme yok sakın ha herkes fikrini söylüyor. Burda konuya karşı bir fikir okumadım zaten.  Eğer mucize boyutuna varmışsa işin çözülmesi, bu bunca yıldır çözülemezliğindendir. Traşı da aktörlüğü de bırakalım diyorum özetle. Masal dünyasında değil yasayla kanunla yönetilen gerçek bir ülkede yaşıyoruz. Yapılanları küçümsemedim (neye göre küçük) teknik olarak çalışmadı dedim ve üstün güçlerle (kime göre üstün) de çözülecek bir sorun değil.  Siyasetçilerin ve hükümetin kendi çözemediği sorunlarını biz birkaç uyanık mı çözelim, tamam çözelim çözebiliyorsak, hatta ülkeyi biz yönetelim? Her siyasetçi adayının hatta her öğrencinin hayalidir bu. Mezun olunca geçer bişeyin kalmaz gandy ciğim

gandy.phoebus (02 Şubat, 2007 18:46 Cuma)
siyasetçi ben değilsem, hükümet benim için değilse, kim bunlar, ne için buradalar? edinmekte olduğum mesleki disiplin gereği, zaten sorun çözmek için burdayım, ancak bunu 'yöneterek' yapma hayali kurmuyorum. tasarımcı bir belediye başkanı bir İ. Melih Gökçek olabilir, hatta bana kalırsa daha da tehlikeli olacaktır! >:) kısacası yönetici sınıf ve mesleklere ihtiyaç duymadan, kentimde doğrudan demokrasi kapsamında bir katılım kültürü oluşsun istiyorum. bu da mezun olunca geçer mi?...

cemgul (02 Şubat, 2007 18:51 Cuma)
Bunu sen mezun olduktan sonra göreceğiz. Başarılar ;) Kentine bu kadar düşkünsen de git orda ver mücadeleni başka ülkeden zor olur.

elifbb (02 Şubat, 2007 19:03 Cuma)
Aynı taraflara bakıyor olmanın verdiği keyfin bonusuyla bir şeyler söylemek istedim:

Mucize boyutuna varmış gibi görünüyorsa bir işin çözülmesi, sanırım daha çok biz onu mucize haline getirdiğimizdendir. Katılıyorum, hepimizin bir tuzu biberi katkısı vardır. Ancak, bu geç oldu artık yatalım anlamına gelmez sanki.

Biz burada tam bir masal dünyasında yaşıyoruz (Atlantik ortasındaki bir adadan mektup yazıyormuşum gibi geldi birden, ama öyle napiim) Yaşadığım şehirde, Ankara'da, Başkentte, Belediye çerçevesinde konuşacak olursak yasa kanun falan kalmadı. Tamamen bir masal diyarı, kendini de La Fontaine sanan tamamen bir vurdumduymaz var Büyükşehir Belediyesi olarak. Yine Belediye çerçevesinde bunu tekrarlamak istiyorum:

Belediye yerel yönetim elemanıdır. Sandıktan çıkmaya devam etmesi gerçek olsun olmasın, hizmet talep etmek, kentinize yapılan müdahalelere tepki göstermek, bu tepkileri şekillendirmek en öncelikli haklarınızdan biridir. Bunun politik bakış açısıyla da, siyasi ideolojilerle de ilgisi yoktur.

Birkaç uyanık da olsak, tek bir adam da, çözebilir, yönetebilir, hiçbirini tercih etmiyorsak katılabilir, ve elbetteki sonunda toplumsal tavrımızın kararını kendimiz verebiliriz. Bu hayal olsa da, olmasa da. Daha önce denenen milyon yöntem de dursa önümüzde, aklımıza farklı bir şey gelmiyor gibi de görünse, bu bana yeterli bir pes etme noktası gibi gelmiyor. Çünkü pes ettiğim veya "tamam duruyorum artık" dediğim andan itibaren biliyorum ki işte o noktada konuşamayacağım, sadece üzüleceğim.

Konuşmak tartışmak eylemin bir parçası olamaz mı? Bu kadar senedir dırdırlandık ne oldu diyerek sebebi o konuşma ve fikir akışına bağlamak biraz haksızlık olmaz mı? Dolayısıyla harekete geçilememesi veya ortaya somut şeyler dökülememesi gibi sonuçları farklı etkenlerle de birleştirebiliriz diye düşünüyorum. En azından Ankara'da bulunduğumuz durumun büyük ölçüde "biri çıksa da düzeltse şu işi, aaa bak düzeltemiyolar" alışmışlığına ve kolaylığına bağlıyorum. Bu asla "hiçbir zaman olamayacak bu iş" demek değildir.

Başladığım gibi de toparliyim :))) Keyifli konuşabilmek tartışabilmek gerçekten de çok güzel. Ne bu keyif, ne de bu inat mezun olunsa da geçmeyebiliyor ;)

gandy.phoebus (02 Şubat, 2007 19:36 Cuma)
"harikalar diyarı", "gökkuşağı rekreasyon alanı", "peluş hayvanat bahçesi" ve muhtelif heykel projelerini hesaba katarsak, sahiden bir masal dünyası Gökçek Ankarası... gerçi diğer taraftan Ankaraspor maç kaybedince belediye gazetesine "hakemin şüpheli kararı" gibi manşetler attırması veya metro altgeçidinde Harun Yahya propaganda sergilerine ev sahipliği yapması daha çok korku filmine dönüştürüyor Ankara'yı. aksiyon/macera mi dediniz? azıcık yağmur yağdığında Kızılay'a inmeyi deneyin. eğer sahiden kendinize güveniyorsanız, Atatürk Bulvarı şantiyesinden karşıdan karşıya geçmeye çalışın... kırk dakika sonra geri dönmenin ilerlemek kadar zor olduğunu farkettiğinizde, kurtarma ekibi çağırın. Ankara bir başka güzel şimdi!

zep (03 Şubat, 2007 21:11 Cumartesi)
Bugün Tunalı'ya inerken Atatürk Bulvarı'ndaki inşaattan geçmek zorunda kaldım. Bilin bakalım şantiye araçlarının üzerinde ne vardı? :)






Yalçın (settar) Pembecioğlu (03 Şubat, 2007 22:39 Cumartesi)
Haha! Supermis Zep :) iyi yakalamissin ;)

phoenixia (10 Şubat, 2007 19:26 Cumartesi)
haberlere çıktı...huhuuu...:))

tiryaki (11 Şubat, 2007 02:49 Pazar)
şeye benzettim ben bunu geçen aklıma geldi, bon jovi; have a nice day... mi ne öyle bi album varmıydı.. o gibi işte :)

ARTanubis (11 Şubat, 2007 02:58 Pazar)
haberlerde görmek çok keyifli...

barracuda (11 Şubat, 2007 05:34 Pazar)

hepimiz ankaralıyız.


sadi (su geçirmez balık) tekin (11 Şubat, 2007 19:45 Pazar)
hepimiz hitit güneşiyiz..

Fixx (11 Şubat, 2007 20:05 Pazar)
hepimiz stickerız...

Erman Sinan (11 Şubat, 2007 20:12 Pazar)
Harika!!

ARTanubis (11 Şubat, 2007 20:30 Pazar)
hepimiz deliyiz!!!

sadi (su geçirmez balık) tekin (11 Şubat, 2007 22:40 Pazar)
hepimiz hepimiziz...

Erman Sinan (12 Şubat, 2007 01:49 Pazartesi)
hapimiz birimiz icin!

sadi (su geçirmez balık) tekin (12 Şubat, 2007 02:16 Pazartesi)
happy'miz birimiz için..

klarynet (12 Şubat, 2007 09:25 Pazartesi)
Tek yapmamız gereken logoyu dijital ortamda elde edip bir word dokumanına yapıştırmak ve her kırtasiyede satılan sticker kağıtlarından satın alıp çıktısını almak.
    Dağıtmak, Yapıştırmak, Bir Küçük Çaba Harcamak, Çoğalmak Çoğalmak.

sadi (su geçirmez balık) tekin (12 Şubat, 2007 09:39 Pazartesi)
o kadar ki, istanbulda bile yapıştırasım var yani nereye yapıştıracaksam artık..

Erman Sinan (12 Şubat, 2007 09:42 Pazartesi)

Aslinda t-shirt yapilabilinir.
Bir insanin Fenerbahceyi destekleyip formasini giyiyorsa, Ankara'yi destekleyen bir insanin "Hitit Gunesi" armali bir t-shirt giymesi fena olmaz!


elifbb (12 Şubat, 2007 10:56 Pazartesi)
Ankara dışından, Ankaralı olsun olmasın böyle sözler duymak ne güzel yahu... Valla bünyem müsaade etse oturcam ağlicam :)) Paylaşım böyle bişi, yaşasın yaşasın... Hitit güneşimiz geri gelsin, Ankaramız geri gelsin, Ankaramızı geri alalım

fake (12 Şubat, 2007 11:09 Pazartesi)
t-shirt güzel fikirmiş bu arada ermansinan...

Erman Sinan (12 Şubat, 2007 11:31 Pazartesi)
Hitit Gunesi
Usenmeyip soyle bir deneme yapayim dedim...
www.zazzle.com 'dan istediginiz renk. yazi, sekil kombinasyonlari yapabilirsiniz!

fake (12 Şubat, 2007 12:45 Pazartesi)


benimki de böle bişey :))

Doolittle (12 Şubat, 2007 13:12 Pazartesi)
aa bende bi tane yapmak istedim :)

phoenixia (12 Şubat, 2007 13:16 Pazartesi)
dikkat dikkat...sayfa yapısı bozuluyor.. :)

nick (12 Şubat, 2007 13:34 Pazartesi)
neden? sen yorum yazdin diye mi? hehheh, topic polisi mubarek, obsesifmisin kizim?

phoenixia (12 Şubat, 2007 13:35 Pazartesi)
dikkat dikkat...alınıyorum ve ciddiye alıyorum...

elifbb (12 Şubat, 2007 13:39 Pazartesi)
phoeye katılıyorum, sevgili klarynet desktop linkin dolayısıyla haber biraz battal boy oldu, zorlanıo sanki hatta :))

nick (12 Şubat, 2007 13:42 Pazartesi)
alinma ciddie alma, sorun bu zaten, rahat ol, relaxxx, sanane sayfadan be canm. takil sen.

pasiflora ic, nebliim, hani sevgi bocegiydin kizim sen, bi sevgi bocegine gore pek stresli gordum seni.. koyver gitsin, hayati akisina birak..super olucak bak ;)

fake (12 Şubat, 2007 15:05 Pazartesi)
bu zazzle ne pratik bişeymiş ya ermansinan teşekkürler. i love bigumigu tshirtü yapıcam bi tane de 

sütlü muz likörü (12 Şubat, 2007 15:56 Pazartesi)
bu harakete bayılıyorum. annem de basmış kendisine bu sticker.lardan. nerde görürsem yapıştırcam dedi

sadi (su geçirmez balık) tekin (12 Şubat, 2007 16:10 Pazartesi)
aaa berna süpermiş. ben gençlerden çok bu tepkiler bu katılımları coşkuyla karışılıyorum. gerçekten.. haberde de bi teyze var ya.. dedim yaşasın. tüm ankara sahiplendi güneşini.. güzel olacak. çok güzel..

fake (12 Şubat, 2007 16:45 Pazartesi)
bu konuyla alkalı diil ama göstermezsem çatlarım :)) 



efenim yaşanan piksel katliamı için özür diliyorum baştan. printscreen'den croplanmış bigucuklarla bu kadar oldu görüntü kalitesi :)

ARTanubis (12 Şubat, 2007 21:02 Pazartesi)
boşver katliamı filan süper olmuş eline sağlık.. zaten settar da sever pixelleri:)

gandy.phoebus (13 Şubat, 2007 01:17 Salı)
14 Şubat münasebetiyle... Image Hosted by ImageShack.us

Polka (13 Şubat, 2007 01:20 Salı)
oo yooo!!

ARTanubis (13 Şubat, 2007 08:43 Salı)
süpersin gandy, ayakta alkışlama bigusmiley'si yok mu yaw???

Aygül (viki) Pembecioğlu (13 Şubat, 2007 08:55 Salı)

14 subat güneşi süper olmuş :D

fake tshörtler için tşkler, settar kesin çok sevecek. Biz de tshört yapalım diyorduk ne yapacağımıza karar verememiştik ;)


sadi (su geçirmez balık) tekin (23 Şubat, 2007 17:23 Cuma)
çarşamba günü ankarada idim. işim bittikten sonra eylem yapmak için elbette yeteri kadar vaktim vardı. ve tabi ki bunu kaçıracak değildim..

az sonra elimde görmüş olduğunuz bu hitit güneşi, melihimin ankarasının mavi beyaz otobüslerinden birinin amblemini kaplayacak. (of be ne tamlama cümle oldu)



lakin fotoraf makinasının hızı, benim eylem hızıma yetişemediği için seyir halindeki  otobüsün yanında koşarak stickerı yapıştırma anımı sizlere gösteremiyoruz burda ancak bilin ki ben de bir "hititçi"yim artık.



bu fotorafta da eylem sonrası tekrar enerji toplayabilmek için bir yerlerde yemek yerken görülüyorum. kusura bakmayın yannız, sonradan farkettim, dişimde yeşil bişi kalmış..

elifbb (23 Şubat, 2007 17:30 Cuma)
işte budur... kim tutar ki su geçirmez bi balığı zaten... gurur duyuyorus, yaşasın heyt heyooo

keşke otobüse koşarkenki anı da görebilseymişiz ama dimi... neyse artık başka çarşambalara inşalla :))))

zep (23 Şubat, 2007 17:47 Cuma)
yayaya şaşaşa!

peki acaba baska yapistiran "ankarali" var midir?
ya da "yapistiran fotograf makineli ankarali" da olur..

(yeşil oluşundan gayri, burdan hitit gunesinin dev maydanoza benzemesi de cabasi.. bu baslik altinda olmasaymis "sirf bunu yapmak icin maydanozu scan mi ettin! yuh, bari insan bi makasla falan keser de neyse güliim bari" dedirtecek kadar)

sgb bu arada dişinde yeşil bişii var.. hayir benden soylemesi..

sadi (su geçirmez balık) tekin (23 Şubat, 2007 17:49 Cuma)
ay rezil olduk desene..

ARTanubis (25 Şubat, 2007 14:59 Pazar)
eylemci sgb..aferin destekliyoruz, aynen devamm... ha bi de şu karikatürü eklemezsem çatlarım:)

elifbb (01 Mart, 2007 22:12 Perşembe)
buyrun, denk gelenler:

hitit_a

hitit_b

hitit_c

hitit_d

sadi (su geçirmez balık) tekin (01 Mart, 2007 22:31 Perşembe)
aaa elif, ben o direği biliyorum.. hauhauhah.. bu kadar olur yani

elifbb (01 Mart, 2007 22:45 Perşembe)
:)))) ankara dışından gelip de sticker yapıştıranların peşinden koşma görevini edindim ben sgbcim... senin otobüsü de yakalar gibi oldum bi ara ama hareket hali tabi, hiçbi şey anlaşılmıo fotodan, onu koymadım.

dur bi de dünya ne kadar küçük yareppim falan diyelim tam olsun :P

sadi (su geçirmez balık) tekin (01 Mart, 2007 22:48 Perşembe)
ahahahyt.. şans talih kader kısmet beş kuruuuşş ahaha..

gandy.phoebus (31 Mart, 2007 18:48 Cumartesi)
"Gökçek'in ambleminin ikizi" diye bir habere rasladım, bakınız.

Fixx (31 Mart, 2007 21:03 Cumartesi)
Bu logo işini şunlara mı bildirsek?

gandy.phoebus (01 Nisan, 2007 19:24 Pazar)
...niye bildiriyoruz?

Fixx (01 Nisan, 2007 21:57 Pazar)

For revolucion? Yok, hayır, tabii ki de diil, sadece bu siteyi gördüm, eylemlerine falan baktım, buraya ekledim, o kadar.


gandy.phoebus (01 Nisan, 2007 22:06 Pazar)
iyi ettin canım hehe :) ben kararsız kaldım bunlar hakkında. kimi eylem ve fikirleri gayet sempatik, ama gayet hatalı ve tutarsız yönleri de var. takip etmek lazım sonuçta...

elifbb (07 Mayıs, 2007 12:28 Pazartesi)
ve ve ve yeni haberler yeni sesler var diyelim, paylaşalım :))

buradan arredamento'da çıkan yazıya, buradan da yenimimar'daki yazıya ulaşabiliyoruz.

arredamento'dan bir tutam:

"Tarihte Haçlılar’ın da kullandığı arma formu içinde, mimari açıdan vasat Kocatepe Camii, “içkili restoranı caminin kubbesine denk getirilmiş” alışveriş merkezi Atakule ve oranı/konumu konjonktüre uydurulmuş Ay Yıldız’dan oluşan kolaj tutarlı bir kent kimliği yaratamamış, en iyimser tanımla “sıradan” bir amblemden ibaret kalmıştır. Dahası, minare ve hilal gibi, cami ve bayrak üzerindeyken “kutsal” sayılan değerler çöp tenekelerine ve otobüs duraklarına işlenerek bayağılaştırılmıştır. Bugün Cumhuriyet’in başkenti modern Ankara’nın kimliği, Anadolu uygarlıklarına ayrımcılık yapmadan kapsayıcı bir biçimde kucak açan, aydınlık saçan bir Güneş yerine, dört bin yıllık bir soyutlama yeteneğinin yanına bile yaklaşamayan, gülünç ve çelişkili bir imgeler yığınıyla temsil edilmektedir. Bu şartlar altında kente amblemini geri kazandırmak tüm Ankaralılar’ın hakkıdır."


tospik (07 Mayıs, 2007 23:06 Pazartesi)
bir de benzeri eylemleri olan n.a.r.o. örgütü vardı, istanbul'lular daha iyi anımsarlar sanırım.

elifbb (08 Mayıs, 2007 12:37 Salı)
efenim ankaralılar da anımsar da, hitit güneşi ile karıştırmak istemeyebilirler ;) benzeri eylem diyince yanlış yönlendirme olmasın hani yani :)

tam yedi tane z (08 Mayıs, 2007 13:12 Salı)
böyle ucuz işleri uygulayıp insanların kafasında grafik tasarımı ucuz ,herkes tarafından yaşanabilicekmiş gibi bir havaya sokuyorlar freehand kitabı okuyan grafik tasarımcı oluyor oh ne ala memleket, Ankara'da Melih amcamın yeni açtığı alt geçitteki kuğu figürleri ne öyle ordan her geçişimde kendimi banyoda sanıyorum, yazık... Memleketin tasarıma uygun alanlarını, orda burda macroyla çekilen çicek fotograflarına kısaca hacı misi kokan işlere benzettiler. Soluk mavi, soluk yeşil bu ne böyle

elifbb (08 Mayıs, 2007 13:25 Salı)
Kuğulu Park kavşağı ve alt geçidi ile ilgili ben de koca bir banyo görüşüne katılıyorum.

Ancak, üzerine konuştuğumuz amblemin yapılış ve uygulanış amacının bahsettiğin havaya sokmak olduğundan emin değilim şahsen. Gerçi yukarıda bol bol konuştuk , amblem ile ilgili fikilerimizi paylaştık, ve hatta çok güzel paylaşımlar yaptık. Üşenmeyiniz okuyunuz derim ben ;)

tam yedi tane z (08 Mayıs, 2007 13:31 Salı)
Ben genel olarak bahsettim ama çok istersen amblemdeki camiye bir bakıver istersen :)

elifbb (08 Mayıs, 2007 13:34 Salı)
Ben hitit özelinde bahsetmiş oliyim o zaman :)

Baktığımdan emin olunuz efenim. O yüzden yorumları okumayı önerdim, hani yani uzun ve uzuuuun biliyorum ama, keyiflidir de bak, valla :)

gandy.phoebus (08 Mayıs, 2007 13:44 Salı)
7xZ; "insanların kafasında grafik tasarımı ucuz ,herkes tarafından yaşanabilicekmiş gibi bir havaya sokuyorlar freehand kitabı okuyan grafik tasarımcı oluyor oh ne ala memleket" grafik tasarım fevkalade ulvi, her yiğidin harcı olmayan, yalnızca çok seçkin kişiler tarafından icra edilebilecek bir meslek midir? tasarım meslekleri ve muhtemel elitist yaklaşımlara bir logo yarışması münasebetiyle değinmiştik, oraya da bkz. bir de, "camiye bir bakıver" demişsin. baktım, fakat anlamadım ne görmem gerekiyordu?

tam yedi tane z (08 Mayıs, 2007 14:07 Salı)
bb ben direkt olarak konu üzerinden gitmedim ankaranın amblemine baktım sonrada genel olarak içimi döktüm kısaca benim bunları söylemem için cami, atakule ve yıldızları görmem yeterli oldu, diyebiliriz ki bütüne değil, parçalara değil, parçaya baktım ama senimi kırıcam okurum elbet :)

... her meslek kendi içinde ulvidir

...camiye bakınca cami görmen gerekiyor görmüşsün işte ne güzel,

Polka (08 Mayıs, 2007 14:32 Salı)
Yanlış yere saldırıyorsunuz arkadaşlar... Amblemin kendisinin ne kadar "hoş" ya da ne kadar "iğrenç" olduğu hiç birşeyi değiştirmez.  Amblemi değiştirerek yönetimi değiştiremezsiniz. Ambleme değil temsil ettiği değerlere olmalı saldırı.

Ayrıca amblem ankaranın sembolu degildir, büyüksehir belediyesinin amblemidir. Hitit günesini yasatma cabasini sonuna kadar destekliyorum ama bu cabanın görünen yüzü "ıyy bu amblem iyrenç" ya da  "baksana camiinin kubbesine içkili atakule restoranı yerleşmiş" olmamalı.

Sadece amblem değişip yönetim aynı kalsa mutlu olacak mısınız?

Kızıyorum çünkü buradaki görüş yeni amblem ne kadar kötü, hitit güneşi ne kadar manidar dan öteye gidemiyor. (Eyleme degil, yazılanlara eleştirim) Hele bir de bu konu üzerine çıkılıp "freehand kitabı okuyan tasarımcı oluyor.."  denmesini hiç hoş bulmuyorum.

tam yedi tane z (08 Mayıs, 2007 14:54 Salı)
pardon, saldırmak :)  her ne kadar seninle aynı düşüncede olsamda, senin politik düşüncen gerçekten beni ilgilendirmiyor, en azından bu platformda. Konu üzerine çıkmam seni rahatsız etmesin, okuma olsun bitsin, ne çok politik tasarımcı varmış yahu

7 kere freehand kitabı 7 kere 2 aylık grafik tasarım kursları, 7 kere z...

gandy.phoebus (08 Mayıs, 2007 14:55 Salı)
polka, elif'in verdiği bağlantıdan bir alıntı daha; Amblem kent kimliğinin simgeleşmiş işaretidir. En temel anlamıyla "bir arada yaşanan yer" olan kenti sınırlı görsel diller aracılığıyla temsil etmek için, başta kültürel ve ideolojik olmak üzere çeşitli göstergelere başvurulur. Tartışma konusu olan amblem Ankara'nın başkent kimliğini ve dolayısıyla tüm Türkiye'yi temsil ettiğinden sembolik rolü daha da önemlidir. Kısacası Ankara ambleminin yerel yöneticilerin keyfi uygulamalarına ve kişisel çıkarlarına alet edilmemiş, grafik nitelikleriyle tematik ve estetik yeterlilikte, içerdiği anlamlarla da kapsayıcı ve bütünleştirici özelliklere sahip olmasını beklemek yanlış olmaz. Bu ölçütler ışığında değerlendirildiğinde Hitit Güneşi'yle Gökçek Arması arasındaki farklar daha da belirgin olmaktadır. amblemin nasıl olduğu çok şey değiştirir, çünkü amblemle yönetim birdir. amblemi belirleyen yönetimdir, yönetimi temsil eden de amblemdir. ikisini birbirinden ayırıp, ikisinden birini masum, etkisiz, önemsiz ilan etmeyi yanlış buluyorum. 7xZ bunu amblemin ardındaki fikir ve kurumları gözardı ederek yapıyor, sen ise amblemin görsel niteliklerini yok sayarak yapıyorsun. daha önce de tartıştığımız, senin de katkıda bulunduğun bir mesele bu, ve sanki hiç konuşmamışız gibi en başa dönmüş oluşunu yadırgıyorum doğrusu...

gandy.phoebus (08 Mayıs, 2007 14:58 Salı)
7xZ: tasarım zaten siyasi değil midir?...

tam yedi tane z (08 Mayıs, 2007 15:20 Salı)
:) zaman, mekan ve içinde bulunan duruma göre değişir ama beni öldürsen  bunu bir akademisyen gibi konuşmam  

Polka (09 Mayıs, 2007 00:38 Çarşamba)
gandy, daha once de pelesenk olan bu konuda bir fikir birligine vardigimizi hatirlamiyorum. O yuzden son cümlendeki "sanki hiç konuşmamışız gibi..." yaklaşımı bana anlamsız geliyor. Basa dönmüyor bilakis bastan beri söylemeye calistigim seyi sagdan soldan yapilan alintilar yenilendikçe yineliyorum.

Hemfikir olmak zorunda degiliz, görüs belirtiyoruz. Bu konuda da hiçbirimiz otorite degiliz, tıpkı yazarı belli olmayan ya da en azından burada zikredilmeyen alintilarin/yazilarin olmadigi gibi.

Yeni ekledigin alintinin ilk cumlesinde geçen "amblem", "simge" ve "isaret" birbirinden farklı kavramlardır. Bir isaret ya da amblem simge olarak kullanilabilir ancak bu degisim/dönusum kisa bir süreci kapsamaz. Haliyle her kent için o kentin belediyesinin ambleminin o kentin simgesi oldugu varsayilan bir durum olamaz.

Ne yazikki hala daha söylemimi anlatabilmis degilim cünkü israrla benim amblemin temsil ettigi degerler olarak niteledigim ideolojiyi amblemin grafik olarak çözümlemesiyle bir tutuyorsun. Gökçek Belediyesine ait amblem bir grafik tasarim harikasi da olsa (olsa idi), dert yine ideoloji. Aradaki nüansi kaçiriyorsun.

Her ne kadar hitit günesini yasatma çabasini destekliyor da olsam, su andaki amblemi grafik tasarim acisindan basarisizliginin sebep gösterilerek yol alinmaya calisilan yontemi dogru bulmuyorum.

7 tane z,
benim politik düsünceme maruz kalmamak için bu tip konulara ilskin görüs belirtmiyor olman gerek. Kaldi ki seni elestirdigim nokta politika degil grafik tasarim ile ilgili talihsiz bir beyanin. Yazdiklarini dogrudan filtreleyebilmek için daha önceden yazdigin bir takim seyleri okumus olmam gerekiyordu ki o sansli gun de bugun demek.

tam yedi tane z (09 Mayıs, 2007 09:17 Çarşamba)
öfff yaa cidden öfff, hadi polkacım hadi sandık başına... Talihsiz beyan ne yaa  çok gülüyorum ben "böyle" asistanlara

tam yedi tane z (09 Mayıs, 2007 09:18 Çarşamba)

du bi sn. bunu unutmuşum""


elifbb (09 Mayıs, 2007 11:32 Çarşamba)
Öncelikle; alıntıyı ben koymuştum, referans vermediğim için kusura bakmayın, atlamışım. Alıntının yapıldığı yazı Arredamento Mimarlık dergisinin 200. (Mart 2007) sayısında, Gündem/Tasarım bölümünde yayınlandı. Polkacım, takip ettiğim kadarıyla bu bölümdeki yazıların belli bir yazarı olmuyor. Derginin tercihidir vesaire onu ayrı bırakıyorum, ama ben dergiyi direk alıntı yaptığım için referans bilgisi de bu kadardır :)

tam yedi tane z, yorumları okumanı tavsiye ederken, her ne kadar sen genel olarak fikir söylediğini belirtmiş olsan da, bu başlığın başından beri politik bir tarafı olduğu, daha da önemlisi senin "freehand kitabı okuyan grafik tasarımcı oluyor oh ne ala memleket" çıkışının konuştuğumuz belediye amblemi için doğru bir çıkış olmadığı durumunu düşünmüştüm. Benim açımdan talihsiz beyanın; amblem, amblemin yapılışı veya hitit güneşinin amblemle olan derdine dair yazılanları ya okumadığın ya da atladığını net olarak gösteren yorumların olmuştur. Gerçi yukarda bir diğerini daha eklemişsin, biriktiriyoruz bakalım :)

Belediye ve amblemi ve kentlilik ve yerel yönetim ile ilgili yukarılarda söylediklerimi tekrar etmek istemiyorum. Ben de aynı fikirde olmamız gerektiğini düşünmüyorum. Hitit güneşi ile ilgili bilgilere rastladıkça, yeni resimler gördükçe, veya "ben bugün çıldırıp 1000 yere yapıştırdım bunları" demek istedikçe buraya yorum ekleyebileceğimi düşünüyorum. Bu karşılıklı yorumlaşmaya inat etmek değil, bilgi paylaşma isteğidir diyim bir de son olarak.

gandy.phoebus (09 Mayıs, 2007 11:48 Çarşamba)
sevgili polka, bu tartışmanın gereksiz veya kısır olduğunu düşünüyorsak tekrar tekrar savunmalara girişmek zorunda değiliz. ve elbette bir fikir birliğine de varmak zorunda değiliz, ancak yeni şeyler duymadıkça boşa tartışılmış gibi geliyor, üzülüyorum ben kendi adıma. farklı bir biçimde sorayım bu sefer: logoyu masum yapan nedir? daha geniş bir kapsamda, bir tasarımı içinde bulunduğu şartlardan soyutlayıp değerlendirmek -ki bu durumda, neredeyse değerlendirmeyi reddetmek- nasıl doğrulanabilir? kavramlara az çok aynı anlamları yüklüyor olmalıyız... simge/sembol soyut bir anlam içerir, buradaki "kent kimliği" gibi. işaret/gösterge, nesnel bir bilgi iletir, buradaki "ankara büyükşehir belediyesi" gibi. amblem/logo ise bu ikisinin fiziki uygulamasıdır, "gökçek arması" veya "hitit güneşi" gibi. diğer taraftan, bir isaret veya amblem kaç vakte simgeleşir bilmiyorum ama, 12 yıl gayet makul bir süre gibi geldi bana. belediyeyle kenti ayrı tutma çabası niye? belediyelerin yetki ve görevlerini belirleyen yasaları ezbere bilmiyorum elbette, ama kent kimliğini oluşturan araçların kendi emrinde ve sorumluluğunda olduğunu varsayıyorum. bir belediye, kent simgesini ortadan kaldırıp kendine yeni amblem belirleyecek, ve bu kente maledilemeyecek mi? zaten bildiğim kadarıyla, davalarda melih gökçek'in bir noktaya kadar savunduğu "bu kentin değil belediye'nin amblemi" argümanı, yasal süreçte geçersiz kılınmıştı. "amblemle yönetim birdir." demiştim. açıklayayım: gökçek yönetiminin çirkin ve çarpık politikalarıyla, kullandığı amblemin tutarsız ve yetersiz tasarımı arasında müthiş bir uyum var. tencere-kapak ilişkisi adeta. zaten bu derece iyi tamamlıyor olmasa, diğer bir deyişle gökçek zihniyetinde ve zevksizliğinde olmasa, yarışmada seçilmezdi değil mi? kısacası sahiden arada bir nüans görmüyorum... gökçek belediyesi'nin "grafik tasarım harikası" bir amblem seçebileceğine inanmıyorum. gökçek belediyesi'nin tasarım ve planlama gerektiren herhangi bir alanda minimum yeterlilik gösteren bir işe imza atabileceğine de inanmıyorum. haklı olduğun nokta, asıl sorunun temelde ideoloji olması. bu noktada, daha önce söylediğim bir şeyi geri alabilirim aslında; gökçek armasını başarısız bulmuyorum. temsil ettiği ideolojiye bu derece güçlü bir görsel karşılık yaratabilmiş, on yıl boyunca sürekli rahatsızlık verebilmiş, kendisine asla alıştırmamış aksine gittikçe daha da göze batmayı bilmiş az sayıda amblem vardır.

Polka (09 Mayıs, 2007 13:23 Çarşamba)
Elifbbcim, yazıyı alıntıladığın yerde daha fazla bilgi olmadığının farkındayım, bu noktada esas üzerinde durdugum bu tür bir konuda yazilan yazinin yazarinin belli olmamasi.  :)

gandy, yeni seyler duymadikca bosa tartismis oluruz diyosun ama kah yazilar, kah yazilanlar tekrar tekrar ayni seyi söylüyor. Dikkat ettiysen bir süredir bu konuda yorum yazmiyordum ama beni "ayni seyleri" yazmaya iten de bu tekrardir.

masumiyet diyorsun ikidir. Masumiyetten bahsetmiyorum ki ben, o yüzden  soruna cevap veremem. Sen de biliyorsundur ki bir tasarim farkli seviyelerde algilanir ve degerlendirilir. Belki bunun egitimini verdigim içindir, bir grafik tasarimi degerlendirirken kriterlerden biri "hizmet ettigi" konuda ne oranda bir iletisim sagladigi ise, bir digeri temel tasarim prensipleri çerçevesinde (lekesel olarak, parçalarin birbiri ile iliskisi olarak) ne derece basarili/basarisiz oldugudur.

Bir amblemin simge haline dönüsmesi için oldukça uzun bir zaman geçmesi, iyice alisildik hale gelmesi ve çok kolay taninmasi gerek. Kentlerin kendi tarihlerini düsünücek olursan 12 yil o kadar da uzun bir süre degil.

kendi söyledigini kendin geri almissin: "yetersiz tasarim". Amblemin tasarimi amblemin amacina gayet uygun. Bu anlamda da yetersiz bir tasarim degil. :)

Benim  buradaki beklentim,  büyüksehir belediyesi ambleminin  degismesini saglamak için gösterilen bunca çaba içerisinde amblemin kendi içindeki çözümlemesi  ile ilgilenmeyi birakilmasi. Amblemin estetik açidan basarisiz bulunmasinin sebebi yansittigi ideolojidir. Buna konsantre olmak gerektigini düsünüyorum. Yoksa "amblem çok çirkin" demekten öteye geçilmiyor.

gandy.phoebus (09 Mayıs, 2007 13:54 Çarşamba)
masumiyetten kastım, en başta da belirttiğim "tasarımcının sosyal sorumluluğu ve konjonktüre ayak uydurmasının etik olup olmadığı" idi... çünkü bu benim 'tasarımı algılamak' için başvurduğum 'algı seviyelerinden' birisi; "ne için yapıyoruz?" tasarımın etik, sosyal, siyasal sorumluluklarını dışsallaştırmamamız, hizmet ettiği amaçlara nasıl katılımda bulunduğunu gözönünde bulundurmamız lazım. tasarımın güçlü bir yönetim aracı olduğunu unutmayıp, ona göre davranmamız lazım. "If you don't look at what any design is governing, then you're being governed by it." -Hilary Cottam.

tam yedi tane z (09 Mayıs, 2007 15:05 Çarşamba)
sanada offff o zaman elifbb :))
"bu başlığın başından beri politik bir tarafı olduğu" "belediye amblemi için doğru bir çıkış olmadığı durumunu düşünmüştüm" genel tavır politikse benimde politik olmam gerekmiyor, tasarım açısından düşüncemi belirtme özgürlüğüm var öyle değil mi, kötü bir görsel olduğunu düşünürek ama politikanında bunun üzerinde etkisi olduğunu gözardı etmeyerek(hacı misi, macroyla çekilen çiçek fotoları) ,genel olarak çevremizde de kötü işler var dedim.

Talihsiz beyanlara bir yenisi daha, tok satıçıyım ister al ister alma.

elifbb (09 Mayıs, 2007 16:24 Çarşamba)
meraba tam yedi z'cim :)

politik olma kısmını senin yoruma atfen yazmıştım, deli miyim niye zorliyim milleti haydi politik olun diye. başlığa dair bir bilgi kutusuydu, kimin politik durup kimin durmadığı derdi değil :)

düşünce özgürlüğüne veya söylediklerine "duur hayır sakın söyleme sus bakim" demek gibi bir bakış açım da olmadığı için yorumun geri kalanını üzerime almıyorum :)

alan yok satan yok, fikre karşı fikir var. bunalmaya gerek de yok, sakin :)

tam yedi tane z (09 Mayıs, 2007 16:44 Çarşamba)
 o cümlenin sonuna ikon koyacaktım ki bigu otomatik olarak gönder dedi pardon, yoksa sakinim en az Sakinhalim kadar elifbb dikkatimi çektide işine geleni alıyor gelmeyeni almıyorsun ("geri kalanını üzerime almıyorum :)
 ")  bak bu sefer ikonu unutmadım :)

gandy.phoebus (10 Nisan, 2008 15:58 Perşembe)
Ankara'nın amblemi Hitit Güneşi! Ankara 3'üncü İdare Mahkemesi, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi'nin ''Ankara'nın ambleminin değiştirilmesi'' kararını iptal etti. (...) Kararda şu ifadeler kullanıldı: "Tarihsel geçmişindeki Hitit, Frig, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı etkileriyle kültürel dokusu şekillenen Ankara günümüze yansıyan kent kimliğini ağırlıklı olarak ulusal kurtuluş savaşımız sırasında da yönetsel merkez olarak kullanılan TBMM'nin bulunduğu yer olmasından ve Ulu Önder Atatürk öncülüğünde yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti niteliğine kavuşmasından almaktadır. Başkent olduktan sonra hızlı bir sosyal, ekonomik, siyasal, askeri ve kültürel gelişime sahne olan Ankara'yı tanıtacak amblem kentin dönüşümünde temel etken olan, Cumhuriyet'in çağdaş uygarlığı temel alan felsefesi ve dayandığı değerlere işaret etme açısından da büyük önem taşımaktadır. Buna karşın uyuşmazlık konusu amblemden kullanılan görsel ögelerin ayrı ayrı ve bir bütün olarak kompozisyonu ile Ankara'nın kendine özgü karakteristiğini, tarihsel ve kültürel kimliğini yansıttığından söz edilemez."

zep (22 Nisan, 2008 18:28 Salı)

Penguen  17 Nisan 2008

17 Nisan 2008 - Penguen

(büyük hali için tıklayın)
yorumsuz :)

gandy.phoebus (22 Nisan, 2008 18:36 Salı)
hah! herkes bahsediyordu da görmek kısmet olmamıştı bu karikatürü! bu arada yukarıdaki eski tartışmalara göz attım da, siz de farkettiniz mi, kimi yorumlar biraz 'hafiflemiş' gibi geldi bana? gerçi ilginç bir biçimde kimileri de 'ağırlaşmış' sanki; veya "Kentine bu kadar düşkünsen de git orda ver mücadeleni başka ülkeden zor olur." zamanında dikkatimi çekmemiş olmalı...

elifbb (22 Nisan, 2008 18:48 Salı)
Melih'im Gökçek'im de mahkeme kararı sonrası şu güzide açıklamayı yaptı:
"Bakalım gerekçe önümüze gelsin temyiz edelim mi? etmeyelim mi? yeni bir amblem mi yapalım? onlara karar vereceğiz"

O kararını vere dursun, hepimize bu aşama için geçmiş olsun... :)

Nerede yaşıyor olursa olsun, hangi kentin adamı olursa olsun; Hitit Güneşi'nin ne demek olduğunu bilen, amblemin kullanılmasını destekleyen, fikrini olduğu gibi söylemekten çekinmeyenlere de bir Ankaralı olarak çok teşekkürler...

Yorum yapmak için
- sisteme kayıt olabilir,
- Bigu üyesi iseniz burdan giriş yapabilirsiniz.